ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİNİN VARLIK NEDENİ VE GÜNDEME DAİR DEĞERLENDİRME

Atatürk’ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O’nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919 tarihinden başlayarak Cumhuriyetin ilanı ile başlayan bir süreçte Atatürk devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılara başlamış olmalarından ve plânlı ve sinsi bir çalışma ile o devrim ve ilkeleri yok etmek çabası içine girmelerine karşı Atatürk devrim ve ilkelerinin, toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğe ve yaratıcı güce sahip olduğuna inananlar, bu günlerden 30 yıl kadar önce “Atatürkçü Düşünce Derneği”ni kurarak, O’nun devrim ve ilkelerinin gelecekte de egemen olmasına katkıda bulunma ve onlara bekçilik yapma zorunluluğunu duymuşlardır.

Kuruluşundan bu yana 30 yıla yaklaşan bir süreçte Atatürk İlke ve Devrimlerinin yaşama geçirilmesi için aydınlanmacı, çağdaş uygarlık düzeyini yakalama yolundaki tüm çabalar Derneğimizin ve üyelerimizin yakından destekledikleri çalışmalar olmuştur. Her biri Atatürk’ün askeri olan Derneğimizin değerli üyeleri ya da üye olmaksızın Atatürk devrim ve ilkelerini gönülden benimsemiş ve o doğrultuda yaşamını sürdüren Atatürkçü yurttaşlar olarak tarihsel bir sorumluluğumuzun olduğunun bilincindeyiz.

1. Bağımsızlığı tümüyle tehlikeye düşmüş Türk Ulusunu ve yurdunu emperyalist güçlerin boyunduruğundan kurtarma siyasetini benimseyen,
2. Siyasal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda bağımsızlığımızı yok edici ya da kısıtlayıcı olumsuz bağları koparan,
3. Kişisel inançlara dokunmayarak, toplumumuzu Ortaçağ zihniyetinden ve şeriattan kaynaklanan “nakil”e dayalı kurum ve kurallardan kurtarıp, sürekli biçimde çağdaş ve uygar bir ulus olmanın ve böyle kalmanın yollarını gösteren , “akıl”a dayalı lâik düşünce, lâik hukuk ve lâik öğretim sistemlerini toplum yaşamında egemen kılan bir anlayışa sahip, Her yurttaşın eğitimden, bilimden ve sanattan payını almasını, “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar”ın yetiştirilmesini devletin başta gelen görevi yapan;
4. Tüm özgürlüklerin ve insan haklarının sosyal Hukuk Devletinin ve çoğulcu demokrasinin yolunu açmayı hedefleyen,
5. Yüzyıllarca ikinci sınıf insan durumuna düşürülmüş Türk kadınını gerçek yerine yükseltip, eşit haklara ve eşit onura sahip insan ve yurttaş yaparak, yapay eşitsizlikleri kaldırmayı amaç edinmiş,
6. İçten ve dıştan kaynaklanan her tür sömürüye karşı çıkarak, halkın yalnız siyasal değil, ekonomik ve sosyal alanda da gerçek efendi durumuna gelmesini ve tüm yurttaşların gönencini devletin varlık nedeni ve amacı sayan,
7. Ulusal ekonominin girişimcilerin keyfine, yalnız kâr ve rekabet mekanizmasına göre başıboş biçimde işlemesine değil, toplumun ve tüm yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak biçimde devlet tarafından yönlendirilmesini ilke olarak benimsemiş, yurdumuzun yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden, Türkiye halkının yararlanmasını benimseyen,
8. Misak-ı Millî sınırları içinde “Türk’üm” diyen herkesin Türk olduğu ölçütünü getirerek, ırkçılığı reddedip; yapıcı, olumlu ve çağdaş Türk Ulusalcılığını yaratarak, onu devletimizin temel ilkelerinden biri olarak kabul eden,
9. Kültür emperyalizminden kurtulabilmemiz ve eğitimin yaygınlaştırılabilmesi için yeni Türk harflerini kabul etmenin yanında Türk dilinin arındırılması ve zenginleştirilmesini büyük bir toplumsal görev sayan Türk Ulusunun tarihini, çağdaş insan kökenine bağlayan;
10. Yurtta barış, Dünyada barış” ilkesi ile devlet yaşamında ve uluslararası ilişkilerde kaba kuvveti, ırkçılığı, saldırı savaşını mahkûm eden, Dış politikada “Dünya uluslar ailesinin eşit haklara sahip onurlu bir üyesi olma” ölçütünü ve “karşılıklılık kuralını” vazgeçilmez ilke yapan, bütün ulusların insanlık ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, insanlığın bütünleşmesi düşüncesini benimseyen kurum ve kuruluşlarla paydaşlık yapmaktayız.

Böyle bir misyona sahip Atatürkçü Düşünce Derneğinin ve üyelerinin kenarda oturup kaderine razı olma gibi bir edilgenlik içerisinde olması beklenemez. Yaşamın her alanında Atatürkçü Düşünce felsefesini benimsetmek ve yaygınlaştırmak, dolayısı ile Atatürkçü düşünce sisteminin Devlet yönetiminde etkin ve etken durumda olmasını sağlamak adına çalışmalarımızı durmaksızın sürdürmekteyiz.

Bu bağlamda Atatürkçü Düşünce Derneği Muğla Şubesi olarak Muğla Kentinin de Atatürkçü, çağdaş, laik, çevreci, insana ve insan haklarına saygılı, halkçı politikalar üreten, hedefe insanı koyan, sanata, bilime önem veren kadrolar tarafından yönetilmesini talep etmek en doğal hakkımızdır.

Yurttaşlarımızın ve dünya yurttaşlarının da tatillerinde gezmek, görmek ve dinlenmek için can attığı doğa harikası beldelerimizi, koylarımızı betondan uzak tutma, yeşili, doğayı koruma yönünde politikalar üreten ve geçmişte de bu yönlü icraatlara imza atmış anlayışları yerel yönetimlerde görme arzusu içindeyiz.

Kadınlarımızın, gençlerimizin ve tüm yurttaşlarımızın sokaklarında çevresine saygılı ama özgürce zaman kavramı olmaksızın gezebildiği kentlerde soluk alma isteğini yaşayabildiğimiz, gezerken yorulduğumuzda dinlenebileceği parkları, engelli bireylerin ve ailelerinin dinlenebileceği mekânları olan, güler yüzlü kent yöneticilerinin var olduğu yönetsel kadroları görme arzusundayız.

Yaşanabilir ve sürdürülebilir bir kent amaçlayan, tarımsal desteğe önem veren, yerel tohumların yaygınlaşmasını sağlayan çalışmaları olan, tarihsel dokuyu koruyarak kültür, sanat kenti dokusunu yaygınlaştıran anlayışların işbaşında olmasını arzuluyoruz. Birlikte üreten ve hakça bölüşen bir anlayışı görmek istiyoruz.

Aydınlanmanın kenti, aydınlık yüzlü insanların yaşadığı kent Muğla’ya aydınlık yüzlü, aydınlık düşünceli, yurttaşları ile barışık, çevreye saygılı, insan hakları ve temel özgürlükler açısından son derece duyarlı, kavgacı olmayan, kent, kent dokusu ve temel belediyecilik hizmetleri konusunda deneyimli, sanat ve kültüre önem veren, Atatürk ilke ve devrimlerini özümsemiş ve bu doğrultuda icraatlar yapan, Cumhuriyet ile sorunu olmayan kadroların işbaşında olmasını diliyoruz.

Bu vesile ile de yerel seçimlerde Muğla kenti için oy verecek yurttaşlara sesleniyoruz. Lütfen yerel yönetici adayları içerisinde öncelikle Atatürkçü, laik, demokrat kişiliği ile öne çıkan, yukarıda saydığımız ölçütlere uygun ve en önemlisi Güzel Muğla’mızı karanlığa mahkûm etmeyecek kadrolara oy versinler. Unutmasınlar ki verilmeyen tek oy karanlığa davetiyedir.

Tüm yurttaşlarımızı Atatürk ortak paydası altında birleşmeye, Atatürk ilke ve devrimlerini yaşama geçirmeye, bu amaçla faaliyet gösteren derneğimize üye olmaya/desteklemeye çağırıyoruz. Saygıyla.

Avukat Cüneyt Erkmen Özbayır
Atatürkçü Düşünce Derneği Muğla Şube Başkanı

 

Top