‘ODTÜ Yıkılsın Üniversite Kurulsun’cular nereli?

orhan_bursali_29_12_2015

Malatya Üniversitesi’ndeki fotoğraf tüyler ürperticiydi… Yukarıda, bir bakın. Pek çok açıdan kötü, karamsar.
Sadece, iki-üç bin yıl öncesinin ilkelliklerini toplum düzeni olarak bugüne satmaya çalışan IŞİD’ci ve benzeri uygarlık yıkıcısı kafaların üniversitelerde bulunuyor olması açısından değil. Bu hep olacak. Batı toplumlarında da olacak, bizde de. Şüphesiz bizde daha çok, çünkü bu kafanın izdüşümü yukarıya doğru iktidar ortamına kadar uzanıyor.
Tüyler ürpertici veya dehşet uyandıran yönü, olayın, taşıdıkları veya ilan ettikleri “ODTÜ Yıkılsın Üniversite Kurulsun” sloganında yatıyor.
ODTÜ üniversite değil mi? Hem de ülkemizin en baba birkaçından biri.
Üniversite nedir? Üretendir, araştırandır ve yetiştirendir, öğretendir öncelikle.
Toplumların gelecekleri orada filizlendirilmeye çalışılır.
Bunlar hiç tartışılmayan konulardır.
Ama bu sloganı taşıyan örümcek kafa, bunların hepsini reddediyor.
ODTÜ dünyanın sayılı üniversitelerinden biriyse eğer, birileri ODTÜ’nün yıkılmasını istiyorsa, burada tam bir ihanet var demektir. Ülkenin geleceğini ayaklar altına alan bir ihanet, tabii ki topluma karşı bir ihanet.
Toplumun daha mutlu ve refah içinde yaşamasını sağlayacak, bu isteğe katkıda bulunacak iyi bir kurumun yıkılmasını istemek, geleceğin yıkıcılığına soyunmaktır. Hainlik buradadır.

Sitedeki duyurulardan
ODTÜ yıkılsın, üniversite kurulsun diyenlerin kafalarındaki “üniversite düşü” nedir diye baktığınızda, şunları görürsünüz:
* Panel: Vahyin Işığında Salih Amel ve Müslümanlar.
* Konferans: Edebiyat ve Sembolün Dili.
* Din ve Trafik Sempozyumu.
* Konferans: Orta Dönem İslam Devlet Düşüncesinde Siyasal İktidarın Meşruiyeti (Maverdi Örneği).
* Konferans: Dindarlık ve Küresel Süreç.
* Konferans: Kur’an ve Medeniyet Tasavvurumuz.
* Panel: Ehl-i Beyt, Hz. Hüseyin ve Kerbela.
* Çalıştay: Uluslararası Arapça Çalıştayı.
* Uluslararası Fazlur Rahman Sempozyumu.
* “Diriliş Dünya Görüşü ve Sezai Karakoç” Sempozyumu yapıldı.
* Ve bazı değişik haberler daha… Bir de bir gazeteden haber var: İnönü Üniversitesi Türkiye’ye model oldu.

Burası hangi üniversite?
Peki bu hangi üniversite? Mısır’daki El Ezher veya Suudi Arabistan’da bir üniversite mi?
Hayır, Malatya’daki İnönü Üniversitesi. Ve hemen hepsi İlahiyat Fakültesi’nin aktiviteleri… Sanki baştan sona bir İlahiyat Üniversitesi sanırsınız.
O pankartçılar da orada yürümüşler. Eylem harem-selamlık biçiminde vuku buldu ayrıca. Eylemi düzenleyenler de “İnönü Üniversitesi Müslüman Öğrenciler İnisiyatifi”imiş.
Şimdi tabii ki o pankartı taşıyan ilkel beyinler, bakıyorlar ki ODTÜ’nün duyurularında böyle bir şey yok… Eh öyleyse orası üniversite değil diyorlar. Yıkılsın ve dini tartışmaların yapıldığı bir üniversite kurulsun istiyorlar.

Parlayan bilim yuvasıydı
İlahiyat Fakültesi, bir zamanlar tarikat yuvası haline geldiği için YÖK’çe kapatılmıştı, bugün ise üniversitenin parlayan yıldızı olduğunu söylüyor oradaki bazı öğretim üyeleri.
Peki bilim? Yani Fizik, Kimya ve Biyoloji bölümleri ne durumda? Eski rektör Fatih Hilmioğlu orayı bir bilim yuvasına dönüştürmek için büyük yatırımlar yapmış, İnönü Üniversitesi’nin bilim yuvası olarak yıldızı parlamıştı. Ben bu durumu yakından izleyen bir insandım. Hilmioğlu’nun bu parlak başarısı, Ergenekon davasına dahil edilmesi ve Silivri’ye tıkılmasıyla ödüllendirildi! Derecesiz bir alçaklık yaşadık.
Sonrası, bugünkü yapı ortaya çıktı; bu bölümlerin araştırma görevlisi kadroları çok azaldı. 8 yıldır buralara tek asistan bile alınmadığı ileri sürülüyor.
Bir öğretim üyesi diyor ki: “Büyük emeklerle 30 yıl önce kurulmuş olan ve geçen yıla kadar varlığını sürdüren Drosophila (meyve sineği) laboratuvarı son yetişmişelemanı da rektör tarafından işten atıldığı için (50D kadrosu asistanı olduğundan) kapanmıştır. Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Sancar, araştırmalarını bu organizma üzerinden yürütüyordu!”
Şimdi fotoğrafa bir daha bakın ve taşınan yazının anlamı üzerine yeniden düşünün…

Kaynak: Cumhuriyet / Orhan BURSALI

 

Top