2023 TÜRKİYE’Sİ SEMPOZYUMU


Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği, üç gün süren 2023 Türkiye’si Sempozyumu  başarıyla tamamlandı. Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesinde gerçekleştirilen, 2023 Türkiye’si hayalini somutlaştırmak ve toplumla paylaşmak ana hedefi taşıyan sempozyum Dr. Serdar Şahinkaya’nın açılış konuşmasıyla başladı.  Şahinkaya “Bu hızlanan süreçte bizlerin şikâyet etmeye vakti yoktur, olmamalıdır. Saptamalar yapabiliriz. Ama burada üç gün boyunca daha çok geleceği konuşacağız. Devrimci Cumhuriyeti yeniden nasıl yaratacağız onun yollarını arayacağız.” dedi. Şahinkaya sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sempozyumumuz, 20. Yüzyılda insanlığa ve uygarlığa açılan büyük kapı Cumhuriyeti 21. Yüzyıla taşımada ADD’nin belki de ilk büyük düşünce atılımı. Bu geçmişin doğru ve sağlam tarih bilgisiyle 21. Yüzyılın işaret ettiği donanım ve bilinç için ilk adımdır

Doğru tarihi bilgi ışığında, ADD Kurucu Genel Başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy Hocamızın Cumhuriyetin bu büyük kapısını kapamak için harekete geçen mihraklar tarafından şehit edilmesini unutmamalıyız. Aynı kapı önünde çok sayıda Cumhuriyet Şehidimiz var. Hepsini büyük bir bilinç ve derin bir saygı ile anıyorum.

Elli iki bilim insanının katkı koyduğu 12 oturumluk sempozyumumuzun tüm oturumlarında ortak payda; Cumhuriyetin 21. Yüzyılda varlığının yeniden bağımsızlığa erişme iradesi ile oluşacağıdır.

Bağımsız olamayan insanlar gibi bağımsızlık iradesini oluşturamayan toplumlar da tarihte ve yaşadıkları dünyada gereken kabulü görmezler. Geri ve kapasitesiz muamelesi görürler. Şımartılabilirler fakat adam yerine konulmazlar. Türkiye böyle bir tuzağın içine sürüklenmiştir. Buradan ancak, Cumhuriyetin aydınlık aklı ile ve 21. Yüzyılın bilim ışığını kavrayan genç kuşakların düşünce mücadelesi ile çıkılacaktır.

Eski gençlerin yani bizlerin görevi de bu mücadelede gençlere omuz vermektir. 1927’de NUTUK’taki son paragraf buna işaret ediyor: “Gençliğe Hitabe”.

Bu düşünce mücadelesinin ilk aşısı işte bu sempozyumdur.

ADD şunu diyor; “düşünün ve aklınızın gücünü keşfedin”.

Cumhuriyetin aydınlık aklından korkanlar, bugün bilim ve düşüncenin evrensel kaleleri olan üniversiteleri parçalamaya girişiyorlar ki, burada üniversitelerimiz uzun süredir içine sürüklendiği hazin kurumsal tabloya rağmen aslında bilim ve düşüncenin ne büyük bir güç olduğunu ve Cumhuriyetin büyük kapısında pusu kuranların bu güçten ne kadar çekindiğini görmeliyiz.

Sempozyum “bir büyük ilk” olarak tasarlandı. Bunu bir düşünce seferberliği için başlangıç sayıyoruz. Hazırlıklar böyle yapıldı. Atatürkçü düşünceyi dar kalıplar içinde kabul etmeyen; özünü, cevherini özenle koruyarak, serbest bir düşünce yelpazesi oluşturarak hazırlandı

Bir buçuk yıldır sürdürülen hazırlıklarda başta Prof. Dr. Bilsay Kuruç hocam ve Safa Yenice olmak üzere düzenleme kurulu üyelerine, Genel Sekreter Öner Tanık, Genel Başkan Tansel Çölaşan ve Genel İdare Kuruluna, etkinliğimize ait bütün görsel malzemelerin tasarım ve üretimini büyük bir titizlikle hazırlayan Fatih Veli Ölmez’e, Sempozyum Sekretaryasını sabır ile sürdüren Ebru Yümlü’ye ve tüm emeği geçenlere huzurlarınızda teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu sempozyumu, ülke çapında genişletmek, beslemek ve yeni düşünceleri harekete getirmek bütün aydınlanmacıların, cumhuriyetçilerin görevidir.

Unutulmamalıdır ki; her devrim, kendini geliştirmek zorundadır. Yavaşlar ve duraklarsa karşı devrim mutlaka öne “masum görünüşlü” düşünceleriyle ve bunları yeni ve “yerli-milli”ymiş gibi göstererek ortaya çıkar ve yollar açıldıkça karşı devrimci senaryo büyüyebilir.

Türkiye’nin eski – yeni düşünce sahipleri bunları yaşayarak öğrenmiş olmalıdırlar. İnsanlar için öğrenmenin yaşı yoktur ama toplumlar bu lükse sahip değildir. Çünkü toplumca öğrenmemenin bedeli, genç kuşakların üst üste ağır yıkımı ve yabancılaşmasıdır.

Bunu durdurmak ve 21. Yüzyılın Cumhuriyetçi yolunu açmak görevimizdir.

Unutulmamalıdır ki; 1923 – 1938 döneminde Devrimci Atatürk Cumhuriyeti, kendi köyünden öteyi vatan bilmeyen köylüler ülkesinde; sanayi temelli ulusal bir ekonomiyi emperyalist çıkarların kesiştiği coğrafyada ve iki dünya savaşı yıllarının olağanüstü çalkantılı ortamında yaratmıştır. Bu yaratma, toplum yaşamından ekonomiye, hukuktan eğitime, siyasetten uluslararası ilişkilere, yarı sömürgeden bağımsız bir ulus devlete, bilinçli bir tercih, tutarlı bir stratejiyle köklü bir biçimde gerçekleştirilmiştir ve dünya tarihinde başka bir örneği yoktur.

Evet, 1923’te yaptık…

Yine bu toprakları, 8333 km uzunluğundaki kıyısı ile birlikte Gazi Mustafa Kemal’in 17 Şubat 1923’te İzmir’de Türkiye İktisat Kongresi açış konuşmasında dediği gibi yeniden “çalışkanlar diyarı”, emeğin ve namusun ülkesi yaparız… Yapacağız da.

Buna bilgimiz de,  irademiz de ve cesaretimiz de vardır…

Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum… “

*

Konuşmasına, “Yaşamakta olduğumuz karanlık günlerin esiri olmadan, umutsuzluğa düşmeden, gelecek aydınlık, ferah ve güzel günler için yapmamız gerekenleri düşünmeliyiz. İhtiyaç ve hedefleri saptamak, planlarımızı yapmak ve yılmadan ilerlemek mecburiyetindeyiz. Bildiğiniz gibi, 25 Haziran 2018’de Baskın bir seçim gündeme geldi. Bu durum bize Cumhuriyetçilerin plan ve programlarının çok daha önemli ve öncelikli olduğunu gösterdi. Sempozyuma da bu anlamda önem kattı.” sözleriyle başlayan Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Tansel Çölaşan ise, üç gün boyunca Türkiye’nin yarınının tartışılacağını belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Cumhuriyetçiler olarak, ışıklı günlerin heyecanını şimdiden duymaktayız. Bilim insanlarından, uzmanlardan bilgilenmeyi ve öğrenmeyi sürdürerek, gelecek tasarımlarımızı ortaya koymaya çalışacağız.

Beklediğimiz günlerin çok yakın, düşüncelerimizin hayata geçeceği günlerin gelmiş olduğu heyecanını duyarak çalışacağız. Düşünsel olarak ön hazırlıkları yapmış olmanın verdiği güçle her şartta ve ortamda görüşlerimizi anlatarak kitleselleştireceğiz.

“Bunlar hayal”, diyenlere, Cumhuriyetin; “biz çalışarak, hazırlanarak yaparız”, “biz başarırız”, “biz planlayarak hedefe varırız” düşüncesinin özgüveni ile cevap vereceğiz.

Hepimiz, kökleri aydınlanma geleneğinden beslenen, üreten ve hakça bölüşen, ayakları bu topraklara basan strateji temelinde planlanan kalkınmanın heyecanını duyan, emekten yana daha güzel günlerin geleceğini bilen büyük bir potansiyele sahibiz.

Bize cesaret veren, Cumhuriyetin yetiştirdiği nitelikli insan gücünün, beyin gücünün varlığıdır. Daha da önemlisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “ bütün ümidim, gençliktedir” sözüyle işaret ettiği gençlerimizin varlığı bu potansiyelin hareket noktasıdır.

Meraklı, sorgulayan, atak bir gençliğimiz var. Üstelik toplumsal yapımızın büyük bölümünü oluşturuyorlar. Onlar da, yaratıcı hamleler için sabırsızlanıyor. Gençlerimiz yeni tezlerle önlerinin açılmasını, yeni hedefler, yeni programlar ortaya konmasını bekliyorlar. Bu derin dip dalgası kaçırılmaması gereken çok önemli bir şansımızdır.

Evet, “2023 Türkiye’si” Sempozyumunu bu bakış açısıyla düzenledik.

Atatürkçü Düşünce Derneği olarak; öğrenme ve bilgi ile her türlü işi, toplumsal kalkınmamızın, kültürel gelişmemizin, yaratıcı hamlelerimizin itici gücü olarak görüyoruz. Diğer yönüyle de, gençlerimizin merakını tetikleyip, yurttaşı aydınlanma iklimine yönlendiren, en etkili aracın bilgi olduğu kanısındayız. Biliyoruz ki, bu iş kolay değil, kestirme yolları da yok. Başarı; dayanıklılık, sabır ve mücadele gücünün canlı tutulmasına bağlı.

Yine, Atatürkçü Düşünce Derneği olarak bu bakış açısıyla, hocalarımızın, uzmanların yazdığı pek çok kitap ve kitapçık yayınlıyoruz. Yurdun dört bucağındaki şubelerimizde güncel konularda konferanslar, paneller düzenliyoruz. Bunlarla yetinmeyip, çok kapsamlı ve bütünlüklü çalıştaylar da yapıyoruz. Bu çalışmaların özelliği gereği, farklı alanlardaki uzman ve bilim insanlarını bir araya getirerek, konuları bir bütünlük içinde tartışıyor, sorunlara ve çözümlerine farklı alanların pencerelerinden bakarak, bütüncül bakış açıları yakalamaya çalışıyoruz.

Hemen her alanı kapsayan bu faaliyetlerden çok şey öğreniyoruz. Kitaplaştırarak şubelerimizin ve halkımızın yararlanmasına sunuyoruz.

Bu defa önce düşüncelerimizi “Atatürkçü Düşünce Derneği  Manifestosunda” başlıklar olarak ifade ettik. Bunu  şubelerimizle ve halkımızla paylaştık. Konunun genişletilmesi ve ayrıntılandırılması gerektiğinin bilincindeydik.

Bu sempozyum manefistodaki başlıkların olgunlaştırılması, detaylandırılması çalışmasıdır.

Yaklaşık bir buçuk sene önce Bilim Danışma Kurulu üyemiz Dr. Serdar Şahinkaya tarafından Atatürkçü Düşünce Derneği’nce “2023 Türkiye’si” Sempozyumunun yapılması önerildi. Yönetim olarak büyük bir heyecanla destekledik.

“Atatürkçü Düşünce Derneği 2013 Türkiye’si” Sempozyumunda, bilim insanlarımızın hemen her alanda düşüncelerini, tasarımlarını ortaya koyacakları, yeni ufuklar açacakları, çözüm önerileri geliştirecekleri bir iklimin oluşacağını düşünüyorum.

Bizi heyecanlandıran öneriyi getiren ve işin en zor kısımlarını büyük bir özveri ile üstlenen bilim danışma kurulu üyelerimiz Dr. Serdar Şahinkaya’ya ve her aşamada engin bilgisiyle, görüş ve değerlendirmeleri ile bizi zenginleştiren Prof. Dr. Bilsay Kuruç hocalarımıza şükranlarımızı sunuyorum.

Bu sempozyuma katkıda bulunan tüm bilim insanlarına, uzmanlara kattıkları değerli görüşlerden ötürü, huzurunuzda tek tek teşekkür ediyorum.

12 oturumdan oluşan, çok sayıda bilim insanımızın yer aldığı, bizi heyecanlandıran bir sempozyumu gerçekleştireceğiz.

Aynı tarihlerde, farklı coğrafyalarda, çok farklı çağların (gelişmişlik düzeylerinin ) yaşandığı bir gerçektir.

Bunun bilinciyle, en azından bulunduğumuz çağdan geri düşmeyerek, geleceği öngörüp, ona göre bilimsel atılımlarda bulunmamız, yaratıcı hamleler yapmamız gerektiğini hepimiz söylüyoruz. Bu iklimi yaratmada ortak aklın geliştirilmesi için gerekli zeminin inşası konusundaki bilim insanlarının görüşlerini merakla bekliyoruz.

Her konuda dağınıklığımızın azalması, birlikte tartışma kültürünü yeniden geliştirme çabamızın, ortak çözümler yaratmayı da kolaylaştıracağını düşünüyoruz. Biliyoruz ki Türkiye, kaybettiği yön duygusunu, planlı kalkınma heyecanını, kültürel gelişmenin zengin duyarlılığını, kardeşlik ve dayanışmanın güçlendiriciliğini, emeğin üretim coşkusunu yeniden yaratabilecek beyinlere sahiptir.

Yabancı reçetelerin, yabancı uzmanların ve onların cazibesine kapılmış yerli uzmanların ülkemizi savurdukları yerden, kendi bilgi ve aklımızla çıkacağız. Bunu başarmanın yollarını konuşacağız. Teknoloji alıcısı değil, bilimde ilerlemiş, kendi teknolojisini yaratıp, geliştiren kuşakları yetiştirebilmenin yollarını tartışacağız.

Bütün bu konularda  başarılı adımlar atabilmek için, bu sempozyum gibi pek çok bilimsel çalışma ve araştırmalara ihtiyaç var. Çeşitli alanların birlikte değerlendirilip, bilimsel bütünlük içinde  ele alınmasına, birlikte düşünerek, ortak akıl yaratabilme alışkanlığını elde edip, geliştirmesine ihtiyaç var.

Toplumda yaşanmakta olan kutuplaşmalara, ayrışmalara karşı, kadının toplumda geriye atılmasına, şiddet görmesine, evine kapatılmasına karşı, çocuklara uygulanan insanlık dışı muameleye karşı çözümler üreteceğiz. Bu konu bütün alanları da kapsayan en yakıcı konulardan bir kaçıdır.

Yargının bağımsızlığı, erkler ayrılığı, ödünsüz laiklik, bilimsel ve milli eğitim konularını da geliştirecek görüşleri merakla dinleyeceğiz.

Atatürkçü Düşünce Derneği, bağımsız düşünmeyi içselleştirmiş, ilerici, aydınlanmacı, planlı kalkınmacı, yeni bir kamunun merkezde yer alacağı, halkçı, sanayileşme hedeflerini önemseyen bir demokratik kitle örgütüdür. Ülke bütünlüğünden laik Cumhuriyetin ilke ve devrimci ruhundan güç alan, emeğin ve bilimin değerini esas alan bir dernektir.

Atatürkçü Düşünce Derneği, 1923 Cumhuriyetinin başarılı deneyiminin kazanımlarından öğrenerek, bilime dayanarak hep geleceğe bakacaktır. Sempozyumumuzda bu nedenle günlük sorunlardan çok geleceğe ait düşüncelerin olgunlaştırılacağı bir toplantılar zinciri olması hedeflenmiştir.

Yılmaz Güney Sahnesi’ni bize tahsis eden Çankaya Belediye Başkanı’na buradan sevgilerimizi ve teşekkürlerimizi iletiyoruz. Katılımları ile bizleri onurlandıran ve zenginleştiren bilim insanlarına, uzmanlara Derneğimizden emeği geçen çalışanlarına ve katkı yapan genel yönetim kurulu üyelerine, bize yol gösteren ve emeğini ve zamanını esirgemeyen Prof. Dr. Bilsay Kuruç ve özverili emeği ile Dr. Serdar Şahinkaya’ya tekrar teşekkürlerimizi sunarız.

Bu sempozyum, bilim insanlarının, uzmanların geleceğe yönelik bakışımızı geliştirecekleri, zihin açıcı bir  ufuk turu olacaktır. Bundan eminiz.

Merak ve heyecanla yeni şeyler öğrenmek için bekliyoruz.

*

Açılış konuşmalarının ardından, “Nasıl Bir Dünya ve Milli Güvenlik Politikası?, Nasıl Bir Kamu ve Kamusallık?, Nasıl Bir Haklar Düzeni?, Nasıl Bir Kültür ve Eğitim Politikası?” başlığını taşıyan 4 oturum gerçekleştirildi.

Top