Mustafa Kemal Paşa Ankara’da

Mustafa Kemal Paşa, ilk Yunan birliğinin İzmir’i işgalinden dört gün sonra, 19 Mayıs 1919 da, Samsun’a çıkarak “Milli Mücadele”yi başlatmıştı. Samsun’dan Havza’ya, Havza’dan sonra Amasya’ya gelmişti. Amasya’da, 22 Haziran 1919 günü halka seslenilen Amasya Genelgesi yayımlanmış, “Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir; Milletin bağımsızlığını kurtaracak olan yine milletin azim ve kararlığıdır” denilmişti.

Bundan sonra 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 da Erzurum Kongresi toplanmıştı. Burada “Milli sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür, birbirinden ayrılamaz, manda ve koruma kabul edilemez” kararı alınmıştı. Erzurum Kongresi’nce dokuz kişiden oluşan bir “Heyeti Temsiliye” (Temsilciler Kurulu) seçilmişti. Başında Mustafa Kemal Paşa’nın bulunduğu Temsilciler Kurulu’nda Hüseyin Rauf Bey, Hoca Raif Efendi, Eyüp zade İzzet Bey, Hacı Salih zade Süleyman Servet Bey, Şeyh Hacı Salih Efendi, Bekir Sami Bey, Sadullah Efendi, Hacı Musa Bey yer almıştı.

Sonrasında, 4 – 11 Eylül 1919 da Sivas Kongresi yapılmıştı. Kongrede Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Derneği örgütlenmesi tamamlanmıştı.

Turgut Özakman “Şu Çılgın Türkler” anlatısında:

“Elde avuçta hiçbir şey yokken emperyalizme, galip devletlere, Yunan Ordusu’na, Ermenilere, Pontus çetelerine karşı silahlı mücadeleye girişmeyi çılgınlık sayanlar çoktur. Silahsızlandırılmış Türk Ordusu’nun bu tarihteki gücü, o da kağıt üzerinde, 35- 40 bin kişidir. Oysa Türkiye’deki işgalcilerin sayısı giderek 400bin kişiyi bulacaktır. Yoksul, bitik Anadolu 400bin işgalciyi ve on binlerce silahlı-silahsız haini yenmeyi başaracaktır.  Milli Mücadele işte bu mucizenin, bu onurlu, güzel çılgınlığın adıdır” diyor.

Temsil Heyeti, 27 Aralık 1919 da Ankara’ya gelmişti. Ankara’ya gelirken bir gece Hacıbektaş’ta kalınmıştı. Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele’yi destekleyen Alevilerin lideri Cemalettin Çelebi’yle görüşmüştü.

27 Aralık 1919 günü Ankara halkı ve Türk geleneğinde milli felaketlerden kurtuluşun umut ve mücadele gücünü oluşturan seymenler, Dikmen Keklik pınarında, Mustafa Kemal Paşa’yı ve Temsilciler Kurulu’nu büyük bir coşku ve gösterilerle karşılamıştı. Ankara Müftüsü Mehmet Rıfat Efendi de karşılayanlar arasındaydı. Bağımsızlık ateşi Ankara’da yakılmış, “kurtuluş” için Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde kenetlenilmişti.

ata_ank_gelisi

Mustafa Kemal ve Heyet-i Temsiliye’nin Ankara’ya gelişi 27.12.1919

 

Mustafa Kemal Paşa Temsilciler Kurulu’nun Ankara’ya gelişini, kurul adına:

“Sivas’tan Kayseri yoluyla Ankara’ya gitmek üzere yola çıkan Temsilciler Kurulu, bütün yol boyunca ve Ankara’da, büyük ulusumuzun ateşli ve içten yurtseverlik gösterileri içinde bu gün buraya geldi. Ulusumuzun gösterdiği birlik ve dayanışma, yurdumuzun geleceğini güven altına alma konusundaki inancı, sarsılmaz bir biçimde destekleyecek niteliktedir. Şimdilik Temsilciler Kurulu’nun merkezi Ankara’dadır.” diyerek duyurmuştu. Bundan böyle Milli Mücadele, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Ankara’dan yönetilecekti.

Bu yıl Mustafa Kemal Paşa’nın Milli Mücadele’yi yürütmek üzere Ankara’ya gelişinin 96.yıl dönümü. 1932 yılından başlayarak 2010 yılına kadar her yıl dönümünde bu geliş “Seymen Alayı Yürüyüşü” ile temsil ediliyordu. Yetmiş sekiz yıllık bir gelenek olmuştu. Ulus Atatürk Heykeli, Anıtkabir ve Dikmen Keklik Pınarında yapılan törenlerden sonra seğmenler; Genel Kurmay Kavşağı- Kızılay- Sıhhiye- Opera- Valilik güzergâhını izleyerek yürüyorlardı.

Ama ilk kez o yıl, 2010’da yürümediler!

O yıla kadar Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelişinin her yıldönümü kutlamalarında geleneksel olarak “Garnizon Koşusu” yapılıyordu. Kara Harp Okulu öğrencileri, Türk Bayrağı ve Atatürk posteri taşıyarak Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’daki güzergâhı boyunca koşuyorlardı. Koşu sırasında söyledikleri: “Ne Mutlu Türküm Diyene!” ve “Her Şey Vatan İçin!”di.

Ama ilk kez o yıl koşmadılar!

O yıl Ankara Valiliği on beş gün önceden yayımladığı genelgeyle bu yürüyüş ve koşuyu yasakladı. Genelgede, başkentte gerçekleştirilen milli ve mahalli kutlamalarda: “Ankara halkının günlük yaşamında herhangi bir mağduriyet yaratılmaması ve genel hayatı olumsuz etkilememesi hiç kuşku yoktur ki esas olandır” denilmişti. Bundan böyle sadece “ulusal ve uluslar arası nitelikte takvim ve programlara bağlanmış faaliyetlere” izin verilecekti.

O yıl bu yasaklama seymenlerin ve Ankaralıların yüreğini burktu. “Başkent Ankara” ile birlikte yalnızlaştıklarını duyumsayarak üzüldüler.

Bu yıl Mustafa Kemal Paşa’nın Milli Mücadele’yi yürütmek üzere Temsilciler Kurulu’yla birlikte Ankara’ya gelişinin 96.yıldönümü. Tüm Ankaralılarla birlikte Mustafa Kemal Paşa’ya “Hoş geldin!” diyoruz. Yaşadığımız günde olup bitene bakan Turgut Özakman: “Ülkede milli refleksi söndürürseniz, Türk Milleti’ne istediğinizi kabul ettirirsiniz. İşte bizim milli refleksimiz sıfıra yakın” diyordu.

Mustafa Kemal Paşa hiç unutturulabilir mi?

O büyük insan Ulusal belleğimizden hiç silinebilir mi?

Güngör BERK
ADD  BDK Üyesi