Lütfü Kırayoğlu: Çay Bardağı Heykeli İçin Atatürk Heykeli Yok Edenler Şimdi de Çay-Kur’u Yok Ediyor.

Amerikancı-FETÖ’cü darbe girişimini soruşturmak için ilan edildiği söylenen OHAL rejimi, Cumhuriyet kurumlarını alt üst etmeye devam ediyor. OHAL nedeniyle ülke 7 aydır kısaca KHK denilen kanun hükmünde kararnamelerle yönetiliyor.

Darbe girişimi sonrası, KHK’lar aracılığı ile devlet içinde yuvalanmış Amerikancı, FETÖ’cü darbecilerin figüranları temizlense bile, bir süre sonra bu kararnameler aracılığı ile devletin tüm kurumlarında büyük alt üst oluşlar başlatıldı. Askeri okullardan askeri hiyerarşiye, adalet sisteminden, eğitime, belediyecilikten ulaşıma her şey bir daha eski haline getirilemeyecek denli değiştirildi. Son olarak da üniversiteler ile sanat kurumlarına el atıldı. Darbe girişimcilerinin tepe noktası sayılan siyasetteki kolu etrafında oluşturulan koruma çemberi ise çelik bir zırhla koruma altına alındı.

Siyasal iktidar, darbe girişimi gerekçe gösterilerek ilan edilen OHAL nedeniyle çıkardığı yeni KHK ile ekonomik yaşama da ağır bir darbe indirdi. Özelleştirmeler nedeniyle yok edilen kamu kurumlarının elde kalan son değerleri de, Varlık Fonu adı verilen ve ne olduğu belirsiz kuruma devredildi. Devredilen kurumlar arasında, Ziraat Bankası gibi çiftçiyi ayakta tutan tarihe mal olmuş, Halk Bankası gibi esnafa destek veren bankalar, bir havacılık devi olan Türk Hava Yolları, çağın en önemli enerji kaynağı olan doğal gaz piyasasına yön veren BOTAŞ, PTT gibi haberleşmenin hamalı, Türk Telekom’un elde kalan son hissesi ve bütün Doğu Karadeniz bölgesine hayat veren Çay-Kur var.

Çay bitkisi Doğu Karadeniz ve özellikle Rize halkı için o kadar önemli ki, Rize halkının önemli bir kısmı, çayı kendisine armağan eden Atatürk’ü bir çay bardağına değişebiliyor. Rize’deki Atatürk anıtı çay bardağı heykeli dikmek için aşağılayıcı şekilde yok edilirken ses çıkarmıyor. İlginçtir, Rize’de Atatürk heykelinin çirkin bir tavırla çay bardağı heykeli için kaldırılmasının üzerinden 1,5 ay bile geçmeden bu kez çay üretimine destek veren Çay-Kur, Varlık Fonu adı verilen dipsiz kuyuya devredilerek yok ediliyor. Cumhuriyetin diğer ekonomik kurumları gibi…

Şu anda gündemde olan Başkanlık sisteminde devletin tüm kurumlarını tek kişinin iki dudağı arasından çıkacak söze terk ettikleri gibi, devasa kamu kurumlarını da rüzgar gülü gibi dönen kişilerin iki dudağı arasına terk ediyorlar. Bu kurumların pek çoğu Cumhuriyet değerlerine sıkı sıkıya bağlı, ilkeli, özverili insanların güç koşullar altında yaptığı çalışmalar ile yaşam buldu. Ancak bazı kadirbilmez Rizeliler Atatürk’ten kolayca vazgeçiverdikleri gibi bu kahramanları da unuttu.

Rize’de çay bitkisinin yetişebileceğini inatla savunan ve savunduğunu gerçekleştiren Zihni Derin artık sadece memleketi Muğla’da adını taşıyan iş hanı sayesinde anımsanıyor . Kimse Zihni derin’in emekli olduktan sonra ilerlemiş yaşında gittiği Rize’de bir trafik kazası sonrası yaşamını yitirdiğini anımsamıyor. 1964 yılında “Rize’de çayın 40. yılı” törenlerine katılmak için Rize’ye koşan Zihni Derin, elim bir kaza sonucu tören alanında otomobil altında kalır. 84 yaşındadır ve artık ayağa zor kalkacaktır. Kazadan 1 yıl sonra 25 Ağustos1965 günü yaşamını yitirir. Rizeliler O’nu Botanik Bahçesinin girişindeki sade büstü ile anımsıyor.

Asım Zihnioğlu, Rize de çayın en büyük destekçisi Çay-Kur’un kurucusu, yaratıcısıdır. O da Zihni Derin gibi Egeli (1909 Uşak doğumlu) olmasına rağmen bütün yaşamını Rize’ye adamıştır. Rizeliler Zihni Derin ve Asım Zihnioğlu sayesinde gurbete çıkmaktan kısmen kurtulup Karadeniz kıyısının dik yamaçlarında oluşturdukları çay bahçelerinde “yeşil altın” adını alan çay bitkisini yetiştirip değerlendirmeyi öğrenmişlerdir.

Çay bitkisini Rize’ye armağan eden bu büyük insanları Rize’ye gönderen Cumhuriyete ve Atatürk’e sahip çıkamayan Rize halkı, şimdi de Çay-Kur’u kaybetti. Rizeliler en kısa zamanda Atatürk heykelini yerine koyup o heykelin yanına bir de Zihni Derin ile Asım Zihnioğlu heykellerini dikmedikçe Çay-Kur’a da yeniden kavuşamazlar. Elbette Rize’de Atatürk’e, Cumhuriyete ve bu büyük insanlara sahip çıkacak insanlar tükenmedi. Tükenmeyecek…

Rize’de yarattıkları yok edilmeye çalışılsa da, heykelleri olmasa da, Onları unutmayacağız. Bu 2 kahramanı Rizeli “reis” unutsa, unuttursa bile, bir başka Karadenizli, Bedri Rahmi Eyüboğlu unutmamış ve şu dizeleri bize bırakmış:

Bir ilimiz var adı: Rize.

Urup dururken bir bardak çay sundu bize.

Rize’de çayı kim yetiştirdi Rize’de?

Misisipi’ye karışan çayları öğrettiler bize.

Rize’de çayı kim buldu Rize’de?

Kimdi o sessiz sedasız, kumral kumral demlenen adam?

Adını öğretmediler bize.

İşte o güzel adamdan bre şahin aman,

Bir tane daha…

İşte bu iki unutulmaz zihni, TÜBİTAK’ın TÜBİTAK olduğu zamanlarda; Zihni Derin 1969 yılında, Asım Zihnioğlu 1983 yılında “TÜBİTAK Hizmet Ödülü” alacaktı.

Bedri Rahmi Eyüboğlu şiirinde Misisipi nehrine karışan çayların öğretilip Rize’ye çayı getirenin öğretilmediğinden yakınıyor. Bize Amerikan Bağımsızlık Ayaklanmasını başlatan “Boston çay partisi” de öğretildi. Bu şiir bize bunu da anımsattı. Kim bilir? Belki Rizelilere de anımsatır. Onlar da çaylarına, iki Zihni’ye ve Atatürk anıtına sahip çıkmayı anımsarlar. Bir çay partisi de Rize de verilir…

Lütfü Kırayoğlu
10.02.2017