Cumhuriyetin Temelleri Erzurum’da Atıldı

Türkiye Cumhuriyeti çok çetin bir mücadele ile kuruldu. Ancak temelleri çok sağlam atıldı. Bu nedenle günümüzde Cumhuriyetimizi yıkmak isteyenler bütün çabalarına, ele geçirdikleri bütün mevzilere rağmen Türkiye Cumhuriyetini yıkmayı başaramıyorlar.

 

Mustafa Kemal Paşa’nın, 19 Mayıs 1919 günü Samsun’dan başlattığı kutlu yolculuğunda ilk önemli kongreyi 23 Temmuz 1919 günü Erzurum’da topladı. Kongre denildiğimizde aklımıza büyük kalabalıklar gelmesin. 23 Temmuz günü Erzurum’da toplananların sayısı az ancak iradeleri güçlüydü. Erzurum Kongresinde Temsil Heyetine seçilenlerin sayısı ise  iki elin parmaklarından daha azdı.

 

Erzurum Kongresine katılanlar arasında yurdun kurtuluşu sonrasına ilişkin projesi olan yoktu. Ancak Mustafa Kemal Paşa’nın kafasında yakın gelecekteki kurtuluş planlarının ötesinde kurtuluş sonrası için de o gün için kimsenin hayal bile edemeyeceği tasarıları vardı.

 

Mustafa Kemal Paşa, kongre için Erzurum’a geldiğinde İstanbul’daki Harbiye Nezaretinden İstanbul’a geri dönmesi için kesin emir geliyor, O da bu emre karşılık çok sevdiği askerlik görevinden istifa ettiğini bildiriyordu. Artık elinde yetki de yoktu. Buna rağmen O, içinde bulunduğu güç durumu düşünmek yerine çok kişinin geleceğine hiç inanmadığı günlerin sonrasına ilişkin tasarılarını geliştiriyordu.

 

Paşa ile birlikte Anadolu’ya geçen Mazhar Müfit Bey (Kansu) tarih yazmaya başladıklarının bilinciyle bütün gelişmeleri günü gününe not ediyordu. 7 Temmuz gününü 8 Temmuza bağlayan gece yarısı Mustafa Kemal Paşa Mazhar Müfit Beye dönerek: “Şimdi sana söyleyeceklerimi not et, ama sen, ben ve Süreyya’dan başka kimse bilmeyecek!” der ve Paşanın söylediklerini aynen not alır.

Sonrasını Mazhar Müfit Kansu anılarında şöyle anlatmaktadır:
“7-8 Temmuz 1919, Erzurum, sabaha karşı…”
Paşa, devam eder:
“Bir: zaferden sonra hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır.
İki: padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır.
Üç: örtünmek kalkacaktır. Fes kaldırılacak, şapka giyilecektir.”

Mazhar Müfit Bey, “Elimdeki kalem düştü” der.
Paşa sorar:
“Niye durakladın?”
“Darılma ama paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var!”
“Bunu zaman gelince gösterir, sen yaz!”

Beşinci maddeye gelindiğinde gün ağarmak üzeredir., Mazhar Müfit Bey, yatmak için izin ister. Beşinci madde “Latin harfleri kabul edilecek” diye başlamaktadır.

Aradan yıllar geçer, Mustafa Kemal Paşa’nın o gece not ettirdiği maddelerin hemen hepsi gerçekleşir. Atatürk Çankaya sofralarından birkaçında bu olayı hatırlatır… Ancak Atatürk öyle bir olaydan sonra Mazhar Müfit Beye anımsatma yapar ki, gerisini Kansu şöyle anlatıyor:

“Şapka devrimini açıklamış olarak Kastamonu’dan dönüyordu, ben de eski Meclis binası önünde duruyor, kafileyi seyrediyordum, öyle bir şey gördüm ki gözlerime inanamadım, Atatürk’ün yanında oturan Diyanet İşleri Başkanı’nın da başında bir şapka vardı, ben bunu hayretle seyrederken, Atatürk, otomobili yavaşlattı, durdurdu, beni çağırdı:

-Azizim Mazhar Bey, notlarına bakıyor musun, kaçıncı maddedeyiz?”

 

Atatürk en yakınındakilerin bile “hayal” olarak değerlendirdiği Cumhuriyet devrimlerini daha yolun başı sayılan Erzurum Kongresi öncesi böyle planlamış ve adım adım gerçekleştirmişti.

 

Erzurum Kongresi kurtuluşa giden yolda kararlı bir başlangıç yanında çağdaş Cumhuriyetin temellerinin de atıldığı tarihsel bir köşe taşıdır. Erzurum Kongresindeki kararlılığı yok etmeden kimse Türkiye Cumhuriyetini yıkamaz.

 

Lütfü Kırayoğlu

 

17.07.2018

Top