2014 EYLÜL; CUMHURİYET’İN YAPRAK DÖKÜMÜ

  • Ağustos ayında Cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan, yasaları umursamadan seçimden sonra da oturmaya devam ettiği başbakanlık koltuğunu nihayet bıraktı ve Çankaya Köşkü’ne çıkmadan kaçAk Saray’a gitti. Böylece Cumhuriyet’in bir devlet geleneğini daha yıktı. Onlarca devlet adamına evsahipliği yapan Köşk, tarihten siliniyordu. Ne de olsa toplum tepkisizdi.
  • 25 Aralık 2013 te başlayan soruşturmada İstanbul Başsavcılığı içlerinde Bilal Erdoğan’ında bulunduğu 96 şüpheli hakkında takipsizlik kararı verdi. 25 Aralık’ı AK’ladılar ve hiç bir suçu yokken yaklaşık 4 sene hapiste kalan MHP milletvekili Engin Alan’dan hapishanade yediği yemeklerin bedeli olarak 850,00.TL istediler… Verilen bu takipsizlik kararı ise bundan sonra başlatılacak Cadı Avı’nın iddianamesinin dayanağını ortaya koyuyordu: 17 – 25 Aralık “darbe girişimidir”. Kim ne diyebilir diki; ne de olsa toplum sinmişti.
  • Genç Türkiye Cumhuriyeti’ne 1926 da Ağrı’da isyan edenler için Doğubeyazıt’ta güpe gündüz anma törenleri düzenleyen silahlı PKK militanları, kazdıkları mezarın başına koydukları mezar taşına her kesin gözü önünde TC yazdılar. AKP iktidarı, valisi, polisi, askeri ve savcılarıyla Cumhuriyet’in cenaze törenini sessizce uzaktan izlediler. Ne de olsa toplum da duymuyor, görmüyor ve çabucak unutuyordu.
  • AKP iktidarı tarafından, Milli eğitimin araplaştırılması yolunda büyük bir adım daha atılarak once 8.000.(sekizbin) okul müdürü görevden alındı, sonra onların yerine kendi talimatlarını itirazsız yerine getirecek yandaş müdürler atandı. Ve imam hatiplerde derste, sınıfta ve hatta teneffüste bile Türkçe konuşulması yasaklandı. Millet olabilmenin temel niteliklerinden birisi olan anadilin ortadan kaldırılmasına da resmen başlanmış oldu. Duymayan, görmeyen, unutkan toplumumuzun (Türkçe) konuşmasına da gerek yoktu
  • Cumhurbaşkanı recep Tayyip Erdoğan, 14 alevi ailesinin, dinkültürü ve ahlak bilgisi adı altında sadece sünni islamın anlatıldığı zorunlu din dersi uygulamasına karşı Avrupa İnsan hakları Mahkemesinda açtığı davanın bu ay çıkan, Türkiye’nin zorunlu din dersi uygulamasına derhal son vermesi gerektiği yönündeki kararına karşı; “Zorunlu fizik dersi, zorunlu kimya dersi, zorunlu matematik dersi tartışma konusu olmuyor, ne hikmetse zorunlu din dersi tartışma konusu oluyor, zorunlu din dersini kaldırırsanız, onun yerine uyuşturucu gelir, şiddet gelir, ırkçılık gelir” sözleri yine Eylül ayında gündeme bomba gibi düştü, ancak patlamadı. Nerden tutsanız elinizde kalır bu felsefi ve bilimsel değerlendirme konusunda hukukçular da bilim adamları da ne söyleyeceklerini şaşırdılar ve şakınlıklarından olsa gerek; ne “ateistlerin bile din bilgisi sahibi olması gerekir” deyip, bu karar bizi bağlamaza getiren başbakan Ahmet Davutoğlu, nede hem Avrupa İnsan hakları Mahkemesiyle, hem de toplumla alay eden Cumhurbaşkanı hakkında yasal bir işlem başlatılması için girişimde bulundular. Toplumumuz vurdumduymazlıkta artık sınır tanımıyordu.
  • Amerikan Newsweek dergisinde “cihad otoyolu” başlıklığıyla, İŞİD’in Kocaeli’nde militan yetiştirdiğini, onlarca Türkün militan olarak karayoluyla Suriye’deki İŞİD saflarına katıldığı yazıldı. Aynı dergi “Türkiye’den İŞİD’e militant akıyor” başlıklı yazıda, Ankara Hacıbayram mahallesinin İŞİD’e militan üreten merkez haline geldiğini, onlarca Türk’ün de bu merkezden Suriye’ye İŞİD’e katılmak üzere gönderildiğini yazıyordu. Almaz gazetesi Bild ise, İŞİD’in; Ankara, İzmir, Eskişehir, Konya, Adıyaman, Şanlıurfa ve Hatay’da silah depoları olduğunu yazıyordu. Sonradan DAEŞ olarak adlandırılmaya çalışılan, İŞİD; Türkiye’de ofisler kurmuş, askere alır gibi militant alımı yapıyor ama bu duruma ne AKP iktidarı, ne polis, ne asker, ne savcı ses çıkartmıyordu. Dünya ülkesi, asrın lideri, terörü destekliyor diye dünyanın diline düştü; olsun varsın, bizim halkımızın %18’i İŞİD’i terörist olarak görmüyordu ki; İŞİD militanları, Türkiye sınırına yakın olan Ayn el Arap’a saldırdı ve yeni bir göç dalgasıyla 200 bin Suriye’li daha Türkiye’ye geldi. Türkiye’deki Suriyeli sayısı 2 milyonu aştı.

 

EYLÜL 2015; CUMHURİYET KAN AĞLIYOR

  • IĞDIR’ın Karakoyunlu İlçesi’nde PKK’lı teröristler, ’Şüpheli iki kişi var’ diye ihbarda bulunup, gelen polis memuru 45 yaşındaki Olgun Kurbanoğlu’nu otomatik tüfekle tarayarak şehit etti.
  • Batman’da PKK’lılar sivil polis ekibine ateş açtı. Saldırıda bir komiser ile bir polis yaralandı. Saldırıda yaralanarak hastaneye kaldırılan komiser yardımcısı Burhan Gatfar şehit oldu.
  • Bitlis’te terör örgütü PKK mensuplarınca jandarma karayoluna düzenlenen saldırıda bir asker yaralandı.
  • PKK’lı teröristler akşam saatlerinde Hakkari, Mardin ve Elazığ’da saldırı düzenledi. Mardin’deki saldırıda 2 özel harekat polisi hafif yaralanırken, Elazığ’daki saldırıda da 1’i ağır 3 polis memurunun yaralandığı öğrenildi.
  • PKK’lı teröristler Mardin Dargeçit’te inşaatı süren okulda yangın çıkardı. Polis ekibi güvenlik önlemi için olay yerine giderken, yola yerleştirilmiş patlayıcı infilak ettirildi. 1’i emniyet amiri, 4 polis şehit düştü. Şehit Akif Hatunoğlu’nun cebinden vasiyeti çıktı. Hatunoğlu, Tekir yaylasındaki baba evinin bahçesine gömülmeyi istediği vasiyetinde, “Eğer bir gün yaban ellerde şehit düşersem hiçbir hükümet temsilcisi gelmesin cenazeme (Vali, milletvekili, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı vs.) Neden diye sormayın…. Çünkü onlar uyuduğu için bunca şehitler verildi” dediği görüldü.
  • Tatvan ilçesinde terör örgütü PKK, askerlik şubesine roketatarlı saldırıda bulundu, binada hasar oluştu.
  • Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde terör örgütü PKK mensupları askeri bölgelere roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenledi. Saldırılarda 2 asker yaralandı.
  • Diyarbakır’ın Sur ilçesinde PKK’lı teröristlere karşı başlatılan operasyonda polisler roketatarlı saldırının hedefi oldu, 2 polis şehit oldu.
  • Türkiye 8 Eylül Salı günü art arda gelen acı haberlerle sarsıldı. İlk olarak Iğdır’da PKK’lı teröristlerin hain tuzağında 13 polis şehit oldu. Iğdır’da polisleri taşıyan servis minibüsüne yönelik hain terör saldırısı sırasında meydana gelen patlama o kadar büyüktü ki sınırın diğer tarafında deprem paniğine yol açtı. 13 polisin şehit olduğu saldırı sonucu yaşanan patlama, Ermenistan’da hissedildi.
  • Yol kesen PKK’lılar Tunceli’de bir polisi, hem de yanında kızı varken, şehit ettiler. Akşam saatlerinde ise acı haber Mardin’den geldi. Mardin’in Dargeçit ilçesinde polis aracına düzenlenen saldırıda yaralanan 4 polis memurundan biri şehit oldu.
  • DAĞLICA’daki terör saldırısının ardından sosyal paylaşım sitesindeki hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ağır ifadelerle hakaret ettiği öne sürülen İpsalalı Erkan K., polis ekiplerince gözaltına alındı. Savcılık sorgusundan sonra tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilen Erkan K., adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Savunmasında PKK’nın Dağlıca’da şehit ettiği askerlere çok üzüldüğünü anlatan Erkan K.’nın, “Şehit askerler için çok üzüldüm. Şeker hastalığım var, tansiyonum da yükselmişti. Bir anlık sinirle onları yazdım” dediği belirtildi.
  • Terör örgütü PKK, önceki gün bir kez daha Türkiye’yi yasa boğan hain bir saldırı düzenledi. Saldırıya ilişkin kahreden detaylar da ortaya çıktı. Hakkâri’deki Dağlıca Üs Bölgesi’ne geçiş güzergâhında alan temizliği yapan askerler 3 kez tuzağa düşürüldü. Önce yola döşenen bombalar patlatıldı, ardından yardıma giden askerler tuzağa düşürüldü. 16 asker şehit oldu.
  • Dargeçit’te PKK saldırısında 1 polis şehit oldu.
  • Mardin’in Nusaybin ilçesinde PKK lı bir grup gasp ettikleri tankeri Ahmet KAYA köprüsü üzerinde yaktı.
  • Diyarbakır’da polise saldırıldı, 2 polis yaralandı.
  • Diyarbakır’da çorbacı tarandı, 1 kişi öldü, 3’ü polis 5 kişi yaralandı.
  • Nusaybin’de polise saldırıldı, 1 polis yaralandı.
  • Demirtaş; KCK müzakereye hazır dedi.
  • Silvan ve Şırnak’ta 3 polis şehit oldu.

Bu gün henüz 15 eylül ve Eylül de Ağustos gibi kanamaya devam ediyor. Eylül kanıyor, şehit yakınları ağlıyor, toplum ise bir önceki eylülden faksız, bir kaç küçük serzeniş dışında,  toplumsal tepki göstermeksizin izliyor. Bütün bu sürecin asli sorumluları ne yapıyor dersiniz;

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Çözüm Süreci bunlar tarafından bir ihanetle değerlendirildi. Çözüm Süreci’ni bunlar adeta Güneydoğu’da, kısmen Doğu’da kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler. Çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar” dedi. Hani “siz kabul etsenizde etmeseniz de Türkiye’nin yönetim biçimi fiilen değişmiştir, şimdi bu fiili duruma uygun olarak Anayasa’nın değişmesi gerekir” diyerek, Anayasal suç işleyen, kendi seçilmesine dayanak anayasayı yok sayan Recep Tayyip Erdoğan; sanki 13 yıldır “Çözüm Süreci” adı altında PKK’yı yasallaştırmaya çalışan kendisi değilmiş, olan bitenden yeni haberi olmuş gibi insanların gözünün içine baka baka, şehit gözyaşlarının kendisini ıslatmamasını sağlamaya çalışıyor. Oslo’da terörist PKK ile görüşen, İmralı’da terörist Öcalan ile görüşen, terörist Öcalan’a sekreterya yapmaya çalışan, Dolmabahçe’de anlaşma yapan, sınır kapılarında kurduğu mahkemelerle yasal güvencelerini de vererek teröristleri ülkeye davet eden, terör örgütü militanlarının ülke topraklarından Suriye’ye ellerini kollarını sallayarak gitmelerine izin veren, Suriye’deki toprağımızı terk edip bu teröristlerin yardımı ile kaçabilen, kapalı kapılar ardında bugün  terör örgütü adına harek ettiğini iddia ettikleri siyasetçilerle her türlü anlaşmayı yapıp her istediklerini veren AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan, çıkıp; bunlar bu süreçte ülkeye silah soktular, stok yaptılar deyip, akan şehit kanlarının sorumluluğundan kurtulamaz. Akan kanın sorumluları dün yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen, ülkeyi birlikte yöneten ve bu günleri yaşatan, Tayyip Erdoğan, Erdoğan’ın AKP’si ve Öcalan’ın HDP’sidir.

Peki HDP ülkede oluk oluk kan akarken nasıl bir değerlendirme yaptı, ne söyledi;

Öcalan’ın HDP’sinin, barış sözcüğünü ağzından düşürmeyen  eş genel başkanı Selahattin Demirtaş; kendi seçecekleri vali ve kaymakamlar tarafından yönetilmek istediklerini söyledi.

Eylül kan ağlıyor… Ağustos gibi… Ateş sadece düştüğü evi yakıyor… Bizdeki öfke saman alevi, çabuk sönüyor,  iki göz bir çocuk, evler yanmaya devam ediyor… Tayyip Erdoğan, Erdoğan’ın AKP’si ile Öcalan’ın HDP’si terör olaylarının devam etmesiyle oylarını artırmak istemektedirler. Bir şehit, bir insan, bir can, bizde gözyaşı ve kan, bunlar da ise  sandıkta devşirilecek oy olarak görülüyor.Ne de olsa; toplum, sessiz, suskun, unutkan. 2014 Eylül’ü değil geçen ayı bile o kadar hızla unutuyoruz ki. Saman alevi gibiyiz dedimya, hani öfkemiz çabuk dindiği için, biz alında “Sanal Alev”i gibiyiz. Duygularımızı sanal ortamda paylaşıyor, üzülüyor, kahrediyor,öfkeleniyor, (katılmasam da) hakaret düzeyinde değerlendirmeler yapabiliyor, sanal da olsa ağlayabiliyoruz.

Peki bu toplumsal eylemsizliğimizin/tepkisizliğimizin sınırı nedir, nereye kadar tepki vermeden duracağız?

Ünlü virtüöz, piyanosunun başına oturmuş, salonu hınca hınç doldurmuş seyircilerin önünde konserine başlamıştır.Ancak, piyanonun tuşlarına basıp çalıyor görünmesine rağmen, telleri önceden sıkılmış piyanodan hiç bir ses çıkmamaktadır. Dinleyiciler de bu durum karşısında, bir birlerine göz ucuyla bakarak ne yapmaları gerektiğini belirlemeye çalışmakta fakat nedense tepki göstermemektedirler.İki saat süren sessiz konserden sonra ünlü virtüöz oturduğu yerden kalkarak büyük bir ciddiyetle seyircileri selamlar, salon sürekli alkış sesleri ile çınlamaktadır…

İngiltere de yaşanan bu olaydan sonra piyanist, katıldığı bir televizyon programında kendisine bu konseri ile ilgili neden böyle yaptığıyla ilgili soru sorulduğunda; “insanlardaki tepkisizliğin nereye kadar varacağını öğrenmek istedim” der ve ekler” Meğer sınırı yokmuş…”

2014_eylul_cumh_karikatur

Not: Bu yazı 15 Eylül 2015 tarihinde yazılmıştır.

Av. Özgün ŞİMŞEK
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi
Atatürkçü Düşünce Derneği Hukuk ve Siyaset Kurulu Başkanı

 

Top