20 Temmuz neden unutturulmak istenen bir gün?

Değerli yol arkadaşlarım,

Bugün 20 Temmuz’du. Yani bizlere “unutturulmak istenen tarih” açısından çok önemli bir gün.

Neden unutturulmak istenen bir gün?

Çünkü 1990’larda başlatılarak, 2000’lerde tamamı ile yürürlüğe sokulan “Yeni Türkiye Projesi”nde hukukun, Devletin, adaletin, siyasetin, toplumun yanı sıra “Tarihimizin” de değiştirilmesi hedeflendi.

Artık 23 Nisan yerine “Kutlu Doğum Haftası” olacaktı. Artık her 29 Ekim’de Cumhurbaşkanı hasta olacaktı. Artık 30 Ağustos’u, 29 Ekim’i kutlamak isteyenler dövülecek, coplanacak, tazyikli suyla püskürtülecekti. Artık Şevki Yılmaz denilen “büyüğümüzün” yazdığı gibi, “yeni Zafer Bayramımız” 15 Temmuz olacak, 30 Ağustos’un yerine 15 Temmuz, Zafer Bayramı olarak geçecekti.

İşte bu “Yeni Tarih” için unutturulması zorunlu olan en önemli günlerden biri de, hiç kuşkusuz 20 Temmuz. Yani Kıbrıs Barış Harekâtı’nın başladığı 20 Temmuz 1974.

Peki, 20 Temmuz 1974 neden unutturulmak isteniyor dersiniz?

Çok basit. Çünkü 2. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşturulan “Yeni Dünya Düzeni”nin üzerine inşa edildiği en temel kurallardan biri şu idi; bundan böyle “yeni oluşturulan statükoyu”; ister sınırlar olsun, ister siyasal gelişmeler olsun, ister toplumsal süreçler olsun, değiştirmeye sadece ABD, Rusya, İngiltere, Fransa yetkiliydi. Bunun dışında hiçbir devletin bunu bozmaya yetkisi yoktu. Toplumunu, halkını, vatandaşlarını, sınırlarını korumak için bile olsa…

Ama Türkiye, 20 Temmuz’da “bu statükoyu” tanımayacağını tüm dünyaya haykırdı. ABD’nin, İngiltere’nin, Fransa’nın, tüm dünyanın görmezden gelmekte direndiği Kıbrıs’ta Türk toplumuna yönelik sürdürülen mezalimi, katliamları görmezden gelmedi. Ve Kıbrıs Harekâtı’nı başlattı.

2. Dünya Savaşı sonrasının “kutsal anlaşması” un ufak edilmiş oldu. Statükoya ve oluşturan güçlülere karşı bir kez daha, “Türk toplumuna yönelik mezalimi, katliamı kabul etmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz” denildi. İşte o günden sonra da gerek siyasal, gerek ekonomik, ya da tarihsel krizler hiç başımızdan eksik edilmedi.

İşte bu nedenle 20 Temmuz, tarihimizde çok önemli bir gün. İşte bu nedenle, “Yeni Türkiye Projesi”nde adı dahi geçmemesi gereken bir gün. İşte bu nedenle hepimize unutturulmak istenilen bir gün.

Nasıl olsa, Yeni Türkiye Projesi’nin mimarları uygun bir şey bulurlar. Atatürk Cumhuriyeti’nin yerine Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini bulmadık mı zaten? 23 Nisan yerine Kutlu Doğum Haftası’nı koymadık mı zaten? 29 Ekim, 30 Ağustos’u kutlayanları coplamadık mı zaten? Yeni Zafer Bayramımızı, 15 Temmuz yapmadık mı zaten?

Ama biz Atatürkçüler buradayız. Ne Atatürk Cumhuriyetini, ne ilkelerini, ne 20 Temmuz 1974’ü unutmayız, unutturmayız da.

O dönemin başta rahmetli Bülent Ecevit olmak üzere tüm siyasetçilerine, yöneticilerine, silahlı kuvvetlerine çok şey borçluyuz. O dönemin tüm, yaşamını yitirenlerine rahmet, yaşayanlarına uzun ömürler diliyorum.

İyi ki vardılar. Onlar sayesinde de “gerçek tarihimiz” duruyor. Bir yerlerde bekliyor. Yeni Türkiye Projesi’nin yerini, tekrardan Atatürk Cumhuriyeti’nin alacağı günü bekliyor.

Prof. Dr. Süheyl Batum

Top