Bağımlılık Böyle Bir Şeydir

Türkiye önceki sabah bir Rus savaş uçağını düşürdü. Şimdi siyasal iktidar, komşunun camını kırmış çocuklar gibi korkuyla bekliyor. Geçmiş yıllarda Suriye tarafından uçağımız düşürüldüğünde ne olduğunu bir türlü anlayamayanlar, bir Suriye helikopterini düşürünce  sevindirik olmuşlardı. Oysa şimdi “Rus uçağı düşürdük” diyemiyorlar. “aidiyeti bilinmeyen uçak” diyerek geçiştiriyorlar.

Düşürülen Rus uçağının hava sahasını ihlal edip etmediğini, uçağı düşürmenin haklı gerekçeleri olup olmadığını, bu düşürme sonrası askeri bir misillime yapılıp yapılmayacağını irdelemeyeceğiz. Bu olay sonrasında Rusya ve Suriye’nin PYD’ye (PKK’ya) destek verip vermeyeceğini de tartışmayacağız. Okyanus ötesine, NATO’ya güvenerek yapılan kabadayılığın ekonomik sonuçlar yaratıp yaratmayacağına bakacağız.

Sokaktaki adam bile şimdi Rusya’nın doğalgaz akışını kesip kesmeyeceğini, Türkiye’ye gelecek Rus turistlerin rezervasyon iptali olup olmayacağını, yaş sebze ve meyve ihracatının kesilip kesilmeyeceğini, Rusya’da iş yapan müteahhitlerimizin ne olacağını konuşuyor.

ABD ve NATO Türkiye’yi resmen ortada bıraktı. Bu da işin askeri tarafı. Ortada bırakmasalardı bile ekonomik olarak ortada bırakacakları kesin. Merak edilen konu ise Rusya Türkiye’ye askeri ve siyasal olarak mı yanıt verecek? Yoksa ekonomik olarak mı?

Turistik seyahatlerin iptalini, yaş meyve ve sebze ihracatının geleceğini, müteahhitlerimizin süren işlerini bir tarafa bırakın, “doğalgaz akışı ne olacak ?” tedirginliği bile yeter. Rusya’nın Ukrayna krizi sonrası ekonomik yaptırımlara uğradığı bir dönemde doğalgaz akışını durdurmasa bile bu korkuyu yaşamak bile yeter.

Ekonomik bağımlılık işte böyle bir şeydir.

Türkiye’nin enerji gereksinimi son 25 yılda, özellikle de AKP döneminde büyük ölçüde dışa bağımlı hale getirildi. Göbekten bağımlı olduğumuz esas ülke ise Rusya Federasyonu. Diğeri de Suriye konusunda Rusya ile birlikte hareket eden İran.

Bu ülkenin yurtseverleri, enerji konusunda geleceği düşünenler, on yıllardır enerjide dışa bağımlılığa karşı en sert eleştirileri getirmelerine rağmen siyasi iktidarlar hiç aldırış etmedi.

Bugün ülkemizde elektrik enerjisinin yarıya yakını (2014 yılında yüzde 48) doğalgaza dayalı olarak  üretiliyor. Büyük kentler dışında artık ilçelerimiz de doğalgazla ısıtılıyor. Doğal olarak hastaneler, okullar, resmi daireler, alışveriş merkezleri de öyle. Sanayimiz de sadece kazan tesislerinde değil üretimin pek çok ara aşamasında doğalgaz kullanıyor.

Türkiye bu yıl 31 Mart günü bir enerji şantajına boyun eğerek bütün bir gün karanlıkta kaldı. Enerjisiz kalmanın ne demek olduğunu acı şekilde gördük. Yerli ve yenilenebilir kaynaklarını ihmal ederek ithal kaynaklara güvenen Türkiye’nin  dış politikada maceracı bir yol izlemesi tam bir intihardır.

Çok bilinen bir sözdür. Sırça köşkte oturan komşusunun camına taş atmayacak.

Üstelik bu söz sadece ekonomik açıdan değil, terörle mücadele açısından da geçerli.

Bağımsızlık en azından işte böyle bir şeydir. Ve elbette Yurtta barış, dünyada barış ilkesi ancak siyasal ve ekonomik bağımsızlıkla el ele yürür.

Ülkesinin geleceğini düşünenler, ekonomik olarak bu kadar bağımlı olmasalar bile komşu ve kardeş ülkelerle el ele vererek bölgedeki emperyalist oyunları boşa çıkarırlar.

Ege denizinde 150 adamızın işgaline göz yumanlar, CIA’nın işkence uçaklarının hava sahamızı delik deşik etmesine göz yumanlar, binlerce teröristin Suriye topraklarına geçerken sınırlarımızı yok saymasını destekleyenler, 2,5 milyon Suriyeli sığınmacının Suriye sınırını aşmasını engelleyemeyenler, terör ile savaşırken Kandil dağını vurmak için Irak hava sahasını kullananlar, Suriye’de terör ile savaşan Rus uçağı birkaç saniye için hava sahamızın işgalinde yapılabilecek en son işi gözü kapalı yapıveriyorlar.

Yüz yıl önceki Enver Paşayı eleştirenler, şimdi çok daha gözü kara ve maceracı politikalarla ülkeyi ateş hattına sürüyorlar.

Faturayı elbette kendileri ödeyecek. Ancak esas fatura Türk halkına çıkacak. On yıllardır, sokaklarda meydanlarda “Bağımsız Türkiye” diye bağıranları “komünistler Moskova’ya” diye tepeleyenlerin siyasal geleceğini Moskova belirleyeceğe benzer…

Lütfü KIRAYOĞLU
ADD GYK Üyesi

25.11.2015

 

Top