PROF. DR. ÖZER OZANKAYA: TÜRK MEDENİ YASASININ 91. YILDÖNÜMÜNDE, TEK ADAM ANAYASASI DİKTATÖRLÜĞÜ, TÜRK AİLE KURUMUNU DA YENİDEN DERBEDER ETMEK İSTİYOR!

17 Şubat, Cumhuriyetimizin Türk Yurttaşlık Yasası’nın (Medeni Kanun) kabul edilişinin 91. Yıldönümüdür.

Başta CHP yönetimi olmak üzere, özgürlük ve bağımsızlığın vazgeçilmezliğinin bilincindeki tüm Cumhuriyet yurttaşları, Türk Medeni Yasasıyla kavuştuğumuz insanlık ve ulusluk değerlerinin de, Hikmetyarların dizi dibinden kaynak alan, aile hukukunu yeniden din görevlilerinin alanı yapma eğilimi gösteren TEK ADAM ANAYASASI baskıcılığı ile nasıl yıkılabileceğini, yaşamımızın her alanının nasıl çökertilebileceğini durmaksızın anlatmalıdırlar.

1915’te, yani AKP yöneticilerinin “ecdadımız” dediği Halife-Sultan yönetimi döneminde bile, Celal Nuri adında bir aydın yazarın, İstanbul’da yayınladığı KADINLARIMIZ başlıklı kitabında (Kültür Bakanlığı Yay., Türk abecesine aktarıp özleştiren: Ö. Ozankaya), Osmanlı’nın devlet gibi aile düzenini ve Türk kadınının toplumdaki yerini de ne büyük çöküntülere sürüklemiş olduğunu anlatırken belirttiği nedenler, bugün yine AKP yöneticilerinin TEK ADAM ANAYASASI ile hortlatabileceği nedenlerdir.

Celal Nuri’yi okuyalım:

“İslam çöküyor.
Bu konunun enine boyuna incelenmesi İslam bilginlerinin en birinci görevidir. Bu yıkılışın bizce nedenlerinin … en önemlilerinden biri, kuşku yok ki kadın konusudur.

Kadınları gelişkin olmayan ulus, gelişkin bir ulus olamaz. Kadın tutsak değildir. Hiç erginliğe ulaşamayacak bir varlık değildir. Geçici olarak kullanılacak bir mal değildir. Yaratıcı güç, onu erkeğin benzeri ve ortağı, esirgeyicisi ve arkadaşı olmak üzere var etmiştir. İslam dini de, doğal olarak, onu öyle anlamıştır. Aslında da us ve mantık, bilim ve kültür, yükselme ve ilerleme üzerine kurulu olan bir din, kadın konusunu başka türlü anlayamazdı.

Kör olası baskıcılık ve bilgisizlik! İslam açısından kadına bağlanan hakları görmemiş, peygamberin gerçek beğenisini anlamamış ve kadını olağanüstü aşağı bir düzeye indirmekle, aileyi, çocukları, toplumu ve bunlarla birlikte Müslüman halkları yok etmeğe yürümüştür.

Müslüman halkların yükselmesi için, onların yetişmesi gerekir. Ulusları yetiştiren, kadından başka bir şey midir dersiniz?
Bundan başka, özünde kadınlar gözardı edilecek bir sayı mıdır?
Onlar da bir insan kişiliği değil midirler?

Kadın, her bakımdan erkeğin benzeridir.
Bundan dolayıdır ki İslam yasası, onu, görevlerde olduğu gibi, haklarda da erkekle eşit saymıştır.

Oysa bizim kıyıcılık üzerine kurulu geleneklerimiz, onu geleneğe dayanarak ve haksız yere kısıtlıyor.

Biz, kadınların doğal eksiklerinden yararlanarak onları buyruğumuza bağımlı kılıyoruz; bunun ilk sonucu olmak üzere de kadın, kişiliğini yitiriyor.

En sonunda da, yarısı böylece düşkünlüğe hükümlü kılınan insanlık da zarar görüyor!

Kadın, gördüğü zorbalık ve baskıdan dolayı değil, aldığı eğitim, kurduğu usavurma sonucunda namus ve erdem sahibi olur. Yoksa, korku ve baskı nedeniyle korunan namus ve temizlik, yapmacık bir namus ve temizliktir; yararsızdır.

Mslümanların ve Türklerin yalnız kurtuluşları değil, her türlü yükselişleri, kadınlarının düzeyinin yükseltilmesine bağlıdır. Dünyada erkekleri ileri olup da kadınları geri bulunan hiçbir ulus yoktur.
Türkleri ve genellikle Müslümanları mutlu kılmak istiyorsak, işe …herşeyden önce kadınlarımızı düzeltmekle başlamalıyız ki onlar da çocukları, çocuklar da büyüdüklerinde devleti ve ulusu düzeltsinler. .. Kadın insanlık yapısının en temel direğidir.”

TÜRK MEDENİ YASASI NELER SAĞLADI? OSMANLI’YI ECDADI SAYAN “TEK ADAM ANAYASASI” İLE HANGİ HAKLAR YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILABİLECCEK?

Türk kadınını ve Türk aile kurumunu o çöküntü durumundan, Celal Nuri’lerin o baskı ortamında düşünebildiğinden de daha bütüncül olarak kurtaran Cumhuriyet Devrimlerinin başta gelen bir tanesi de, 17 Şubat 2017’de 91 yaşına giren Türk Medeni Yasası oldu.

Gerçi, çağın gereklerine göre düzenleyecek bir hukuk düzeni birikimi olmayan Osmanlı Devleti, 1840’larda Fransa’dan Ceza Kanunu, Almanya’dan Ticaret Kanunu almak zorunda kalmıştı; aile hukuku alanında ise cılız da olsa yine Batının etkileri altında, ancak dinsel gerekçelere dayalı Mecelle kanununu hazırlatmıştı.

Cumhuriyet ise, kadını ve erkeği ile tüm bireyleri kul olmaktan çıkarıp, siyasal ve hukuksal düzenin gerçek yapıcısı yurttaş konumuna yükseltmeyi amaçlıyordu. Bunun için laik nitelikte bir hukuk düzeni kesin bir zorunluluktu. 17 Şubat 1926’da, İsviçre Medeni Kanunu’na dayalı Türk Medeni Kanunu yürürlüğe konuldu.
Türk Medeni Kanunu ile bireyler ve aile yaşamı özgürleşti.
Osmanlı’nın şeriat hukukunda

– dinin gereği olduğu savına dayandırılan çok karılılık gibi başta kadın olmak üzere tüm aile üyeleri ve genellikle toplum için alçaltıcı bir uygulama vardı;

– nikâh sırasında resmi görevli bulunması zorunluluğu yoktu; dinsel tören evlenmiş sayılmak için yeterliydi;

– evlenme yaşı, özellikle kız çocuklar için çok küçük tutuluyor, ne bedensel, ne de ruhsal bakımdan evlenmeğe elverişlilik kavramına yer verilmiyordu;

– boşanma da erkeğe tanınmış bir ayrıcalıktı; kadın, kocasının bir “boş ol!” sözüyle, hiçbir güvenliği düşünülmeden evin dışına bırakılabiliyordu;

– gerçekten de eski hukuk erkeğe, kadın üzerinde bir çok baskı ve ezicilik yapma olanağı veriyordu.

Türk Medeni Yasası tüm bu sakatlıkları ortadan kaldırarak aile yaşamını demokratikleştirdi.

– Erkek olsun, kadın olsun, her yurttaşa eşini seçmek özgürlüğünü tanıdı. Böylece aile, karı ile kocanın gerçek arkadaşlığı ve kararlarda ortaklığı üzerine dayandırıldı.

– Medeni Yasa kadına kocasının tek karısı olma hakkını getirdiği gibi, boşanmayı isteme hakkını da tanıdı.

– Evlenme yaşını, evlenmeye elverişli biyolojik ve ruhsal gelişme çağına uygun bir düzeyde saptadı.

– Kadın ev dışında meslek yapma hakkına kavuştu. Miras hakkı ve çocuklar üzerinde velilik hakkı bakımından kadını erkekle eşit hak düzeyine yükseltti.

– Evlenmenin kesinlike devletin resmi görevlisi tarafından ve herkese açık bir nikâhla yapılmasını zorunlu kılarak özellikle kadının isteği dışında evlendirilmesini önledi.

– Erkeğin de birden çok kadınla evlenmesi yolunu tıkadı.

– Dinsel nikâhı ise isteğe bağlı kıldı ve resmi yerler dışında yapılması koşuluna bağladı.

– Aile kurumunu, böylece, eşlerin dinsel inancından tümden bağımsız bir niteliğe kavuşturdu.

ürk bağımsızlığının ve türk Cmhuriyetinin taşıyıcı sütunlarınn başta gelenlerinden birisi olan Türk Medeni Yasasının 91. yıldönümünde, yüce insan, Türk ulusunun âşığı Atatürk’ü, bu yasanın hazırlanmasında büyük emekleri geçen başta Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt olmak üzere tüm hukuk ve bilim insanlarını saygıyla, gönülborcuyla anıyorm.