ŞAHİN MENGÜ: GAZİ MECLİSE İHANET

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk ulusu önünde yepyeni ufuklar açan, temsilcisi olduğu milli irade sayesinde, bağımsızlık mücadelesini zafere taşıyarak, devletini ve ordusunu kurmuş tarihte eşine az rastlanan bir Meclistir.

Ulu önder Atatürk milli mücadelenin en zor günlerinde bile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni demokratik zemin olarak korumuş orayı milli iradenin tecelligahı olarak kabul etmiştir.

Bu Meclis sadece devleti ve ordusunu kurmakla kalmamış çağdaş bir Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla oluşturmuştur.

Bu devleti kuranlar milli iradenin tecelli ettiği Meclisin üstünlüğünü kabul etmişler  ve bunu içlerine sindirmişlerdir.

Nitekim Büyük Atatürk 1921 yılında “Millet ve memleket adına ve hesabına tek başvurulacak yer burasıdır; yani yüksek meclisinizdir. Bu yasal hakkı, bu milli hakkı, bu doğal hakkı hiçbir sebep ve bahane ile ve hiçbir düşünce ile , hiçbir kimseye veya hiçbir kurula terk edemeyiz.” demiştir

Bugün yapılmak istenen Anayasa değişikliği ile Meclis üstünlüğünü, yani bu hakkımızı,  bir şahsa, Cumhurbaşkanı’na devir etmemiz isteniyor.

Millet Meclisinin üstünlüğünden Cumhurbaşkanı’nın üstünlüğüne dönüştürülecek. Bu gerçekleşirse de ülke 1909’dan daha geriye götürülecek.

Gerçekleştirilmek istenen rejim değişikliği hayata geçirilirse, artık Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hiçbir ağırlığı kalmayacaktır. Etkisiz, yetkisiz,aciz ve sembolik bir meclis ortaya çıkacaktır. Milletvekillerinin siyasetteki ağırlıkları bir mahalle muhtarı kadar olacaktır.

Cumhurbaşkanı Kanun Hükmünde Kararnamelerle istediği yasal düzenlemeleri yapabilecek, bunlar Mecliste tartışılamayacaktır bile.

Cumhurbaşkanı, kararnamelerle daraltacağı yasama alanı içinde Meclis tarafından çıkartılacak kanunları da veto edebilecek, Bütçeyi hazırlayacak bunların hepsinden önemlisi herhangi bir gerekçe göstermeden meclisi fesh edebilecektir.

Bugün Meclis gensoru kurumunu kullanarak, hükümeti veya bakanları denetleyebiliyordu, bu kurum kaldırılıyor. Bakanlar sadece Cumhurbaşkanı’na hesap verecekler ama Cumhurbaşkanı kimseye, yani Meclise bile hesap vermeyecek.

Yargı bağımsızlığı artık söz konusu olmayacaktır. Zira Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinden 12 tanesini Cumhurbaşkanı doğrudan kendisi atayacaktır.

Yapılmak istenen yeni düzenleme ile devleti tek başına hiçbir denetime tabii olmadan yönetecek Cumhurbaşkanı’nı işleyeceği herhangi bir suçtan yargı önüne çıkartabilmek nerede ise imkansız hale getiriliyorsa da, kendisini yargılayacak yargıçları da bizzat kendisi seçmiş olacaktır.

Hakimler Savcılar Kurulunun 7 üyesini kendisi atayacak diğer 6 üyesini ise kendisinin Genel başkanı olduğu partinin Meclis grubu seçecektir.

Yapılmak istenen düzenlemeyle, Cumhurbaşkanı aynı zamanda Partisinin Genel başkanı da olacak, böyle olunca sabah kendisini atadığı bakanlar kurulunu toplayacak, öğleden sonra Milli Güvenlik Kuruluna başkanlık edecek, Partisinin yönetim kuruluna parti genel başkanı sıfatıyla da başkanlık edecek, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Hakimler Savcılar Kurulu üyelerini, Yargıtay  Başsavcı ve vekillerini atayacak yani devletin bütün organlarını tek başına kontrolü altına alacak.

Yani yürütme, yasama ve yargı kuvvetleri tek elde toplanmış olacaktır. Bir ülkede bu üç kuvvet tek elde toplanmışsa, o ülkede Anayasa suya yazılmış yazıya döneceğinden, kişi güvenliği ortadan kalkacak zorbalık egemen olacaktır.

Zira; yönetenleri denetleyebilecek tek bir mekanizma kalmayacaktır. Yani iktidar sahipleri, sonunda başta kendileri olmak üzere herkese büyük zarar verecek kontrolsüz bir güç haline geleceklerdir.

Yapılmak istenen değişiklikle, bu ülkenin bütün büyük dertlerinin çatısı altında çözüldüğü Gazi Meclisi etkisizleştirilerek, parlamenter demokratik rejimden, tek adam rejimine, yani despotizme geçilmek istenmektedir.

Bu da bilmedikleri, okumadıkları, kendilerine gösterilmek lüzumu dahi hissedilmeyen boş kağıda imza atma ayıbını çocuklarına bile anlatamayacak milletvekilleri eli ile yapılmak istenmektedir.

Bu tür milletvekillerinin körü körüne, her denene evet diyerek bu ülkeye , millete ve kendilerine verdikleri telafisi güç zararları yakın tarihimizde yaşayarak öğrendik.

Bu vekillerin, ilk okul mezunu bir meczuptan emir aldığı için Gazi Meclisi bombalayan savaş uçağı pilotundan hiçbir farkı yoktur.

Büyük Millet Meclisi, Türk Milletinin yüzyıllar süren arayışlarının özü ve onun kendi kendisini yönetmek bilincinin canlı bir simgesidir.

Milli iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet  Meclisini şimdi yapıldığı gibi etkisizleştirmek,  Gazi Meclise İhanettir.