Atatürk Kanunu ve Hukuk Bilgini Hirsch

Mustafa Armağan, “Derin Tarih” dergisinin son sayısında, Alman hukukçu Ord. Prof. Dr. Ernst Hirsch için “Yahudi asıllı” diyerek küçültmeye çalıştı. Ayrıca ne kadar “derin” tarih bilgisine sahip olduğunu da Alman olan Hirsch için “İsviçreli” diye yazarak kanıtladı. İşte ülkemizde yaşadığı yıllarda Türk vatandaşı olan Hirsch’in portresinden küçük bir özet. 

Hirsch kimdir? Ord. Prof. Dr. Ernst Hirsch, Nazi zulmü nedeniyle çalışma hatta yaşama olanağı kalmayan ülkesinden ayrılıp, Türkiye’ye sığınan, Yahudi kökenli, bir Alman hukuk bilginidir. Türk üniversite ve hukuk tarihinde silinmeyen izler bırakmıştır. Bir öğretim üyesi olarak 1933–1943 yıllarında İstanbul Hukuk Fakültesi’nde, 1943–1952 yıllarında Ankara Hukuk Fakültesi’nde görev yapmış. Verdiği Türkçe derslerle, yazdığı ders kitaplarıyla, makalelerle örnek niteliklere sahip birçok öğretim üyesi ve hukukçu yetiştirmiştir. 

“Atatürk Kanunu” olarak bilinen yasadaki Hirsch’in katkısına gelince: Demokrat Parti’nin dini politikaya alet eden girişimleri sonucu, 1951 yılında Atatürk’e ve heykellerine yönelik saldırılar artar. Bu saldırılar karşısında halkın duyduğu tepki, öfke basına yansır. İktidar partisi cezaları artırarak bu tür davranışları önlemek ister. “Atatürk Aleyhinde İşlenen Suçlar Hakkında Kanun” adlı bir taslak hazırlanır. Bu taslağa İktidar partisinin saflarından çok sayıda milletvekili karşı çıkar. Hirsch’in ifadesiyle: “Bu kimseler, Ticanilere ve bunların saldırılarına besledikleri sempatiyi, birtakım anayasal endişelerin arkasında gizlemeye” çalışırlar. 

Bir hukukçu olarak Hirsch’den yorum istenir, o da tartışmayı bitiren mükemmel bir yanıt yazar. “Atatürk adında bir şahıs hukuki anlamda, artık mevcut değildir. Dolayısıyla ona yasa yoluyla da bir imtiyaz sağlanması söz konusu olamaz. Söz konusu tasarıda ceza hukuku normlarıyla korunması öngörülen hukuki varlık ve şahıs olarak Atatürk değildir. Burada korunmak istenen Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna karşı Türk milletinde genel olarak, yaygın bulunan hayranlık ve saygı duygusudur. İşte ceza tehdidi altına konulmak istenen davranışlar, halkın içinde yaşamayı sürdüren bu saygı duygusunu, yani merhumun anısını zedelemeye müsait davranışlardır” Yasadan umulan caydırıcı etki hemen görülür. Hirsch bu gelişmeyi mutlulukla karşılar: “Böylece, bu olağanüstü şahsiyetin anısını koruma konusunda ben de karınca kararınca bir katkıda bulunabildim.”

Bir halk yası

Hirsch’in Atatürk’ün cenaze töreniyle ilgili anlatımı da onun Atatürk’ün milletimiz için taşıdığı çok büyük değeri anladığını ve kendi yüreğinde de hissettiğini yansıtıyor. “Atatürk’ün bedenen ölmesi, bütün halkı, bütün tabaka ve çevreleri sarstı. Sanki gerçekten de bütün Türklerin babası ölmüştü, Atatürk’ün nâşını içeren lâhdin önünden son saygı görevini yerine getirmek amacıyla geçen insan kalabalığı öylesine muazzamdı. (…) Cenaze alayının geçtiği kilometrelerce uzunluktaki caddeler boyunca gözyaşları içinde hıçkıran insanlar duruyordu, bütün pencereler, bütün evler ağlayan insanlarla doluydu. Kortejde yürüyen bizler için, sanki bütün İstanbul bir sel gibi akmış gelmiş ve ağlayan bir duvar oluşturmuştu. 1938 yılının o Kasım günündeki gibi içten bir halk yasını ne daha önce yaşamıştım, ne de daha sonra, bir daha böyle bir şeye tanık oldum.”

Hirsch, 1938 sonbaharında sona eren beş yıllık sözleşme süresinin uzatılması için başvurduğunda, Türk vatandaşlığına geçme dileğini de bildirir. Sözleşme süresi uzatılır ama Türk vatandaşı olma isteğine yanıtı, beş yıl sonra Eylül 1943’te hiç beklemediği bir zamanda alır. Sevinmiş midir? “Sevinmek ne söz, çok mutluydum ve Atatürk’ün ünlü cümlesi ‘Ne mutlu Türküm diyene’ döküldü dudaklarımdan.”

Hirsch, insanlığın değerini yükselten önemli adlardandır

Hirsch, yaşamının sonuna kadar Türk vatandaşlığını sürdürür, Almanya’ya döndükten sonra orada, Türkiye’nin fahri temsilcisi gibi çaba harcar, Türk öğrencilerine yardım eder. Türkiye’yi hep ikinci vatanı olarak görür. Çocuğuna Enver Paşa’ya ve adına ithafen Enver Tandoğan ismini verir. 83 yaşında Almanya’da ölen Hirsch, insanlığın değerini yükselten önemli adlardan biridir.

 

Feyziye Özberk

 

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Sekreter Yardımcısı

Top