Şeker fabrikaları neden önemli?

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Sekreter Yardımcısı Lütfü Kırayoğlu’nun katılımıyla, 11 Nisan Çarşamba günü iki önemli çalışma yaptık. Önce Radyo Gözlem’de ana haber bülteninde Gizem Kapusuz’un konuğu olduk, akşam da Lütfü Kırayoğlu, Prof. Dr. Aşkıdil Akarcalı salonunda “Şeker Fabrikaları, Cargill ve NBŞ (Nişasta bazlı şeker)” konusunda bir konferans verdi.

Her iki etkinliğimiz de şeker fabrikalarının Türkiye açısından anlamı ve önemi, özelleştirilme süreci, (dünyanın en büyük mısır üreticisi ülkesi ABD’nin en büyük nişasta bazlı şeker üreticisi) Cargill adlı küresel sermaye devi, GDO’lu mısırlardan üretilen nişasta bazlı şekerin zararları konularında kamuoyunu bilgilendirme açısından önemliydi. Çünkü, Lütfü Kırayoğlu bu konuları 20 yıl öncesinden izleyen, hukuk ve basın yoluyla savaşım veren, araştıran, analiz eden ve tüm çıplaklığıyla ortaya koyan bir isim. (Dolayısıyla, hem ADD Milas Şubesi Başkanı hem de bir gazeteci olarak böyle bir etkinliği düzenlemiş olmanın gururunu yaşarken, katılımın beklenenin çok altında olmasının üzüntüsünü de belirtmeden geçemeyeceğim. Bu arada üyelerimiz dışında da katılan Atatürkçülere, CHP, Vatan Partisi ve İyi Parti ilçe yöneticisi ve üyelerine de teşekkür ederiz.)

Lütfü Kırayoğlu’nun bu konudaki yazılarından bazıları bizim gazetemizde de (Milas Önder) yayımlandı. Kendisinin açıklamalarına temel oluşturan yazılarını ADD Genel Merkez’in sitesinden de okuyabilirsiniz. Ben bu konuda son gelişmeler hakkında edindiğim bazı bilgileri, kendi görüş ve yorumlarımı paylaşmakla yetineceğim:

Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi sürecinde yaşananlar, sömürgecilerin (emperyalistlerin) silah gücü dışında kullandıkları, “Ekonomik, Kültürel Sömürgecilik, sömürmek istedikleri ülke halkını eğitim ve sağlık yönünden kalitesizleştirme” çalışmalarını ne kadar sistematik, ısrarcı biçimde sürdürdüklerinin tipik örneğidir. Dolayısıyla bu, siyasal, toplumsal, ekonomik açılardan ve hepimizin sağlığı için çok önemli bir konudur.

Türkiye’deki hükümet / siyasi iktidar açısından olayın iki yönü var:

1) Atatürk’e ve Cumhuriyet’e öyle düşmanlar ki; onun kurduğu ya da kurdurduğu tesisleri, kurumları, binaları yok ederek, O’nun izini silmek; laik demokratik sosyal hukuk devletini, simgesel olarak yok etmek istiyorlar.

2) Sömürgeci küresel güçlere ve piyonlarına ülkenin en önemli ve değerli kaynaklarını, tesislerini, yollarını yok pahasına, hatta ülkemizin zararına olacak koşullarda sözleşmeler düzenleyerek satıyorlar! Sözde bu yolla bütçe açığını kapatıyorlar. Zarar, Hazine’den; yani, bizim ödediğimiz paralarla, vergilerle (devletin kasasından ama, yurttaşın cebinden) karşılanıyor. Devletin, halkın, ülkenin bu kadar aleyhine işler yapanların, bu sırada kendilerinin çıkarlarını gözettiğinden ve vatanseverliklerinden kuşkulanıyor insan.

Satılan fabrikaların akıbeti…?

Geçmişte özelleştirilen fabrikalara neler olduğunu Kırayoğlu anlattı… Geçen hafta “Cumhuriyetimizin kaleleri”nden saydığımız 4 şeker fabrikamız özelleştirildi. Geriye 10 tane kaldı. Kırşehir Şeker’i daha önce adını hiç duymadığımız Tutgu Gıda almış. Ne iş yaptığı bilinmeyen 300 bin TL. Sermayeli bu şirketin 325 milyon liralık fabrikayı nasıl alabildiğini merak edenler vardır. Meğer bu şirketin adresiyle, Duygu Mühendislik’in adresi aynıymış. Duygu Mühendislik de daha önce Bingöl Kiğı – Yedisu yolu inşaatı ile Elazığ demiryolu projesinde Cengiz İnşaat’ın taşeronluğunu yapmış. Cengiz İnşaat’ın sahibi Mehmet Cengiz’i anımsadınız mı? Hani “Milletin ….sına koyacağız?” diyen “Yandaş işadamı”! (Duygu Mühendislik’in Genel Müdürü Ali Yavuz Karslıoğlu ise, Türk Hava Kurumu yolsuzluğuna karışmış. THK’den hizmet karşılığı para aktarılıyormuş gibi gösterip, ortağı olduğu şirkete aktarmış. Bu arada kendi hesabına da 530 bin liracık yatmış… Şimdi, komplo teorileriyle paranoyaklaştığımız ortamda bana çok mantıklı gelen bir varsayımımı yazıyorum: Bence Cargill, bunlara kapatılmasını istediği şeker fabrikalarını alsınlar diye para ödemiş olabilir. Eeeee, “Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez!”

Ülkede, vatanı satmaya meraklı bu kadar satılmış varken, Cargill gibi küresel tekellerin, sömürgecilerin işi kolaylaşır. Onların işini zorlaştırmak, imkansızlaştırmak bizim görevimiz.

Konuşması sırasında Lütfü Kırayoğlu, Özdemir Asaf’ın bir şiirine gönderme yaparak; “Gerçek değer, gelmesi boşluk dolduran değil, gitmesi boşluk yaratandır” dedi. Nasıl bazı kesimler Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Cumhuriyet kazanımlarının değerini, onlar tehlikeye girdikten, uğradıklarını saldırılar, yok etme çabaları arttıktan sonra anlamaya başladılarsa, Şeker fabrikalarının değerinin ayırdına varan toplumun farklı kesimleri, değişik siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri birlikte savaşım veriyor. Örnek olması dileğiyle…

Gülçin ERŞEN – 12 Nisan 2018 / Güllük

Top