1915 Olayları

Kamuoyuna,

Ermeni soykırım iddialarının 100.yıl dönümü gerekçesiyle; bir çok ülke parlamentosu tarafından Ermeni soykırımını tanıyan deklarasyonlar yapılmaktadır.

Tarihi gerçeklere ve hukuka aykırı bu siyasi kararlar, Türkiye Cumhuriyeti’ni haksız ithamlarla ve soykırım gibi ağır suçlamalarla karşı karşıya bırakmaktadır.

Bulunduğumuz coğrafya üzerinde, bugün yaşananlara, taraflara, siyasi aktörlere, dış müdahalelere ve içeriye ihale edilen rollere baktığımızda, ulus olarak yüzleşmemiz gereken “yegane” gerçek, 100 yıl önce oynanan oyunların benzeri ile karşı karşıya olduğumuzdur.
BM Soykırım Sözleşmesi’ne göre bir olayın soykırım olup olmadığına bu işle görevlendirilmiş milli mahkemeler veya uluslararası ceza mahkemeleri karar verebilmektedir. 1915’te yaşanan olayları soykırım olarak niteleyen herhangi bir mahkeme kararı bulunmamasına ve AİHM’in 1915 olaylarının soykırım olarak nitelendirilemeyeceğini kararını almış olmasına rağmen, bu ülkelerin “hukuku tanımayarak” aldığı kararlar, tamamen siyasi niteliktedir.

Hukuki olarak bir çok haklı gerekçeye ve karara rağmen, soykırım dayatmalarının siyasi olarak karşımıza çıkartılması, bu topraklardaki bitmeyen 100 yıllık emperyalist hırsların sonucudur. Bin yıllık geçmişe sahip iki kadim halkın, emperyalist ülkelerin çıkarları uğruna birbirine düşman edilmesi, birbirine kırdırılması bu topraklara yapılmış en büyük kötülüktür.

Çanakkale ve Lozan ile hesaplaşmakta kararlı emperyalist devletlerin, gerçeklikleri çarpıtarak, bilim dışı iftiralar ile Türk milletini soykırım yapmak ile suçlayan her türlü anlayışını reddediyoruz.

Bizler için 1915’te yaşanan olaylar ve Ermenistan devleti ile ilgili tüm hukuki süreçler, 16 Mart 1921 Moskova, 13 Ekim 1921 Kars ve 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşmaları ile tamamen kapanmıştır.

Sevr’i yeniden önümüze getirmek için beyhude çabalar içerisine girenler, tam bağımsızlık inancı ve kuvayi milliye ruhu ile sürdürdüğümüz haklı mücadele sonunda bir kez daha kaybetmeye mahkum olacaklardır.

Saygılarımızla.​

Süheyl Batum

Top