"Bilişim Devrimi" – Prof. Dr. Aydın Köksal

aydin_koksal

Türkiye Bilişim Derneği 40. Yıl Armağanı

 BİLİŞİM DEVRİMİNDE

TÜRKİYE

1971 – 2011- 2051

Prof. Dr. Aydın Köksal

Türkiye Bilişim Derneği Yayınları, 2012

 ÖNSÖZ

Türkiye Bilişim Derneği’nin (TBD) 28. Olağan Genel Kurulu 19 Mart 2011 günü Ankara’da Sheraton Oteli’nde toplandı.

TBD’nin 40. kuruluş yıldönümüne rastlayan bu Genel Kurul, bir önceki gibi, Derneğin şubelerini temsil eden delegelerin katılımıyla bir temsilciler meclisi olarak yapıldı. Yaklaşık 10.000 üyesi ve “kamu yararına çalışan dernek” kimliğiyle TBD, Türkiye’nin bütün bölgelerine yayılmış şube ve temsilcilikleriyle kurumsallaşmış bulunuyor.

Bugün sayıları 30’u bulan bilişimle ilgili sivil toplum örgütlerimizin en eskisi olan TBD, yerleşmiş ilkeleri ve çalışma yöntemleriyle Türk toplumunun bilişim devrimi çizgisinde süreklilik kazanan çağdaş dönüşüm sürecinde en derin izler bırakmış, öncü bir sivil toplum örgütüdür.

Genel Kurul’da yaptığım konuşmada, TBD’nin kuruluşuyla örgütlenen bilişim mesleğimizin, bugüne değin Türkiye’nin bütün endüstri, iş ve hizmet kesimlerinde görülen gelişme ve verim artışına ne denli önemli katkılar sağladığını bir kez daha vurgulama olanağı buldum. Bir yandan, içinden geçtiğimiz bu büyük değişim dönüşüm çağında Türkiye’de yoktan var etmeyi başardığımız Bilişim Kesimi’mizin ve TBD’nin 40 yıllık geçmişinin öyküsünün yazılması gerektiğini, öte yandan, bugün düşlediğimiz parlak geleceğe uzanabilmemiz için yeni amaçlar ve söylemler belirlememiz gerektiğini dile getirdim. Özellikle ulusal yazılım üretim endüstrimizin, günümüzde yaşanan bunalım ve darboğazlardan sağ çıkmasını sağlamak için çözümler bulmamız gerektiği de apaçık ortada.

Genel  Kurul “TBD 40. Yıl Armağanı” metnini Derneğin Kurucusu ve Onursal Başkanı olarak hazırlamamı ve yapıtın TBD yayını olarak basılıp dağıtılmasını oybirliğiyle karara bağladı.

Bunu, uzun erimli sonuçlar doğurabilecek onurlu bir görev sayıyorum.

*

Endüstri Devrimi’ni ve Aydınlanma’yı 250 yıllık bir gecikmeyle ancak 20. yüzyılın ikinci çeyreğinde Cumhuriyet döneminde karşıladıktan sonra, endüstri toplumuna dönüşümü bile henüz tamamlayamamışken, yaklaşan Bilişim Devrimi’nin ayrımına erken varmış olmamız, ileri ülkelerle aramızdaki uçurumu kapatabilmek için 20. yüzyılın son üçte birinde ve 21. yüzyılın başlangıcında bize benzersiz bir fırsat yaratmıştır.

Bilgi işlem kesiminde çalışmaya 1966’da başladım. Geceyi gündüze katan yoğun çalışma ortamında bilgisayarla baş başa geçirdiğim o düşsel yaratıcılık gecelerinin sabahında tan yeri ağarırken, bir mühendis olarak bu makinenin elektronik belleklerinde işleyip biriktirdiğimiz bilginin, yeryuvarı saran iletişim ağıyla bütünleşip insanoğlunun yaşamını kısa sürede köklü bir değişime uğratacağını düşünmekten kendimi alamadım.

Nemli, soğuk ve gürültülü bilgisayar odalarında gerçekten gece gündüz demeden çalışıyorduk. 26 yaşında, ülkemizin ve insanlığın mutlu geleceğine ilişkin düşleri olan bir gençtim. Bilim ve tekniğin gücünü insancıl amaçlar doğrultusunda kullanarak dünyayı, insanoğlunun daha mutlu yaşayabileceği bir barış ortamına dönüştürebileceğimize inanan matematik düşkünü elektronik mühendisi kimliğimle yüzleştiğim nice uykusuz gecenin ardından gelen bu sarsıcı uyanış bana, yaklaşan büyük bir devrimi, Türkçe “Bilişim Devrimi” adıyla anacağım yeni bir uygarlık aşamasını haber verdi.

Kuzey Amerika, Batı Avrupa, Japonya gibi ileri ülkelerde o çağda daha çok “İkinci Endüstri Devrimi” olarak anılan bu gelişmeye “Bilişim Teknikbilimini Türkiye’nin kalkınması için bir araç olarak kullanacağız” söylemiyle yaklaşıyordum… Gelişen koşulları değerlendirerek, birkaç yıl sonra, sekiz arkadaş Türkiye Bilişim Derneği’ni de 22 Nisan 1971’de bu ad ve bu söylemle kuracaktık.

40 yıl göz açıp kapayıncaya değin geçti. Meslektaşlarımdan kimilerinin oğullarının  kızlarının ardından bilişimci torunları da şimdi TBD üyesi…

Zaman boşa akmadı. Bütün kamusal ve özel kuruluşlarımızı gelişkin bilişim dizgeleriyle donattık… Türkiye’yi, çağdaş bilim-tekniğin olanaklarını kullanarak, birçok ülkenin imreneceği, yaşamımızı kolaylaştıran, çevrimiçi bilişim dizgeleriyle donattık.

Bilişimciler olarak kırk yıl önce verdiğimiz sözü tuttuk.

Bugün dışsatımımızın %95’i endüstri ürünleridir. Kamusal ve özel kuruluşlarımızı, kendi üretimimiz olan yönetim bilişim dizgeleriyle, çağdaş koşullarda verimli çalışan kuruluşlara dönüştürememiş olsaydık, bu gelişmenin düşünü bile kuramazdık.

Bütün bankalarımızı gelişkin çevrimiçi yönetim bilişim dizgeleriyle donatmamış olsak, finans ve sigortacılık şirketlerimizi karar destek yazılımlarıyla desteklememiş olsak, Türkiye endüstri, ticaret ve hizmet alanlarına giren bütün kesimlerinde bugün ulaştığı verimlilik düzeyine varabilir miydi? Özellikle dokumacılıkta, hazır giyimde, demir dökümde, üstün nitelikli çelik üretiminde, otomotivde, makine ve yapı endüstrilerinde, gemi ve mega yat yapım endüstrilerinde kazandığımız dışsatım gücü, Türkiye’nin doğrudan doğruya kendi insangücüyle, proje yönetim deneyimi ve uygulama yazılımı üretim gücüyle yarattığı bilişim dizgelerinden yararlanabilmiş olmasıyla elde edilmiştir.

Benzer biçimde turizm yatırımlarımızın ulusal ekonomimiz için vazgeçilmez önemdeki başarıları da kuşkusuz ulusal bilişim kesimimiz ve yazılım üretim hizmetlerimiz olmadan sağlanamazdı. Ne bugün yeryüzünün 190 noktasına uçan THY ülkemize bir yılda gelen 31,4 milyon turiste bilet satabilirdi, ne de mantar gibi çoğalan otellerimizdeki, tatil köylerimizdeki yataklarımızı, bir yeri yanlışlıkla birden çok kişiye verme ya da boş yatağı satamama gibi çelişkilere düşmeden satabilirdik. Kaldı ki bu satışları gerçekleştirmek üzere gerekli yer ayırma işlemlerini yapsak bile, çevrimiçi bilişim dizgeleri olmadan ne para aktarma işlemlerini, ne para tahsil işlemlerini, ne muhasebe, ne de finans işlemlerini bilişim çağının gerektirdiği hızla yapabilirdik.

Bilişim kesiminin yeni bir uğraş alanı olarak örgütlenmesinde, meslek görevlerinin vb. standartların tanımlanmasında, Türkçe bilişim terimlerinin yerleşmesinde, devlet katında mesleğin gelişmesi için gerekli önlemlerin DPT ve bakanlıklarca alınabilmesi ve bilgisayar gücünün verimli bir biçimde kullanılabilmesinde, bu amaçla strateji geliştirme ve yeni yatırımların olurluğu konusunda destek ve denetim sağlayan DPT EBİ Sürekli Özel Uzmanlık Kurulu’nun oluşturulmasında, Beş Yıllık Kalkınma Planlarında ve Yıllık Yürütme Programlarında bilgi işlem merkezlerinin ve bilişim çalışanlarının sorunlarının gündeme getirilmesinde, TBD Ulusal Bilişim Kurultaylarında bu sorunların enine boyuna tartışılmasında, yaygın öğretim ile bilgisayar okuryazarlığı doğrultusundaki çabaların başlatılmasında, yüksek öğretimde bilgisayar mühendisliği, orta öğretimde bilgisayar işletmenliği öğretiminin başlatılmasında, kısaca, Türkiye’de bilişim düşüncesi’nin, giderek bilişim toplumu’nun temellerinin atılmasında TBD başlıca etmen olmuştur.

Ekim 2010’da Cumhuriyet Kitapları arasında yayınlanan Adı Bilgisayar Olsun başlıklı yapıtımın Önsöz’ünde şunları yazmışım: “Kırk yıl önceki düşlerimin çoğu gerçekleşti. Ne var ki, yarıştığımız ülkeleri yakalamanın bütün araç-gereçlerini ulusal öz kaynaklarımıza yaslanarak yoktan var etmemize karşın, bu başarı Türkiye’yi henüz, sorunlarını bütünüyle çözmüş, bilimde, uygarlıkta en ileri, gönençli ülkeler düzeyine yükseltebilmiş değil. Yönetimin yetersizliği, Atatürk’ün devrimci çizgisinden sapmalar, fırsatları boşu boşuna yok eden gereksiz bocalamalar söz konusu olmasa, bilim-teknikte, bilişimde, özellikle yazılımda sağlanan başarıyla Türkiye bugün, satın alma gücünde kişi başına 15-20 bin dolar kaba ulusal üretim düzeyine çoktan varmış ileri bir ülke konumunda olabilirdi.”

Şimdi bu başarılarla yetinmeyip geleceğimiz için yeni amaçlara yönelmek durumundayız. Bunun için de yönetim sorunumuz üzerinde daha çok düşünmeliyiz. Geçmişten bir şeyler öğrenip benzer yanlışları gelecekte yinelemekten kaçınmalıyız.

Sonuç olarak düşlerimin birçoğu gerçekleşti. Bu gerçekleşenler, daha çok altyapıyla ilgili olduğu için, işin belki de en güç, en gözükmeyen bölümleriyle ilgili. Şimdilik hâlâ bir fidan gibi kırılgan gözüken ulusal bilişim gücümüz, geçmişten biraz ders almayı başarabilirsek, kısa sürede kökleri ekonomimizin bütün kesimlerini besleyecek güçlü, verimli bir ağaca dönüşecek. Türk toplumunun çoktan kanıtlanmış gelişme gizilgücü, yakın gelecekte bütün insanlığı şaşırtacak büyük bir hızla gerçekleşecek!

Şimdi bize yeni düşler gerek.

İşte “Türkiye Bilişim Derneği 40. Yıl Armağanı” olarak hazırladığımız bu yapıt, geçmiş 40 yılın kuş bakışı kısa bir öyküsünü sunduktan ve hızla değişip dönüşmekte olan Türkiye’nin bugün karşı karşıya bulunduğu yol ayrımını tanımladıktan sonra, ülkemizin geleceğine ilgi duyanlara ikinci kırk yıllık dönem sonunda, 2050’ler Türkiye’si için senaryolar sunmaktadır. Daha sonra, bugünkü yol ayrımından Türkiye’nin Bilişim ve Yazılım Endüstrileri ile sağ çıkması için kritik başarı etmenleri ve yapılması gerekenler gözden geçirilmektedir. Amaç gerçekleşme olasılığı bulunan en ileri senaryoyu yaşama geçirebilmektir.

Yapıt iki bölüm olarak tasarlanmıştır. “Kırk Yıllık Bilişim Düşlerimizin Hepsi Gerçekleşti; O Dündü, Şimdi Bize Yeni Düşünceler Gerek” başlığını taşıyan Birinci Bölüm’de geçmişin öyküsünden yola çıkarak, ulusça hak ettiğimize inandığım parlak geleceği yaratabilmek üzere bugünkü sorunlarımızın çözümüne ilişkin görüşlere yer verilmiştir.

Yapıtın “Ortak Belleğimiz: Belgeler Veriler Olgular” ana başlığını taşıyan İkinci Bölüm’ünde ve Ekler’inde ise, Birinci Bölüm’de sunulan görüşler için temel oluşturan, 2006-2010 yıllarında yayınlanmış belge niteliğinde daha ayrıntılı metinlere yer verilmiştir. Bu metinlere bugünkü duruma ilişkin olarak herhangi bir veri eklenmişse, bu eklenti köşeli ayraç içinde [böyle] gösterilmiştir. Bu bölüm’de, meraklı okuyucu için Türkiye Bilişim Derneği’nin, Bilişim Dergisi’nin, Türkçe Bilişim Terimlerinin, Bilişim Toplumu’nun tanımları ve bunlara ilişkin ayrıntılı bilgilerle ortak belleğimizden seçilmiş olgulara ilişkin metinler, olabildiğince kısa olmakla birlikte, ulusal bilişim belgeliğimizde saklanması gereken ayrıntı ve yoğunluk düzeyinde işlenmiş olarak sunulmaktadır.

Aydın Köksal, Çayyolu

13 Temmuz-31 Aralık 2011

 

Aydın Köksal’ın Satıştaki Kitapları

(Nisan 2015)

 

 

 AydınKöksal: Bilime, Bilişime ve Türkçeye adanmış Bir Yaşam, Nehir Söyleşi: Feyziye Özberk, Önsöz: Prof. Dr. Bozkurt Güvenç. Ayrıca, 12 yazarın Aydın Köksal hakkında yazıları da yapıtın Ek’lerinde sunulmuştur. Kaynak Yayınları Nisan 2014, 446 sayfa, İstanbul. (Kitapçılardan ve Kaynak Yayınları’ndan istenebilir: Galatasaray, Meşrutiyet cad. Kardeşler Han No. 6/3, 34430, İstanbul; Tel.: (0212) 252 21 56 ya da 99;     Faks.: (0212) 249  28 92;    E-posta: [email protected]).

 

Bilişim Devriminde Türkiye: 1971 – 2011 – 2051,     TBD 40. Yıl Armağanı, Türkiye Bilişim Derneği, Kasım 2012, Ankara. 360 sayfa ((0312) 473 82 15; (0312) 479 34 62; www.tbd.org.tr)

TBD’de tükendi… Yeni baskı yapılmadı… Yazarın elindeki sınırlı sayıda kalan kitap, aydı[email protected] adresinden ya da mobil telefondan (0532 267 41 61) ödemeli olarak istenebilir.

 

A First Approach to A Computerized Model for the Automatic Morphological Analysis of Turkish, and Two Related Articles in Turkish, (Aydın Köksal’ın Doktora (PhD) Tezi,1975) Hacettepe Üniversitesi, 2012, Ankara, 327 sayfa (HÜ Kitap Satış Ofisi, Sıhhiye Ankara; (0312) 305  14 87.)

 

Adı Bilgisayar Olsun, Aydın Köksal Yazılarından Bir Seçki, Cumhuriyet Kitapları, Ekim 2010, İstanbul, 504 sayfa (Prof. Nurettin Mazhar Öktel sok. No.: 2, Şişli, İstanbul; Tel.: (0212) 343 72 74; faks.: (0212) 343 72 65; Ankara’da: Ahmet Rasim s.  No.: 14, Çankaya, Tel.: (0312) 442 3050. İletişim adresi: [email protected]; www.kitap.cumhuriyet.com.tr)

 

Hacettepe Yılları, Cumhuriyet’in 44. Yılında Açan Bir Devrim Çiçeği, HÜ 40. Yıl Armağanı, 2007, Ankara, 244 sayfa (Tükendi, az sayıda yazarın elinde var: Aydın Köksal, 0532- 267 41 61; [email protected]; Bilişim Ltd, Ankara Cyberpark, Beytepe Köyü Yolu, 5/A, Bilkent, Ankara, tel: (312) 266 11 44)); faks: (312) 266 11 40; www.bilisim.com.tr)

 

Yabancı Dille Öğretim:Türkiye’nin Büyük Yanılgısı, Öğretmen Dünyası (Ulusal Eğitim Derneği), Üçüncü Baskı, Aralık 2006 (Mayıs 2000, Eylül 2002), Ankara, 229 sayfa (İsteme adresi: Ulusal Eğitim Derneği, Necatibey cad. No.13/13, Sıhhiye, Ankara; (312) 229 43 25; [email protected]

 

Dil ile Ekin, Günlenmiş 2. Yayım 2003, Toroslu Kitaplığı (Papatya Yayınevi), Kasım 2003, İstanbul 376 sayfa (Birinci Baskı: Dil ile Ekin, 1980 Türk Dil Kurumu İnceleme Ödülü, TDK, 1980, 248 sayfa,tükendi.) Günlenmiş 2. Yayım 2003 Papatya Yayınevi’nden ya da Yayınevi adına Prof. Dr. Rifat Çölkesen’den istenebilir: Tel.: 0532 311 31 10.

 

 

Top