BAŞBAKAN, EGEAYDAAK’LARLA İLGİLİ SÖZLERİNİ DERHAL VE MUTLAKA DÜZELTMELİDİR

Başbakan Binali YILDIRIM’ın bir grup medya temsilcisini kabulünde, Ege’de Antlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıklara (EGEAYDAAK) ilişkin olarak, “Yunanistan Savunma Bakanının gidip oralarda, kayalıklarda poz vermesinin bizim açımızdan hiçbir anlamı yok. Ege’deki 130 tane irili ufaklı kaya parçası… Bunların kimliği bile yok, kime ait olduğu bile belli değil. Eskiden beri de böyle…”  dediği, 03 Şubat 2017 tarihli gazetelerde yayımlandı.

Sonda söyleyeceğimizi baştan diyelim; “SAYIN BAŞBAKAN, BU SÖZLERİNİZİ DERHAL VE MUTLAKA DÜZELTİN. AKSİ HALDE; BU SÖZLERİNİZ YUNANİSTAN TARAFINDAN DOSYALANMIŞTIR. KONUNUN GÖRÜŞÜLDÜĞÜ HER ORTAMDA TEMSİLCİLERİMİZİN ÖNÜNE KONULACAKTIR. BU CÜMLELERİN YOL AÇABİLECEĞİ OLUMSUZ SONUÇLARIN, TARİHİ VEBALİ SİZİN VE İKTİDARINIZIN ÜZERİNDE OLACAKTIR.”

Ege’de Osmanlı Devletine ait olup antlaşmalarla diğer ülkelere devredilmeyen ada, adacık ve kayalıkların mülkiyeti ve egemenliği Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir. Ege Denizinde bu statüde 152 coğrafi formasyon bulunmaktadır. Yunanistan Savunma Bakanının Kardak Adası ve benzerlerinde poz vermesinin bizim için de onlar için de anlamı büyüktür.

ÇÜNKÜ; Yunanistan Ege’yi kendi iç denizi haline getirmek, Türkiye’ye ait gemilerin kendi izni olmadan Marmara ve Akdeniz’den, Ege’ye açılmalarını engellemek istemektedir.

Bunun anlamı; Ege limanlarımızın tamamen, Karadeniz ve Marmara’daki limanlarımızın ise Karadeniz haricinde Yunanistan’ın izni olmadan kullanılamaması, Donanmamızın Ege’de sancak gösterememesi, Ege’de balıkçılığımızın, deniz altı – deniz dibi ekonomik hak ve çıkarlarımızın bitmesi demektir. Ek olarak, Ege hava sahasının büyük bölümünde uçaklarımızın, Yunanistan’a bilgi verilmeden uçurulamamasıdır.

Yunanistan bu amacını üç yoldan biriyle;

Ya karasularını 6 milden 12 mile çıkararak,

Ya hava sahasını 10 mile genişleterek,

Ya da Ege’de Antlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş 152 adet Ada, Adacık ve Kayalıkları egemenliği altına alarak, gerçekleştirmek istemektedir. Çünkü 1 metrekarelik bir kaya parçasının bile karasuları 6 mil olacaktır.

Yunanistan, bu üç yoldan herhangi birini gerçekleştirebilirse,  üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye; dünya denizlerine sadece Antalya ve İskenderun körfezinden açılabilecektir. Hele bir de Kıbrıs’taki hak ve çıkarlarımızdan vazgeçilirse, bir tek Antalya limanına sıkışmış kara ülkesi olacaktır.

Türkiye bu nedenle, Yunanistan’ın karasularını 6 milden fazlaya genişletme teşebbüsünü savaş nedeni saymıştır. Oysa söz konusu 152 kara parçasının Yunanistan egemenliğine verilmesi de aynı sonucu doğuracaktır.

Şöyle bir soru sorulabilir, “İktidar ne yapsın, içeride terör, dışarıda Suriye’de devam eden askeri harekât, başımıza bir de Yunanistan’la sorun açılırsa nasıl altından kalksın?”

Bahsedilen sorunların, iktidarın yanlış Suriye politikasının sonucu olduğunu göz ardı etmeden, “Ege’deki kabullenişin, geleceğe savaş potansiyeli de taşıyan ve giderek büyüyecek bir problemi devrettiğini belirterek” sorunun yanıtını verelim.

NELER YAPILMALI

Öncelikle, Başbakanlık veya Dış İşleri Bakanlığı, Başbakan’ın açıklamasını düzeltmelidir.

Eğer şimdiye kadar yapılmamışsa, söz konusu 152 kara parçasının, kendisine en yakın, Türkiye içindeki yerleşim yerine hazine arazisi olarak tapu-kadastro kayıtları yapılmalıdır. Tüm haritalarda sınırlarımızda gösterilmelidir.

Bunların karasularını ihlal eden yabancı ülke gemileri ile hava sahasını ihlal eden hava araçları açıklanmalı ve ilgili ülke uyarılmalıdır.

Küçük boyutlularına deniz fenerleri inşa edilmelidir.

Yeterli büyüklükte olanlarına balıkçı barınakları inşa edilmeli, balıkçılarımızın balıkçılık faaliyetleri yapması desteklenmeli, güvenlikleri sağlanmalıdır.

Hayvancılık yapılabilecek olanlarda, girişimcilerimiz desteklenmeli, güvenlik içinde ulaşımları sağlanmalıdır.

Bu yapılabilecekler bizim aklımıza gelenlerdir. Herhalde, devletimizin ilgili kademelerinde başka yapılabilecekler de mutlaka tespit edilmiş, siyasi irade beklenmektedir.

Top