“27 Mayıs” İle İlgili Basın Açıklaması 2

29.05.2018

“27 Mayıs” İle İlgili Basın Açıklaması 2

 

Biz dün kısaca bir basın açıklaması yaptık;  . Bizim resmî twitter hesabımız üzerinden paylaşılan bir tweet söz konusu. Bir Dernek üyemiz,  özel hesabından paylaşması gereken kendi görüşüne yansıtan bir tweti dernek resmi hesabından yayınlamış. Paylaşan arkadaşımız bizim üyemiz, çok değerli bulduğumuz bir arkadaşımız. Düşüncelerini kendi adına söylemekte de serbest. Ama sonuç itibariyle biz Atatürkçü Düşünce Derneğinin 27 Mayıs’a ilişkin kökleşmiş, yerleşmiş bir görüşü var. Ve bu konuda çok da titiz olduğumuz için, “milletin direnme hakkı” yerine, bir “TSK’nın direnme hakkı” ifadesini kullandığı için kendisini de uyardık. İzinsiz kullandığı için iç denetim yolunu işlettik.

Burada söylemek istediğimiz şey şu; “27 Mayıs’la ilgili, Atatürkçü Düşünce Derneğinin hiç değişmeyen ve doğru olduğunu düşündüğümüz bir görüşü var: “27 Mayıs, devrim niteliğini, 27 Mayıs sonrasında çıkartılmış olan 1961 Anayasası’nın devrimci niteliğiyle kazanmıştır. Bayram ilan edilmiş, 12 Eylül darbe döneminde ise yasaklanmış, bayram olmaktan çıkartılmış ve onun yerine de hepimizin bildiği, bugünlere bizi getiren darbe yönetimlerinin dayanağı olan yeni bir anayasa yürürlüğe girmiştir”.

Atatürkçü Düşünce Derneği bu vesileyle sizlere görüşlerini ifade etmek fırsatı buluyor; “27 Mayıs; Türk milletinin meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkının kullanılması sonucu ortaya çıkan 1961 Anayasası’nın devrimci niteliğinden bahseder. O devrimci niteliği tarihe yazılmıştır. Çünkü Türkiye’nin 61 Anayasası gibi bir anayasayı bugüne kadar yerleştiremediğini, özleminin hâlâ bu olduğunu vurgulamak gerekir”. Evrensel hukuk kurallarına uygun demokrasiyi yerleştirecek bir anayasaya ihtiyacımız olduğunu yine buradan vurgulamak istiyorum. Görüşümüz 27 Mayıs’la ilgili budur.

*****

Gelelim bu arkadaşlarımızın basında yer alan tweetine: Atatürkçü Düşünce Derneği her zaman doğru tespitler yapar, doğru sözler söyler ama basında pek fazla yer almaz. Bir çaptırma da olsa bu olayla gündeme geldik. Aslında Türkiye’de gündem çok sık değişiyor ve şu anda bir seçim sürecindeyiz, 24 Haziran’da seçime gideceğiz. Biz bir siyasi parti değiliz ama tüzüğümüz gereği, (size dağıttığımız bütün belgelerde kısaca var, onun için tekrarlamıyorum) bir siyasi görüşümüz var.  Bu da: Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyetin, devrimlerinin, ilkelerinin, değerlerinin kazanımlarının ileriye taşınması, saldırılardan korunması gibi Türkiye’nin aydınlık geleceğinin mimarı olan bir düşüncenin kuruluşuyuz. “Bu düşünce” için, faaliyetlerimiz “kamuya yararlı” sayılmıştır. Bütçemiz devlet bütçesinde yer alır. Yani ciddi bir kurumuz. 328 şubesiyle Türkiye’nin belki de tek demokratik kitle örgütüyüz bu anlamda. Yol haritamız Atatürk İlkeleri ve Devrimleri çerçevesinde oluşur. Bu değerler, kazanımlar bizim faaliyetimizin özüdür ve önemli bulduğumuz misyonumuzdur.

*****

Aslında, Atatürkçü Düşünce Derneğinin üzerinde hiç te hak etmediği türdeki bu saldırıların kökünde ülkenin içinde bulunduğu ekonomik, siyasi çöküntü halinin algı yönetimiyle değiştirilmesi iradesi var. Aynı süreçte mesela bizim üzerimize saldıranların hiçbirisi Maranki denen bir profesörün söylemiş olduğu, “topraktan silahlarımızı çıkaralım” lafı üzerinde durmadılar. Bize göre olay çok basittir, Türkiye’nin ekonomik, siyasi çöküntü gündemini kısa süre de olsa değiştirmeyi başarmışlardır. Ama bugün yine gündem doların artışı, faiz arttırımlarıdır. Sorun değişmemiştir.

******

İki noktanın üzerinde durmak istiyorum özellikle birincisi; Bakın, dün İçişleri Bakanımız bir kahvede (anladığım kadarıyla) otururken kendisine sorulan bir soru üzerine olayı öğrenmiş, hemen olayla ilgili bir idari soruşturma başlatmış, bir de savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Buraya kadar doğrudur çünkü içişleri bakanı yetkilidir. Ama sonrasında yargının (İçişleri Bakanı’nın açıklamasından kaç saat geçti bilemiyorum) bu kadar hızlı işlemesi, düşündürücüdür.

İkincisi, Bekir Bozdağ’ın konuşması. Bekir Bozdağ’ın konuşmasına da teşekkür ediyorum buradan. Atatürk’ü gerektikçe hatırlamak yerine, gerçekten onun getirdiği demokrasi kültürünü benimsemiş olsalar bu izim için de sevindirici olur. Ama Atatürk ne yaptıysa ortadan kaldırmaya çalışanların başkalarını Atatürk’e saygısızlıkla suçlamaları kabul edilemez. Türk milleti darbeleri, darbecileri tarihe gömmüştür. Bakın 15 Temmuz’da darbe hevesindekiler de yenildi. Atatürkçü Düşünce Derneği olarak her türlü darbeden en fazla çeken kurumuz. Kuruluşumuz da bir darbe dönemi sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nin değerlerinin saldırı altında olduğu döneme isabet eder. Çok şehitler vermişizdir. Yine Ergenekon sürecinde derneğimiz basılmıştır. 15 Temmuz için, “CIA bağlantılı bir yapının Türkiye’yi esir almak istediğini” söyleyen kuruluştur. Dolayısıyla bizi kalkıp da darbecilerle yan yana koymak, yanlıştır. Çünkü bilgiye dayanmıyor.

Bizce sadece seçime yönelik, siyasetin eline geçmiş bir fırsatı değerlendirme, manipülasyon yapma amaçlıdır. Kirli siyasete Atatürkçü Düşünce Derneği asla bulaşmayacaktır. Her zaman sözü; Cumhuriyetin özü, devrimci demokratik gücü; ileriye, aydınlanmaya yönelik olacaktır. Atatürkçü Düşünce Derneği, cumhuriyetin kurucu ilkelerinin savunucusu olmaya devam edecektir. Bu tip saldırılardan da korkmadığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu noktada sizlere buraya geldiğiniz, bizi dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

 

Tansel ÇÖLAŞAN

Genel Başkan

Top