ADD’nin 100 bin imzalı “Şeker Fabrikaları Cumhuriyetin Kaleleridir, Satılamaz” çağrısı üyemiz milletvekilleri tarafından TBMM’ne iletildi.

ADD’ nin yurt genelinde gerçekleştirdiği ve 100 bine ulaşan “Şeker Fabrikaları Cumhuriyetin Kaleleridir, Satılamaz” başlıklı imzalar TBMM’ ne sunuldu.

 

TBMM’ nde düzenlenen basın toplantısına ADD üyesi 27 milletvekili imza ve katılım desteği verdi.

 

Toplantıda, ADD’ nin TBMM ile iletişim sorumluluğunu üstlenen CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, “Cumhuriyetin başlattığı toplumsal kalkınmaya sahip çıkan herkesi ADD’ nin 100 bin imzasına destek vermeye” çağırdı.

Kazım Arslan’ nın açıklaması şöyle:

 

Sayın Basın Mensupları;

 

Bugün, “Şeker Vatandır, Vatan Satılmaz” diyen ADD Üyesi Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilleri ile birlikte;

 

Yurt çapında topladığı 100 bin imzayla şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı çıkan Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkez Yönetimi olarak bu basın toplantısını düzenliyoruz.

 

Atatürkçü Düşünce Derneği’ni temsilen Genel Başkan Yardımcımız, önceki Meclis Başkanvekillerimizden Sayın Uluç GÜRKAN’a katılımı için çok teşekkür ediyorum.

 

Değerli Basın Mensupları;

 

“Şeker Vatandır, Vatan Satılmaz” sözü neredeyse 1 aydır Türkiye gündemini belirliyor. İktidar kılını bile kıpırdatmıyor.

 

Türkiye 7’den 70’e ayağa kalkıyor ama iktidar içeriye değil dışarıya kulak kabartıyor.

 

İktidar şeker çiftçisine, işçisine, nakliyecisine değil Amerikan taleplerine bel bağlıyor.

 

Genç kuşakları ithal ve nişasta bazlı şekere teslim etmek, Türkiye’nin geleceğini uçuruma itmektir, sağlığını bitirmektir.

 

Cumhuriyetin temel kurumlarından, ulusal tarımın ve yerli ekonominin belkemiği olan şeker fabrikalarını kapatmaya kalkmak, Atatürkçü Toplumsal Kalkınma Modelini çökertmek demektir. İşsizliği artırmak demektir.

 

 

 

Atatürkçü ekonomi ve tarım modelini yok sayarak tarımı ve sanayiyi yabancı şirketlerin kâr hırsına terk etmeye çalışanlar, gaflet ve dalalet uykusundadır. Artık uyanmalısınız, halkın sesine kulak vermelisiniz.

 

Tıpkı Atatürkçü Düşünce Derneği’nin imza kampanyasında vurguladığı gibi;

 

Elde kalan son 14 şeker fabrikasını satmaya kalkanlar, pancar çiftçisinin insanca yaşam sürmesini engelleyecektir. Çiftçiyi işsizliğe ve göçe mahkum edecek, emperyalizmin ürettiği kanser yapıcı GDO’lu tatlandırıcıyı halka yedirecek, yabancı şirketlerin kârını katlamasının önünü açacaktır.

 

Üyesi bulunduğumuz, Atatürkçü Düşünce Derneği yurt çapındaki imza kampanyasında 100 bin imzayla şeker pancarının yok edilmesine karşı hükümeti ve Meclisimizi son kez uyarıyor, özelleştirme kararının iptalini talep ediyor.

 

Bugün bu imzaları Sayın Uluç Gürkan ile birlikte Meclis Dilekçe Komisyonuna teslim edecek, ilgili komisyonlara bir raporla örneğini sunacağız.

 

Değerli Arkadaşlar;

 

Atatürkçü Düşünce Derneği gerçeği net biçimde haykırıyor: Hükümeti uyarıyor, meclisi duyarlı olmaya çağırıyor.

 

Şeker fabrikaları Cumhuriyetin kalesidir, satılamaz!

 

CHP ve Atatürkçü Düşünce Derneği bu kalenin yılmaz savunucusu olarak dimdik ayaktadır.

 

Ezilenden yana olanlar, 100 bin imzayla bugün köprüden önceki son çıkışı gösteriyor; çiftçisi, işçisi, işvereni ve işletmesiyle sağlıklı, kazançlı, yerli şekeri destekliyor.

 

Herkes biliyor ki şeker fabrikalarını özelleştirmek, bu fabrikaların çoğunun kapısına kilit vurmak demektir.

 

Şeker fabrikalarını özelleştirmek, 500 bin çiftçiyi ve ailesiyle birlikte 3 milyon insanımızı etkileyecek. Alt sektörlerle beraber 10 milyona yakın vatandaşımızın hayatı bu kararla kararacak.

 

ABD kaynaklı firmaların çıkarına işleyecek bu karar, gayrimillidir, ülkemize faturası çok ağır olacaktır.

 

Yerliden, milliden yana olmanın en önemli kanıtı fabrikasına, çiftçisine, işçisine ve şekerine, toprağına, suyuna sahip çıkmak; ithal ete, ithal yeme, samana ve bakliyata karşı çıkmaktır.

 

Sayın Basın Mensupları;

 

Partili Cumhurbaşkanı kendisi her olayda kandığı gibi şimdi de milleti kandırmaya kalkıyor. Kendiside yanlış bilgiler ile kandırılıyor.

 

Şeker fabrikalarını devletin sırtında yük sayan Saray’ın sadece 13 günlük masrafı bile şeker fabrikalarının zararını kapatmaya yetiyor.

 

Çok değil, Saray harcamalarının 30’da 1’ini tasarruf edin, 1200 odalı sarayın sadece 8 odasının bu millet yükünü azaltın çok şeyin değiştiğini göreceksiniz.

 

Çiftçinin kanunen alması gereken destekleme ödemesini, esnafın ve sanayicinin KDV iadesini zamanında yaparsanız; şekeri kötülemek yerine ulusal üretime yatırım yaparsanız, o zaman ulusal şeker sanayisinin ve bu fabrikalardan geçinen 3 milyon insamızın hayatının nasıl kurtulacağını göreceksiniz.

 

 

Et ve Balık Kurumunu, TELEKOM’u yok pahasına özelleştiren, Son 4 yılda 4 milyar Lira vergi borcunu affeden,

Türkiye’yi ithal şirket cennetine çeviren bu hükümet, yerlilik ve millilik arıyorsa, dönüp Cumhuriyetin ilk 15 yılına bakmalı.

 

1923’ten 1938’e kadar tarımda, ekonomide, sanayide, köy kalkınmasında atılan büyük adımlara şu kitaba bakarak ders almalı.

 

 

Değerli Arkadaşlar;

 

ŞEKER FABRİKALARI KAMUDA OLDUĞU İÇİN DEĞİL, KÖTÜ YÖNETİM NEDENİYLE ZARAR ETTİRİLİYOR. VERİMLİ ÇALIŞMASI YÖNÜNDE GAYRET SARF EDİLMİYOR.

 

2002’de 280 bin ton şeker ihraç eden Türkiye, 2016’da 280 bin ton şeker ithal ediyorsa, sorumlusu şeker fabrikaları değil, fabrikaları kötü yöneten iktidardır.

 

SORUN, ŞEKER FABRİKALARINI DEVLETİN İŞLETMESİ DEĞİL, BU FABRİKALARI KÖTÜ İŞLETTİREN İKTİDARDA ARANMALIDIR.

 

ŞEKER FABRİKALARI DEĞİL, İSRAF BATAĞINDAKİ SARAY REJİMİ BU MİLLETE YÜKTÜR.

 

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden Osmangazi Köprüsüne, Avrasya Tünelinden  şehir hastanelerine kadar her yatırımınız zarar ediyor, onları kapatmayı neden düşünmüyorsunuz?

 

2018 yılında daha şimdiden 25 milyar Dolar Hazine garantisi verilen otoyol, köprü, hastane yatırımları milletin cebini kemiriyor.

 

Yıllık 25 milyon adet araç geçiş garantisi verilen Avrasya Tüneli’ndeki geçişler 10 milyon adedin altında kaldı, ilgili şirketin 1 yılda Hazine’den alacağı para 123 milyon Lira oldu. Sırf zarar ediyor diye Avrasya Tüneli’ni kapatmayı düşündünüz mü?

 

 

ŞEKER FABRİKALARINI SATMAK YERİNE

YENİ BİR KAMU İŞLETMECİLİĞİYLE AYAĞA KALDIRMAK MÜMKÜNDÜR. İŞLETMELERİ ÖZERKLEŞTİRMEKTİR.

 

Bugün, tüm Şeker fabrikalarının toplam zararı 28 milyon Lira.

Son 4 yılda affedilen vergi borcu ise 4 milyar Liradır.

 

Oysa, affedilen vergi borcuyla şeker fabrikalarının tam 142 yıllık borcu silinirdi.

 

Meydanlarda esip gürleyenler, 3 milyon vatandaşı besleyen şeker fabrikalarını milletin sırtında yük görenler, yandaşın borcunu silerken Atatürk’ün kurdurduğu ulusal şeker fabrikalarını özelleştirmeye kalkıyorsa, ortada açıkça milli ve yerli olmayan bir iktidar mevcuttur. Bu tutumundan vazgeçmelidir.

 

Şekeri vatan bilen,

“Şeker elden giderse vatan elden gider” diyen, “Şeker Vatandır, Vatan Satılmaz” diyen,

Cumhuriyetin başlattığı toplumsal kalkınmaya sahip çıkan herkesi ADD’nin 100 bin imzasına destek vermeye, bu mücadelede ortak hareket etmeye çağırıyoruz.

Teşekkürler.

Top