Rahmi Turan: Ders Aldık mı?

Bugün bütün dünyada işçi ve emekçilerin “1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” kutlanacak.
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Tansel Çölaşan’dan “Yolsuzluğa, yoksulluğa, faşizme karşı, işçi ve emekçilerimizle birlikte direneceğiz, bu mücadeleyi birlikte başaracağız” diye bir mesaj aldım.
Bugün birinci sayfamızdaki TOKMAK-1 sütunumda, işçi sınıfının insanca yaşama arzusunu ve iş güvenliği isteklerini anlattım. Sayın Tansel Çölaşan’ın mesajı bunları tamamlar nitelikte… Özetleyerek naklediyorum:

*  *  *

“Ülkemiz ağır şartlar altında bir referandum sürecini şaibeler ortasında tamamladı. Milletimiz ne olduğunu, hangi maddelerin değiştiğini, değişen maddelerle hayatından nelerin alındığını anlamadan, değişen maddeleri değerlendiremeden, referandum süreci ‘oldu-bitti’ ile sonlandı.
Bu süreçten önemli dersler çıkarmamız gerekiyor. Gereken dersi aldık sanıyorum. Her şeyden evvel nasıl büyük bir tehdit altında olduğumuz daha net görülmeye başlandı. Ülkenin bütünlüğüne, milletin birliğine kastedenler gerçek yüzlerini göstermeye başladılar.
Tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi ırk, dil, din, mezhep, siyaset farkı gözetmeksizin memleket meselelerinde BİR olduk. Bundan sonra birliğimizi büyütmemiz ve daha sıkı bir arada olmamız zorunludur.

*  *  *

Türkiye İşçi Sınıfı, birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ı çok ağır koşullar altında karşıladı.
Artık, birleşerek, BİRLİK’te hareket etmenin neler kazandıracağını çok iyi biliyoruz. Gün sınıf dayanışmasının öne çıkarılacağı, sömürgeciliğe karşı bağımsızlık bayrağının dalgalandırılacağı, emperyalizme karşı dayanışma içinde olacağımız gündür.
Emeğiyle geçinenler, asgari ücretliler, taşeron çalışanlar, emekliler, köylüler, işçiler, memurlar, yani ülkenin çoğunluğunu oluşturan kesim, iktidarın uyguladığı yanlış politikaların mağdurudur!

*  *  *

1 MAYIS, işçi sınıfının, sınıfsız bir toplum kurma MÜCADELE’si, etnik, dini, siyasi, ırk, dil, din ayrılıklarını yok ederek yaratacağımız sınıf dayanışmasının sembolüdür.
Emekten yana ve emekçilerin haklı taleplerine duyarlı bir iktidar için, parlamenter demokrasi yerine tek adamlığı getirecek yeni anayasa dayatmasına karşı durmak için, yağmacı emperyalizme direnmek için, ülkenin birliği, bütünlüğü ve tam bağımsız bir Türkiye için BİRLİKTE mücadele edeceğiz ve BİRLİKTE başaracağız. Yaşasın 1 MAYIS.”

İNSAN OLAN UTANIR!

Siyasi çekişmeler arasında ülkemiz başıboş kalmış gibi…
Öyle iğrenç, öyle nefret edilecek olaylar yaşanıyor ki, bu satırları yazarken tüylerim ürperiyor “Allah belâlarını versin!” diyorum.
Toplum olarak çocuklarımıza sahip çıkamıyoruz. Uygar dünyanın en talihsiz çocukları maalesef Türkiye’de yaşıyor. Bu ülkenin geleceği olan yavruları koruyamayan beceriksiz, vurdumduymaz yöneticileri de şiddetle kınıyorum.
Sevgili okurlar, neden böyle tepki gösterdiğimi bir cümle ile özetleyeyim:
“Türkiye’de son 10 yılda 7000 (yedi bin) çocuğa tecavüz edilmiş! Bunların yarısı kız, yarısı erkek çocuğu!”
İnsan inanmak istemiyor ama ne yazık ki, gerçek böyle! Üstelik adli makamlara ulaşan sayı bu… En az bir o kadar da gizli kalan tecavüzler vardır.

*  *  *

Resmi rakamlara göre bu iktidar döneminde tecavüze uğrayıp anne olan binlerce kız çocuğu var.
Son 3 yılda tacize uğrayan ve takibata geçilen çocuk sayısı 70 bin… Son 10 yılda ise bu rakam toplam 250 bin.
Bir buzdağının su üstünde görünen kısmı küçüktür. Su altındaki kısmı yedi kat büyüktür. Ülkemizde tecavüz vakaları da böyle… Adliyeye intikal eden olayların dışındakiler bilinmiyor!

TEBESSÜM

“AVUKATIN NEYİ SAVUNACAK?”

Adamın biri kafayı çekip ortalığı birbirine katmış. Yakalamışlar. O gün son savunması yapılacak ve mahkeme karar verecek. Adam hâkime mazeret beyan etmiş:
“Efendim, avukatım gelmedi!”
Hâkim dosyaya bakıp başını sallamış:
“Bak efendi, sen karakolda ifade vermişsin, savcılıkta aynı şeyleri söylemişsin, burada da ilk ifadeni kabul etmişsin, tanıklar dinlendi, onlara da itiraz etmemişsin, avukatın gelip neyi savunacak ki?”
Adam boynunu bükmüş:
“Valla hâkim bey, ben de onu merak ediyorum!”

GÜNÜN SÖZÜ

Savaşlar kimin haklı
olduğunu değil, kimin
güçlü olduğunu belirler!