ADD’den açıklama

olay67.com – 23 Ekim 2018

ADD’den Açıklama

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Ereğli Şubesi tarafından son günlerin gündem konusu olan; İş Bankası hisselerinin hazineye devri, Nutuk’un TBMM’de okunmasının 91’nci yılı dolayısıyla ve Andımızın kaldırılmasına yönelik hükmün iptali sonrası yaşanan tartılmalarla ilgili ve Suikast sonucu hayatını kaybeden Kültür ve Eski Bakanı ve Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ahmet Taner Kışlalı’nın ölüm yıldönümü dolayısıyla basın toplantısı düzenlendi. ADD binasında düzenlenen basın toplantısına, ADD Genel Saymanı Emin Semih Özkök ve Yönetim kurulu Üyeleri katıldı. Atatürkçü Düşünce Derneği Ereğli Şubesi Başkanı Yusuf Arslan yaptığı konuşmada son günlerin gündem konusu olan İş Bankası hisselerinin hazineye devri konusunda;” Uzun yıllardır, siyaset kurumu Atatürk’ün çizdiği rotadan kopmuş, başka yollara sapmış, bunun bedelini de milletimiz ödemiştir ”dedi. Arslan şunları söyledi; “Atatürk’ün yolundan başka her yolun sonu aldanma ve aldatmaktır. Kimi zaman ‘ileri demokrasi ve daha fazla özgürlük’ sözleriyle, kimi zaman ‘Yeni Türkiye’ sloganlarıyla, kimi zaman da kutsal dini duygularımız sömürülerek Türkiye başkalaştırılmış, dönüştürülmüştü. Dönüştürülen Türkiye’ye ‘Yeni Türkiye’ denmektedir. Yeni Türkiye’de demokratik çoğulcu parlamenter sistem yoktur. Yeni Türkiye’de laik, bilimsel ve karma eğitim yoktur. Yeni Türkiye’de işçi, emekçi ve çalışanın değeri yoktur. Yeni Türkiye’de sosyal hukuk devleti ilkesi çökertilmiştir. En nihayetinde; Yeni Türkiye sloganıyla siyaset yapım zihniyet, esasında Atatürk’ün bıraktığı kazanımlarla savaşmış, Cumhuriyetin niteliklerini bir, bir yok etmiştir. Türk toplumu umudunu yitirmiş, Türkiye bir Ortadoğu devleti haline getirilmiştir. Bütün bu tespitler günlük yaşantımızda neredeyse olağanlaşmıştır. Hemen her gün bir yeni sorun, hemen her gün yeni bir algı operasyonuyla karşılaşmaktayız. Son Örnek; Cumhurbaşkanı’nın başlattığı iş Bankası tartışmasıdır: Miras, “en genel anlamıyla, bir kişinin kendinden sonra gelenlere bıraktıkları” anlamına gelmektedir. Bu yönüyle özel bir hukuka sahiptir. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 5 Eylül I938’de hazırladığı vasiyetnamesinde: İş Bankası’ndaki hisselerin sadece mülkiyeti CHP’ye aittir. Hisselerin gelirinde hak sahibi değildir. Bankanın her yıl dağıttığı kârdan gelen alarm yarısını Türk Tarih Kurumu’na diğer yarısını da Türk Dil Kurumu’na vermekle görevlidir. Büyük Önder, burada CHP’ye manevi bir görev yüklemiştir. Bir vasiyette bulunmuştur. Dünyada bütün toplumlarda vasiyetin bir değeri ve saygınlığı vardır. En ilkel Toplumlar da bile vasiyet, son istek olarak yerine getirilir, dokunulmazdır, saygı duyulur. Büyük devrimcinin 5 Eylül 1938’de yazdığı vasiyetname; Anayasayla konan özel mülkiyet ve miras bırakma hukuku kapsamındadır. Dokunulmazdır. Değerlidir. Saygındır. Ana Muhalefet Partisi’yle siyasi mücadele; Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu ve Kurtarıcımız, dünya tarihinin hürmetle andığı Büyük Atatürk’ün mirasına saldırılarak yapılmamalıdır. Bu hiçbir siyasiye yakışmayacak kadar yanlış ve küçültücü bir durumdur. Atatürk, bu milletin ortak paydası, ortak değeridir. Unutanlara hatırlatınız… Kaldı ki Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizlerin temelinde bankacılık sektörüne yapılan siyasi müdahaleler yatmaktadır. Örneğin, 2001 krizinin bankacılık sektöründeki çöküşle ortaya çıktığı halen hatırlanmaktadır. Bu kez de, hiç kuşkusuz, iktidar mensupları “bir taşla iki kuş vurma” amacını taşımaktadırlar; Atatürk’ün adını ve mirasını yok etmek ve iş Bankası’nı siyasal hedeflerine uygun hale getirmek. Korkarız ki hatta eminiz ki böyle bir açık siyasi müdahalenin yinelenmesi, bankacılık sektöründe yeni bir krize neden olabilecek ve milletimiz bir kez daha zarar görecektir” dedi.

“KEMALİZM, GEÇMİŞİN BEKÇİLİĞİ DEĞİL, GELECEĞİN ÖNCÜLÜĞÜDÜR”

ADD Genel Saymanı Emin Semih Özkök ise; suikast sonucu hayatını kaybeden Kültür Eski Bakanı ve Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ahmet Taner Kışlalı’nın ölüm yıldönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada;”Kemalizm, geçmişin bekçiliği değil, geleceğin öncülüğüdür.” diyen Cumhuriyet Devrimcisi Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999’da evinin önünde uğradığı bombalı suikast sonucu aramızdan alındı. “Slogan Atatürkçülüğüne karşıya.” sözüyle, devrimi niteliğini açıkça sergileyen Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, ülkemizin sürüklendiği noktayı çok önceden, tespit etmişti: “Türkiye’yi etnik kökenlere göre parçalamak isteyenlerin önündeki en büyük engel Kemalizm… Bir din devleti kurmak isteyenlerin önündeki en büyük engel Kemalizm… Yeni mandacı, numara, Cumhuriyetçilerin önündeki en büyük engel gene Kemalizm… Dolayısıyla, içeride ve dışarıda Atatürk düşmanlığı yapanların gizli Türkiye düşmanı olduğu açık bir gerçektir.” Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, bütün yazı ve konuşmalarında perdeyi aralamış, karanlık güçlerin açık amacını ifşa etmiştir. Atatürk, düşmanlığının boyutlarını ve gerisindeki zihniyeti, geniş kitlelere bıkıp usanmadan anlatmayı bir görev bitmiştir. Binlerce öğrenci yetiştirmiş, yüzlerce makale yazmış, onlarca kitap yayınlamıştır. Karanlık güçler, işbirlikçiler, • Türkiye düşmanları, laik Cumhuriyet düşmanları, üniter devlet düşmanları elbette ki Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’dan rahatsızdı. Tıpkı Prof. Dr. Muammer Aksoy’dan, Doç. Dr. Bahriye Üçok’tan, Uğur Mumcu’dan rahatsız oldukları gibi. Devletin ve toplumun gözü önünde alçakça bir suikast sonucu katledildi Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı… Cinayeti aydınlatılamadı. Aydınlatılmak istemedi fakat failleri bizler, çok iyi bilmekteyiz. Ne demişti şair: “Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde” Atatürk Devrimi için, demokrasi ve özgürlükler için, Cumhuriyetin temel nitelikleri için yaşamını hiçe sayanlar ölümsüzdür. Yolumuzu aydınlatan ışıktı, Prof. Dr. Muammer Aksoy, şehit edildiğinde Genel Başkanımızdı. Doç. Dr. Bahriye Üçok kurucu üyemizdi. Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, önce Genel Başkan Yardımcımız, sonrasında Genel Yönetim Kurulu üyemizdi. Cumhuriyet Devrimi şehitlerimiz Atatürkçü Düşünce Derneği’nin varlık nedenidir. Tümü Atatürkçü Düşünce Derneği ile yaşamaktadır. Ölümlerle bizi yıldıramaz, korkutamaz, sindiremezler. Binleriz, on binleriz, yüz binleriz, milyonlarız” dedi.

KURULUŞ VE CUMHURİYETİN İLK YILLARI İÇİN BELGESEL NİTELİĞİNDEDİR

ADD Ereğli Şubesi Başkan Yardımcısı Yaşare Aydın ise Nutuk’un TBMM’de okunmasının 91’nci yılı dolayısıyla yaptığı konuşmada;“15-20 Ekim 1927 de (6)gün-37 saatte okuduğu söylev 1 kurtuluş, kuruluş ve cumhuriyetin ilk yılları için belgesel niteliğindedir. Nutuk, yok edilmek ve yurdundan sürülmek istenen bir ulusun varlık mücadelesinin destansı anlatımıdır. Bu gün, ulus olarak yaşadığımız tüm sorunlara çözüm stratejileri s sunmakta, Atatürk gibi düşünüp, Atatürk gibi hareket etmenin formüllerini vermektedir. Büyük devrimci, büyük kurtarıcı Gazi Mustafa kemal Atatürk’ün söylevinin 91. yıl dönümündeyiz. Onu anlamak, anlatmak her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşını aydınlatmak Atatürkçü Düşünce Derneği’nin vazgeçilmez temel görevidir. Büyük devrimciyi anlayan ve bu uğurda her türlü bedeli ödemeye kararlı Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkez Yönetimi ve örgütü inançla yürüdüğü yolundan asla dönmeyecektir. Atatürk gibi düşünüp, Atatürk gibi hareket etmek temel dayanağımızdır” dedi.

TÜM OKULLARIMIZDA TEKRAR HAYAT BULMASINI İSTİYORUZ

Atatürkçü Düşünce Derneği Ereğli Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Altay, Andımızın kaldırılmasına yönelik hükmün iptali sonrası yaşanan tartılmalarla ilgili açıklama yaptı. Öğrencilerle birlikte Andımızın okunmasının ardından konuşan Altay; “Dava konusu kararı hukuki bir zemine oturtacak, idarenin takdir hakkını ve düzenleme yetkisi kamu yararı ve hizmet gerekleri uyarınca kullandığını ortaya koyacak yeterli bilimsel gerekçenin bulunmadığı, Türk Devletini ve milletini ebediyete kadar yaşatacak, çağdaş uygarlığın ve medeniyetin ortağı ve öncüsü yapacak, toplumun ve kişilerin refah, huzur ve mutluluğunu sağlayacak yeni nesillerin yetiştirilmesi olan milli eğitim sistemimizin temel amaçlarını gerçekleştirmesini içeriği itibarıyla sağlamaya yardımcı olabilecek nitelikteki öğrenci andının kaldırılmasına ilişkin değişikliğin haklı ve hukuksal temellere dayandırılmadığı anlaşıldığından dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir. Kaldı ki davalı idarenin savunma dilekçesinde dile getirdiği andın uygun olmayan hava koşulları ve fiziki koşullarda dahi söylenmesine ilişkin olarak ileri sürdüğü hususlar, öğrenci andının özüne ilişkin olmayıp icra ediliş şekline ilişkin olup, iddialar andın kaldırılmasını gerekli kılacak nitelikte görülmemiştir. Tüm ilköğretim okullarımızda andımızın tekrar hayat bulmasını ve tekrar okunmasını talep ediyoruz.” dedi.

Haberin linki:
https://www.olay67.com/addden-aciklama-56340-haber/

Top