Batuhan GÜLDİKEN: ADD Isparta Şb. Bşk. “Bir Fesli Deli Kadir Mısıroğlu ve İhanet

Bir Fesli Deli Kadir Mısıroğlu ve İhanet

 

Gün geçmiyor ki laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ne, kurucu düzene, anayasal düzene, kurucu iradeye ve Kurtarıcımız Mustafa Kemal ATATÜRK’e saldıracak soysuzlar türemesin!

         Bakıyorsunuz Cumhuriyet’e, kazanımlara ve Atatürk’e saldıran meczupların ortak yönü kara cahil, yobaz, İslam’ı ve tarihi bilmez, kültürsüz ve nankör olmaları!

Yıllardır dolaylı olarak, günümüzde de direkt olarak Atatürk’e saldırılar ve hakaretler planlı bir şekilde artmaya başladı.

Atatürk’ün şahsına yapılan saldırılar yetmezmiş gibi muhterem annesine, manevi kızına kadar ahlaksızca dil uzatıldığına, iftiralar atıldığına şahit oluyoruz. Bu saldırıları da ne acıdır ki YENİ TÜRKİYE dedikleri günümüzün sözde tarihçileri yapıyor, bu sözde tarihçilerin kimi fesli akıl hastası, kimi sarıklı cüppeli yobaz din tüccarı, kimi ise sözde eğitimci!

Geçtiğimiz günlerde hastanede yatan sözde tarihçilerden biri olan fesli akıl hastası Kadir Mısıroğlu’nu, Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın ziyaret ettiğini öğrendik.

Kadir Mısıroğlu denen şahıs; MSP’nin 1978’deki kongresinde Erbakan’a karşı Korkut Özal’ın hazırladığı alternatif listede İsmail Kahraman ile yer aldı. Özal ve Mısıroğlu Erbakan’ın listesini deldi. 1976’daki MSP İstanbul İl Gençlik Kolları Kongresi’nde Erdoğan, Divan Başkanı Kadir Mısıroğlu kurnazlığıyla başkan seçilmiş, Sebil dergisine kapak olmuştu!

12 Eylül darbesi MSP’yi kapattı ve başta Erbakan olmak üzere parti yöneticilerini tutukladı. Bugün SP’nin başında bulunan Temel Karamollaoğlu gibi parti yöneticileri hapse girerken bir kişi yurtdışına kaçtı: Kadir Mısıroğlu!

Ailesiyle birlikte Frankfurt’a yerleşen Mısıroğlu’na 1983’te yurda dön çağrısı çıkarıldı, dönmedi, İngiltere’ye iltica etti. İngiltere’de koruyucusu “TC öldü” diyen Şeyh Nazım Kıbrisi idi.

İşin bir diğer tarafı da Atatürk’le alakalı iğrenç yalanların, Cumhuriyet tarihimizdeki somut gerçeklerin çarpıtılmasının, hepsinin kökeni Rıza Nur denen bir ruh hastasına dayanıyor. Atatürk tarafından Nutuk’ta adı sanı verilerek suçlanınca kinlenen Rıza Nur; 1928 yılında “Hayat ve Hatıratım” adını verdiği kitapla güya anılarını anlatıyordu. Kitap saçma sapan zırvalık ve çelişkilerle doluydu. Atatürk’e ayyaş, Zübeyde Hanım’a fahişe diyecek kadar şereften yoksun iftiralarda bulunduğu bu kitabı yayınlamadı, 1935 yılında British Museum’a teslim etti. 1942’de öldü. 1949’sa sözde kitabın bir kopyası Fransa Ulusal Kütüphanesi’ne bağışlandı.

Bu yalanlarla dolu kitabı, kendi anlatımıyla 1968 senesinde mikrofilmi eline geçmiş Altındağ Yayınevi diye hayali bir yayınevi kurarak yayınlamış olan Kadir Mısıroğlu’dur.

Bakırköy Akıl Hastanesi’nde yatan bu şarlatan fesli zat “10 Kasım’da saat 09:05’te kenefe gidin.”, “Mustafa Kemal’in verdiği zararı Yunan yapmazdı.”, “Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı. Ne medreseler lağvedilirdi. Ne hocalar asılırdı.”, ”Çanakkale Harbi büyük bir harp değildir.”, “Van münüt sözü İstiklal Harbinden daha mühimdir.”, 17Aralık’tan sonra ortaya çıkan ses kayıtlarının ardından “Bir adam bu iddiaları kabul etse bile o Müslümansa bu İslami kaideye göre gene Tayyip Bey’e oy vermeye mecburdur. İman bunu emreder İslam bunu emreder hiç kurtuluşu yok. Çünkü bir tarafta küfür var küfür.”  Gibi sapkın, kara zihniyetini bu ve benzer cümlelerle ortaya koymuş, aklından şüphesi olanları inandırmayı görev edinmiştir.

Ne acıdır ki bu soysuz ve nankör düşüncelerin barındığı örümcek kafayı bedeninde taşıyan ve her fırsatta Türkiye Cumhuriyeti’ne, O’nu kuran Atatürk’e ve iradeye küfrü bir ödev edinmiş bu zatı, Türkiye Cumhuriyet’i Cumhurbaşkanı sanını taşıyan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı sanını taşıyan kişiler ziyaret etmiştir. Bu zat, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nda, küfrettiği ve ekmeğini yemeye devam ettiği Cumhuriyet’in imkanıyla  “Tarihçi” sıfatıyla ağırlanmıştır. Bu ziyaretin insani yönü de yoktur, ahlaki yönü de yoktur.

Bu düşünceleri yutkunmadan paylaşan bu ve benzeri kanı bozukların böyle ziyaret ve ağırlanmalarla düşüncelerinde haklı oldukları zannına kapılmaları işten bile değildir. Türkiye Cumhuriyeti’ni koruyup kollamak üzerine and içmiş kişilerin derhal bu yanlıştan dönemleri ve adı geçen zatı söylemleri yüzünden ağır cezaya çarptırmaları için çalışma başlatmalıdır! Aksi takdirde biz de bu ve benzeri söylemleri bulunan zatlara destek olduklarını ve aynı fikirleri paylaştıklarını düşüneceğiz.

Ne acıdır ki savaştığı düşmanlarının, dize getirdiği devletlerin saygıyla andığı, ülkelerinde heykellerinin dikildiği, adının parklara, caddelere verildiği, derslerde okutulduğu Atatürk; kendi ülkesindeki kimi nankörler tarafından anlaşılmıyor, anlaşılması bir yana iftira ve saldırılara maruz bırakılıyor!

         Ancak şunu herkes bilmelidir ki Atatürk’e saldırmak Türk Milleti’ne saldırmaktır. Atatürk’e saldırmak Milli ve manevi değerlerimize saldırmaktır.

Atatürk’e saldırmak çağdaşlığa, bilime, laikliğe, özgürlüklere saldırmaktır. Atatürk’e saldırmak has vatan hainliğidir.

         Şu açıkça bilinmelidir ki;

Nankör, hain ve kanı bozuklar istedikleri kadar saldırsın, Atatürk bitmez!

Atatürk; bilimdir, sanattır, fendir!

Atatürk; çağdaşlık, laiklik, bağımsızlıktır!

Atatürk; Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milletidir!

Atatürk; Yüce Türk Milleti’nin ortak paydasıdır!

Tüm vatandaşlarımızı ortak ve milli değerlerimize sahip çıkmaya, Türk Milleti olmanın bilinciyle hareket etmeye çağırıyoruz!

         Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!

         Yaşasın Türk Milleti!

         Yaşasın Mustafa Kemal ATATÜRK!

                                                                                     28.02.2018

                                                                               Batuhan GÜLDİKEN

                                                                         Atatürkçü Düşünce Derneği

                                                                             Isparta Şube Başkanı

Top