ÇANAKKALE MUHAREBELERİ’NİN VE KOMUTA KADROSUNUN TÜRK KURTULUŞ SAVAŞINA ETKİLERİ

ÇANAKKALE MUHAREBELERİ’NİN VE KOMUTA KADROSUNUN TÜRK KURTULUŞ SAVAŞINA ETKİLERİ

Yrd. Doç. Dr. İsmet GÖRGÜLÜ

Başkent Üni. Öğretim Üyesi 

GİRİŞ

            Birinci Dünya Savaşı’nda Türk ordusunun çarpıştığı 11 cepheden biri olan Çanakkale Cephesi, süre itibariyle en kısası olmasına rağmen Türk’e etkileri, kazandırdıkları itibariyle en önemlisidir.

            19 Şubat 1915’te Boğaz girişinin bombalanmaya başlamasıyla cephe açılmış, 09 Ocak 1916’te son düşman birliğinin bölgeden tahliyesiyle sona ermiş ve 11 ay sürmüştür.

            Onbir aylık süre içersinde her iki taraf yaklaşık 500’er bin asker kullanmıştır. Türk ordusu kara harekatının başladığı 25 Nisan 1915’te 6 tümenle, 90 bin askerle muharebelere girmiş olmasına rağmen muharebeler sırasında 6 tümeni 19 tümene, 90 bin askeri yaklaşık 500 bine çıkarmak durumunda kalmıştır.

            Çanakkale’yi 500 bin civarında asker fiilen yaşamış, 500 bin aile de Çanakkale’de yaşananlardan, ruhundan, sosyolojik sonuçlarından doğrudan etkilenmiştir.

            Muharebelerin başlangıcında 1 ordu, 2 Kolordu, 6 Tümen olan Türk ordusu, muharebelerin devamında 2 Ordu, 16 kolordu (Gruplar dahil), 19 Tümen olmuştur. Bu süreçte, 2 Orduya 2 Ordu Komutanı, 16 Kolorduya 23 kolordu komutanı, 19 Tümene 39 Tümen Komutanı, 79 Alaya 135 Alay Komutanı komuta etmiştir. Dolayısıyla alay ve daha üst seviyede 199 komutan, daha alt kademelerdeki binlerce subay (Eylül 1915’te subay mevcudu 5287 + 1633 subay zayiatı = 6920 subay[1]) Çanakkale Zaferi’nin doğurduğu özgüvenden, kaynaşmadan etkilenmiş ve vatanı için vatanından başka her şeyini feda edebilme duyguları pekişmiştir.

SAVAŞ / MUHAREBE PSİKOLOJİSİ

            Savaş, milli bir amaç için yapılır. Savaşa katılanlar bu amacı gaye birliği haline getirirler. Oluşan gaye birliği, büyük bir kitleyi, tek bir bedene dönüştürür. Bu noktada tek birey kendini büyük bedenin bir uzvu olarak görür, kendini siler, her şey büyük beden içindir, büyük bedenin gerçekleştirme mücadelesi verdiği amaç içindir. Bunun için kendini feda bir görevdir.  Bu algılama ise bireyleri yoldaş yapar, kaynaşma, dayanışma sağlar. Bireyleri, “kendini kurtar”dan kurtarır, bencillikten “bizcilliğe”  benistanda yaşamaktan bizistanda yaşamaya taşır.

            Aynı savaşta yer almak, aynı cephede omuz omuza savaşmak, her seviyedeki asker için, mezara kadar devam eden bir dostluk, bağlılık yaratır. Bu bağ sonraki yıllarda birisinin Milli Mücadele gibi bir mücadele içine girmesi, diğerinin de onu yalnız bırakmamasını, yanında yer almasını doğurur, doğurmuştur.

            Muharebe, dövüşme ve konuşma sanatıdır. Konuşma; etkili emir vermeyi; doğru, yaşanılan ve yaşanılacak durumu aktaran rapor sunmayı ve ruh ve dimağlara hitap eden  hitabeti içerir. Dövüşme ise ölmeden öldürmek, ölmelerini önleyerek  öldürmelerini sağlamaktır.

            Muharebede, dövüşme ve konuşma sanatını ustalıkla uygulayana, dövüşenler güven ve saygı duyarlar, gönülden, ölümüne bağlanırlar. Bağlandıkları kişi/kişiler, ileride Milli Mücadele gibi bir mücadeleye atıldığında, bir bakıma muhakemesiz peşine takılırlar, takılmışlardır. “O kişi bu işi yapıyorsa, doğrusunu yapıyordur” derler, demişlerdir.

 

ZAFERİN SOSYOLOJİK SONUÇLARI VE KURTULUŞ SAVAŞINA ETKİLERİ

            Çanakkale Zaferi’nden bir yıl önce Türk ordusu, tarihinin en büyük hezimetini yaşar, savaşamaz, ordu dağılır ve elden çıkar. Balkan savaşı yerine daha çok “Balkan Faciası” denilen bu mağlubiyet sonucunda bir ay içersinde, bugünkü topraklarımızın 1/5’inden daha fazla toprak; 167 bin Km2, 33 vilayet, 158 ilçe, 6,5 milyon nüfus; bir başka ifadeyle Meriç Nehri’ne kadar Avrupa’daki toprakların tamamı ve Ege adaları kaybedilir. Bu facia, devlet kademelerinde, orduda ve  halkta şok etkisi yapar. Her yönüyle, bir bütün olarak dibe vurulmuştur. Dibe vurma, genelde uyanış sağlar, devlet edenleri, orduyu ve halkı kendine getirir. Bu hale neden ve nasıl gelindiğini sorgulatır; kurtulmak için çareler üretme yoluna sokar. Bizde de aynen böyle olmuştur. Uyanış başlamıştır.

            Balkan Faciasını kim yaşamış, kim yaşatmıştır? Ordu ! O halde orduyu islah edelim, orduyu savaşabilir duruma getirelim yolu tutulur. Ancak ikiyüz yıldır yaşadığımız mağlubiyetlerin, üçyüz yıldır sömürülmemizin sonucu, özgüven tamamen yitirilmiştir. Bunu biz kendimiz yapamayız denilir ve Almanya’dan Islah Heyeti getirilir. Ortak çalışma ile orduda yeni teşkilatlanma yapılır, savaşa dönük eğitim sistemi kurulur, işe yaramaz görülen subay ve generaller tasfiye edilir, komuta kadrosu gençleştirilir.  Bir yıl gibi kısa süre içersinde ordu toparlanır ve hemen arkasından Dünya Savaşına girilir. Bu süreçte, en büyük komutanından erine, herkesin kafasında Balkan Faciası gibi bir utancı tekrar yaşamamak, yaşamamak için ne gerekiyorsa yapmak vardır.

            Bu duygu ve fikir ortamı, doğal olarak Çanakkale’ye de yansır. Bunun çarpıcı bir örneği Mustafa Kemal’in, 1 Mayıs taarruzu için 30 Nisan günü verdiği emirde görülür:

            “…içimizde ve komuta ettiğimiz askerlerde Balkan utancının ikinci bir örneğini görmekten ise burada ölmeyi tercih etmeyenlerin bulunacağını kesinlikle kabul etmem, şayet böyleleri olduğunu hissediyorsanız derhal onları kendi ellerimizle kurşuna dizelim.[2]

            Balkan utancını tekrar yaşamamak bilincinin, Çanakkale’de ortak bir bilinç haline getirildiği ve geldiği yaşanılanlardan anlaşılmaktadır. Bu bilinç ise Çanakkale’de zaferin kazanılmasında önemli etkenlerden birisi olmuştur.

            Zafer kazanılınca, Balkan Faciası sonunda başlayan uyanış, dirilişe dönüşür. Türk olarak tekrar özgüvene kavuşulur,  “biz de yapabiliriz” durumuna girilir. Çünkü kazanılan zafer, sıradan değildir. O günlerin süper gücü durumunda olan, üzerinde güneş batmayan imparatorluk olarak tanınan İngiltere ile benzer durumdaki ortağı Fransa’ya karşı ve sömürgelerinden getirdikleri kuvvetlere karşı ve de dışarıdan yardım almaksızın kazanılmıştır.

            İşte Çanakkale’de kazanılan özgüven, Türk’e Kurtuluş Savaşı’na kalkışma cesaretini verir. Kurtuluş savaşı bir cürettir. Dünya savaşında savaşabilir insan varlığının, başta hayvan olmak üzere ekonomik varlığının yarısını yitirmiş; ordusu dağıtılmış, silah ve cephanesi elinden alınmış, 6 devletin işgaline uğramış, devleti işgalcilerin yanında yer almış, 8 yıl içinde peşpeşe 3 büyük savaş yaşamış ve savaştan bıkmış bir ulusun tekrar 6 devlete karşı savaşa kalkışması, tam anlamıyla bir cürettir. Bu cüret ise Çanakkale’de kazanılan özgüvenden doğmuştur.

            Çanakkale Muharebeleri; ümmetçiliği iflas ettirir, İslam birliği, Panislamizm fikrini çökertir, söndürür. Yerine Türk milliyetçiliği fikrini alevlendirir. Uygulanabilir ve gerçek olanın Türk milliyetçiliği olduğunu kanıtlar.

            Savaş başlayınca cihadı mukaddes ilan edilir, ancak bunun Osmanlı toprakları içinde dahi olumlu hiçbir etkisi görülmez. Türk unsurunun dışındaki Osmanlı tebaası olan diğer Müslüman unsurlara İngiliz altını ve vaatleri, Osmanlının ilan ettiği Cihat’tan daha sıcak gelir ve Osmanlı Türkünü arkadan vururlar. Çanakkale Muharebeleri sırasında daha acısı yaşanır. İngiliz ve Fransızlar sömürgeleri olan Müslüman ülkelerden, Hindistan’dan yani bugünkü Pakistan’dan, Fas, Tunus ve Mısır’dan, Senegal ve diğerlerinden önemli sayıda Müslüman asker getirirler ve bunları Türklere karşı savaştırırlar. Fransızlar iki tümen kullanırlar, tümenleri 2’şer tugaylı, tugayları 2’şer alaylıdır. Her tümende 2 tugaydan birisi sömürge tugayıdır ayrıca diğer tugayındaki 2 alaydan birisi de sömürge alayıdır. Yani toplam 8 alayından 6’sı sömürge alayıdır.[3] Fransızların ¾’ü sömürge askeridir. En çok da Fas’tan alırlar. Muharebeler süresince toplam 79bin asker kullandıklarına göre bunun yaklaşık 60 bini sömürge askeri, diğer bir ifadeyle Müslüman asker olmaktadır. İngilizlere gelince, bilinen sadece bir Hint Tugayı vardır. Bununda mevcudu 9.717’dir. ANZAK’ların 2 tümenini, Fransızların 2 tümenini ve İrlandalıların oluşturduğu 10. Tümeni düştüğümüzde geriye kalan 11 Tümenin verilen kuruluşlarına baktığımızda burada Fransızların şeffaflığı görülmemektedir. Kullandığı sömürge askerinin mevcudu anlaşılamamaktadır. Ama çok miktarda kullandığı bilinmektedir. Buna rağmen kayıtlara göre en az 70 bin Müslüman asker Türklere karşı savaştırılmıştır. Ayrıca Mehmetçikleri etkilemek için yüksek seslerle ezan ve Kuran-ı Kerim bile okutulmuştur.

            Bu durum bir gerçeğin görülmesini sağlar. O dönemde oldukça ağırlıklı bir görüş olan, hatta devletin politikası olan” İslam Birliği” düşüncesinin bir hayal olduğunu, ümmetçilik yerine milliyetçiliğin esas alınması gerektiğini gösterir. Bu sonuç ise Kurtuluş Savaşı’nın Türklük temeline dayandırılarak yapılmasına, sonrasında Türkiye Cumhuriyeti Devletinin milli politikasına yön verir. Milli kimliğe dayalı, milli ve üniter devlet kurulur.

            Ömer Seyfettin (1884 – 1920), 18 Mart 1914’te Tanin gazetesinde yayımlanan “Türklerin Milli Bayramı –Yenigün 22 Mart” başlıklı yazısında, 1900 lerin başında Türklerin ikinci defa Ergenekon durumuna düştüğünü, ikinci defa bir “Bozkurt” beklendiğini işler:

            Türklerin sadırlarında (sinelerinde) olan ‘Engenekon’ hatırasından ilham alan bugünün şairleri var. Son Balkan felaketleri (Balkan Savaşı) nihayet Bergos’tan(Lüleburgaz) Ergene’nin öbür tarafına kovuluşumuzu yad ederek milli ve şuurlu rübabını (sazını) çalan soydaşımız, Türklüğün bütün zafer ve azametlerini söyledikten sonra:

 

Yurt girince yad eline,

Ergenekon oldu yine!

Çıkmaz mı bir Börtücene (milli kahraman)

Nurlanmaz mı çerâğımız?( yolumuzu açmaz mı? Nurlandırmaz mı?)

diyor. Bugünkü Türklüğün perişan ve esir halini tıpkı ‘Ergenekon ‘a benzetiyor. Bir kurtarıcı, bir bozkurt, bir Börtücene temenni ediyor…”[4]

Demek ki 1910’lu yıllarda yaşayan kuşaklar, ülkenin içine düştüğü durumu Ergenekon’a benzetmişler ve bir bozkurt beklemişler. Şiir, tarihi ve şairi belirtilmemiş ama 1913 veya 1914 yılında yazılmış olmalıdır. Aynı yılları benzer duygu ve düşünceyle yaşayan bir diğer yazarımız da Yakup Kadri Karaosmanoğlu(1889-1974), 1946’da yayımlanan Atatürk isimli

eserinin başlangıcında;

 

“Bizim ilk gençlik yıllarımız bir milli kahramana hasretle geçti”[5] der.

Devamında, bekledikleri milli kahraman seçenekleri üzerinde analizler yapar, Tevfık Fikret, Enver Paşa gibi kişilere bağladıkları ümitleri açıklar. Sonrasını alıntılarla sürdürelim:

“Ama günün birinde, Çanakkale savunmasının yankıları kulaklarımıza gelmeye başlayınca her şey değişiverdi… Halk, sanki devletin bilmediği bir sırra ermiş gibi idi. Halk emin ve içi rahattı… Evet, halk bizim bilmediğimiz bir sırra ermişti; evet, ona gaipten bir şey malum olmuştu… Bir şeyler mırıldanıyor… Bağrından bir takım nidalar geliyor. ..(Halkın) ağzında Çanakkale Savaşı adeta bir… destan şeklini almaya başladı… (Halkın) hayalinde… bir genç kahramanın yalın endamı çizgilenmekte idi. Bu kahraman, bu genç kumandan-yine halkın söylediğine göre- yanında bir avuç süngülü askerle, yerden, gökten, denizden kopan sürekli bir gülle, kurşun ve şarapnel sağanağının ortasında durmadan ileriye doğru atılıyor ve kollarıyla kızgın boyunlarından yakalayıp denize yuvarlayacakmış gibi düşmanın sıra sıra topları üstüne saldırıyordu. Bu insan, ateşte yanmıyordu. Vücuduna kurşun işlemiyordu ve zırhlıların attığı gülleler başının üstünden munisleşmiş yırtıcı kuşlar gibi geçip gidiyordu.

Kimdi bu acayip adam? Nereden peydah olmuştu(ortaya çıkmıştı)?… Halk onun adını da
biliyordu; ‘Mustafa Kemal!’ diyordu. Bir paşa mı? Bir miralay (albay) mı? Kimi bir paşa,
kimi bir miralay olduğunu söylüyor. Zaten rütbesinin ne hükmü vardı? Böyle bir adama rütbe
ne ilave edebilirdi?

İşte, onun ismini, halkın arasında,  böyle bir efsane atmosferinin içinden,  ilk defa böyle işittimdi…

O, Türk ordusunun yüzelli, belki iki yüz seneden beri mahrum olduğu bir ‘zaferin’ gururunu ve Türk milletine bunun şevkini vermişti…[6]

Yakup Kadri, Ömer Seyfettin gibi, 1910’lu yıllarda hep bir milli kahraman bekledik diyor. Niçin beklemişler? Türk’ü İkinci Ergenekon’dan kurtarsın diye. İşte beklenen Börtücene, beklenen Bozkurt Çanakkale’de ortaya çıkıyor. Hem de bir masal kahramanı algılamasıyla. Ateşte yanmayan, kurşun işlemeyen bir kahraman, Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal. Çanakkale’de ortaya çıkan Bozkurt, 1919’dan itibaren, Türk’ü, ikinci Ergenekon’dan kurtaracaktır.Yakup Kadri bu görüşle; İstiklal Harbi yazılarını 1929 yılında iki cilt halinde yayımlarken, kitabına “Ergenekon” adını koymuştur.[7]

Şevket Süreyya da aynı tespiti ve aynı benzetmeyi yapmaktadır:

“Osmanlı cemiyetinin son devrinde Türk yurdu, bir Ergenekon ‘du ki, bu ülkede örs ve ateş

köşesinde unutulmuş uyuyor ve yol gösterici Börtücene ise henüz ufukta görünmüyordu…[8]     

 

Beklenen Börtücene ortaya çıkıp   ikinci   Ergenekon’dan   kurtuluşu sağladıktan sonra, efsanedeki kurt ile demir dağını eriterek delen demircinin, Börtücene’nin aynı kahramanın şahsında, Mustafa Kemal’de birleştiğini yazmaktadır.[9]

Atatürk’e bu nedenle Bozkurt denilmiştir. Türk ve Türkiye için bir Bozkurt’tur. Birinci Ergenekon’daki kurt gibi, Börtücene gibi Anadolu Türklüğü’nün hayatını kurtarmış ve soyunu sürdürecek vatan kazandırmıştır.

           Çanakkale Muharebeleri, o yıllarda hasretle beklenen milli kahramanı ortaya çıkarır Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal, Payitahtı kurtaran Mustafa Kemal.

           Mustafa Kemal, Çanakkale’de hakkıyla kazandığı ün ve prestij ile Milli Mücadele’ye atılınca, askerlikten istifa etmesine, hakkında tutuklama emri verilmesine, arkasından idam fermanı çıkartılmasına rağmen halk ve ordu O’nu bir lider olarak kabul etmiş, peşinden gitmiştir. Bu ortam ise Türk’ün kurtuluşunu sağlamış ve tarih sahnesinden silinmesini önlemiştir. Bunu sağlayan da Çanakkale Muharebeleri olmuştur.

ÇANAKKALE MUHAREBELERİ KOMUTA KADROSUNUN KURTULUŞ SAVAŞINA ETKİLERİ

           Kurtuluş Savaşı’na katılan komutanların büyük çoğunluğu ve önemli görevleri üstlenenler Çanakkale Muharebeleri’nde savaşanlardandır.

           Her şeyden önce Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı Çanakkale’den çıkmıştır. Genelkurmay Başkanı, 2nci Ordu Komutanı, Doğu Cephesi Komutanı, 2 Elcezire Cephesi Komutanı, Batı Anadolu’nun Kuvayi Milliye Umum Komutanı, 11 Kolordu Komutanı, 22 Tümen Komutanı 3 Tugay Komutanı olmak üzere 42 üst düzey komutan Çanakkale’den çıkmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın üst düzey komuta kadrosunu, bir bakıma Çanakkale Muharebeleri hazırlamıştır denebilir.

           Çanakkale Muharebeleri’ne Kolordu, Tümen ve Alay Komutanı ile karargah subayı olarak katılanlardan Kurtuluş Savaşı’na Tugay ve daha üst seviyede sadece “Komutan” olarak katılmış olanlar listelenmiş ve ek olarak ilişikte sunulmuştur.

           Çanakkale Muharebeleri Komuta kadrosunun Kurtuluş Savaşı’na etkisi sadece nicelik yönünden değildir. Nitelik yönünden daha büyük etkileri olmuştur.

           Çanakkale beklenen milli kahramanı ortaya çıkarır. Bu milli kahraman Anadolu’da işgaller üzerine başlamış olan bölgesel ve yerel direniş hareketlerini Milli Mücadele’ye dönüştürmek için öne çıkınca, pek çokları özellikle önemli kişiler, O’nun ordudan ayrılmış, makamı, rütbesi, yetkisi olmayan bir sıradan kişi olduğuna, hakkında tutuklama kararı bulunmasına aldırmaz. Yanında yer alır. Bu güven ve bağlılık ortamını doğuran Çanakkale’dir. Çanakkale’de Mustafa Kemal hakkında oluşan kanaattir. Bu toplumsal kanı, Kurtuluş Savaşı’na yol vermiştir.

           Askerlikte kıdem ve rütbe önemlidir ve belirleyicidir. Ancak Kurtuluş Savaşı’nın üst düzey komuta kadrosunun durumuna bakıldığında farklı bir tablo görülmektedir. Üç örnek verelim. Cevat Çobanlı, 1891 Harp okulu çıkışlıdır, Mustafa Kemal’den 11 yıl önce subay olmuştur. İstanbul’da Genelkurmay Başkanlığı ve Harbiye Nazırlığı yapmıştır. Ferik’tir (Tümgeneral). Yakup Şevki Sübaşı, 1896 Harp  Okulu çıkışlıdır, Mustafa Kemal’den 6 yıl kıdemlidir ve Mirliva’dır.  Fevzi Çakmak, 1896 Harp Okulu çıkışlıdır, İstanbul’da Genelkurmay Başkanlığı ve Harbiye Nazırlığı yapmıştır ve Feriktir. Böyle olmasına rağmen bu komutanlar ne kıdemlerinin ne de rütbelerinin ileriliğini hiç sorun etmeden kendilerinden kıdem ve rütbece küçük ve de ordudan ayrılmış Mustafa Kemal’in emrine girdiler. Bu yüce davranış Kurtuluş Savaşı’nın kadrosunu güçlendirdi. Bu davranışı doğuran da Çanakkale Muharebeleridir, Çanakkale’de Mustafa Kemal hakkında oluşan saygınlık ve güvendir.

           Askerlikte asker komutanından emir alır, komutanın üstündekilerden emir verildiğinde komutanına haber verir ve kanunlara uygun emri yerine getirir. Sivas Kongresi’nin toplandığı günlerde, kongre’yi basıp, dağıtmak amaçlı, Damat Ferit Hükümeti ile İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin ortaklaşa düzenledikleri, aynı zamanda insanımızı birbirine kırdırtmayı öngören “Ali Galip Olayı” düzenlenir. Elazığ Valisi Ali Galip, silahlı bir grupla Sivas’ı basacaktır. Sivas’ta bunları durduracak kuvvet yoktur. Durum tehlikelidir. Milli Mücadele’nin doğum sürecinde boğulması söz konusudur. Mustafa Kemal ise görevinden alınmış, ordudan ayrılmış, hiçbir yetkisi olmayan bir sivildir.Ayrıca olayın başında da devletin Elazığ valisi bulunmaktadır.Kongrenin selameti bakımından Olay’ın Sivas’a gelmeden sonlandırılması gerekmektedir. Bu işi de ancak asker yapabilecektir. İşte bu kritik durumda bazı subaylar, Mustafa Kemal’in isteğini emir kabul ederler, Ali Galip’in üzerine yürürler, kuvvetini kaçırırlar, dağıtırlar. Bunların başında daima saygı ve şükranla anılması gereken Elazığ’daki 15. Alay Komutanı Bnb. İlyas Bey gelmektedir. Atatürk, Nutuk’da bu olayı ayrıntılı şekilde anlatır. Bnb. İlyas’ın ve diğer 2-3 subayın hiçbir yetkisi olmayan ve hatta hakkında tutuklama kararı çıkartılmış eski bir askerin isteğini emir kabul etmelerini ve devletin valisinin üzerine yürümelerini neye bağlamak gerekir? Mustafa Kemal’in Çanakkale’de kazandığı haklı üne, kendisine duyulan saygı ve güvene. İşte bu güven duygusu, Sivas Kongresi’nin tamamlanmasını ve Kongre’dekilerin hayatta kalmasını sağlamış, Milli Mücadele’nin önünü açmıştır.

           İsmet İnönü, Anıları’nda, Mustafa Kemal’in Çanakkale’de yaptıklarından dolayı “dokunulmazlık” kazandığı tespitinde bulunur:

           …Çanakkale’de ilk günden itibaren üzerinde toplanmış şerefler ve ümitler, Atatürk’ü dokunulmaz hale getirmiştir.”[10]

           Bunun sadece iki örneğini aktaralım.

           Harbiye Nazırlığının, Mustafa Kemal’in tutuklanarak İstanbul’a gönderilmesine yönelik emrine, Kazım Karabekir 1 Ağustos 1919’da verdiği yanıtta:

           … Hal ve hareketlerinde vatani ve milli menfaatlere aykırı bir şey olmayan bir zatın tutuklanmasına bir kanuni sebep olmayacağını ve yukarıda arz ettiğim durum dolayısıyla halk ve ordu nazarında da iyi bir hareket olarak telakki edilmeyeceği cihetle Mustafa Kemal Paşa’nın tutuklanmasına hal ve vaziyetin asla müsait olmadığını arz eylerim”.[11]

           Damat Ferit Hükümeti, Mustafa Kemal’i Erzurum’da tutuklattıramayınca, bu kez Sivas Valisine yüklenir,  peş peşe emir gönderir. Vali Reşit Paşa 20 Ağustos 1919’da, Dahiliye Nazırı’na verdiği yanıtta şöyle der:

           …Mustafa Kemal ve Rauf Beylerin yakalanmaları ve Kongre’nin (Sivas) açılışını men için girişimlerde bulunmanın imkansız derecede müşkül ve zamansız olduğuna inanıyorum.”[12]

           Reşit Paşa’nın 10 Eylül 1919’da, Sivas Kongresi’nin devam ettiği günlerde verdiği yanıt ise çok daha durumu açıklayıcı, Mustafa Kemal’in dokunulmazlığını kabul edici  niteliktedir:

           … Verdiğiniz emir, Ali Galip Bey’in üzerine aldığı vazife doğrusu şaşkınlık ve hayretime sebep oldu… Maksadınız Mustafa Kemal Paşa’yı… tutmak ve Kongreyi dağıtmak ise, buna imkan olmadığını evvelce arz etmiştim”.[13]

 

İngilizlerin, Mondros Ateşkesi’nden sonra İstanbul’da ilk yaptıkları iş; Mondros maddelerinin uygulanmasına direnenleri, Dünya Savaşı’nda yaşadıklarından dolayı hesaplaşmak istediklerini ve yapacaklarına karşı direnme potansiyeli olanları, halkın direnişe geçmesine önayak olabilecekleri tutuklamak, Bekirağa Bölüğüne hapsetmek ve arkasından Malta’ya sürmek olmuştu. Pek çok asker, sivil devlet adamı ve ileri gelen kişiler, bu haksız muameleye maruz kalmıştı. Ancak Mustafa Kemal tutuklanmamıştı. Acaba neden? Mustafa Kemal tutuklananların genel özelliklerini taşımıyor muydu? Taşıyordu. Sadece İttihatçılarla birlikte görülmüyordu. Fakat Çanakkale’de İngiliz planlarını alt üst eden, yenilgilerine sebep olan komutandı.Sina-Filistin-Suriye cephesinde İngilizleri Halep kuzeyinde durduran, daha kuzeye ilerlemelerini önleyen komutandı. Mondros’tan sonra ise İngilizlerin İskenderun’a çıkmalarına, hükümetin emrine rağmen direnen komutandı. Oysa Mustafa Kemal’in yaptıklarının onda birini yapmış olan komutanlar tutuklanmıştı. Yakup Şevki Sübaşı, Ali İhsan Sabis, Mürsel Bakü gibi.

Bu durumda Mustafa Kemal’in tutuklanmamasını neye bağlamak gerekir? Akla en yatkın yaklaşım, Çanakkale’de kazandığı dokunulmazlık, halk ve ordu katında kendisine duyulan saygı, güven ve Çanakkale’den milli kahraman olarak çıkışıdır. Böyle bir kişinin tutuklanmasının doğuracağı büyük tepkidir. Çünkü İngilizler Anafartalar Kahramanı’nı liste dışında tutmamışlar, kara listelerine almışlar, hem de 28 Şubat 1919’da.[14] Fakat İstanbul’daki İngiliz yetkilisi General Miln, listelerde yer almasına rağmen Mustafa Kemal’i tutuklatmamış, tutuklatamamıştır.     

           Mustafa Kemal’in Çanakkale’de kazandığı bu dokunulmazlık, Kurtuluş Savaşı’nın yapılmasını, Kurtuluş Savaşı’da Anadolu Türklüğünün tarihten silinmesini önlemiş ve yaşayacak bir vatan kazandırmıştır.

Mustafa Kemal, Milli Mücadele’ye iki şeye dayanarak atıldığını belirtir:

“ Ben 1919 senesinde Samsun’a çıktığım gün elimde, maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran, yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım.”[15]

Mustafa Kemal’in Türk milletine güveni, “bu millet bu mücadeleyi yapar” kanısına ulaşması, büyük ölçüde Çanakkale Muharebeleri’nde perçinlenmiştir. Türk insanının vatanı için vatanından başka her şeyini feda edebildiğini, canını muhakemesiz verebildiğini Çanakkale’de yaşayarak görmüştür. Ayrıca kendisini Çanakkale’de kanıtlamış, nelere muktedir olduğunu bu savaş alanında görmüş ve göstermiştir. Bu da kendisine olan güvenini pekiştirmiştir. İşte bu iki güven duygusu ve ortamı, Çanakkale’de doğmuş, Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’na atılmasını ve dolayısıyla Savaş’ın yapılmasını sağlamıştır.   

 

SONUÇ

           Türk ulusu milli varlığının kurtarılmasını Mustafa Kemal’e, Mustafa Kemal’i kazanmasını da Çanakkale Muharebelerine borçludur.

           Kurtuluş Savaşı, Çanakkale Muharebeleri sayesinde yapılmış ve kazanılmıştır.

EK

ÇANAKKALE  MUHAREBELERİNE KATILAN KOLORDU, TÜMEN, ALAY KOMUTANLARINDAN VE KARARGAH SUBAYLARINDAN KURTULUŞ SAVAŞINA TUGAY VE DAHA ÜST SEVİYEDE KOMUTAN OLARAK KATILANLAR(*)

KOLORDU VE GRUP KOMUTANLARI

ÇANAKKALE’DE                                                            KURTULUŞ SAVAŞI’NDA

1. Alb. Mustafa Kemal (ATATÜRK) Anafartalar Gr. K.

BAŞKOMUTAN

2. Tuğg. Fevzi (ÇAKMAK) 5. Kor. K,,Anafartalar Gr.K.

Genel Kurmay Başkanı

3. Tümg. Cevat (ÇOBANLI) Müst. Mvk. K., 14. Kor. K.

Elcezire Cephesi Komutanı

4. Alb. Yakup Şevki (SUBAŞI) Sağ Kanat Blg. K.

2 nci Ordu Komutanı

NOT

Çanakkale Muharebelerine 16 Kolordu ve Kolordu seviyesinde grup, birlik katılmış, bunların 23 Komutanı olmuştur. Ancak bazı komutanlar birden fazla birliğe komutanlık yaptığı için kişi olarak komutan sayısı 16’dır. 16’nın 4’ü Alman, birisi de Dünya Savaşı Kafkas Cephesine şehittir. (Çolak Faik Paşa). Kalan 11 komutandan Kurtuluş Savaşı’na katılan 4’dür.

 

Diğer Kolordu Ve Grup Komutanları

1. Korg. Esat Paşa (BÜLKAT)                                3. Kor. K. , Kuzey Gr. K.

2. Alb. Von Zodenstern                                           Güney Blg. K.

3. Tümg. Weber Paşa                                             15. Kor. K., Güney Gr. K.

4. Tuğg. Çolak Faik Paşa                                        2. Kor. K.

5. Tuğg. Mehmet Ali Paşa                                      1. Kor. K. , 15. Kor. K.

6. Tuğg. Vehip Paşa (2. Or. K.)                              Güney Gr. K.

7. Tuğg. Trommer Paşa                                         14. Kor. K.

8. Alb. Ahmet Feyzi                                             15. Kor. K., Saros Gr. K., Anafartalar Gr.K.

9. Alb. Rıfat                                                          Sol Kanat  Blg. K.

10. Alb. Kannengiesser                                          16. Kor. K.

11. Alb. Ali Rıza (SEDES)                                    15. Kor. K.

12. Tuğg. Hilmi Paşa                                             6. Kor. K.

* Bu listeler aşağıdaki kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

– İsmet Görgülü, On yıllık Harbin Kadrosu, TTK. 1993.

– İsmet Görgülü, Türk Harp Tarihi Derslerinde Adı. Geçen Komutanlar, Harp Akademileri Yayını, 1983.

– Türk İstiklal Harbine Katılan Tümen ve Daha Üst Kademelerdeki Komutanların Biyografileri, Gn.Kur. Basımevi,  1989.

TÜMEN KOMUTANLARI

ÇANAKKALE’DE                                                            KURTULUŞ SAVAŞI’NDA

1. Alb. Mustafa Kemal  19. Tüm. K.

BAŞKOMUTAN

2.Yb. Kazım Karabekir 14. Tüm.  K.

Doğu Cephesi Komutanı

3. Yb. Selahaddin Adil 12. Tüm. K., 13. Tüm. K.

Kolordu K. (2. Grup K.)

4. Yb. Cafer Tayyar (EĞİLMEZ) 1. Tüm. K.

Kolordu K. (1. Kor.)

5. Yb. Çolak H. Selahattin  10. Tüm. K.

Kolordu K.   (3 Kor.)

6. Yb. Ali Fuat (CEBESOY)  25. Tüm. K.

Kolordu K.   (20 Kor.)

7. Yb. Cemil (CONK)    4. Tüm. K.

Tümen K.       (11. Tüm)

8. Alb. Rüştü (SAKARYA)  16. Tüm. K.

Tümen K.       (61. Tüm)

9. Alb. Nazif (KAYACIK) 6. Tüm. K.

Tümen K. (3. Kafkas Tüm.)

10. Yb. Mehmet Şefik (AKER) 19. Tüm. K.

Tümen K. (57. Tüm.)

11. Yb. Abdülrezzak   11. Tüm. K.

Tümen K.  (11. Tüm.)

12. Yb. Nuri (CONKER)  8. Tüm. K.

Tümen K. (41. Tüm.)

 

NOT

           Çanakkale Muharebelerine 19 tümen katılmış, bunların 39 komutanı olmuştur. Bazı komutanlar birden fazla tümene komutanlık yapmış olduğu için kişi olarak komutan sayısı 31’dir. 31’in 5’ Almandır, geriye kalan 26’dan  bilinen 2’si emeklidir (9. Tüm. K. Halil Sami, 8. Tüm K. Ali Rıza Sedes), 24 tümen komutanından Kurtuluş Savaşı’na “Komutan” olarak katılanların sayısı 12 olmaktadır. Ancak diğer görevlerle; gizli gruplarda, asker alma dairelerinde gibi; katılanlar da vardır.

Diğer Tümen Komutanları

1. Alb. Halil Sami

9. Tümen K.

2. Alb. Remzi (ALÇITEPE)

7. Tüm. K.

3. Alb. Mehmet Şükrü (SAGUN)

15. Tüm. K.

4. Bnb. Şükrü

11. Tüm. K.

5. Yb. Hasan Askeri

2. Tüm. K.  

6. Albay Halil

7. Tüm. K.  

7. Yb. Süleyman Şakir (ORBAY)

6. Tüm. K.

8. Alb. Nicolai

3. Tüm. K.

9. Alb. Hasan Basri (SOMEL)

5. Tüm. K.

10. Alb. Ali Rıza (SEDES)

8. Tüm. K.

11. Alboy Hovik

13. Tüm. K. , 12. Tüm. K.

12. Yb. Mustafa

15. Tüm. K.

13. Yb. Hasan Basri

15. Tüm. K.

14. Alb. Kannengiesser

9. Tüm. K.

15. Yb. Pötrih

9. Tüm. K.

16. Yb. Wilmer

5. Tüm. K.

17. Yb. Sabri

9. Tüm. K.

18. Alb. Ali Remzi

24. Tüm. K.

19. Yb. Esat

26. Tüm. K.

ALAY KOMUTANLARI

ÇANAKKALE’DE                                                KURTULUŞ SAVAŞI’NDA

1.Yb. H. Nurettin (ÖZSU)  39. A.K.

Tümen K.       (17. Tüm.)

2. Bnb. Veysel (ÖZGÜR) 15. A. K.

Tümen K.       (7. Tüm.)

3. Yb. Münip (ÖZSOY)  36.A. K.

Tümen K.       (61. Tüm.)

4. Bnb. Ahmet Zeki (SOYDEMİR) 21. A. K.

Tümen K.       (2. Sv. Tüm.)

5. Bnb. Ahmet Fuat (BULCA) 23. A. K.

Tümen K.       (11. Tüm.)

6. Yb. Muhittin (KURTİŞ) 22. A.K.

Kolordu K.     (1. Kor. )

7. Bnb. Sami Sabit (KARAMAN) 13. Sv. A.K.

Tümen K.       (6. Sv.  Tüm.)

8. Yb. Kazım (SEVÜKTEKİN) 4. A. K.

Tümen K.  (8. Tüm.)

9. Bnb. Nuri (CONKER)  24. A. K.

Tümen K.  (41. Tüm.)

10. Yb. Abdülrezzak  125. A. K.

Tümen K.  (41. Tüm.

11. Yb. Cemil (CONK)  36. A. K.

Tümen K.  (11. Tüm.)

12. Yb. Şefik (AKER)   27. A. K.

Tümen K.  (57. Tüm.)

13. Yb. Nazif  (KAYACIK)  5. A. K.

Tümen K. (3. Kafkas Tüm.)

14. Bnb. Ahmet Nuri (DİRİKER) 42.A.K.

Tugay K. (8.Tüm.)

NOT:

Çanakkale Muharebelerine 57’si piyade, 3’ü süvari, 19’u topçu olmak üzere toplam 79 alay ile 135 alay komutanı katılır. 135 alay komutanından 14’ü Çanakkale’de şehit olur. Geri kalan 121’in 3’ü Alman’dır. 118’in  14’ü Kurtuluş Savaşı’naTümen ve Kolordu Komutanı olarak katılır. Ancak Alay Komutanı olarak ve diğer görevlerle katılanlar da mevcuttur.

Şehit  Alay Komutanları

1. Yb. Ahmet Şevki                    33. A.K. (11. Tüm.)

27 Nisan 1915

2. Yb. Refik                                45. A.K. (15. Tüm.)

6 Haziran 1915

3. Yb. Hasan                               17. A.K. (6.Tüm.)

11 Temmuz 1915

4. Bnb. Hüseyin                          17. A.K.(6. Tüm.)

12 Temmuz 1915

5. Bnb. Tevfik                            47. A.K. (16. Tüm.)

6/7 Ağustos 1915

6. Yb. İbrahim Şükrü                 15. A.K.  (5. Tüm.)

6/7 Ağustos 1915

7. Yb. Nail (Kısıklılı)                 25. A.K. (9. Tüm.)

8 Ağustos 1915

8. Bnb. İsmail Hakkı (OKTÜRK)14. A.K. (5. Tüm.)

10 Ağustos 1915

9. Yb. Recai                                23. A.K. (8. Tüm.)

10 Ağustos 1915

10. Yb. Halit                               20. A.K. (7. Tüm.)

11 Ağustos 1915

11. Yb. Yusuf Ziya                     21. A.K. (7. Tüm.)

11 Ağustos 1915

12. Yb. Avni (ARIBURNU)       57. A.K. (19. Tüm.)

13 Ağustos 1915

13. Yb. Hakkı                              16. A.K. (6. Tüm.)

23 Ağustos 1915

14. Yb. Fuat                                 41. A.K.  (.Tüm.)

13 Eylül 1915

 

Diğer Piyade ve Süvari Alay Komutanları

1.Yb. İrfan                                     25. A.K.

(9. Tüm.)

2. Yb. Hafız Kadri                        26. A. K.

(9. Tüm.)

3. Yb. Alman Sabri                       19. A.K.

(7. Tüm.)

4. Yb. Halil                                   21. A.K.

(7. Tüm.)

5. Yb. Mahmut                             56. A.K.

(15. Tüm.)

6. Yb. İsmail                                 45. A.K.

(15. Tüm.)

7. Yb. Mahmut                             46. A.K.

(15. Tüm.)

8. Yb. Hasan Lütfü (AKDENİZ)  127. A.K.

(11. Tüm.)

9. Bnb. Kazım                             38. A.K.

(15. Tüm.)

10. Yb. Nazif                                 4. A.K.

(11. Tüm.)

11. Bnb. Mehmet Ali                     25. A.K.

(9. Tüm.)

12. Yb. Mehmet Ali                      34. A.K.

(12. Tüm.)

13. Yb. İbrahim                            22. A.K.

(12. Tüm.)

14. Yb. Mustafa Şevki                 126. A.K.

(11. Tüm.)

15. Yb. Nurettin                           21. A.K.

(7. Tüm.)

16. Bnb. Memduh                        1. A.K.

(2. Tüm.)

17. Bnb. Rıfat                              6. A.K.

(2. Tüm.)

18. Bnb. Yümnü (EĞİLMEZ)     34. A.K.

(12. Tüm.)

19. Yb. Sabri                               33. A.K. 

(11. Tüm.)

20. Yb. Hakkı                             16. A.K.

(6. Tüm.)

21. Yb. Vasıf                              70. A.K.

(1. Tüm.)

22. Yb. İsmail Hakkı                   31. A.K.

(3. Tüm.)

23. Yb. Hasan Basri                    32. A.K.

(3. Tüm.)

24. Yb. Ali Rıza                          13. A.K.

(5. Tüm.)

25. Yb. İrfan                               19. A.K.  

(7. Tüm.)

26. Yb. Kemalettin                     10. A.K.

(4. Tüm.)

27. Bnb. Mehmet Emin               11. A.K.

(4. Tüm.)

28. Yb. Servet                             12 A.K.

(4. Tüm.)

29. Bnb.  Ahmet Nuri (DİRİKER)   42. A.K.

(14. Tüm.)

30. Yb. Cemalettin                     46. A.K.

(13. Tüm.)

31. Bnb. Zekeriya                      60. A.K.

(13. Tüm.)

32. Yb. Kazım                           38. A.K.

(15. Tüm.)

33. Yb. İsmail Hakkı                45. A.K.

(15. Tüm.)

34. Bnb. Rıfat                           56. A.K.

(15. Tüm.)

35. Bnb. Arif                            75. A.K.

(15. Tüm.)

36. Bnb. Mehmeh Münir          72. A.K.

(19. Tüm.)

37. Yb. Saip                              77. A.K.

(19. Tüm.)

38. Bnb. Rüştü                         33. A.K.

(19. Tüm.)

39. Bnb. Servet (YURDATAPAN) 64. A.K.

(19. Tüm.)

40. Yb. Ali Rıfat                       14. A.K.

(19. Tüm.)

41. Yb. Ali Rıza                        13. A.K.

(19. Tüm.)

42. Yb. Talat                             1. A.K.

(2. Tüm.)

43. Bnb. Hüseyin İlhami          48. A.K.

(16. Tüm.)

44. Bnb. Halis  (ATAKSOR)      27. A.K.

(19. Tüm.)

45. Yb. Hamdi                         4. Sv. A.K.

(Süvari Tug.)

46. Yb. Kemalettin                  10. A.K.

(4. Tüm.)

47. Bnb. Mehmet Emin            11. A.K.

(4. Tüm.)

48. Bnb. Bayatlı Arif                 12. A.K.

(8. Tüm.)

49. Bnb. Hunker  (Alman)          28.  A.K.

(8. Tüm.)

50. Yb. Sabri                              33. A.K.

(11. Tüm.)

51. Yb. İrfan                               19. A.K.

(7. Tüm.)

52. Yb. Ali Abbas                       35. A.K.

(12. Tüm.)

53. Bnb. Reşit                             14. A.K.

(4. Tüm.)

54. Yb. H. Nurettin (Özsu)         17. A.K.

(6.  Tüm.)

55. Yb. Ali                                  20. A.K.

(7. Tüm.)

56. Yb. Mustafa Şevki               126. A.K.

(9. Tüm.)

57. Yb. Esat                               11. Sv. A.K.

Süvari Tug.

58. Yb. Abdülkadir                    18. A.K.

(19. Tüm.)

59. Bnb. Murat                          57. A.K.

(19. Tüm.)

60. Bnb. Fehmi (TINAZ)          13. A.K.

(11. Tüm.)

61. Yb. Şükrü                            26. A.K.

(9. Tüm.)

62. Yb. Hasan Lütfü                 127. A.K.

(5. Tüm.)

63. Bnb. Mehmet Emin (YAZGAN)  16. A.K.

(6. Tüm.)

64. Bnb. Galip (TÜRKER)       24. A.K.

(8. Tüm.)

65. Bnb. Avni                            7.Sv.A.K.

((Süvari Tugayı)

66….72   24. ve 26. Tümenlerin 6 alay komutanı

Topçu Komutanları

1.Alb. Küçük Talat                2. Ağır Top. Tug. K.

Müst. Mvk.)

2. Yb. Ömer Zeki                  3. Ağır Top. A.K.

(Müst. Mvk.)

3. Bnb.  Kemal                      4. Ağır Top. A.K.

(Müst. Mvk.)

4. Yb. Werle (Alman)            Erenköy Topçu K.

(Müst. Mvk.)

5. Yb. Mehmet Ali                9. Topçu A.K.

(9. Tüm.)

6. Yb. Salih Ulvi                   7. Topçu A.K.

(7. Tüm.)

7. Bnb. Emin                        11. Topçu A.K.

(11. Tüm.)

8. Bnb. Ali Kemal                    Topçu A.K.

(6. Tüm.)

9. Yb. Rıza                               Topçu A.K.

(5. Tüm.)

10. Yb. Asım                            Sağ Kanat Topçu K.

(Güney Grubu)

11. Yb. Adil                             Sol Kanat Topçu K.

(Güney Grubu)

12. Bnb. Halil Kemal               39. Top. A.K.

(19. Tüm.)

13. Bnb. Ali Galip                   Arıburnu Topçu K.

(19. Tüm.)

14. Yb. İzzet                           2. Top.  A.K.

(9. Tüm.)

15. Bnb. A. Azmi (HAVUNDAK)  Topçu Gr. K.

(4. Tüm.)

16. Bnb. Saffet                        Topçu  A.K.

(8. Tüm.)

17. Yb. Binhold (Alman)       3. Topçu A.K.

(3. Tüm.)

18…27.  Geri Kalan 9 tümenin 9 topçu Alay Komutanları

 

KARARGAH SUBAYLARI

ÇANAKKALE’DE                                                              KURTULUŞ SAVAŞI’NDA

1.Bnb. Osman Zati (Koral)                 Müst.  Mvk. Kh.

Tümen K.       (1. Sv. Tüm)

2. Yb. Kazım (İnanç)                          5. Or. Kur. Bşk.

Kor. K.  (6. Kor)

3. Yzb. Mümtaz (Aktay)                    5. Or. Hrk. Ş. Md.

Tug.  K.      (41. Tüm.)

4. Yb. Fahrettin (Altay)                     3. Kor. Kur. Bşk.

Kor. K. (5. Sv. Kor.)

5. Bnb. Hulusi (CONK)                     9. Tüm. Kur. Bşk.

Tümen K.       (18. Tüm.)

6. Bnb. Şükrü Naili (GÖKBERK)     7. Tüm. Kur. Bşk.

Kor. K.  (3. Kor )

7. Bnb. Aladdin (KOVAL)                4. Tüm. Kur. Bşk.

Tüm. K.  (41. Tüm)

8. Alb. Nihat (ANILMIŞ)                 Güney Gr. Kur. Bşk.

Elcezire Cephesi K.

9. Yzb. Salih (OMURTAK)             Güney Gr. Kur.

Tüm. K. (61. Tüm.)

10. Yzb. Naci (TINAZ)                    13. Tüm. Kur. Bşk.

Tüm. K. (15. Tüm.)

11. Bnb. H. Hüsnü Emir (ERKİLET) 5. Kor. Kur. Bşk.

Tüm. K. (7. Tüm.)

12. Bnb. İzzettin (ÇALIŞLAR)         19. Tüm. Kur. Bşk.

Kor. K. (1. Kor)

13. Bnb. Mehmet Arif (Ayıcı)           5. Tüm. Kur. Bşk.

Kor. K.  (3. Grup)

14. Yzb. Mehmet Nazım                  16. Tüm. Kur. Bşk.

Tüm. K.  (4. Tüm.)

15. Bnb. Çolak Kemalettin Sami   Kuzey Gr. Hrk. Ş. Md.

Kor. K. (4. Kor.)

16. Yzb. Kenan (DALBAŞAR)      Sv. Tug. Kur. Bşk.

Tüm. K. (5. Tüm.)

17. Bnb. A. Nafiz (GÜRMAN)       26. Tüm. Kur. Bşk.

Tüm. K.  (1. Tüm.)

Not:

           Çanakkale Muherebelerine karargah subayı olarak katılmış olanlardan 17’si Kurtuluş Savaşına Tug., Tüm., Kor. Ve Cephe Komutanı olarak katılmıştır. Bunlardan 1’i Tug., 9’u Tümen, 6’sı Kolordu, 1’i de Cephe Komutanlığı yapmıştır. Alay ve Tabur Komutanı olarak katılanlar ile diğer başka görevler üstlenmiş olarak katılmış olanlar bu listeye dahil değildir.


[1] Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi V.nci cilt 3.ncü kitap Çanakkale Cephesi Harekatı, Gnkur. Basımevi, Ankara-1980, Çizelge 3 ve 4.                                                         

[2] Mustafa Kemal, Arıburnu Muharebeleri Raporu, Yay-Haz.Uluğ İğdemir, TTK., 1968, s.70

[3] Çanakkale Cephesi Vnci cilt 3ncü kitap, Kuruluş ekleri 2, 9, 10.

[4] Ömer Seyfettin, Bütün Eserleri-16, Türklük üzerine Yazılar, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1993, s.97 vd.

[5] Yakup Kadri Karaosmanoğlu, ATATÜRK, Birikim yayınları, 1981, s.17

[6] KARAOSMANOGLU, a.g.e., s.27-29

[7] Mustafa Kemal’in gerçekleştirdiği mücadeleyi, daha zafere ulaşmadan Ergenekon’a benzetenlerden birisi de Kütahya milletvekili Mehmet Besim’dir. 23 Mart 1921’de Hâkimiyet-i Milliye’de yayımlanan “Ergenekon-Nevruz” başlıklı yazısının sonunda şöyle der: “…Bu Ergenekon hadisesinden çıkacak mühim netice, bizim bugünkü milli mücadelemizle olan benzerliğidir. Dokuz kişiden türeyerek düşmanlarından intikam alan Türk soyu, bugün de kendi varlığına kastedenlere karşı silahlanmış ve yarın muvaffakiyetini temin edeceğine ve milletin gayretiyle kara günlerden kurtulacağına eminim…” Bkz. Hâkimiyet-i Milliye, “Ergenekon-nevruz”, 23 Mart 1921: Devrin Yazarlarının Kalemiyle Milli Mücadele ve Gazi Mustafa Kemal-I,Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara,1981,s.519.

[8] Şevket Süreyya Aydemir, “Ergenekon Efsanesi”,Kadro Dergisi, Ocak 1933, Sayı 13, s.8

[9] Şevket Süreyya Aydemir, a.g.m., s.9

[10] İsmet İnönü, Hatıralar, 1. Kitap, Bilgi Yayınevi, 1985,  s.149.

[11] Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz, Türkiye Yayınevi,  1969,  s.97.

[12] Reşit Paşa, Reşit Paşa’nın Hatıraları, Yayınlayan Cevdet R. Yularkıran, Ahmet Halit Kitapevi,  1939,  s.97.

[13] a.g.e.   s. 142; Kemal Atarürk, Nutuk,  C.III. Vesikalar, Milli Eğitim Basımevi, 1970, s.965, 966

[14] Bilal N. Şimşir, Atatürk Dönemi-İncelemeler-,Atatürk Araştırma Merkezi, 2006, s.7.

[15] Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk’ten Hatıralar, TTK., 1950, s. 112.

Top