ATATÜRK’E SALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Büyük Atatürk’e saldırı için birbirleriyle adeta yarışanların ruh halini en iyi tanımlayan, şehit Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın başlığa taşıdığımız bu ifadesi olsa gerek.

Sözde, “Edebiyatçı- aydın” ünvanıyla, bulunduğu konumu borçlu olduğu Devletin Kurucusunu küçümseyen, kitaplarında satır aralarına gizlediği ifadelerle, betimlemelerle, dünyanın saygıyla andığı, hayran kaldığı Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk’e saldırmanın dayanılmaz hafifliğini iliklerine kadar yaşayan Orhan Pamuk, Veba Geceleri isimli son kitabında da aynı ruh halini dışa vurmuştur.

Atatürk düşmanlığının Türk Ulusu’nda karşılığının olmadığını görmekten aciz bu kişinin, bazı uluslararası alanlarda “muteber” sayılmasının en önemli nedeni ona bu payeyi verenlerin Mustafa Kemal Atatürk ve Türk halkından yedikleri tokadın acısını hala yüzlerinde hissediyor olmalarıdır.

Güneşi balçıkla sıvamanın olanaksız olduğunu göremeyenler, ne yazarlarsa yazsınlar, ne söylerlerse söylesinler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Ulusu’ nun ve dünyanın gözündeki yerini asla değiştiremeyeceklerdir.
Cumhuriyetin temel değerlerini ve Atatürk’ü aşağılamanın “prim yaptığı” yanılgısı ile meczuplaşanların yaptıkları, kendilerini küçültmekten başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Milletini ve kurtarıcısını küçümseyerek aydın olunmaz. “Aydın” olmak sorumluluk ister. Aydın, üç kuruşluk kelime oyunlarıyla birilerinin ruhunu tatmin ederek alkış bekleyen biri değildir.

Orhan Pamuk ve daha nice “sözde aydın” lara duyurulur.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
GENEL YÖNETİM KURULU

Top