Arena ve Spordaki Şiddet

Arena ve Spordaki Şiddet

 

Spora yine şiddet bulaştı. En tepedekine kadar yöneticilerimiz şaşırmış ve üzülmüş görüntüsü veriyor. Yine göstermelik cezalar gelecek. Olayın sorumluluğu birkaç garibana yıkılacak.

 

Yıllar önce ülkemizin kıt olanakları ile salon sporları hariç her türlü spora olanak tanıyan stadyumlarımız vardı. Pek çoğunu adı “Atatürk Stadyumu” idi. Skor tabelalarının altında Atatürk’ün sporla ilgili ünlü sözü “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” yazılı idi. Zeki ve çevik sporcular ne kadar kaldı bilinmez. Ancak “şike” söylentileri ayyuka çıktı. Spordan ahlak gitti. Sporun diğer çeşitleri, özellikle amatör sporlar kenara itildi. Sadece futbol kaldı ve adına “futbol endüstrisi” dendi.

 

Yıllar, yıllar önce aynı kentin futbol kulüplerinin taraftarları yan yana maç izlerken, önce tribünler, sonra stadyumlar ayrıldı. Her takımız ayrı bir “futbol mabedi” oldu. Bir süre sonra rakip takımın taraftarları aynı kentin diğer mahallesindeki maçlara gidemez oldu.

 

Emekliliğine az kalmış yabancı futbolculara çuvalla para harcanınca tribünlerdeki koltuk sayısı yetmez oldu ve futbol sahalarının etrafındaki atletizm pistleri kaldırılarak zemin derinleştirildi. Ortaya çıkan alana tribünler yapılarak amatör sporlar stadyumlardan kovuldu.

 

Artık seyirciler sahaya futbolculara dokunacak kadar yakındılar. Holigan adı verilen fanatik taraftarların sahaya fırlattıkları kibrit kutuları bile sporculara yetişip yaralayacak kadar yakın hale gelmişlerdi. Korner ve taç atışlarını yapacak futbolcular her türlü yaralayıcı maddenin hedefi haline getirildiler. Plastik su şişelerinin küçük boyutluları bile yaralayıcı olabiliyordu.

 

İşte tam da bu sırada siyaset kurumu Atatürk adına olan nefretiyle yeni bir hamle yaptı. Büyük paralar harcanarak yeni stadyumlar inşa edildi ve bu stadyumların adının sonuna “arena” adı eklendi. Spora ilgi duyanlar seyirciler şiddete özendirilip birbirine düşman hale getirildikten sonra futbol sahalarına “arena” adını vermekten daha “doğru” bir karar yoktu.

 

Tıpkı bin yıllar öncesindeki gibi insanlar arenalarda boğuşuyor, büyük paralar ödeyenler ancak kan gördüklerinde rahatlıyordu. Yılda 20, en fazla 25 kez birkaç saatliğine kullanılabilen ve yüz milyonlarca liranın harcandığı futbol sahaları insanları bölmenin ötesinde kırdığı ölüm arenalarına dönüşmüştü.

 

Futbol izleyicileri arada bir kendilerine gelip siyaset kurumunu hedef alacak şekilde “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganını atınca da bu kez güvenlik kuvvetlerinin hedefi oluyordu.

 

Futbolumuzu bugün saran şiddetin gerçek sorumlusu, birkaç şiddet yanlısı fanatik taraftar  değil, spora yön verdiğini zanneden siyasal iktidarlardır. Tribünleri dolduranların hedefi sahada spor yapanlar yerine,  düşmanlığa ve şiddete yol veren siyasal iktidarlar olmadıkça bu şiddet birkaç kişinin cezalandırılmasıyla son bulmaz.

 

Lütfü Kırayoğlu

 

22.04.2018      

Top