Lütfü Kırayoğlu:
Altın Çamura Düşse Değerini Kaybeder mi?
Tenekeyi Parlatsan Çeyrek Altın Eder mi?

 

Zemzem kuyusuna işeyerek ünlü olmak isteyen adamın hikayesi İslam dünyasında çok konuşulur. Son yıllarda bir takım zavallılar da Atatürk’e, yakınlarına ve devrimlerine hakaret ederek ünlü olmak istiyor.

 

Böyleleri yıllar önce de vardı. O zamanlar bunlar “meczup” denilerek kurtarırlırdı. Şimdilerde “profesör” unvanları altında bu densizliği yapıyorlar. Ya da bizim bilmediğimiz karanlık köşelerde Atatürk’e ve devrimlerine küfrederek bu unvanlarla ödüllendiriliyorlar.

 

“Rivayete göre, Arabistan’da bir çoban, ilmiyle, savaşlarıyla, şiirleriyle, hizmetleriyle vs. ünlü olanlara gıpta eder, aşağılık kompleksiyle, onlar gibi adı anılan, tanınmış biri olmak istermiş. Bu onun en büyük tutkusuymuş. Gel gör ki çobanın, koyun gütmekten başka bir becerisi, hiçbir yeteneği yokmuş. Herkes tarafından tanınmak için denemedik yol bırakmıyor, ancak yine de ünlü olamıyormuş.

“Nihayet aklına ‘parlak’ bir fikir gelmiş. Bir Hac mevsiminde, Kâbe’nin en kalabalık olduğu bir zamanda, herkesin gözü önünde Zemzem kuyusuna işemiş. İşte bu davranışı herkesçe tanınmaya yetmiş, arzuladığı üne kavuşmuş. Artık nereye giderse gitsin, onu gören herkes parmakla işaret ediyor, ‘bevval-i çeh-i zemzem / zemzem kuyusuna işeyen adam’ diye birbirlerine gösteriyormuş. Zavallı adam da, kendisine lânet de etseler, şöhretin hazzıyla dünyasını tatmin ediyormuş.

“O kadar ünlü olmuş ki, bakın biz hâlâ, yüzyıllar sonrasında bile ondan söz ediyoruz. Ama önemli bir ayrıntıyla birlikte: Adını kimse hatırlamıyor; sadece yaptığı melânetle anılıyor!”

Hikayeyi her fırsatta Atatürk’e hakaretler yağdıran bir gazetenin köşe yazarından aktardık. Son günlerde yine bu türden bazı adamlar, Atatürk’e, annesine, ve manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan’a saldırarak ününe “ün” katmak istiyor. Yandaş bir kanalda alenen yapılan bu ağır hakaretler elbette hepimizi üzdü. Kamuoyunda ağır tepkiler oluştu. Bazı savcılar harekete geçmek zorunda kaldı.

Bu hakaretler elbette kabul edilebilir türden değil. Ancak aklımıza başlıktaki “Altın çamura düşse değerini kaybeder mi? Tenekeyi parlatsan, çeyrek altın eder mi?” sözleri geliyor.

Parlak sarı rengi, havadan, sudan, diğer etmenlerden etkilenmemesi, kararlı element olması nedeniyle başka elementlerle tepkimeye girmemesi özelliği ile altın dünyanın en değerli elementlerindendir. Yerkürenin toplam kütlesinin sadece milyonda biri kadarının altın olduğu tahmin edilmektedir. Yeryüzündeki toplam altın kütlesinin ancak 2 olimpik havuzu dolduracak kadar olduğu düşünülmektedir ve toplamı 166 bin ton kadardır.

Mustafa Kemal Atatürk de yirmi milyon yıla yaklaşan insanlık tarihi içinde yaşayan yüz milyarca insan içinde parmakla gösterilecek ender insanlardan biridir. Bu durum Atatürk’ün azılı düşmanları emperyalist ülke liderlerince bile kabul edilen bir gerçektir. Ne mutlu bize ki böylesine büyük bir insan Türk ulusunun sade bir ferdi ve büyük kurtarıcısıdır.

Şimdi yandaş TV kanallarında, ağızlarından çamur ve çirkef saçılan bir takım zavallılarca aziz hatırasına çamur sıçratılması Atatürk’ün değerini azaltmaz. Sadece bu tür zavallıların kurtarılmayı hak etmeyecek kadar aşağılık yaratıklar olduğunu gösterir.

Bu tür zavallılara büyük İslam bilgini ve şairi Ömer Hayyam 800 yıl önce şöyle sesleniyor:

Kör cehalet çirkefleştirir insanları.

Suskunluğum asaletimdendir.

Her lafa verecek bir cevabım var elbet

Lakin, bir lafa bakarım laf mı diye,

Bir de söyleyene bakarım adam mı diye.

 

Dünya, üç beş bilgisizin elinde

Sanırlar ki tüm bilgiler kendilerinde.

Üzülme eşek eşeği beğenir.

Bir hayır var sana kötü demelerinde.

Sadece Hayyam’ın 800 yıl önceki bilgece sözlerini aktardık. Amacımız güzel gözlü cefakar eşeklere hakaret etmek değil.

Lütfü Kırayoğlu

09.05.2017