19 Mayıs 1919

mka

Mustafa Kemal Atatürk’ün doğum günü bilinmiyordu. Kendisine sormuşlar. O da, doğum gününün bilinmediğini, ama bir doğum günü yakıştırılacaksa bunun 19 Mayıs olabileceğini söylemiş. Bu olay Atatürk’ün 19.Mayıs.1919 gününe verdiği önemi bize anlattığı için anlamlıdır.

İlk kez Atatürk’ün köşkünü ziyaret ettiğim zaman dikkatimi çekmişti. Sehpa, masaları duvarları süsleyen fotoğraflar arasında Atatürk’ün Balkan Savaşı öncesindeki Trablusgarp görevine ilişkin fotoğrafların çokluğu idi. Belli ki Atatürk’ün imgeleminde (muhayyilesinde) o maceranın yeri büyüktü. Çünkü Atatürk çağının ana akımlarına uygun olarak romantik bir insandı. Başka bir kimlikle (çünkü bir Osmanlı Subayı olarak oraya gitmesi olanaksızdı), ve türlü zorluklardan sonra o çöl ülkesine gitmesi, orada alışık olmadığı bir muharebe biçimi olan çete savaşına girmesi. . . Bunlar, köşkündeki fotoğraflarının da işaret ettiği üzere, onun duygu belleğinde önemli bir yer tutuyordu. Balkan Savaşı gelmeseydi belki İtalyanları kıyılardan da söküp atabilirdik. Yıllar sonra Vietnam’ın Fransa’yı Dien Bien Fu’da yenmeleri gibi (1954)

Atatürk’ün kafasında muhtemelen Samsun’a çıkışı ile Tarblusgarp’a gitmesi arasında bir koşutluk vardı. Belalı bir deniz yolculuğundan sonra kurtarılacak bir vatan parçasına çıkış… Bir yeniden doğuş gibi.

Atatürk Samsun’a gitmeden önce muhakkak ki her zaman yaptığı gibi, birçok planlar yapmıştı. Türkiye’nin kurtarılması planları… Bu planların ne olabileceği konusunda ancak bazı işaretler, ipuçları bilebiliriz. Ama hiç kuşku yok ki, Yunanların 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkarılması bu planları kökünden değiştirmiştir. Çünkü o güne değin Anadolu’da bir Yunan işgali görülmemişti. İşgal güçleri İngiliz, Fransız, İtalyanlara aitti. Bunların uzun sürmeyeceği umut edilebilirdi. Oysa bir Yunan işgalinin kalıcı olacağı ve işgal edilen bölgelerdeki Türklere etnik temizlik uygulayacağı kesin gibiydi. Daha yakın bir tarihte Balkan Savaşı sonucunda Türklere neler yapıldığını en cahil insan bile biliyordu, duymuştu.

Türk insanı 1911’den beri savaştaydı. Önce Trablusgarp, ardından Balkan Savaşları (1912-1913), ardından Dünya Savaşı (1914-1918). Her yerde bol bol kan akıtılmıştı. Türk insanı perişandı. O bitkinlikle maddeten ve manen yeni bir savaşa girişmesi olanaksız görünüyordu. Fakat bir Yunan işgali yeni bir ölüm-kalım mücadelesini kaçınılmaz kılıyordu. Atatürk’ün planlarını bu yeni duruma göre gözden geçirdiği, değiştirdiği muhakkaktır.

Bir de Atatürk’ün Milli Mücadele önderliği konusu var. Önder neden Mustafa Kemal oldu? Bu sorunun çok yalın bir yanıtı var. Çünkü 10 Haziran 1919’da, yani Samsun’a çıktıktan 22 gün sonra (Havza’da) davaya katıldığını, nihayete kadar çalışacağına söz verdi. Burada önderlikten söz yoktu ama doğal önder oydu. Bir kez herkesin çok iyi bildiği Çanakkale kahramanlığı vardı. Sonra da yakınları onun olağanüstü kişiliğini biliyorlardı. Kimse Milli Mücadele önderi M. Kemal değil, şu olsun, ben olayım demedi. Tek istisna Enver Paşa ve yandaşlarıydı; zaten bu rekabet de “uzaktan bir rekabet”  şeklinde kaldı ve Sakarya Zaferinden sonra solup gitmişti.

Prof. Dr. Sina Akşin
ADD BDK Üyesi

 

Top