ADD DiYOR Kİ; "12 yaşındaki kız çocuklarıyla evlenebilinir" diyebilen bir zihniyeti topluma yerleştiren bu iktidar toplumun ahlaken çökmesinden sorumludur.

ADD DiYOR Kİ; “12 yaşındaki kız çocuklarıyla evlenilebilinir”, “mini etek giyersen ölümü hakedersin ” diyebilen bir zihniyeti topluma yerleştiren bu iktıdar ; toplumun AHLAKEN çökmesinin ,çürümesinin baş SORUMLUSUDUR. Şimdi ne yüzle ÖZGECAN’ın ailesine BAŞSAĞLIĞI dileyebiliyorlar ?

unnamed

20 yaşındaki üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ı Mersin’de bir minibüs şoförü tarafından cinsel saldırıya uğrayıp hunharca öldürülmesi ülkemizde haklı tepkilere yol açtı. Hayatının baharında aramızdan ayrılan Özgecan Aslan’a Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Kadın kuruluşları, basın, siyasi partiler bu olayı şiddetle kınarken bu gibi cinayetleri işleyenlere yasaların verdiği cezaların daha da ağırlaştırılmasını istediler.
Ne yazık ki, bu olay ülkemizde kadına yönelik cinayetlerin ilk örneği değil. Başta töre cinayetleri olmak üzere ülkemizde çok sayıda kadın insanlık dışı saldırılar sonucunda hayatını kaybediyor. Avrupa Konseyi’nin hazırladığı bir rapora göre sadece 2007 yılında ülkemizde 200 kadın töre cinayetlerine kurban gitti. Başbakanlık İnsan Hakları Müdürlüğünün 2008 yılının Haziran ayında hazırladığı bir raporda yalnız İstanbul’da ortalama olarak haftada bir kadının töre cinayeti sonucunda öldürüldüğü ve son 5 yılda 1000 kadının bu nedenle hayatını kaybettiği ifade ediliyor.
İşin daha da kötü tarafı halkın azımlanamayacak bir bölümünün bu cinayetleri haklı görmesidir. Pew Araştırma Merkezi’nin 2013 yılında yaptığı bir araştırmaya göre Türk halkının %29’unun zina yapan kadınların taşlanarak öldürülmesi gerektiğini savunuyor. Bazı İslam ülkelerinde bu oran daha da yüksek: Pakistanlıların % 89, Afganların %85’i, Mısırlıların %81’i bu görüşte.
Ülkemizin bazı yörelerinde bu oran ülke ortalamasının çok üzerinde. Örneğin yapılan bir araştırmaya göre Diyarbakır’da halkın %37’si zina yapan bir kadının öldürülmesi gerektiği görüşünü savunuyor.
Birleşmiş Milletler Kadının Güçlendirilmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kuruluşu UNWOMEN’in araştırmalarına göre Türkiye’de kadınların %9,9’u son 12 ayda eşinden şiddet görmüş, kadınlarımızın %41.9’u yaşamları boyunca en az bir kez fiziki veya cinsel şiddete maruz kalmış.
Özgecan’ın saldırıya uğramasından sonra bazı çevreler bu vahşice cinayete gösterilen tepkileri hafifletmek için başka ülkelerde de benzer saldırıların olduğunu ileri sürüyorlar. Oysa UNWOMEN’in 86 ülkede yaptığı araştırmaya göre sadece 16 ülkede kadınlar oransal olarak Türkiye’dekinden daha fazla şiddet görüyor. Bu ülkelerin tamamına yakını bazı Afrika ve Uzakdoğu ülkeleri ile bir, iki küçük ada devleti. Amerika ve İngiltere’deki oranlar Türkiye’nin yaklaşık yarısı kadar.
İşin düşürücü bir tarafı da, ne yazık ki ülkemizde kadınların azımsanmayacak bir bölümüniün erkeklerin fiziki şiddet uygulamasını meşru görmeleri. Son yıllarda bu oranda önemli bir düşüş görülmekle birlikte hala 5 kadından 1’i erkeklerin fiziki şiddet uygulamasının haklı olabileceğini düşünüyor. Dünyada da bazı ülkelerde erkeklerin şiddet uygulamasını haklı gören kadınlar var, ancak bunların da çoğu Afrika ülkelerinde yaşayanlar.
Bütün bu veriler aslında sorunun ne kadar ciddi oluğunu ve kökeninin ne kadar derinlerde olduğunu gösteriyor. Meseleyi sadece geleneklerle ve eğitim eksikliğiyle açıklamak mümkün değil. İdam cezasının da yeterli bir caydırıcılık sağlayacağı kuşkulu. Zira dünyada Türkiye’den daha fazla kadın cinayetinin işlendiği ülkelerin hemen hepsinde idam cezası var. Ancak bu ceza cinayetlerin önlenmesine yetmiyor.
Konuyu bir yandan sosyolojik açıdan değerlendirmekte ve uzunca bir süreden beri devam eden siyasi gerginliklerin, öfke ve nefret söylemlerinin toplumun psikolojisi üzerindeki olumsuz etkileri açısından incelemek gerekiyor. Bir taraftan da medyada, özelikle televizyonlarda şiddeti özendiren filmlerin ve dizilerin izleyiciler, özellikle gençler üzerindeki olumsuz etkilerini araştırmakta yarar var.
Başta kadınlarımız olmak üzere, sivil toplum örgütlerinin Özgecan Aslan’ın öldürülmesine karşı gösterdikleri tepkinin bütün bu konuların derinlemesine araştırılıp çareler aranmasına katkıda bulunmasını diliyorum. Bu konuda birinci görev siyasetçilere düşmektedir. Kin, nefret ve hakaret dolu söylemlerden uzaklaşılması, toplumda şiddetin nedenlerinden biri olan aşırı gerginliğin hafifletilmesine katkıda bulunabilir.

Saygılar, sevgiler.

Onur Öymen

 

 

Özgecan Ne Zaman Öldürüldü?

Bütün ülke Mersin’de vahşice öldürülen Özgecan Aslan için ayakta. Kadınlar isyan ediyor.

Güvenlik güçleri Özgecan’ın katil zanlılarını yakalamış adli süreç başlamış. Suç delillerini

araştıran ekiplerin yanında, adli tıp uzmanları da otopsi ile Özgecan’ın tam ölüm zamanını

araştırıyor.

Oysa Özgecan gerçekte geçen hafta öldürülmedi. Özgecan yıllar önce öldürüldü. Hatta

yüzbinlerce Özgecan gibi gerçekte hiç yaşamadı. Doğmadan öldürüldü.

Mersin’de öldürülen Özgecan 20 yaşındaydı. Özgecan doğmadan 5 yıl önce İstanbul’da

bir başka cinayet işlendi. Eski müftü, din bilgini, yazar Turan Dursun 4 Eylül 1990 günü

evinin önünde bir suikast sonucu öldürüldü. İşte Özgecan daha doğmasına 5 yıl kala o zaman

öldürüldü.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Profesörü İlhan Arsel Can güvenliği

nedeniyle üniversitedeki görevinden istifa ettikten sonra ABD’de yaşamak zorunda kaldı.

Özgecan cinayetinden tam 5 yıl önce ABD’de öldü. Özgecan, İlhan Arsel’in ABD’ye göç

etmek zorunda kaldığı gün öldü.

Eski Müftü, yazar Turan Dursun İslam şeriatının bütün bağnazlıklarını orijinal kaynaklarına

dayanarak eleştirdi. Kitaplar, makaleler yazdı. Sağlığında kimse karşısına çıkıp tartışma

cesaretini bulamadı. Ancak katledildikten sonradır ki şeriatçılar dizi dizi TV kanallarına

çıkarak Turan Dursun’un yokluğunda O’nu eleştirebildiler. Turan Dursun kadının şeriat

kuralları karşısındaki zavallılaştırılıp yok edilmiş durumunu ayrıntılarıyla gözler önüne

seriyor. Öldürülmesinden sonra yayınlanabilen “Din Bu” adlı eserinin özellikle 4. cildinde, 85

ile 94. sayfalar arasında anlatılanlar çok çarpıcıdır.

Yine İlhan Arsel tarafından yazılan “Şeriat ve Kadın” kitabında anlatılanlar Özgecan

cinayetinin gerçek nedenlerini, kitabın ilk basımının yapıldığı 1997 yılında açıklamaktadır.

Her vahşi cinayetten sonra yapılan basmakalıp açıklamalar ile canilerin “İslam dini temsil

etmedikleri”, “sapık” ya da “meczup” oldukları artık gerçeği gizleyememektedir.

Yıllardır ülkeyi yönetme iddiasındakilerin kadına bakışı, kadını sadece cinsel obje olarak

görüp, bütün kötülüklerin kaynağı olarak göstermeleri, nasıl giyinip, nasıl örtüneceklerini, kaç

çocuğu nasıl doğuracaklarını tayin etmeye kalkmaları Özgecan cinayetinin gerçek nedenini

açıklamaya yetmektedir.

Özgecanlar 1990 yılında Turan Dursun öldürüldüğünde öldüler. Hem de daha doğmadan

öldürüldüler. İlhan Arsel ABD’ye göç etmek zorunda kaldığında öldüler. O günden beri

doğan her kız çocuğu bir Özgecan adayıdır.

Yıllarca “türban nedeniyle üniversite kapısından döndürülen kızlar” masalı dinledik. Kısa

kollu giydi diye polislerce kapıdan çevrilen kızları konuşamadık. “İkna odaları” masalı hep

anlatılırken bütün ülke gerçek bir ikna odasına çevrildi. “Türbanlı kızları okula almadı”

masalı ile Rennan Pekünlü cezaevine tıkıldı. Başına daha neler geleceğini bilemiyoruz.

Kadınlarımız kendilerinin özgürlüğü için ölümü göze alan Turan Dursun ile İlhan Arsel’in ne

söylediğini merak etme, merak etseler bile okuyabilme özgürlüğüne sahip değiller.

Kadınlar için özgürlük, ölme “özgürlüğü” haline getirildi. İmam nikâhı ile ikinci, üçüncü hatta

dördüncü kadın olma “özgürlüğü” oldu. Özgürlük ancak “yasaklara uyma özgürlüğü” olarak

sunuldu.

Kadınlarımıza özgür olma şansını Avrupa’nın pek çok ülkesinden önce Atatürk armağan

etti. TV kanalları “Atatürk’ü sevmiyorum” diyen kızları ekranlara çıkarma “özgürlüğünü”

bu iktidar döneminde elde etti. Şimdi Özgecan için sahte gözyaşı döken programlar da

yapıyorlar. Hızını alamayanlar da Özgecanların ölümü hak ettiğini söylüyor.

Dünyayı kadınlar kurtaracak. İşte o gün erkeklerimiz de kurtulacak.

16.02.2015

Lütfü Kırayoğlu

 

Top