Cuma Namazı Tatili: “Özgürlük Adına Özgürlüğü Katletmek”

Laik Cumhuriyete bir kurşun daha sıkıldı. 8 Ocak 2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2016/1 sayılı Başbakanlık genelgesine göre Cuma günleri çalışma saatleri Cuma Namazı saatlerine göre düzenlendi.

Başbakan dahil tüm milletvekillerinin uyacaklarına dair “namus ve şerefleri üzerine yemin etikleri Anayasanın 14. Maddesi kesin şekilde “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz” demektedir. Yine 24. Madde “Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz” dediği halde; kamu görevlilerinin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzeni din kurallarına dayandırılarak belirlenmiştir.

Demokrasi ve laiklik düşmanlarınca 26 yıl önce katledilen, Atatürkçü Düşünce Derneğinin Kurucu Başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy “din ve vicdan özgürlüğü” adına yapılan bu tür düzenlemeleri “tersine çevrilmiş bir özgürlük anlayışı” olarak değerlendirmekte ve “özgürlük adına özgürlüklerin katledilmesi” demektedir. Muammer Aksoy oy hesapları uğruna bu tür laiklik ihlallerine göz yummayı da “özgürlükler adına özgürlüklerin intiharı” olarak nitelendirmektedir.

Kurucumuz ve demokrasi şehidi Muammer Aksoy, Türban Dilekçesi olarak bilinen ünlü tezlerinde laiklik anlayışının belli-başlı üç büyük aşamadan geçtiğini belirtirken üçüncü aşamanın altını özellikle çizerek “DEVLET HUKUKUNUN VE KAMU HİZMETLERİNİ DÜZENLEYEN KURALLARIN DİNSEL YA DA DİNLE İLGİLİ KURALLAR OLMAKTAN ÇIKMASI” olgusuna dikkat çekmektedir.

Laik bir cumhuriyette, devleti yönetme iddiasındakilerin yurttaşları arasında her inançtan insanın olduğu ya da olabileceği olgusunu görmezden gelerek, sadece bir inanca mensup insanlara, ve üstelik İslam Dininde kadınlar için Cuma Namazı olmadığı kuralını görmezden gelerek, bir kısım erkek için çalışma düzenini ve hukukunu dini kurallara göre düzenlemesi açık bir Anayasa suçu oluşturmaktadır.

Namaz ibadetinin Dünyanın Güneş etrafındaki hareketi ile hesaplanması ve ülkenin en Doğusu ile en Batısı arasındaki zaman farkı dikkate alındığında çağdaşlık iddiasındaki bir ülkede çalışma düzeninin ne kadar aksayacağı ise ayrı bir konudur. 1 saat 16 dakikalık zaman farkına yaklaşık 1 saatlik namaz süresi de eklendiğinde ülkenin iki ucu arasındaki çalışma kopukluğu laiklik anlayışının ekonomik faaliyetleri de ne kadar mükemmel düzenlediği ortaya konmaktadır.

AKP iktidarı işbaşına geldiğinden bu yana, kamu çalışanları zaten Cuma günleri çalışma düzenini Cuma Namazı saatlerine uydurmakta ve hiçbir “babayiğit” bu duruma ses çıkaramamakta idi. Şimdi fiili durum bir Anayasa suçu ile “yasal” kılıfa uydurulmuştur.

AKP iktidarının Anayasa Mahkemesince de onaylanmış “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olma konumu laik Cumhuriyetin Diyanet işlerini de bir “fetva” kurumuna ve giderek Hilafet makamının Şeyhülislamlığına dönüştürmekte ve insan haklarını, kadın ve çocuk haklarını yok sayan iğrenç beyanların odağı haline dönüştürmektedir.

Türkiye Cumhuriyetinin yeni “Gazali’leri”, yeni “Ebussuud Efendileri” olmayacaktır.

Bu ve benzeri bütün Anayasa ihlallerinin hesabı mutlaka sorulacaktır.

Tüm Cumhuriyet Savcılarını göreve davet ediyoruz.

Atatürkçü Düşünce Derneği
Genel Merkezi

Top