17 Nisan 2015 * Kuruluşunun 75′inci Yılında Köy Enstitüleri

unnamed (3)

Köy Enstitülerinde eğitmenlik, öğretmenlik yapan Nazif Evren, “Kekik Kokulu Yıllar” başlığı ile yeniden yayımlanan anılarında, enstitülerde yetişenlerin hepsinin, ulusa borçlu oldukları görevlerini üstün bir anlayışla tamamladıklarını söyler ve der ki:

“Fireleri pek az oldu ve ucuza yetiştiler. Kendilerine harcananları, yüksek katıyla ulusa ödediler.”

***

Samsun Ladik Akpınar Köy Enstitüsü mezunu Ahmet Usta, “Köy Enstitüleri çağdaş düşünen, üreten, özgürlükten ve bilimden yana, toplumu geliştirecek bir insan yetiştiriyordu. Aslında Köy Enstitüleri bir devrimdi. Enstitülerle ile kalkınma, aydınlanma köyden başlatılmıştı. Enstitüler yeni kurulmuş cumhuriyetin niteliklerini özümseyen insanlar yetiştiriyordu. Bu devrim başarıya ulaşmış olsaydı bugünkü dinci, bağnaz zihniyet olmazdı” dedi.

Enstitüleri kapattılar ama o ruhu yok edemediler” diyen Usta, “Bir bakıyorsunuz Gezi’de, bir bakıyorsunuz derelerine, doğasına sahip çıkan bir köyde ortaya çıkıyor. Köy Enstitüleri kapandı ama Köy Enstitüsü ruhu ölmedi, yok olmadı. Bu ruh bilimin ışığında devrim ruhudur, özgürleşme ruhudur. Köy Enstitülerinin devrim ruhu yaşamaya devam edecek ve asla yok olmayacaktır’’diye konuştu.

Dine karşı dediler ama
Samsun Ladik Akpınar Köy Enstitüsü mezunu Hüsamettin Çıtır, “Köy Enstitülerinde üreten, düşünen, sorgulayan, eleştiren insan yetiştirmeyi hedeflemişti. Bu durum ağaları ve iktidarları korkuttu. Köy Enstitülerine dine karşı, komünist yuvaları olarak iftira attılar. Ben enstitü mezunu olarak üç defa Kuranıkerim’i hatmettim, on iki yaşımda camide müezzinlik yaptım. Köy Enstitüsünde okuyan hiç kimse dine karşı değildi” dedi.

Kapatan zihniyet iktidarda

Kepirtepe Köy Enstitüsü’nden 1944 yılında mezun olan Nedim Menekşe, “Köy Enstitülerini kapatan, Cumhuriyete karşı zihniyettir. O zihniyet bugün iktidardadır” diye başladı söze. AKP’nin “Yeni Türkiye” söylemine karşı çıkan Menekşe, “Yeni Türkiye diye bir şey yok, Atatürk’ün Türkiyesi duruyor. Yeni Türkiye dedikleri Atatürk’ün, cumhuriyet kazanımlarının, laikliğin, hukuk devletinin olmadığı bir Türkiye’dir” dedi.

unnamed (4)

Köy Enstitüleri eğitim ve aydınlanma projesiydi!

Bilimin aydınlığında köy emekçisinin kurtuluş destanı olan Köy Enstitüleri, tamamen Türkiye’ye özgü bir eğitim ve aydınlanma projesi olarak 17 Nisan 1940′da hayata geçirilmişti.

SÖZCÜ EĞİTİM

Köy Enstitüleri, ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile açılmış okullardır.Hazırlıkları 1935’te başlayıp özgün biçimiyle 1940-46 yılları arasında uygulanan Köy Enstitüleri; bilimin aydınlığında köy emekçisinin kurtuluş destanıdır.

1940 yılından başlayarak, tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde veya onların hemen yakınlarında Köy Ensititüleri açıldı.Tamamen Türkiye’ye özgü olan bu eğitim projesini 28 Aralık 1938 tarihinde Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel bizzat yönetti.

 

Türkiye’de seçilen şehirlerden uzak ancak tren yollarına yakın tarıma elverişli 21 bölgede köy ilkokullarına öğretmen yetiştirmek üzere açılmıştı. Öğretmenler köylülere hem örgün eğitim verecek, okuma yazma ve temel bilgileri kazandıracak hem de modern ve ilmi tarım tekniklerini öğretecekti. Öğretmenler gittiği yörelerde bilinmeyen tarım türlerini de köylülere öğretecekti.

Kitaba deftere dayalı öğretim yerine iş için, iş içinde eğitim ilkesi tatbik ediliyordu. Her köy enstitüsünün kendisine ait tarlaları, bağları, arı kovanları, besi hayvanları, atölyeleri vardı. Derslerin %50’lik bölümü temel örgün eğitim konularını içeriyordu. Geri kalanı ise uygulamalı eğitimdi. Kapatıldığı 1954 yılına kadar Köy enstitülerinde 1.308 kadın ve 15.943 erkek toplam 17.251 köy öğretmeni yetişmişti.

Köy Enstitülerinin 1946-54 arasında yozlaştırılıp kapatılmasıyla yarım kalmış olan bu uygulama, enstitüleriyle ilişkililer ve mezunlarınca altmış yıldır yazılarak, anlatılarak yurtta ve dünyada tanıtılıyor.

 

Bir Eğitim Devrimcisi İSMAİL HAKKI TONGUÇ

İsmail Hakkı Tonguç (1893 – 23 Haziran 1960 ) eğitim tarihimizde yoksul halk çocukları için “Eğitim Hakkı” kavramını özgün Köy Enstitüleri eğitim sistemiyle dağarcığımıza katan bir eğitim devrimcisidir. Mustafa Necati döneminde Cumhuriyet Eğitim Devrimi arayışlarına katılır. Tonguç; Ders Araç Gereçleri ve Okul Müzesi Müdürlüğü, Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü kuruculuğu, İlköğretim Genel Müdürlüğü ve sırasıyla Köy Eğitmen Kursu, Köy Öğretmen Okulu ve Köy Enstitüleri tasarımının kuramı ve uygulamalardaki büyük emeği ile eğitim tarihimizde onurlu yerini alır. İsmail Hakkı Tonguç; düşün dünyamızdaki arayışlarda eşitlikçi, pozitif ayrımcı, demokratik, laik-bilimsel, üretici eğitim kavramlarının anımsattığı ilk isimdir.

Bugün çağdaş öğrenme kuramlarının tüm izleri aydınlık Köy Enstitüleri deneyiminde görülebilmektedir. Orta öğretimde ilk yatılı karma eğitimin, bireyi dönüştüren, özgürleştiren ve zenginleştiren sanat eğitiminin, çevre ve doğa duyarlıklı okul kavramının, eğitimin toplumu içten canlandıracak bir değişim, dönüşüm projesi olarak algılamanın merkezinde temel bir referanstır.

unnamed (5)

KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞUNUN 75. YILI!

Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Erdal Atıcı, yazılı bir açıklamayla 17 Nisan Köy Enstitüleri Bayramını kutladı. Eğitimin içinde bulunduğu bataklıktan ancak Köy Enstitüleri eğitim ilkeleri ve aydınlığıyla çıkabileceğine dikkat çeken Atıcı, şu açıklamalarda bulundu:

“Ülkemizde yetmiş yıldır uygulanan yanlış eğitim politikalarının sonucu; eğitim bugün sorun çözme özelliğini yitirmiş, ne yazık ki kendisi çözülmesi gereken en önemli sorun haline gelmiştir.

Bugün, eğitim alanı, özelleştirme ve dinselleştirme politikalarıyla, çağdaş eğitim hedefinden saptırılmış, yüzünü Osmanlı dönemindeki medrese eğitimine çevirmiştir. Ülkeyi yönetenler sanki bilinçli yurttaş çoğunluğundan korkmakta, yönetilmesi kolay olacağı düşüncesiyle ümmetçi yurttaş çoğunluğu yaratmayı ön plana almış görünmektedir.

Bu yolda hızlı hareket edildiği de açıktır. Ulusal basınımıza yansıyan haberlere göre; yalnızca son bir yıl içinde “Türkiye genelinde imam hatip ortaokulu sayısı bir yılda 1361’den 1597’ye, imam hatip lisesi sayısı ise; 854’ten 1017’ye çıkmış, imam hatiplerde okuyan ortaokul ve lise öğrencisi sayısı 1 milyona yaklaşmıştır.”

19. Milli Eğitim Şûrasında yapılan “Osmanlıca” ve “karma eğitim” kaldırılması tartışmalarına bakılınca eğitimin nereye doğru sürüklendiği daha net bir biçimde görülecekti.

Naci Kaptan

Top