ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI IŞIĞINDA ANAYASA HANGİ HALLERDE DEĞİŞTİRİLEBİLİR?

Utkan ARASLI

Zaman zaman kimi kişi ve kuruluşlardan Anayasa değişikliği konusunda çeşitli görüş ve beyanlar ileri sürülmektedir.

Bunların açıkça hangi ilke ve kurallara ilişkin olduğu ileri sürülmemekle birlikte, bu değişikliklerden neyin amaçlandığını anlamak güç değildir.

Hemen belirtmek gerekirse, 1982 Anayasası, neredeyse sayısını bilemeyeceğimiz kimi değişiklik ve düzenlemelerle zaman zaman gündeme gelmiş öyle ki; halk oylamalarına dahi konu olmuştur.

Bu alanda; başlangıç bölümü dâhil, kanun önünde eşitlik, ölüm cezası, adil yargılanma hakkı, ailenin korunması, eşler arasında eşitlik, devletleştirme, toplu iş sözleşmesi, tahkim, devletin ekonomik ve sosyal ödevlerinin sınırları, seçme faaliyeti, siyasi parti kurma, partilere girme, kamu denetçiliği, milletvekili seçilme yeterliliği, TBMM seçim dönemi, seçimlerin genel yönetim ve denetimi, milletvekilleri ödenek ve yollukları, TBMM’nin görevleri, başkanlık divanı, toplantı ve karar sayısı, Cumhurbaşkanı nitelik, tarafsızlığı ve seçimi, Milli Güvenlik Kurumunun görevleri, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Anayasa Mahkemesi kuruluşu, görev ve yetkileri, çalışma ve yargılama usulü, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, bütçenin hazırlanma ve uygulanması, değişiklik yapılması gibi kimi konularda değişiklikler yapılmış; ancak 1982 Anayasası devletin temel organ, kurum ve kuruluşları ile Anayasanın dayandığı temel esas ve ilkeler korunmuştur.

Bu durumda yeniden Anayasa değişikliğinin gündeme getirilmesi ile ne amaçlanmaktadır ve Anayasanın hangi ilke ve maddeleri değiştirilecektir.

Bu tür değişiklikler öngören düşünce ve tekliflerden önce Anayasanın değişmezliğine yönelik kuralları ile bu alanda oluşturulmuş ve temel anayasal ilke ve kavramların Anayasa Mahkemesi kararlarına dayanılarak hatırlanmasında yarar olacaktır.

Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere; Anayasa, demokratik ülkelerde, asli kurucu iktidarın sahibi olan halkın, ortaya koyduğu ve devlet biçimini, hukuksal yapısını oluşturan anayasal organlar, bunların yetkilerini, bu yetkilerin sınırlarını, organların birbirleriyle olan ilişkilerini, temel hak ve özgürlükleri ortaya koyan temel yasadır.

Anayasa devlet yapısının temelidir. Devlet kuruluşlarının yapısı ve düzeni, bu kuruluşların yetkileri, görevleri ve birbirleriyle olan ilişkileriyle karşılıklı durumları, Devlet ve kişilerin hakları ile ödevleri bu hukuksal yapının bütününü oluştururlar.

Asli kurucu iktidar, ülkenin siyasal rejiminde, çeşitli etkenlere dayalı olarak ortaya çıkan ve ortaya çıkış biçimi temel hukuksal çerçeve dışında kalan anayasa koyucu iradedir.

Katılımcı ve uzlaşıyı esas alan demokratik ilkelerde, asli kurucu iktidar sahibi halktır.

Asli kurucu iktidarın, önceki sisteme bağlı olmaksızın ortaya koyduğu yeni düzen, tüm kurum ve kuruluşların hukuksal dayanağını oluşturur. Devletin tüm kurum ve kuruluşlarının, işlem ve eylemlerinin geçerlilik kazanabilmeleri, ancak Anayasanın koyduğu sınırlar içinde hareket etmelerine bağlıdır.

Anayasa, temel düzen normu haline geldiği andan itibaren, tüm anayasal kurum ve kuruluşlarının hukuksal dayanağını oluşturur.

Anayasanın değiştirilemez kurallarına gelince:

Anayasa getirmiş olduğu düzeni korumak ve güvence altına almak amacıyla; 4.maddesi ile kimi hükümler getirmiş, devletin şekli ile bunun niteliklerini belirleyen ilkelerini; ülke ve millet bütünlüğü ile, bayrağı ve marşına ilişkin düzenlemelerin yapılamayacağını giderek bu yönde teklifte dahi bulunulamayacağını öngörmüştür.

Diğer 175.maddesinde ise, belli şekil koşullarının yerine getirilmesi halinde TBMM’nin Anayasa’yı değiştirebileceğini kabul etmiş, 148.maddesinde de Anayasa Mahkemesinin, ancak şekil koşulları bakımından anayasa değişikliklerini denetleyebileceğini hüküm altına almıştır.

İlk bakışta, Anayasa Mahkemesinin, Anayasanın esasa ilişkin değişikliklerde denetim yapamayacağı biçimde bir sonuç ortaya çıkmakta ise de, Anayasa Mahkemesi kararlarında konuya açıklık getirmiş, TBMM’nin Anayasa’yı değiştirme yetkisini; ancak, asli kurucu iktidar tarafından kendisine verilen yetki çerçevesinde; değişiklik yapabileceğini belirlemiştir.

Buna göre, anayasanın ilk üç maddesinde değişiklik öngören, veya Anayasanın somut maddelerinde yapılan değişikliklerle doğrudan doğruya veya dolaylı olarak aynı sonucu doğuran herhangi bir yasama tasarrufunun geçerlik kazanması mümkün bulunmamaktadır. Değişiklik yönünde şekil şartlarının yerine getirilmesi, tasarrufun geçersizliğine engel oluşturmayacaktır.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliğine dayalı önüne getirilen bir yasal düzenlemeyi, salt, teklif çoğunluğuna dayalı bir şekil denetimi olarak değil, içerik ve esas bakımından da denetleyebileceğini ve bunun sonucu, iptal kararı vermekle yetkili ve görevli olduğunu kabul etmiş ve uygulamayı bu yönde kararlılıkla sürdürmüştür.

Anayasa Mahkemesi değiştirilmezlik kuralını yalnızca devlet şeklinin Cumhuriyet olduğuna ilişkin 1.maddesiyle sınırlı kabul edildiği 1961 Anayasası döneminde verdiği ve aşağıda gösterilecek kimi kararlarında; anayasal düzenin; hukukun üstün kurallarına ve çağdaş uygarlığın gereklerine aykırı düşer nitelikle yeni şekli ile, Cumhuriyetin temel niteliklerini belirleyen 2.maddesini değiştirecek derecede etkisi olan bir değişikliğin yapılamayacağını, anayasa değişikliğine ilişkin tekliflerin herşeyden önce, anayasanın 1. Ve 2. Maddelerinde yer alan ilkelerde en küçük bir sapmayı veya değişikliği öngöremeyeceklerini bu yönde teklif edilemeyeceklerini, teklif ve kabul edilmeleri durumunda ise, Anayasanın öngördüğü biçim koşullarına aykırı olacağını belirlemiş ve aynen şöyle demiştir:

Anayasa Mahkemesi’nin, değiştirilemezlik kuralının yalnızca devlet şeklinin Cumhuriyet olduğuna ilişkin 1. Maddesiyle sınırlı kabul edildiği 1961 Anayasası döneminde verdiği 16.6.1970 günlü ve E. 1970/1, K. 1970/31 sayılı, 13.4.1971 günlü ve E. 1971/41, K. 1971/37 sayılı, 15.4.1975 günlü ve E. 1973/19 K. 1975/87 sayılı,23.3.1976 günlü ve E. 1975/167, K. 1976/19 sayılı, 12.10.1976 günlü ve E. 1976/38 ve K. 1976/46 sayılı, 27.1.1977 günlü ve E. 1976/43, K. 1976/4 sayılı ve son olarak 27.9.1977 günlü ve E. 1977/82, K.1977/117 sayılı kararlarında anayasal düzenin hukukun üstün kurallarına ve çağdaş uygarlığın gereklerine aykırı düşen nitelikte yeni ilkelere bağlanmasının bu düzenin bütününü bozabileceği, Anayasanın 1. Maddesinde yer alan Türkiye Devleti Bir Cumhuriyettir kuralı ile bunu tanımlayan ve Cumhuriyetin temel niteliklerini belirleyen 2. Maddesini değiştirecek derecede etkisi olacak bir değişikliğin yapılamayacağı, aksi takdirde değişiklikten sonraki yeni düzenin önceki Anayasada tanımlanan biçimde işleyemeyeceği, bu gibi sonuçların önlenmesi için çağdaş Anayasaların kendilerini böyle değişikliklere karşı koyan ve güvence altına alan hükümleri ve kuruluşları birlikte getirme yolunu seçtikleri ifade edilmiş buna dayalı olarak da Anayasa değişikliğine ilişkin tekliflerin her şeyden önce Anayasanın Başlangıç bölümü ile Anayasanın 1. Ve 2. Maddelerinde yer alan ilkelerde en küçük bir sapmayı veya değişikliği öngöremeyecekleri, değişikliklerin sözü geçen ilkelerin tümünü veya herhangi birisini hedef alması durumunda teklif edilmeleri ve kabul edilmeleri durumunda ise Anayasanın 9. Maddesinde belirtilen biçim koşullarına aykırı olacağı belirtilmiştir.

Anayasa’nın 175. Maddesine göre Anayasayı değiştirme yetkisi TBMM’ne tanınmıştır. Kaynağı Anayasa olan bu yetkinin Anayasanın öngördüğü yöntemlerle ve Anayasaya uygun olarak kullanılacağı kuşkusuzdur. Yasama organı bu yetkisini 175. Maddede belirtilen yöntemle kullanırken yetkinin her şeyden önce asli kurucu iktidar tarafından kullanılmasına izin verilen bir yetki olması gerektiği açıktır.

Anayasa’nın 4. Maddesinde “Anayasanın 1. Maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2. Maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3. Maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.” denilmek suretiyle 175. Maddede belirlenen yetkinin kullanılamayacağı, kullanılsa dahi hukuken geçerli olamayacağı alanlar açıkça belirlenmiştir.

Anayasa’nın 148. Maddesinde öngörülen teklif ve oylama çoğunluğuna uyulmaksızın gerçekleştirilecek bir Anayasa değişikliği hukuken geçerli olmayacağı gibi, değiştirilmesi teklif edilemeyecek bir Anayasa kuralına yönelik değişiklik teklifi yasama organının yetkisi kapsamında bulunmadığından, yetkisiz olduğu bir alanda yasama faaliyetine hukuksal geçerlilik tanımak mümkün değildir.

Yürürlükteki Anayasamızın öngördüğü düzen, anayasal normlar bütünü ve bu bütünü somutlaştıran ilk üç maddede ortaya çıkan bir anayasal düzendir. Kurucu iktidarın siyasal düzene ilişkin temel tercihi Anayasa’nın ilk üç maddesinde, bunun somut yansımaları is diğer maddelerde ortaya çıkmaktadır. 4. Madde ise ilk üç maddenin güvencesi olma niteliği itibariyle doğal olarak değiştirilemezlik özelliğine sahiptir. Bu durumda Anayasa’nın 4. Maddesi dâhil olmak üzere her bir madde yapılacak değişikliklerin siyasal düzende değişikliklere ve kurucu iktidarın yarattığı anayasal düzende dönüşümlere yol açması mümkündür. O halde Anayasa’nın diğer maddelerinde yapılacak değişikliklere Anayasa’nın 4. Maddesinin yasama organı için çizdiği sınırların aşılma olasılığı göz ardı edilemez.

Dolayısıyla Anayasanın ilk üç maddesinde değişiklik öngören veya Anayasa’nın sair maddelerinde yapılan değişikliklere doğrudan doğruya veya dolaylı olarak aynı sonucu doğuran herhangi bir yasama tasarrufunun da hukuksal geçerlilik kazanması mümkün olmadığından, bu doğrultudaki tekliflerin sayısal yönden Anayasa’ya uygun olması tasarrufun geçersizliğine engel oluşturmayacaktır.

Açıklanan nedenlerle, Anayasa Mahkemesi’nin 5735 sayılı Kanun’un 1. Ve 2. Maddelerinin Anayasa’ya uygunluğunu inceleyebileceğinin ve söz konusu maddelerinin Anayasa’nın 10. Ve 42. Maddelerini değiştiren hükümlerinin Cumhuriyetin Anayasa’nın 2. Maddesinde belirtilen niteliklerine aykırı olup olmadığı, aykırı olduğuna karar vermesi halinde bu hükümleri Anayasa’nın 4. Maddesindeki değiştirme yasağına aykırılık nedeniyle iptal edebileceğinin kabulü gerekir (AYMK, 5.6.2008, E:2008/16, K:2008/116).”

Başka bir kararında ise Anayasa Mahkemesi şu hükümlere yer vermiştir:

“Anayasa Mahkemesi 5.6.2008 tarihli ve E:2008/16, K:2008/116 sayılı kararında Anayasa’nın 148.maddesindeki, Anayasa değişikliklerinde şekil denetiminin “teklif… şartına uyulup uyulmadığı” hususlarıyla sınırlı olduğunu ifade eden hükmün,  “ geçerli teklif” koşulunun bulunup bulunmadığına yönelik olarak yapılacak bir denetimi de içereceğine karar vermiştir.

Kurucu iktidarın siyasal düzene ilişkin temel tercihi Anayasa’nın ilk üç maddesinde, bunun somut yansımaları ise diğer maddelerde ortaya çıkmaktadır. 4.madde ise ilk üç maddenin güvencesi olma niteliği itibariyle doğal olarak değiştirilemezlik özelliğine sahiptir. Bu durumda, Anayasa’nın 4.maddesi dahil olmak üzere her bir maddede yapılacak değişikliklerin siyasal düzende değişikliklere ve kurucu iktidarın yarattığı anayasal düzende dönüşümlere yol açması mümkündür. O halde Anayasa’nın diğer maddelerinde yapılacak değişikliklerle Anayasa’nın 4.maddesinin yasama organı için çizdiği sınırların aşılması olasılığı göz ardı edilemez.

Anayasanın ilk üç maddesinde değişiklik öngören veya Anayasa’nın sair maddelerinde yapılan değişikliklerle doğrudan doğruya veya dolaylı olarak aynı sonucu doğuran herhangi bir yasama tasarrufunun da hukuksal geçerlilik kazanması mümkün olmadığından, bu doğrultudaki tekliflerin sayısal yönden Anayasa’ya uygun olması tasarrufun geçersizliğine engel oluşturmayacaktır. Anayasa değişikliklerinin içerik yönünden denetimi, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez ilkelerin doğrudan ya da dolaylı olarak ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı veya içeriklerinin boşatılarak anlamsız hale getirilip getirilmediğine yönelik ve bununla sınırla bir denetim olması gerekir.

Açıklanan nedenlerle Anayasa Mahkemesinin, 5982 sayılı Kanun’un 8., 14., 16., 19., 22., 25. Ve 26. Maddeleriyle Anayasa’da yapılan değişikliklerin, Anayasa’nın 2.maddesinde belirtilen Cumhuriyet niteliklerini değiştiren ya da etkisizleştirerek anlamsızlaştıran bir nitelik taşıyıp taşımadığını inceleyebileceğinin ve bu nitelikte olduğuna karar vermesi halinde bu hükümleri Anayasa’nın  4.maddesindeki teklif yasağına aykırılık nedeniyle iptal edebileceğinin kabulü gerekir(AYMK 7.7.2010, E:2010/49, K:2010/87)”

Gerek 1961 gerekse 1982 Anayasa döneminde Anayasa Mahkemesinin devlet ve cumhuriyetin şekil, nitelik ve değiştirilmezlik ile ilgili verdikleri kararlarında açıkça ortaya konulduğu üzere Anayasanın başlangıcında belirtilen temel ve ilkelere dayalı ilk 4 maddesi ile Anayasanın sair hükümlerinde yapılan değişikliklerle, aynı sonucu doğuran bir yasama tasarrufu hukuksal geçerlik kazanması mümkün bulunmamaktadır.

Belirtilen bu değişmezlik durumlarının dışında kalan madde ve ilkelerde ise, değişiklik ve yeni kurallar getirilmesi mümkün bulunmaktadır.

 

 

Top