3 MART DEVRİM YASALARININ 94. YILDÖNÜMÜNDE, ÖĞRETİM BİRLİĞİ

3 MART DEVRİM YASALARININ 94. YILDÖNÜMÜNDE,

ÖĞRETİM BİRLİĞİ

Mustafa Gazalcı *

        

3 Mart 1924 laik Türkiye Cumhuriyet’inin kurulması, çağdaş yaşama geçilmesi ve eğitim sisteminde Öğretim Birliğinin getirilmesi yönünden önemli, tarihi bir gündür.

Bundan tam 94 yıl önce 3 Mart’ta TBMM’de art arda kabul edilen devrim niteliğindeki 3 önemli yasayla  devletin, toplumun, insanın nasıl biçimleneceğini belirtildi.

         429 Sayılı birinci yasayla Şer’iye ve Evkaf yani din ve Vakıflar Bakanlığı kaldırılmış, din ile dünya işleri ayrılmıştır. Din, devlet siyasetinin dışında bırakılmıştır. İnanç ve ibadet işlerinin yürütülmesi için Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu.

         430 Sayılı ikinci yasayla Öğrenim Birliği ( Tevhid-i Tedrisat ) Yasası çıkarıldı, bu yasayla bütün öğrenim kurumları MEB’ye bağlandı. Medreseler kapatıldı, eğitimin her aşamasında dinsel etkilerden uzak bilimsel bir program ve anlayış birliği durumuna getirildi.

         431 Sayılı üçüncü yasayla Halifelik kaldırıldı, Osmanlı soyundan gelenler yurtdışına çıkarıldı, egemenliğin kayıtsız koşulsuz ulusta olduğu kabul edildi.

         Türkiye Cumhuriyeti çağdaş ve laik temelle, çıkarılan bu yasalarla kavuştu. Bu yasalarla laiklik devlette, toplumda ve eğitimde köklü bir biçimde yerleşti. Bir yaşam biçimi durumuna geldi.

         Bu yasalardan önce Osmanlı devletinde egemenlik ulusun değildi. Öğretimde birlik yoktu. Devlet ve toplum laik değildi. Laiklik ve öğretim birliği olmayınca toplumda yeterince barış, hoşgörü ve özgürlük de yoktu.

         Bu üç yasadan sonra laiklik Türkiye Cumhuriyetinin olmazsa olmaz temel ilkesi, yurttaşlar arasında birliğin, barışın, Cumhuriyetin, bilimsel eğitimin vazgeçilmez ilkesi oldu.

Laiklik devlette ve toplumda bir yaşam biçimi, eğitimde de öğretim birliği temel ilke olduğu için özgürlük içinde birçok atılımlar yapıldı. Çağdaş gelişmeler oldu. İnanç sahipleri hoşgörü ve özgürlük içinde kişisel olarak inançlarının gereğini rahatça yerine getirdiler

         Anayasamızın 2. maddesinde Cumhuriyetin niteliklerini “demokratik, laik, sosyal bir hukuk Devleti” olarak belirtildi.  4. maddesinde de bu niteliklerin değişmeyeceğini ve değiştirilmesinin bile önerilemeyeceğini yazıldı.

         3 Mart 1924’de çıkarılan yasalardan sonra din siyasetin aracı olmaktan, devlet işlerine karıştırılmaktan çıkarıldı. Eğitimde birlik sayesinde ülkemizde her yaşta insan bilimsel eğitimden geçti. Türkiye çağdaş ülkeler arasında yer aldı.

         Laiklik yani kısaca din ile dünya işlerinin ayrılması devlet düzeninde, eğitimde, toplumsal yaşamda gelişmelere yol açtı. Demokrasimizi geliştirdi.  Ülkemizi bölgemizde ve dünyada saygın bir duruma getirdi. Bu tutum sayesinde Türkiye güzel sanatlar dalında sayısız başarılar elde etti.

 

         Ülkenin Aydınlık Geleceği Laiklik ve Öğretim Birliğindedir:

         Anayasa ve yasalar laikliği ve Öğretim Birliğini başlatan 3 Mart 1924’de kabul edilen devrim yasalarını hep korunmuştur. Bugünkü Anayasa’nın 174. maddesi 430 Sayılı Öğretim Birliği Yasası sözde yine yürürlüktedir.

        

Ülkede kalıcı barışı, her türlü olumlu gelişmeyi sağlamanın yolu, laiklikten ve Öğretim Birliğinden ödün vermemekten geçer.

Laikliğe ve Öğretim Birliğine uyulmadıkça eğitimde, toplumda barış, hoşgörü ve bilimsel yaratıcılık olamaz.                                

Ne yazık ki 1946’dan başlayarak laiklikten ve öğretim birliğinden ödünler verildi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra zorunlu din dersleri getirildi.

Özellikle AKP’nin tek başına iktidar olduğu 2002’den bugüne laiklik ve öğretim birliği uygulanmadı. 4+4+4 sistemi ile, ders programlarının, kitapların değiştirilmesi ve daha birçok yanlış uygulamalarla eğitim dinselleştirildi. Öğretim birliği kâğıt üzerinde kaldı.

Ülkenin aydınlık geleceği için laiklik ve Öğretim Birliği vazgeçilmez temel bir ilkedir.                               

* ADD Bilim Danışma Kurulu Üyesi

Top