AMASYA GENELGESİ’NİN 99. YILDÖNÜMÜ!

MUSTAFA KEMAL’İN ÖRGÜTLEDİĞİ “MİLLET İTTİFAKI”NIN İLK ADIMLARI!

“Bireyler düşünür olmalıdır. Bireyler düşünür olmadıkça, bir toplumu iyiye de kötüye de herkes yönlendirebilir.                                   Onun için biz örgütümüzde işe köyden, mahalleden, yani bireyden başlıyoruz.”

Mustafa Kemal Atatürk

 

Osmanlı Halife Sultan hükümetinin imzaladığı  Mondros Silah Bırakışması’nın gerçekte tam bir teslim-olma demek olduğunu ilk haykıran Mustafa Kemal, yetkili olarak geldiği Samsun’dan yine yetkili makamlara şu çağrıda bulunur:

“Siyasal bütünlüğümüzün korunması için, ulusal gösteri­lerin daha canlı olarak belirtilmesi ve sürmesi gereklidir.  Büyük ve coşkulu toplantılar yapılmasıyla ulusal gösteri­lerde bulunulması ve bunun tüm yurdu kapsaması ve bü­tün Büyük Devletler temsilcileriyle Babıâli’ye etkili tel­graflar gönderilmesi …zorunludur.”

24 MAYIS 1919

Gösteriler düzenlenmesini isteyen genelgeleri konu­sunda kendisinden bilgi soran Harbiye Nezaretine şu yanıtı veriyor, iki gün sonra da bir başka telgrafla aynı tutumunu yineliyordu:

“İstanbul’a çekilen telgrafların tümüyle ulusun bağrından fışkıran üzüntülerin birer yansıması olduğunu arzeyle­rim. Bu duygular, ülkenin en dip köşesine değin ulaşmış­tır, geneldir.”

30 MAYIS 1919

“Ulus, bağımsızlığını korumaya kararlıdır; bütün yıkımlı sonuçlara karşı en son özveriyi göze almıştır; ulusun vic­danını temsil etmeyen haberler kaygı verici yankılar do­ğurmaktadır.”

1 HAZİRAN 1919 (Havza’dan Osmanlı Sadrazamına)

 

Amasya’ya geldiği gün  halka şu çağrıda bulunuyordu:

 

“Amasyalılar! Padişah ve hükümet, itilaf devletlerinin elinde tutsaktır. Yurt elden gitmek üzeredir. Bu kötü du­ruma çare bulmak için sizlerle işbirliği yapmaya geldim. Hep birlikte sevgili yurdumuzu ve bağımsızlığımızı kur­tarmak için çalışacağız.

Amasyalılar! Burası, Havza’dan ötesi Pontus oluyor! Sıvas’tan doğusu Ermenistan’a katılıyor. Ülke İngiliz gü­dümü altına giriyor. Tarihi büyük olan Türk ulusu böyle bir tutsaklığı kabul etmez, ulusumuzun tarihi şerefi var­dır.”

12 HAZİRAN 1919

 

13 HAZİRAN 1919 Amasya Müftü Abdurrahman Kâmil Efendi, Mustafa Kemal’in ulusal egemenlik bayrağı altında ulusu ve yurdu kurtarma çağrısına katıldığını ilân ediyordu:

 “Tek kurtuluş yolu, halkın doğrudan doğruya egemenliği eline alması ve iradesini kullanmasıdır. Hep birlikte Mustafa Kemal Paşa’nın çevresinde toplanarak yurdu kurtaracağız!”

Mustafa Kemal, Erzurum’daki Kâzım Karabekir’e ulusal birliği örgütleme yolundaki    çalışmalarını bildiriyor:

“Anadolu’ya geçişimden bu yana en çok önem verdiğim konu, ulusun geleceğinin ve yaşama hakkımızın ancak ulusal birlikle, bunun için de her türlü siyasal ve kişisel tutkulardan uzak, yalnız ulusu özgür ve bağımsız yaşat­maya yönelik örgütün, yani Müdafaa-i Hukuk-u Milliye’nin her bucağa varıncaya değin yayılmasının te­mellerini hazırlamak oldu. Övgüye değer ki, her yanda ge­rek askeri, gerek mülki, sizin gibi aynı düşüncede olan arkadaşlarımızın çalışma ve önderlikleriyle her yandan aldığım telgraflar, Müdafaa-i Hukuk-u Milliye’nin bu ge­reksinimi duyduğunu ve genel biçimde bu işe eylemli ola­rak başladığını kanıtlıyor.”

17 HAZİRAN 1919

Ertesi günü de Edirne’deki 1. Ordu Komutanı Cafer Tayyar Paşa’ya şifre bir telgrafla bir yönerge yolluyarak dört gün sonra yayınlanacak olan Amasya Bildirgesi’nin temellerini ve bu yolda azimle çalışmaya and içtiğini haber veriyor:

“Ulusal bağımsızlığımızı boğan ve yurdun bölünmesi teh­likelerini hazırlayan İtilaf Devletlerinin yaptıklarını ve İstanbul Hükümetinin tutsak, güçsüz durumunu biliyor­sunuz.

Ulusun kaderini böyle bir hükümetin eline bırakmak, çö­küşe boyun eğmek olur.

Trakya ve Anadolu’daki ulusal örgütleri birleştirmeye ve ulusun sesini bütün gürlüğü ile dünyaya duyuracak gü­venilir bir yer olan Sivas’ta birleşik ve güçlü bir kurul toplamaya karar verilmiştir.

Ben İstanbul’dayken Trakya Cemiyeti üyelerinden kimile­riyle görüşmüştüm. Şimdi zamanı geldi. Gerekenlerle gizlice görüşerek hemen örgütler kurunuz ve benim ya­nıma da temsilci olarak değerli bir, iki kişi gönderiniz. Onlar gelinceğe değin, Edirne ili haklarının savunucusu olarak beni vekil ettiklerini belirten bir belgeyi kendi imzanızla ve şifre ile bildiriniz.

Bağımsızlığa ulaşıncaya değin, bütün ulusla birlikte, öz­veriyle çalışacağıma kutsal inançlarım üzerine and içtim. Artık benim için Anadolu’dan ayrılmak söz konusu ola­maz.

Anadolu halkı baştan aşağı bölünmez bir bütün haline ge­tirildi. Bütün kararlar .. bütün   arkadaşları­mızca alınıyor. .. Anadolu’daki ulusal örgütler ilçe ve bucak­lara dek genişledi.

İngiliz koruyuculuğu altında bir ba­ğımsız Kürdistan kurulması ile ilgili propaganda ve bu amacı güdenler saf dışı edildi. KÜRTLER, TÜRKLERLE BİRLEŞTİ.”

18 Haziran 1919

 

VE 22 HAZİRAN 1919’DA KÂZIM KARABEKİR’İN, ALİ FUAT’IN, RAUF ORBAY’IN VE REFET BELE’NİN İMZALARI EŞLİĞİNDE YAYINLADIĞI AMASYA GENELGESİ:

 

“1- Yurdun bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir.

2- İstanbul’daki hükümet, sorumluluklarını yerine geti­rememekte, bu durum ulusumuzu yok olmuş göstermek­tedir.

3- Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kur­taracaktır.

4- Ulusun durum ve davranışını gözönünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için, her türlü etkiden ve denetimden bağımsız bir ulusal kurulun varlığı çok gereklidir.

5- Anadolu’nun her yönden en güvenli yeri olan Sivas’ta ulusal bir kurultayın tezelden toplanması kararlaştırıl­mıştır.”

6- Bunun için bütün illerin her sancağından, halkın gü­venini kazanmış üç yetkilinin olabildiğince çabuk yetiş­mek üzere hemen yola çıkarılması gerekmektedir.

7. Her olasılığa karşı, durum bir ulusal sır gibi tutulmalı ve seçilen yetkililer, gereken yerlerde kimliklerini gizle­yerek gelmelidirler.

8- Doğu illeri adına 10 Temmuzda Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. O güne değin öteki iller yetkilileri de ula­şabilirlerse, Erzurum Kongresi üyeleri de Sivas’ta yapıla­cak genel toplantıya katılmak üzere yola çıkarlar.”

 

Bknz: Özer Ozankaya,

CUMHURİYET ÇINARI : MUSTAFA KEMAL’İ  “ATATÜRK” YAPAN UYGARLIK TASARIMI, Cem Yay.

Prof. Dr. Özer Ozankaya

ADD BDK Üyesi

Top