AMERİKA, SURİYE’DE DENKLEM DIŞINA ÇIKMAM DİYOR, EL BAB’DA IŞİD, TÜRK ASKERİNE SALDIRIYOR

21 Aralık’ta, Suriye’nin El Bab bölgesinden acı haber geldi. Fırat Kalkanı Harekâtına devam eden askeri birliğimize IŞİD tarafından yapılan saldırılarda 14 Mehmetçiğimiz şehit oldu. 18’i ağır olmak üzere 33’ de gazimiz olduğu bildirildi.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifa diliyoruz.

Dünkü saldırılarda Fırat Kalkanı harekâtında, başlangıcından bu yana, bir günde en fazla şehidimizi vermiş olduk. Düne kadar 21 olan şehit sayımız, 35’e yükseldi.

El Bab’a yapılan harekâtın, Fırat Kalkanı’nın en zorlusu olacağı bekleniyordu ancak bu derecede yüksek kayıp verilen saldırıda, istihbarat ve planlamanın, baskı altındaki IŞİD tarafından tek başına yapılacağını düşünmek, zorlama olur.

Rusya’nın Türkiye Büyükelçisine suikast, Moskova’da Türkiye-Rusya ve İran Dışişleri Bakanlarının, Suriye’de çözüm için anlaşmaları ve ortak deklarasyonu yayımlamalarının hemen ardından gelen bu saldırı, rastlantı olamaz.

Amerika, açıkça söylediği gibi; “Suriye’de denklem dışında değilim” mesajını vermiştir. Suriye’deki çözüm çerçevesinin dışında kalması ve Türkiye-Rusya işbirliği, Amerika’yı çıldırtmış durumdadır.

Suriye’de kullanabileceği işbirlikçileri olarak PKK, IŞİD (ve şimdi El Nusra gibi örgütler) kalan Amerika, bu piyonlarını kullanarak Türkiye’ye gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında (Suriye ve Irak’ta) terör ile zarar vermeye devam edebilecektir.

Bu tehdit büyük de olsa Suriye’de dönüşü olmayan doğru yola girilmiştir. Buradan dönüş ve sulandırma manevraları yapmak, çok daha büyük tehlikeleri beraberinde getirebilecektir.

Dünkü saldırı sonrasında (Tabii Moskova Deklarasyonu gereği) Fırat Kalkanı Harekâtı, El Bab hedefi ele geçirildikten sonra durdurulmalı ve bu hat korunmalıdır.

Suriye Ordusu, Rakka’nın kurtarılmasını önceliğine almalıdır. Önceliğin İdlib’e verilmesi, Amerika’ya PKK vasıtasıyla Rakka’ya giriş ve Suriye’nin yarısını kontrol olanağını sağlar.

Suriye Ordusunun Rakka sonrasında İdlib’de de kontrolü sağlamasıyla, Türkiye-Rusya-İran antlaşmasına Irak ve Suriye’de dâhil edilmelidir.

Ortak deklarasyonda da belirtildiği gibi, birliği ile toprak bütünlüğünün tam anlamıyla sağlanması için Suriye’nin tüm bölgelerinde egemenliğin, meşru yönetimce tesisi için yardımcı olunmalıdır.

Bu çerçevede, Fırat Kalkanı Harekâtında kontrol altına alınan bölgeler, toprak bütünlüğüne saygı temelinde, Suriye rejiminin kontrolüne devredilmelidir.

Amerika’ya Ortadoğu’da yenilgi yüzü görülmüştür. Bunu kabul etmekte güçlük çekecek ve vuruşarak çekilmeyi tercih edecektir.

Bu vuruşarak çekilmekte en büyük zararı, ülkemize verebilme olasılığı çok yüksektir. Söz ve eylemlerle bunun işaretlerini çoğaltmıştır.

Suriye’de doğru politikaya yönelen siyasi iktidarın içeride de bu büyük tehdide karşı stratejisini değiştirmesi şarttır.

Yapılacak birinci iş, milli birliği sağlamak ve gerçek Kuvayi Milliye ruhuna dönmektir.

Bunun için başkanlık sistemi dayatması ve anayasa tuzağından vazgeçilmelidir. Muhalefetteki bir siyasi parti liderinin durduk yerde, şimdiye kadarki düşüncelerinden dönüp başkanlık için kolunu uzatmasının, ülkeyi kaosa sürükleme amaçlı olduğu görülmelidir.

“Söz konusu kişinin, ülkeyi kaosa sürüklemede yararı ve maksadı nedir?” sorusuna, “2002 yılında ülkeyi erken seçime götürerek hangi dış güçlere yarar sağlandıysa oraya bakmak gerek” yanıtı verilebilir.

Siyasi iktidar, Suriye için ortak olduğu deklarasyonun birinci maddesinde, “Demokratik ve Laik Suriye’nin egemenliğini, bağımsızlığını, birliğini ve toprak bütünlüğünü destekliyoruz.”  İfadesini kullanabilmiştir ve doğru yapmıştır.

Siyasi iktidar,  kendi yurttaşlarına da takiyesiz olarak,  “Ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olanTürkiye Cumhuriyetine veAtatürk milliyetçiliğine bağlı kalacağını, anayasanın başlangıcında belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik, sosyal hukuk Devletini ve demokratik parlamenter sistemi koruyacağını” deklare etmelidir.

Çıkmazdan kurtuluş, buradan başlar.

 

Selçuk UÇAL

Atatürkçü Düşünce Derneği

Genel Başkan Danışmanı

Top