Millî Direniş – Hatice Topçu

Mustafa Kemal Paşa, Mondros Mütarekesi imzalandıktan ve Yıldırım Orduları karargâhı dağıtıldıktan sonra İstanbul’a çağrılmış, 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul’a gelmiştir.

Haydarpaşa garında trenden indiğinde İstanbul boğazı işgal güçlerinin 55 parçadan oluşan karma donanması (22 İngiliz, 12 Fransız, 17 İtalyan ve 4 Yunan savaş gemisi) işgali altındadır ve düşman donanması İstanbul Limanı’na girmektedir. Bu yüzden Haydarpaşa garının köşesinde bulunan küçük bir çay ocağında 3-4 saat bekleyerek, bu gösterili geçişi izlemek zorunda kalmıştır.

Öğlenden sonra Kartal istimbotu ile boğazı geçerken tarihe geçmiş o önemli sözünü söyler:

“Geldikleri gibi giderler!”

Yaveri Cevat Abbas’ın yanıtı şöyle olur:

“Size nasip olacak, siz bunları kovacaksınız paşam!”

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’da çok sayıda görüşme gerçekleştirdi, çeşitli gazetelere demeçler verdi. Hatta Fethi Okyar, Dr. Rasim Ferit Talay ile “Minber” adlı bir gazete kurulmasına öncülük etti.  Ancak Mustafa Kemal bu gazetenin görünmeyen kurucusu ve yazarıydı.

Çizilen Yolun İlk Adımı Siyasaldı

Sadrazam Ahmet İzzet Paşa istifa etmiş, sadrazamlığa Tevfik Paşa atanmıştı. Ancak Tevfik Paşa henüz meclisten güvenoyu almadığından Ahmet İzzet Paşa sadrazamlık konutunu boşaltmamıştı.

Mustafa Kemal ilk görüşmesini Rauf Orbay ile yapmış ve Ahmet İzzet Paşa ile görüşmeye karar vermişlerdi. İlk adım siyasal yoldu. Bu yol Tevfik Paşa’nın Meclisten güven oyu almasını engellemek ve Ahmet İzzet Paşa’nın yeniden sadrazam olmasını sağlamaktı. Oluşturulacak kabinede Mustafa Kemal ve arkadaşlarının görev almasını sağlamaktı.  Mustafa Kemal’in Harbiye (Savaş) bakanı olarak görev alması planlanmıştı.

Ancak çizilen yolun ilk adımı suya düşmüştü. Tevfik Paşa hükümeti mecliste güven oyu almıştı. Yapılan görüşmelerin vekilleri ikna etme çabaları fayda etmemişti. Çünkü vekiller hükümete güvenoyu verilmemesi halinde Meclisin kapatılacağını düşünülmekteydiler.

Mustafa Kemal bu konuda tam tersini düşünüyordu. Ona göre asıl zayıf bir hükümet kurulursa Meclis kapatılırdı. Nitekim öyle de oldu. Meclis 21 Aralık 1918 tarihinde padişah tarafından feshedildi ve kapatıldı. Mustafa Kemal öngörüsünde yine haklı çıkmıştı.

Meclisin kapatılması sonrasında siyasal girişimler sürdürüldü, birkaç hükümet kurma çabası daha gerçekleşti ancak, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının düşündükleri ve çaba sarf ettikleri ilk seçenek; barışçıl yolla siyasal çözüm gerçekleşememişti.  

Milli Direniş Kararı

Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan sonra Yıldırım Orduları komutanlığına getirilen ve on gün içinde İstanbul’a çağrılan Mustafa Kemal, Adana’da kendi sorumluluğu altında bulunan 7. Ordu komutanlığını vekaleten, o sırada 20.Kolordu komutanı olan Ali Fuat  (Cebesoy)’a bırakmıştı. Ali Fuat Cebesoy orada bir Jandarma komutanlığı oluşturmuş, bölgede direniş yuvaları hazırlığına başlamıştı. Ulusal savaşın eylemli ilk hazırlıkları bu çalışmadır. Ancak “sıtma” hastalığının başlaması sebebiyle İstanbul’a dönmek zorunda kaldı.

Ali Fuat Paşa İstanbul’a geldikten sonra Mustafa Kemal Paşa ile görüşür. O görüşmede ulusal kurtuluş mücadelesinin adımları şu şekilde sıralanır:

  • Orduların terhisi durdurulacak,
  • Vatanın savunmasında en gerekli olan silah, cephane ve teçhizatı düşmana vermemek,
  • Genç ve yetenekli kumandanları kıtaları başında bulundurmak, İstanbul’dakileri de Anadolu’ya göndermek,
  • Milli direnişe taraftar idare amirlerinin yerlerinde bırakılmasını sağlamak,
  • Vilayetlerde particilik adı altında yapılan kardeş mücadelelerini önlemek,
  • Halkın maneviyatını yükseltmek. (Coşkun, 2008, 103)

İkinci Adım, Komite, İhtilalci Metotlar

Komite, ihtilalci metotlar, bu seçeneği gerçekleştirmek için dört kişilik bir gizli örgüt kurdular. Örgütün adı: Ayyıldız Cemiyeti’dir. Örgütün amacı: Padişahı tahtan indirmek, değiştirmek, hükümeti düşürmek, yeni bir hükümet oluşturarak daha kararlı hareketlere başvurmak. Ancak bu örgüt ile amaçlanan da gerçekleştirilemez, kaldı ki süreçte, padişah İngilizleri daha fazla tedirgin etmek istemiyordu. 29/30 Ocak gecesi İngilizler tarafından verilen 60 kişilik listeden 27 kişi tutuklanmış, Bekirağa Bölüğüne gönderilmişti.

Yukarıda adımları belirlenmiş olunan milli direniş için geriye tek bir seçenek kalmıştı. O da Anadolu’ya geçmek…

Anadolu’ya geçiş noktasında Mustafa Kemal Paşa; Hiçbir sıfat olmadan Anadolu’ya geçmek, orada milleti uyandırarak kurtuluş çareleri aramayı düşünüyordu. Ancak en uygun bölge ve onu o bölgeye götürecek en kolay yolun tespiti gerekiyordu.

Bu konu ile ilgili o zaman Harbiye bakanlığı müsteşarı ve “Barış Hazırlama Komisyon” unda görevli Albay İsmet Bey bir görüşme yaparak en uygun bölge ve o bölgeye gidilecek en kolay yol tespiti üzerinde çalışıldı.  

Üçüncü Adım, Anadolu’ya Geçmek

İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Osmanlı hükümetine Anadolu’daki çetelerle ilgili bir nota verdi. Bu nota Mustafa Kemal’in Samsun’a gitmek üzere ordu müfettişliği görevine atanmasına sebep olacaktı.

Türklerin Anadolu’da bağımsız bir ulus devlet ve cumhuriyet kurmalarının yolu açılmıştı…

Bu yazı Milli Direnişin örgütlenmesi yolunda çok bilinmeyen Mustafa Kemal’in Adana’dan döndükten sonra İstanbul’da kaldığı (13 Kasım 1918-16 Mayıs 1919) 6 ayda yaptığı görüşmeler, kurtuluş için düşünülen seçenekler ve o seçeneklerden üçüncüsüne giden yolun kısa bir özetidir. Diğer bir ifade ile ‘Milli Direniş’ in arka planıdır. Bu konuda Alev Coşkun’un “Samsun’dan önce Bilinmeyen 6 Ay; İşgal, Hüzün, Hazırlık) eseri süreci bütün yönleriyle aktaran değerli bir kaynak.

MİLLİ DİRENİŞ

Mustafa Kemal Paşa, Mondros Mütarekesi imzalandıktan ve Yıldırım Orduları karargâhı dağıtıldıktan sonra İstanbul’a çağrılmış, 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul’a gelmiştir.

Haydarpaşa garında trenden indiğinde İstanbul boğazı işgal güçlerinin 55 parçadan oluşan karma donanması (22 İngiliz, 12 Fransız, 17 İtalyan ve 4 Yunan savaş gemisi) işgali altındadır ve düşman donanması İstanbul Limanı’na girmektedir. Bu yüzden Haydarpaşa garının köşesinde bulunan küçük bir çay ocağında 3-4 saat bekleyerek, bu gösterili geçişi izlemek zorunda kalmıştır.

Öğlenden sonra Kartal istimbotu ile boğazı geçerken tarihe geçmiş o önemli sözünü söyler:

“Geldikleri gibi giderler!”

Yaveri Cevat Abbas’ın yanıtı şöyle olur:

“Size nasip olacak, siz bunları kovacaksınız paşam!”

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’da çok sayıda görüşme gerçekleştirdi, çeşitli gazetelere demeçler verdi. Hatta Fethi Okyar, Dr. Rasim Ferit Talay ile “Minber” adlı bir gazete kurulmasına öncülük etti.  Ancak Mustafa Kemal bu gazetenin görünmeyen kurucusu ve yazarıydı.

Çizilen Yolun İlk Adımı Siyasaldı

Sadrazam Ahmet İzzet Paşa istifa etmiş, sadrazamlığa Tevfik Paşa atanmıştı. Ancak Tevfik Paşa henüz meclisten güvenoyu almadığından Ahmet İzzet Paşa sadrazamlık konutunu boşaltmamıştı.

Mustafa Kemal ilk görüşmesini Rauf Orbay ile yapmış ve Ahmet İzzet Paşa ile görüşmeye karar vermişlerdi. İlk adım siyasal yoldu. Bu yol Tevfik Paşa’nın Meclisten güven oyu almasını engellemek ve Ahmet İzzet Paşa’nın yeniden sadrazam olmasını sağlamaktı. Oluşturulacak kabinede Mustafa Kemal ve arkadaşlarının görev almasını sağlamaktı.  Mustafa Kemal’in Harbiye (Savaş) bakanı olarak görev alması planlanmıştı.

Ancak çizilen yolun ilk adımı suya düşmüştü. Tevfik Paşa hükümeti mecliste güven oyu almıştı. Yapılan görüşmelerin vekilleri ikna etme çabaları fayda etmemişti. Çünkü vekiller hükümete güvenoyu verilmemesi halinde Meclisin kapatılacağını düşünülmekteydiler.

Mustafa Kemal bu konuda tam tersini düşünüyordu. Ona göre asıl zayıf bir hükümet kurulursa Meclis kapatılırdı. Nitekim öyle de oldu. Meclis 21 Aralık 1918 tarihinde padişah tarafından feshedildi ve kapatıldı. Mustafa Kemal öngörüsünde yine haklı çıkmıştı.

Meclisin kapatılması sonrasında siyasal girişimler sürdürüldü, birkaç hükümet kurma çabası daha gerçekleşti ancak, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının düşündükleri ve çaba sarf ettikleri ilk seçenek; barışçıl yolla siyasal çözüm gerçekleşememişti.  

Milli Direniş Kararı

Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan sonra Yıldırım Orduları komutanlığına getirilen ve on gün içinde İstanbul’a çağrılan Mustafa Kemal, Adana’da kendi sorumluluğu altında bulunan 7. Ordu komutanlığını vekaleten, o sırada 20.Kolordu komutanı olan Ali Fuat  (Cebesoy)’a bırakmıştı. Ali Fuat Cebesoy orada bir Jandarma komutanlığı oluşturmuş, bölgede direniş yuvaları hazırlığına başlamıştı. Ulusal savaşın eylemli ilk hazırlıkları bu çalışmadır. Ancak “sıtma” hastalığının başlaması sebebiyle İstanbul’a dönmek zorunda kaldı.

Ali Fuat Paşa İstanbul’a geldikten sonra Mustafa Kemal Paşa ile görüşür. O görüşmede ulusal kurtuluş mücadelesinin adımları şu şekilde sıralanır:

  • Orduların terhisi durdurulacak,
  • Vatanın savunmasında en gerekli olan silah, cephane ve teçhizatı düşmana vermemek,
  • Genç ve yetenekli kumandanları kıtaları başında bulundurmak, İstanbul’dakileri de Anadolu’ya göndermek,
  • Milli direnişe taraftar idare amirlerinin yerlerinde bırakılmasını sağlamak,
  • Vilayetlerde particilik adı altında yapılan kardeş mücadelelerini önlemek,
  • Halkın maneviyatını yükseltmek. (Coşkun, 2008, 103)

İkinci Adım, Komite, İhtilalci Metotlar

Komite, ihtilalci metotlar, bu seçeneği gerçekleştirmek için dört kişilik bir gizli örgüt kurdular. Örgütün adı: Ayyıldız Cemiyeti’dir. Örgütün amacı: Padişahı tahtan indirmek, değiştirmek, hükümeti düşürmek, yeni bir hükümet oluşturarak daha kararlı hareketlere başvurmak. Ancak bu örgüt ile amaçlanan da gerçekleştirilemez, kaldı ki süreçte, padişah İngilizleri daha fazla tedirgin etmek istemiyordu. 29/30 Ocak gecesi İngilizler tarafından verilen 60 kişilik listeden 27 kişi tutuklanmış, Bekirağa Bölüğüne gönderilmişti.

Yukarıda adımları belirlenmiş olunan milli direniş için geriye tek bir seçenek kalmıştı. O da Anadolu’ya geçmek…

Anadolu’ya geçiş noktasında Mustafa Kemal Paşa; Hiçbir sıfat olmadan Anadolu’ya geçmek, orada milleti uyandırarak kurtuluş çareleri aramayı düşünüyordu. Ancak en uygun bölge ve onu o bölgeye götürecek en kolay yolun tespiti gerekiyordu.

Bu konu ile ilgili o zaman Harbiye bakanlığı müsteşarı ve “Barış Hazırlama Komisyon” unda görevli Albay İsmet Bey bir görüşme yaparak en uygun bölge ve o bölgeye gidilecek en kolay yol tespiti üzerinde çalışıldı.  

Üçüncü Adım, Anadolu’ya Geçmek

İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Osmanlı hükümetine Anadolu’daki çetelerle ilgili bir nota verdi. Bu nota Mustafa Kemal’in Samsun’a gitmek üzere ordu müfettişliği görevine atanmasına sebep olacaktı.

Türklerin Anadolu’da bağımsız bir ulus devlet ve cumhuriyet kurmalarının yolu açılmıştı…

Bu yazı Milli Direnişin örgütlenmesi yolunda çok bilinmeyen Mustafa Kemal’in Adana’dan döndükten sonra İstanbul’da kaldığı (13 Kasım 1918-16 Mayıs 1919) 6 ayda yaptığı görüşmeler, kurtuluş için düşünülen seçenekler ve o seçeneklerden üçüncüsüne giden yolun kısa bir özetidir. Diğer bir ifade ile ‘Milli Direniş’ in arka planıdır. Bu konuda Alev Coşkun’un “Samsun’dan önce Bilinmeyen 6 Ay; İşgal, Hüzün, Hazırlık) eseri süreci bütün yönleriyle aktaran değerli bir kaynak.

MİLLİ DİRENİŞ

Mustafa Kemal Paşa, Mondros Mütarekesi imzalandıktan ve Yıldırım Orduları karargâhı dağıtıldıktan sonra İstanbul’a çağrılmış, 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul’a gelmiştir.

Haydarpaşa garında trenden indiğinde İstanbul boğazı işgal güçlerinin 55 parçadan oluşan karma donanması (22 İngiliz, 12 Fransız, 17 İtalyan ve 4 Yunan savaş gemisi) işgali altındadır ve düşman donanması İstanbul Limanı’na girmektedir. Bu yüzden Haydarpaşa garının köşesinde bulunan küçük bir çay ocağında 3-4 saat bekleyerek, bu gösterili geçişi izlemek zorunda kalmıştır.

Öğlenden sonra Kartal istimbotu ile boğazı geçerken tarihe geçmiş o önemli sözünü söyler:

“Geldikleri gibi giderler!”

Yaveri Cevat Abbas’ın yanıtı şöyle olur:

“Size nasip olacak, siz bunları kovacaksınız paşam!”

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’da çok sayıda görüşme gerçekleştirdi, çeşitli gazetelere demeçler verdi. Hatta Fethi Okyar, Dr. Rasim Ferit Talay ile “Minber” adlı bir gazete kurulmasına öncülük etti.  Ancak Mustafa Kemal bu gazetenin görünmeyen kurucusu ve yazarıydı.

Çizilen Yolun İlk Adımı Siyasaldı

Sadrazam Ahmet İzzet Paşa istifa etmiş, sadrazamlığa Tevfik Paşa atanmıştı. Ancak Tevfik Paşa henüz meclisten güvenoyu almadığından Ahmet İzzet Paşa sadrazamlık konutunu boşaltmamıştı.

Mustafa Kemal ilk görüşmesini Rauf Orbay ile yapmış ve Ahmet İzzet Paşa ile görüşmeye karar vermişlerdi. İlk adım siyasal yoldu. Bu yol Tevfik Paşa’nın Meclisten güven oyu almasını engellemek ve Ahmet İzzet Paşa’nın yeniden sadrazam olmasını sağlamaktı. Oluşturulacak kabinede Mustafa Kemal ve arkadaşlarının görev almasını sağlamaktı.  Mustafa Kemal’in Harbiye (Savaş) bakanı olarak görev alması planlanmıştı.

Ancak çizilen yolun ilk adımı suya düşmüştü. Tevfik Paşa hükümeti mecliste güven oyu almıştı. Yapılan görüşmelerin vekilleri ikna etme çabaları fayda etmemişti. Çünkü vekiller hükümete güvenoyu verilmemesi halinde Meclisin kapatılacağını düşünülmekteydiler.

Mustafa Kemal bu konuda tam tersini düşünüyordu. Ona göre asıl zayıf bir hükümet kurulursa Meclis kapatılırdı. Nitekim öyle de oldu. Meclis 21 Aralık 1918 tarihinde padişah tarafından feshedildi ve kapatıldı. Mustafa Kemal öngörüsünde yine haklı çıkmıştı.

Meclisin kapatılması sonrasında siyasal girişimler sürdürüldü, birkaç hükümet kurma çabası daha gerçekleşti ancak, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının düşündükleri ve çaba sarf ettikleri ilk seçenek; barışçıl yolla siyasal çözüm gerçekleşememişti.  

Milli Direniş Kararı

Mondros Ateşkes Anlaşması’ndan sonra Yıldırım Orduları komutanlığına getirilen ve on gün içinde İstanbul’a çağrılan Mustafa Kemal, Adana’da kendi sorumluluğu altında bulunan 7. Ordu komutanlığını vekaleten, o sırada 20.Kolordu komutanı olan Ali Fuat  (Cebesoy)’a bırakmıştı. Ali Fuat Cebesoy orada bir Jandarma komutanlığı oluşturmuş, bölgede direniş yuvaları hazırlığına başlamıştı. Ulusal savaşın eylemli ilk hazırlıkları bu çalışmadır. Ancak “sıtma” hastalığının başlaması sebebiyle İstanbul’a dönmek zorunda kaldı.

Ali Fuat Paşa İstanbul’a geldikten sonra Mustafa Kemal Paşa ile görüşür. O görüşmede ulusal kurtuluş mücadelesinin adımları şu şekilde sıralanır:

  • Orduların terhisi durdurulacak,
  • Vatanın savunmasında en gerekli olan silah, cephane ve teçhizatı düşmana vermemek,
  • Genç ve yetenekli kumandanları kıtaları başında bulundurmak, İstanbul’dakileri de Anadolu’ya göndermek,
  • Milli direnişe taraftar idare amirlerinin yerlerinde bırakılmasını sağlamak,
  • Vilayetlerde particilik adı altında yapılan kardeş mücadelelerini önlemek,
  • Halkın maneviyatını yükseltmek. (Coşkun, 2008, 103)

İkinci Adım, Komite, İhtilalci Metotlar

Komite, ihtilalci metotlar, bu seçeneği gerçekleştirmek için dört kişilik bir gizli örgüt kurdular. Örgütün adı: Ayyıldız Cemiyeti’dir. Örgütün amacı: Padişahı tahtan indirmek, değiştirmek, hükümeti düşürmek, yeni bir hükümet oluşturarak daha kararlı hareketlere başvurmak. Ancak bu örgüt ile amaçlanan da gerçekleştirilemez, kaldı ki süreçte, padişah İngilizleri daha fazla tedirgin etmek istemiyordu. 29/30 Ocak gecesi İngilizler tarafından verilen 60 kişilik listeden 27 kişi tutuklanmış, Bekirağa Bölüğüne gönderilmişti.

Yukarıda adımları belirlenmiş olunan milli direniş için geriye tek bir seçenek kalmıştı. O da Anadolu’ya geçmek…

Anadolu’ya geçiş noktasında Mustafa Kemal Paşa; Hiçbir sıfat olmadan Anadolu’ya geçmek, orada milleti uyandırarak kurtuluş çareleri aramayı düşünüyordu. Ancak en uygun bölge ve onu o bölgeye götürecek en kolay yolun tespiti gerekiyordu.

Bu konu ile ilgili o zaman Harbiye bakanlığı müsteşarı ve “Barış Hazırlama Komisyon” unda görevli Albay İsmet Bey bir görüşme yaparak en uygun bölge ve o bölgeye gidilecek en kolay yol tespiti üzerinde çalışıldı.  

Üçüncü Adım, Anadolu’ya Geçmek

İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, Osmanlı hükümetine Anadolu’daki çetelerle ilgili bir nota verdi. Bu nota Mustafa Kemal’in Samsun’a gitmek üzere ordu müfettişliği görevine atanmasına sebep olacaktı.

Türklerin Anadolu’da bağımsız bir ulus devlet ve cumhuriyet kurmalarının yolu açılmıştı…

Bu yazı Milli Direnişin örgütlenmesi yolunda çok bilinmeyen Mustafa Kemal’in Adana’dan döndükten sonra İstanbul’da kaldığı (13 Kasım 1918-16 Mayıs 1919) 6 ayda yaptığı görüşmeler, kurtuluş için düşünülen seçenekler ve o seçeneklerden üçüncüsüne giden yolun kısa bir özetidir. Diğer bir ifade ile ‘Milli Direniş’ in arka planıdır. Bu konuda Alev Coşkun’un “Samsun’dan önce Bilinmeyen 6 Ay; İşgal, Hüzün, Hazırlık) eseri süreci bütün yönleriyle aktaran değerli bir kaynak.

Scroll to Top