As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

PARİS İKLİM KONFERANSI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER: OYUNBOZAN AMERİKA (ABD)!

BİLİM ve DANIŞMA KURULU'NDAN

1995 yılından bu yana her yıl dünyanın değişik ülkelerinde organize edilen “İklim Konferansı” 2015 Aralık ayı başında, Paris'te gerçekleşmişti... Ve Birleşmiş Milletler’in tarihinde görülmedik ölçüde yüksek bir oranla kabul gören uluslararası bir sözleşme ile son buldu. 196 üye ülkenin (mutatis-mutandis) imzaladığı sözleşmede olumsuz iklim değişikliklerine karşı ilk önlem olarak bu Yüzyılın sonuna kadar küresel ortalama sıcaklık artışının en fazla 1,5 derece ile sınırlandırılması öngörülüyor...  

Buna göre ülkeler öncelikle atmosfere “sera gazı salımında kısıntı” ya gitmek yönünde önlemler alacaklar; bu konuda ekonomileri zayıf ülkelere destek amaçlı 100 milyar dolar tutarında bir bütçenin denkleştirilmesi için zengin ülkeler ellerini taşın altına koyacaklar(mış). 

Beklentiler çok yüksek; 

Buraya kadar her şey iyi-hoş… Tabii ülke yönetimlerinin bu konudaki ciddiyet ve samimiyetleri, gezegenin geleceği için hassasiyet ve sorumlulukları uygulama safhasında anlaşılacak... Ben aslında bu çok geç kalınmış küresel uyanışın pek başarılı olacağını düşünmüyorum. Bir kere sözleşme mutatis-mutandis mantıkla ele alınıyor. Ülkeler ellerinden geldiğince, koşulların elverdiği ölçüde, yani bir anlamda sıkı bağlayıcılıktan uzak, keyfe'keder bir yaklaşımla “Çevre ve İklim” konusunda çaba gösterecekler; bunların başında Türkiye gibi ekonomisi sıkıntıda olan Ülkeler geliyor. 

Dünya nüfusu artışa devam ediyor. 2017 yılında Dünya nüfusu 7,5 milyar oldu. “Küresel Gelir” dağılımındaki büyük adaletsizlik devam ediyor. Dünya nüfusunun %60’ından fazlası çok kötü yaşam koşullarında, yoksulluk ve açlık çekiyor. Milyonlarca insan göç halinde. Terör, savaş, kargaşa tırmanıyor. Bu durumda ülkeler “Çevre ve İklim” meselesine nasıl öncelikle sarılacaklar, belli değil. 

Zengin Ülkelerin (refahlarından ödün vermeden!) fosil yakıt kullanımlarını yarı yarıya azaltacaklarına pek inanamıyorum; nitekim ilk çatlak ses ABD’den geldi. Obama döneminde kerhen de olsa imzalanmış Paris anlaşmasından, “America first” diyen Trump tamamen vaz geçeceğini ilan etti.  Dünyanın en büyük çevre kirleticisi ABD kendi ülkesinde bir yandan işsizliği önlemek, diğer yandan kapitalist kârdan fedakârlık etmemek adına, kısıtlamalara gitmeyecek, eski usul fosil yakıtları kullanmaya, veryansın sera gazı CO2 pompalamaya devam edecek atmosfere... Ne büyük bir haksızlık, ne büyük bir küstahlık, ve insanlık adına ne büyük bir şanssızlık! 

Anti-emperyalist/insancıl mücadelenin ana ekseni, tüm insanlığın beşiği-mezarı olan “Mavi Gezegende” yaşam koşullarını korumaktan geçiyor öncelikle. Çünkü adil paylaşım mücadelesi, ancak yaşanabilir bir gezegende mümkündür. 

***

 

Ek - 1

Son 400 bin yıllık süreçte Dünya atmosferinde CO2 orantısı (mavi) ve Küresel ortalama sıcaklık (kırmızı) değişimi

 

 

Dünyamızın yüzey sıcaklığı ortalaması 2017 yılında +15 dereceyi geçmiştir... Bilimsel araştırmalar, son 400 bin yıllık dönemde küresel ortalama sıcaklığın +6 ve +17 derece santigrat arasında bulunduğunu gösteriyor. Yine aynı dönemde Atmosferdeki CO2 orantısı (mavi grafik) hiçbir zaman 300 ppm üzerine çıkmamış. (1ppm=milyonda bir demektir) Bu grafik aynı zamanda Atmosferdeki CO2 yoğunluğu ve küresel ortalama sıcaklık arasında belirgin bir nedensellik ilintisine de işaret ediyor. 

Endüstri çağında, 1800 yılları ve sonrasında atmosfere salınan yoğun CO2 nedeniyle bugünkü oran 400 ppm üzerine çıkmıştır. 2015 itibariyle CO2 salımı Dünya ortalaması 5 ton/adam.yıldır. Dünya toplam CO2 salımının %3 kadarı deniz ve hava taşımacılığında kullanılan fosil yakıtlardan kaynaklanıyor. Dünyadaki insan kaynaklı CO2 salımında (~35 milyar ton/yıl) taşıma sektörünün (Kara + Hava + Deniz) payı %20, Elektrik Üretiminin Payı %40 kadardır. Otomobiller her km. yol için ortalama 200 gram CO2 salımına neden oluyorlar. 

Atmosferdeki sera gazlarının etkisiyle Küresel sıcaklık önlenemez bir şekilde yılda 0,02 derece (50 yılda 1 derece) yükseliyor. İklim bilimciler “kritik eşik” önünde olduğumuzu, 17 derecenin aşılması halinde geri dönüşü olmayan bir ısınım sarmalına, yani yaşam düşmanı bir atmosferik ortama girebileceğimizi belirtiyorlar. Tabii bu arada dünyanın iklimiyle birlikte fauna ve florasında da meydana gelecek olumsuz değişiklikler insan yaşamını tehlikeye atacaktır. İklim üzerindeki insan etkilerini hemen bugün sıfırlayacak olsak bile, mevcut olumsuz durumun düzelmesi daha uzun yıllar alacak gibi görünüyor. 

 

----------

Ek -2

 

Dünya atmosferini en çok kirleten Ülkeler  

1.  United States   18  ton CO2/adam.yıl

2.  Australia   17

3.  Saudi Arabia   17

4.  Canada   16

5.  Russia   12

6.  South Korea   12

7.  Japan   10

8.  Germany    9

9.  Iran   8

10.  Poland   8

11.  China   8

12.  South Africa   7

13.  European Union   7

14.  United Kingdom   7

15.  Italy   6

16.  France   5

17.  Turkey   5 

18.  Mexico   4

19.  Brazil   3

20.  India   2

21.  Indonesia   2

 

Petrol üreten ülkeler Arabistan, Rusya ve İran Petrol üretiminde kullanılan fosil yakıt nedeniyle adam başına sera gazı salım miktarı olduğundan daha yüksek görünüyor. Elektrik üretiminin dörtte üçünü Nükleer enerjiden sağlayan Fransa'nın 5 ton/adam.yıl ile alt sıralarda bulunuşu dikkati çekiyor. 

 

Adam başına CO2 salımı bakımından 11. sırada olan Çin kalabalık nüfusu nedeniyle Dünyanın en çok Sera gazı salımı yapan Ülkesidir. Öte yandan Dünya nüfusunun %4,3’ü kadar nüfusu olan ABD'nin Atmosfer kirliliğinde %20 payı var...  Kirliliğin yarısı Dünya nüfusunun en zengin %15’inin payına düşüyor.

 

Prof. Dr. Ali Ercan

Atatürkçü Düşünce Derneği Bilim Kurulu Üyesi