Mustafa Necati’nin Eğitimde Devrimciliği

Kurtuluş Savaşı sonrası yeni Türkiye’nin çağdaş uygarlık  düzeyine çıkma ve geçme hedefini ve Atatürk’ü  en iyi anlayan devrimci kadronun en önde gelenlerinden  biri Mustafa Necati’dir (1894- 1 Ocak 1929). Mustafa Necati, 20 Aralık 1925 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığına atanmıştır. Bu görev, 1 Ocak 1929 tarihinde ölümüyle sonlanmıştır. O, ölümüne Cumhurbaşkanı Atatürk’ün ağladığı bir bakandır. Mustafa Necati,  Milli Eğitim Bakanlığına atanır atanmaz en büyük direktifi Mustafa Kemal’den almıştır:

Takip etmek zorunda bulunduğumuz eğitim siyasasının esas hatları, bu memleketin asil sahibi ve sosyal topluluğumuzun esas unsuru bulunan ve bugüne kadar eğitim ışığından yoksun bırakılan köylüdeki bilisizliği (cehaleti) gidermektir.       Efendiler! Bu hedefe varmak, eğitim tarihimizde kutsal bir aşama olacaktır. Bir yandan bilisizliği giderirken bir taraftan da memleket çocuklarını toplumsal ve ekonomik hayatta eylemli, etkin ve yararlı kılabilmek için gereken temel bilgiyi uygulamalı bir şekilde vermek yolu eğitimimizde esas alınmalıdır1”.

Mustafa Necati’nin  millî eğitimde yaptığı en önemli icraatları, özellikle ilköğretim ve öğretmen yetiştirme alanında olmuştur. Çünkü eğitim örgütünde      yarattığı güven ve sempatinin yanında, Mustafa Kemal’e olan bağlılığı ve baştan beri devrimci kadronun içinde ve en ön sıralarında  yer alması, köklü icraatlar yapmasında etkili olmuştur2.

Mustafa Necati’nin eğitimde devrimciliğinin doğru değerlendirilebilmesi için, önce onun yaşadığı zamanın koşullarının ve toplumsal ortamın çok iyi anlaşılması gerekmektedir.

1924 yılı  TBMM bütçe görüşmelerinden: Milli Eğitim Bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında Isparta mebusu (milletvekili) Hafız İbrahim Efendi, Bakan Vasıf Çınar’a soruyor: “…Emri tedrisin serbest olduğu bir Müslüman memleketinde ne sıfatla ve ne suretle medreseleri kapatıyorsunuz?… Bir Müslüman’ın Maarif Vekili, müessesat-ı ilmiyeyi nasıl kapatır?6.

TBMM benzer muhalefeti, 75 yıl sonra Türkiye yeniden yaşamıştır. 1997 yılında 4306 sayılı 8 Yıllık Kesintisiz Zorunlu İlköğretim Yasasının görüşülmesi sırasında DYP Kayseri milletvekili Ayvaz Gökdemir şöyle diyor: Bu tasarıya “evet”  diye haykıracak olanlar, sesim kalbinde yankı bırakan gönüldaşlara sesleniyorum. Hangi  ellerinizi Allah’a yakarış için kaldıracaksınız, hangi dillerinizle tövbe istiğfar edeceksiniz, merak ediyorum. Bu tasarı, ver Kur’anı, al hükümeti tasarısıdır7. Bugün benzer görüşte olanların sayısı her zamankinden daha da fazladır.

Kuşkusuz en büyük devrim Cumhuriyetin ilanıdır.  Ondan  4 ay 4 gün sonra 3 Mart 1924 tarihinde en büyük eğitim devrimi gerçekleştirilmiştir: Öğretim Birliği. Bununla Cumhuriyetin altyapısını oluşturmak, temellerini sağlam bir zemin üzerine oturtmak amaçlanmıştır. 1925 yılında Başbakan İsmet İnönü Muallimler Birliğinde yaptığı konuşmada , devrimi şöyle tanımlıyor: Yavaş yavaş varılacak bir sonuca, ivedilikle ulaşmak, devrim yapmaktır.

Mustafa Necati, o kısacık ömrüne o denli çok atılım sığdırmış ki, yaptığı tüm devlet görevlerinin her biri, birer devrimdir.  20 yaşında (1914) İzmir’de avukat, sonra Vasıf Çınar ile birlikte Şark İdadisinde öğretmen ve yönetici, demiryollarında hukuk danışmanı.  14 Mayıs 1919 günü İzmir Bahribaba parkında, İzmirlileri ertesi günü başlayacak Yunan işgaline karşı direnişe çağıran ateşli bir hatip.  İşgal üzerine İzmir’den Balıkesir’e gidiyor. Orada Vasıf Çınar’la birlikte İzmir’e Doğru gazetesini çıkarıyor. Böylece Kuvayı Milliye’yi ateşliyor. Bu arada Soma, Bergama, Akhisar savaş bölgelerinde, Bulgurcu Mehmet Efe ile birlikte  garillacı (Çete savaşçısı) olarak Kuvayı Milliye komutanı.  23 Nisan 1920 tarihinde açılan ilk TBMM’de Saruhan (Manisa) mebusudur. Aynı zamanda TBMM Hükümetince Karadeniz kıyılarındaki Rum Pontus eylemini soruşturmakla görevlendiriliyor. Sonra Kastamonu İstiklal Mahkemesi Başkanı ve TBMM Müdafaa-i Hukuk Grubu katibi. İlk Cumhuriyet Hükümetinde 29 yaşında  çok başarılı bir Mübadele, İmar ve İskan Bakanı. Ertesi yıl (1924) Adalet Bakanı. 1925 yılında,  Şeyh Sait ayaklanması üzerine kurulan mahkemede kısa bir süre savcı.  Bu arada Muallimler Birliği genel başkanı.  Bakanlığı sırasında bu görevi de sürdürmüştür.

Milli Eğitim Bakanlığına atandığından ölümüne kadar geçen 3 yıl 12 gün, eğitimde köklü devrimlerin uygulamaya konulduğu, güçlü atılımların gerçekleştirildiği bir dönem olmuştur. Mustafa Necati, Cumhuriyetin destanlaşmış bir milli eğitim bakanıdır. Bu nedenle Mustafa Necati adı, Türk eğitim tarihine altın harflerle yazılmıştır. Öyleyse ne yaptı Mustafa Necati?

Mustafa Necati’nin  Eğitimde Devrimciliği 

Mustafa Necati milli eğitim bakanı olur olmaz yayımladığı genelgelerle Cumhuriyetin eğitim ilkelerini şöyle belirlemiştir:

.Türkiye’de herkesin milli ve dünyevî , modern ve demokratik eğitim (terbiye) alması esastır.

.Eğitimin milli olmasından maksat, gençleri, yaşayan bütün kurumları, düşünce ve idealleriyle milli topluma uydurmaktır.

.Dünyevî kelimesinden hedeflenen, eğitimin laik9 olması, düşünceyi daraltan ve vicdan özgürlüğünü kıran her türlü dini etkiden uzak bulunmaktır. Böylece  dogmatik eğitimden laik eğitime geçilmiştir. Laiklik sözcüğünü  ilk kez resmi olarak kullanan bakan Mustafa Necati’dir.

.Modern deyimiyle eğitimin, yöntemler ve teknikler bakımından en yeni bilimsel kurallara göre sürdürülmesi, demokratiklik ile de eğitim ve öğretimin bütün olanaklarından kadın-erkek tüm ulus bireylerinin eşit derecede yararlanması; serveti, toplumdaki yeri ne olursa olsun her gencin yeteneği ve zekası derecesinde öğrenim görebilmesi, hiçbir engelin konmaması düşünülmüştür..İlköğretimin milli ve demokratik olması kız-erkek, zengin-yoksul bütün millet çocuklarının aynı biçimde eğitim görmesi, bu ilkenin bir sonucudur. Böylece bugün bile tam olarak gerçekleştirilemeyen eğitimde fırsat ve olanak eşitliği sağlamanın ilk adımı atılmıştır.

Mustafa Necati bakanlığının henüz  6. günü Üçüncü Heyet-i İlmiyeyi (Bilim Kurulu)  26.12.1925-8.1.1926 tarihlerinde toplamıştır.   Orada alınan kararlar, Mustafa Necati’nin çalışmalarına büyük ölçüde ışık tutmuş, ama o bunlarla yetinmemiştir. Ayrıca uzmanları toplayıp 10 yıllık bir eğitim planı hazırlatmıştır.

. 1926 yılında yeni ilkokul müfredat programı uygulamaya konulmuştur.

.1927 yılında ilkokul, ortokul ve liselerde din dersi, Arapça ve Farsça dersleri kaldırılmıştır. Kolej ve öteki yabancı okullarda dinsel amaçlı öğretiler yasaklanmıştır.

. 1927-1928 öğretim yılında ilkokul öğrenimi gören 461.985 öğrencinin yalnızca 133.969’u (yüzde 29) kızdır. Aynı yıl ortaokul öğrenimi gören öğrencilerin yalnız yüzde 18.9’u, lise öğrencilerinin de yüzde 28’i kız öğrenci idi. Bu eşitsizliği en düşük düzeye düşürmek için, 1927 yılında M.E.B. Ortaöğretim Dairesi karma eğitimi hedefleyen bir tasarı hazırladı. Talim ve Terbiye Dairesince incelenen bu tasarı, yalnızca bir ortaokulda karma eğitimin denenmesini  önermiş, ancak bakan Musytafa Necati sorumluluğu üstlenerek, o yıl var olan 70 ortaokulda karma eğitime geçilmesine karar vermiştir. Ertesi yıl tüm liselerde karma eğitime geçilmiştir. Böylece laik eğitimin ve Harf Devriminin önündeki engeller birer birer kaldırılmıştır.

.13 Mart 1925 tarih ve 439 sayılı Orta Tedrisat Muallimleri Kanunu ile öğretmenlik ayrı bir meslek sınıfı olarak kabul edilmiştir. Ama öğretmenlere asıl mesleki kimliğini kazandıran yasa, 1926 tarih ve 789 sayılı Maarif Teşkilatına Dair Kanundur. Bu tarihte öğretmen olarak çalışanların yaklaşık % 65’i  başta imamlar olmak üzere meslek dışından insanlardan oluşuyordu. Bu yasa ile, şu ilke konulmuştur: “Maarif hizmetinde asıl olan muallimliktir” (Madde:12). Bu koşulları taşımayanlar ya da eğitimdeki yeniliklere ayak uyduramayan öğretmenler emekliye sevk edilmişlerdir. Bunların çoğu hem camide imamlık hem de okulda öğretmenlik yapanlardır. Mustafa Necati, imamlıkla öğretmenliği bağdaştıramamıştır. Bu bir devrimdir. AKP iktidarı, imamları ortaöğretimde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, seçmeli Kuranı Kerim, Hazreti Muhammed’in Hayatı vb. dersleri okutmakla  görevlendirmektedir.. İşte Mustafa Necati, 89 yıl önceden bugünleri öngörmüş olacak ki, Talim ve Terbiye Kuruluna özerklik verilmesini istiyordu. İmamlara öğretmenlik görevi de verilmesi, Türkiye’nin 89 yıl geri gitmesi anlamını taşımaktadır. Nasıl bir ırmağın geldiği yönün tersine akması olası değilse, AKP iktidarı da, ulusal-laik eğitimi geriye götüremez. Bu böyle biline!

789 sayılı yasa ile getirilen en büyük yenilik, Milli Talim ve Terbiye Kurulunun kurulmasıdır.     Talim ve Terbiye Heyeti: Milli Eğitim Bakanlığı’nda eğitim ve öğretimle ilgili her türlü plan ve programın hazırlanmasında ve yasal düzenlemelerin  yapılmasında en etkili danışma ve karar organıdır. Bu nedenle Mustafa Necati, bakanlığın beyni durumundaki bu birime büyük değer vermiş; hatta onu özerk bir yapıya kavuşturmak istemiştir. Böyle bir düşünceden amaç, bakan değişse bile milli eğitim politikasının sürekliliğini sağlamaktır. Ne yazık ki, 89 yıl sonra bugün bile Talim ve Terbiye özerk bir yapıya kavuşturulmak bir yana, siyasal iktidarın dümen suyuna giden bir yapıya dönüştürülmüştür.

Bu yasanın ardından 1926 tarih ve 3393 sayılı yönetmelikle Milli Talim Terbiye Dairesinin görevleri belirlenmiştir. Buna göre:

1.Milli Eğitimle ilgili yönetmelik, tüzük ve kanun tasarılarını hazırlamak, incelemek ve mevcut yönetmelik, tüzük ve kanunlarda yapılmasına ihtiyaç görülen hususlar hakkında Bakanlığa teklifte bulunmak,

  1. Her derecedeki genel ve meslek okullarının programlarını doğrudan doğruya veya uzmanlar vasıtasıyla düzenlemek ve değiştirmek,

3.Darülfünun şubeleri de dahil olduğu halde yüksek ve orta dereceli her çeşit okulların yeniden kurulması veya lağvedilmesi hususunda görüşlerini bildirmek,

  1. Okullara kabul ve uygulanacak eğitim ve öğretimin amaçları, sistem ve usulleri hakkında karar almak,
  2. Gençleri Cumhuriyet esasına göre hazırlayacak ve okullarda Milli Terbiyeyi kuvvetlendirecek tedbirler almak,
  3. Okulların derecelerini tayin ve imtihan usulleri ve mezun olma şartları hakkında karar almak,
  4. Gelecek yıllarda uygulanacak eğitim programını, genel müdürlerin görüşleri alınarak tespit etmek ve buna göre her yıl Milli Eğitim Bakanlığı bütçe tasarısı (layıhası ) hazırlanırken tekliflerde bulunmak,
  5. Halkın terbiye ve aydınlatılması için tedbirler düşünmek,
  6. Mevcut öğretmenlerin mesleki bilgi ve güçlerini artırmak için gerekli tedbirleri almak, (bu noktada şöyle diyor Mustafa Necati: ”Okuttuğundan çok okumayan bir öğretmen çabuk yıpranır, ihtiyarlar ve bezginlik getirir. Okumaya, araştırmaya ve incelemeye düşkün ak saçlı bir öğretmen devamlı genç ve dinçtir”.)
  7. Türk öğrencilerin yabancı ülkelerde öğrenim sorunu ile Milli Eğitim Bakanlığının yabancı ülkelerden getireceği her çeşit uzmanlar hakkında  fikrini söylemek,
  8. İlk ve orta dereceli okullarda okutulmak üzere yazılan kitapları incelemek ve bunlardan öğretim programına uygun ve pedagojik şartları taşıyanları kabul etmek ve onamak,
  9. Bakanlık hesabına bastırılması gereken okul kitaplarını tespit etmek,

13.Yabancı dilde yazılmış pedagojik mecmua ve kitapları takip etmek, Türkiye öğretmenlerine faydalı olanlarını aynen veya özet halinde yayımlamak,

  1. Milli Eğitim Bakanlığının ilmi risale ve mecmualarını yayımlamak.
  2. Bakanlık hesabına bastırılmak üzere dışardan verilip bakanlık makamınca Kurula gönderilen ilmi eserleri doğrudan doğruya tetkik ederek veya uzmanlarına tetkik ettirerek kabul veya reddetmek.

.819 sayılı Muallim Mekteplerine Muavenet Kanunu:           Bu kanunla il bütçelerinin %10’luk bir bölümü, sadece öğretmen okulu inşaatlarında kullanılmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı’na bırakılmıştır.

.822 sayılı Lise ve Orta Mektepler Talebesinden Nehari (gündüzlü) Ücreti Alınmaması Hakkında Kanun..823 sayılı Mektep Kitaplarının Maarif  Vekâletince  Tabı Hakkında Kanun.

.2 Haziran 1926 tarih ve 842 sayılı İlk Mektep Muallimleri ve Muavinleri Hakkında Kanun ile, ilk kez ilkokul öğretmenliğinin tanımı yapılmıştır. Buna göre, “Bu kanunun yayınlandığı tarihte öğretmen yardımcısı olanlar arasında en az beş senelik idadiye denk ya da daha üst derecede bir mektep tahsili görenler, öğretmen olarak kabul edilir”.

.968 sayılı Millî Matbaa Tahsisatının Mütedavil Sermaye Halinde İstimaline Dair Kanun. MEB Basımevleri Döner Sermaye Müdürlüğü kurulmuştur.

.117 sayılı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu..1052 sayılı Meslek Mektepleri Hakkında Kanun: 1927 yılına kadar meslek okulları MEB’e bağlı olmayıp il özel idarelerine veya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı idi. 1927 yılında meslek okulları doğrudan Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır.

.1237 sayılı Meccani Leyli Talebenin (parasız  yatılı öğrenci) Mecburi Hizmetine Dair Kanun..1288 sayılı Beynelmilel Rakamların Kabulü Hakkında Kanun.   .8 Ocak 1926 tarih ve 822 sayılı yasa ile, ilkokullar (ki ilkokul öğreniminin zorunlu ve parasız olması 1924 Anayasasında öngörülmüştü) gibi ortaokul ve liselerde parasız eğitime geçilmiştir. Ülkemizde bugün eğitim parasız mı? Zorunlu ve devlet okullarında yasal olarak  parasız olması gereken ilköğretim, fiilen parasız değil. Örneğin velilerin okul giderlerine kaktı payları vb.

Cumhuriyet döneminde yapılan en önemli eğitim devrimlerinin ikincisi, Harf Devrimidir. Latin harfleri konusu TBMM’de 20 Mayıs 1928’de gündeme gelmiştir ve aynı yıl konuya hız verilerek 29 Mayıs 1928’de Milli Eğitim Bakanlığında bir Dil Encümeni kurulmuştur. Yapılan çalışmaların ardından Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal 8.8.1928 akşamı Latin harflerinin kabul edildiğini açıklamıştır. Yeni harflerin kabulünden sonra Milli Eğitim Bakanlığı önce kendi personelinin bu harfleri öğrenmeleri için çalışmalar başlatmıştır. Yayınlanan genelge ile 1 Eylül 1928 tarihinden itibaren bütün öğretmenlerin kursa katılmaları ve yeni harfleri öğrenmeleri istenmiş, Türkçe yapılan öğretimde yeni harflerin kullanılması emredilmiş, eski harflerle basılan kitaplarla öğretim yasaklanmıştır. Yasa 1 Kasım 1928’de  TBMM’de kabul edilmiştir.

O günün koşullarında bu sayılanların (karma eğitim, din dersi, Arapça, Farsça derslerinin kaldırılması, eski harflerle basılan kitapların yasaklanması vb) hepsi ayrı ayrı birer devrimdir.  Bugün laik eğitim nereye sürükleniyor? Bu, ayrı bir yazı konusu.

Prof. Dr. Mahmut ÂDEM

 

Yararlanılan Başlıca Kaynaklar

  1. Âdem, Mahmut, Devrim Yasaları Odağında Öğretim Birliği, Çağdaş Eğitim Vakfı yayınları, No.5, İstanbul, 2001.
  2. ————————, Çağdaş Üniversite mi, Medrese mi? Phoenix Yayınevi, Haziran 2008,
  3. Eminağaoğlu, Mehmet, Unutulmayan Eğitim Bakanı, Mustafa Necati, Emel yayınları, Ankara, 1967.
  4. Eski, Mustafa, Mustafa Necati Bey’in Kastamonu’daki  Çalışmaları, Ankara, Ayyıldız Matbaası, 1990, s. 151-152
  5. ——————, Cumhuriyet Döneminde Bir Devlet Adamı Mustafa Necati (Yayınlanmamış Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü) , Ankara,1995.
  6. Eşme, İsa, “84. Yılında Öğretim Birliğinin Neresindeyiz”, A. Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi, Yayın No.206, Ankara, 2008.
  7. İnan, Rauf,  Mustafa Necati, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara, 1980.
  8. Mustafa Necati Sempozyumu , Kastamonu Eğitim Yüksekokulu yayınları No.6, Kastamonu, 9-11 Mayıs 1991.
  9. Milliyet, 23 Kasım 2008.
  10. Pulur, Hasan, Milliyet, 16.7.2003.
  11. Sakaoğlu, Necdet, Osmanlıdan Günümüze Eğitim Tarihi, İstanbul Bilgi üniversitesi yayınları, İstanbul, 2003.

Unesco Türkiye Milli Komisyonu,  Cumhuriyet Dönemi Eğitimcileri, Ankara, 1978.