Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın incileri..

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın incileri..
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, 29.03.2018 tarihinde katıldığı bir canlı yayın programında şu açıklamalarda bulundu;
• Liseye geçiş sınav hazırlıkları daha tamamlanmadı” (Oysa sınava 2 ay kaldı)
• “Merkezi sınavla öğrenci alacak liselerle ilgili bilgi kılavuzu Nisan sonunda açıklanabilecek.” (Yani sınava 1 ay kala öğrenci ancak bilgi sahibi olabilecek)
• “TEOG’un yerine getirilen yeni liseye geçiş sınavı sözel ve sayısal olarak iki oturumda yapılacak ve sınavda ezber değil kazanımların ne kadar benimsendiği ölçülecek.” (Hani sınav tümüyle kalkacaktı? Devlet okulunda okuyan bir öğrenci dershaneler kaldırılıp, etüt merkezleri de KHK ile yasaklandığına göre, okullarımızın da durumu “malum” olduğuna göre nerede, ne kadar “kazanım” elde edebilecek ve bunu da sınava yansıtabilecek? Bu sonuçta “parası olan iyi hazırlanır ve iyi de devlet okulunda okur” anlamına gelmiyor mu?)
• “Yeteri kadar kapasite var. Özel okullarımız da var. Hiç bir öğrencimizi, velimizi, istemediği bir bölüme yönlendirme yok. Meslek lisesini, açık liseyi, İHL’ni istemiyorsa oralara gönderme yok.” (Yani sayın bakan demek istiyor ki: İmam hatip lisesini istemeyen özel okula gitsin.)
• “Öğretmen performans sistemi bilimseldir. Bilime karşı çıkanlar öğretmenlerimizi temsil etmiyor. Eğitim sistemimiz çok iyidir.” (Performans sistemine göre, öğretmenleri her yıl öğrencileri, velileri, meslektaşları ve eğitim yöneticileri değerlendirilecek ve performans puanı verilecek.
Bu puanın yüzde 25’ini müdür notu, yüzde 15’ini veli notu, yüzde 15’ini öğrenci notu, yüzde 20’sini zümre öğretmenleri notu, yüzde 15’ini diğer öğretmenler notu, yüzde 10’unu da öz değerlendirme puanı oluşturacak. Öğretmenlerin sınava girdikleri her yıl performans puanlarının yüzde 30’unu sınav notu oluşturacak. MEB ise 4 yılda bir düzenleyeceği sınavla öğretmenlerin mesleki yeterliliklerini ölçecek.)

Sistem tam bir Nasreddin Hoca’nın yün hikayesi… Neresi bilimsel anlaşılır gibi değil. Performans sistemi; öğretmenleri puan avcısına dönüştürür, itibarsızlaştırır, mesleği örseler, kurumsal bütünlüğü bozar. Öğretmenin yaptığı işin niteliğinden çok, yüksek not alma hedefi ile bireysel değerlendirmeye tabii tutulması, aynı okuldaki öğretmenleri birbirinin rakibi durumuna düşürür. Gelişme ve iç barış bozulur, yöneticilere biatı getirir. Ölçme ve değerlendirme, uzmanlık isteyen bir alandır. Bu, bir öğrenci ya da veliden beklemek akıl ve bilim dışılıktır. Diyojen’in “yeryüründe öğretmenlikten daha onurlu bir meslek tanımıyorum” sözünün yok edilmesidir.
Öğretmenlerin motivasyonunu, mesleğe bakışını olumsuz etkileyecek, adalet inancına zarar verecek, eğitimi ikinci plana itecek, yeni sınav hazırlık sektörleri doğuracak, şişirilmiş notları çoğaltabilecek, verimi düşürebilecek bir sistem nasıl bilimsel olabilir?
Veli formunda ki “öğretmen Türkçe’yi güzel ve anlaşılır bir şekilde konuşur” şıkkı nasıl yanıtlanabilir?
Çünkü bu bir tartışma konusu olabilir. Ayrıca değerler eğitiminin ne olduğu ve hangi değerlerin öğretilmesi gerektiği akademisyenlerce bile tartışılırken, “öğretmen, öğrencilerin milli ve manevi değerlere saygılı, evrensel değerlere açık bireyler olarak yetişmelerine katkıda bulunur” ifadesi neye dayanarak puanlanacaktır?
İlk okul öğrencisi kendisine verilecek formda sorulan şu soruları nasıl bilecektir?;
• “Öğretmenim dersleri iyi anlatır”
• “Öğretmenim bana değer verip sevgisini gösterir”
• “Öğretmenim davranışları ile bize örnek olur”
• “Öğretmenim Türkçe’yi güzel ve etkili konuşur”

Ortaokul öğrencisi kendisine verilecek formda sorulan şu soruları nasıl bilip yanıtlayacaktır?;
• “Öğretmenim dersin konularını çok iyi bilir”
• “Öğretmenim bize değer verip sevgisini gösterir”
• “Öğretmenim bizi milli ve manevi değerlere göre yetiştirir”
• “Öğretmenim davranışları ile bize örnek olur”

Bir de “zümre dışı öğretmen formu”ndaki maddelere bakalım;
• “Beden dilini ve ses tonunu etkili kullanır” (sınıfta farklı olabilir)
• “Öğrencilerle etkili iletişim kurar” (nasıl bilecek?)
• “Her öğrenciye insan ve birey olarak değer verir” (nasıl bilecek?)
• “Bireysel ve kültürel farklılıklara saygılıdır” (nasıl bilecek?)
• “Öğrenciye rol model olur” (nasıl bilecek?)
• “Çevre, tarih, kültürel mirasın korunmasında duyarlıdır” (nasıl bilecek?)

……
Bunlar subjektif ve control edilemez yöntemlerdir. Ve mesleğe hiçbir katkı sağlamaz, tersine kötüye götürür.
Maddeler ifade edilen soyut ve kişisel bilgiler, bireylerin siyasal ve kültürel alt yapılarıyla büyük farklılık gösterir. Öğretmenin herşeyi (kullandığı sözcükler, üyesi olduğu örgütler, giyimi, yaşam biçimi vb.) sorun yaratabilecektir.
“Rekabet”, “kariyer”, “performans” vb. piyasacı kavramlar kullanılarak ticari işletme gibi hareket edilerek eğitimin niteliği yükseltilemez.
Eğitmenlerin iş güvenliğini tehtit altında tutan, meslekten soğutacak olan, liyakatı değil kayırmayı ortaya çıkaracak bu sistem kesinlikle öğretmenlerin mesleki yeterliliklerinin gelişmesine katkı sunmayacaktır.
Öğretmen liselerinin yeniden açılması, eğitim fakültelerinin ülke gerçeklerine, bilimsel, çağdaş, laik verilere göre, parasız, eşit bir eğitim verilebilmesi, eğitimin üretim için yapılması, okullarda her kademedeki yöneticinin yetenek, beceri ve seçimle iş başına gelmesi, sürekli hizmet içi eğitimlerin yapılması, müfredatın eğitim paydaşlarınca belirlenmesi, örgütlenme özgürlüğünün sağlanması … çok zor değildir ve çıkışta buralardadır.
(Hasılı sayın bakan, eğitim sistemimiz hiçte iyi değildir. Düzeltmek zor da değildir.)

Turgut ÜNLÜ
Eğitimci

Top