Bugün 1 Mayıs

1 Mayıs, işçinin, emekçinin bayramı. İşçi sınıfının birlik-mücadele ve dayanışma günüdür.

Bu bayram, bütün dünyada kutlanıyor. Şu anda yüz milyonlarca emekçi sömürüsüz, baskısız ve savaşsız bir dünya özlemini haykırıyor.

  1. yüzyıl, işçi sınıfına büyük kazanımlar sağladı. Çalışanların eko­nomik hakları güvencelere bağlandı. Türkiye’de işçi sınıfına 1961 Anayasası ile getirilen hak ve özgürlüklerle, bu hak ve öz­gürlükleri güvenceye bağlayan yasalar, 12 Eylül generallerince, zorla, ellerden alındı.

12 Eylül 1980 darbesi öncesi Türkiye nüfusu 44 milyondu, aktif sendikalı işçi sayısı 2 milyon 400 bin civarındaydı. Bugün aktif sendikalı sayısı 734 bin civarındadır.

Bu durum Türkiye’de örgütlenme özgürlüğünün nereden nereye geldiğini ortaya koymaktadır. 12 Eylül toplumsal muhalefeti ve başta emekçilerin örgütlenme özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlükleri yok etti. Türkiye’nin yaşadığı bu etkilerin sonuçlarını ve devamını günümüzde de yaşamaktayız. 12 Eylül hâlâ güncelliğini koruyor.

Türkiye’de ilk sendikal eylemler:

1871’de İstanbul’da “Ame­leperver Cemiyeti-”nin kuruluşunu sendikal eylem­lerin başlangıcı sayarlar. “Ameleperver Cemiyeti”nin kuruluşunu, 1889’da “İttihad-ı Osmani Cemiyeti” izler. 1895’de kurulan, “Osmanlı Amele Cemiyeti”, bir yandan sendikal eylemleri yönetirken, öte yan­dan da siyasal çalışmalara girişiyordu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanları, İstan­bul’da Batı kapitalizminin tam anlamıyla egemen oldu­ğu yıllardır. İstan­bul’-da işçilerin örgütlenme çabalarının, “Tatil-i Eşgal” adlı ya­sayla engellenmesi üzerine, bu gibi örgütler, merkezlerini Se­lanik’e taşımışlardır.

Bu dönemdeki bütün yasaklara karşın, “Osmanlı Mesai Fır­kası”, “Amele Fırkası”, “Müstakil Amele Fır­kası”, “Türkiye İşçi Sosyalist Fırkası” gibi, sendikal ni­telikleri ağır basan örgütler işçi­ler arasında örgütlen­me olanağı bulmuşlardır. 1919’da, “Osmanlı Mesai Fırkası” tarafından desteklenen, Zeytinburnu fabrikasın­dan” “Numan Usta”, İstanbul Milletvekili olarak “Mec­lis-i Mebusan”a girebilmiştir. 1919 yılında kurulan “Tür­kiye işçi Derneği” de 1922 yılına dek işçiler arasında sendikal çalışmalar yapmıştır.

1 Mayıs, Türkiye’de ilk kez 1921 yılında işgal altındaki İstanbul’da kutlandı. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında da kutlanan 1 Mayıs, daha sonra “Bahar Bayramı” olarak anılmaya başlandı.

Kurtuluş Savaşı yıllarında, Türkiye işçi sınıfı bütün gücüyle ce­phelere koşarken, bir yandan da İstanbul’da, tramvay, tünel, Şir­keti Hayriye ve Haliç işçileri siyasal grevlerle “İstanbul Hü­kü­meti”ni sarsıyorlar, öte yandan “Şark Demiryolları İşçileri” de yoğun grevlerle, yabancı sermayeye karşı varlıklarını kanıtlıyor­­lardı. Cumhuriyet döneminde, “Aydınlık” adlı yayın organının çevresinde toplanan aydınlar, “Türkiye Dernek Bir­likleri itti­hadı” adıyla bir sendikal örgüt oluşturuyorlar­dı. “İstanbul Umum Amele Birliği”, “İşçi Fırkası”, “Amele Teali Cemiyeti”, bu dönemde kurulan işçi örgütlerin­dendir.

Emek gelirleri düştükçe düşerken; sermaye ve rant gelirleri gün geçtikçe yükselmektedir.

Demokrasinin en büyük gücü örgütlü işçi sınıfıdır. İşçi sınıfı, sendikalarda ve partilerde örgütlenir. Bütün olumsuz koşullara karşın Türkiye işçi sını­fı, bugünkü dağınıklığı atlatacak ve siyasal partisiy­le, sendikasıyla, Türk siya­sal yaşamındaki yeri doldurul­maz ağırlığını dosta ve düşmana kanıtlayacaktır. Tüm yasakları da aşacak ve “Türkiye işçi sınıfı” bütün dünya emekçileri ile birlikte 1 Mayıs’ı caddelerde, sokaklarda, alanlarda şenliklerle kutlayacaktır.

Nâzım Hikmet’in dizelerinde olduğu gibi.

“Ve elbetteki, sevgilim, elbet

 dolaşacaktır elini ko­lunu sallaya sallaya

 dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle; işçi tulumuyla

bu gü­zelim memlekette hürriyet!..”

Orhan Tüleylioğlu

 

 

Top