2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta, Pir Sultan Abdal Şenlikleri için bir araya gelen ozanlar, yazarlar, sanatçılar ve düşünce insanları, Madımak Oteli’nde yaşanan korkunç saldırıda yaşamlarını yitirdi. Aralarında Alevi-Bektaşi geleneğinin önemli ozanları ve sanatçılarının da bulunduğu 37 insanın ölümüyle sonuçlanan bu olay, Türkiye’nin hafızasında derin bir yara olarak yerini almıştır.
Alevi-Bektaşi öğretisi; sevgiyi, insanı, aklı, vicdanı ve adaleti esas alır. “İncinsen de incitme” anlayışı, bu yolun en temel ilkelerindendir. Bu nedenle Sivas’ta yaşananlar yalnızca Alevi toplumunun değil, insanlığın ortak vicdanını yaralayan büyük bir acıdır. Çünkü bir canı yok etmek, bütün insanlığı yok etmek kadar ağır bir suçtur. Madımak ‘ta yitirdiğimiz ozanlar, sazlarıyla sevgiyi, kardeşliği ve barışı dile getiren insanlardı. Onların türkülerinde kin değil umut, nefret değil birlik vardı. Alevi-Bektaşi inancında saz, Hak ile kul arasında gönül köprüsüdür; söz ise hakikatin sesidir. İşte bu yüzden yakılan sadece insanlar değil; sazın teli, sözün gücü, düşüncenin özgürlüğü ve ortak yaşam umuduydu.
Hz. Ali’nin adalet anlayışını, Hacı Bektaş Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” çağrısını ve Pir Sultan Abdal’ın zulme karşı direnen sesini yaşatan bu canlar, bugün de gönüllerde yaşamaktadır. Alevi-Bektaşi yolunda ölüm bir son değil, Hakk’a yürüyüştür. Bu nedenle Madımak ‘ta Hakk’a yürüyen canlar unutulmaz; onların bıraktığı değerler yeni kuşaklara aktarılmaya devam eder. Çünkü “ Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil.” 2 Temmuz’u anmak, yalnızca geçmişte yaşanan acıyı hatırlamak değildir. Aynı zamanda nefrete, ayrımcılığa, ötekileştirmeye ve şiddete karşı ortak bir vicdan oluşturmaktır.
İnançların, düşüncelerin ve kültürlerin özgürce yaşayabildiği, herkesin eşit yurttaş olduğu demokratik ve laik bir Türkiye özlemini diri tutmaktır.
Alevi-Bektaşi öğretisi, intikamı değil adaleti; nefreti değil sevgiyi, ayrışmayı değil birliği savunur ve adaletin de gerçekleşmesini suçluların cezalarını çekmelerini bekler. Hazreti Ali’ye sormuşlar “Devletin dini var mı?” diye, cevap vermiş var “Adalet“ demiş. Ama o adalet savsaklanarak davaların zaman aşımına uğratılması sağlanmış ve yapılanların yapanların yanlarına kar kalması ve insanlık suçunun cezasız kalması sağlanmıştır. Yapılanların unutulmaması ve unutturulmaması için Sivas’ın acısını yaşatmanın en doğru yolu, benzer acıların bir daha yaşanmaması için hukuku, insan haklarını, laikliği ve toplumsal barışı kararlılıkla savunmak gerekmektedir.
2 Temmuz’da Hakk’a yürüyen tüm canlarımızı saygı, rahmet ve özlemle anıyoruz. Onların sazından yükselen deyişler, kalemlerinden dökülen sözler ve insan sevgisi, karanlığa karşı aydınlığın simgesi olmaya devam edecektir.
Unutmadık, unutturmayacağız.
Aşk ile…
Durur GÖK – ADD Genel Sekreteri

