As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

Üyelik ve Şube Genel Kurul Yönergesi

YÖNERGELER

Atatürkçü Düşünce Derneği tüzüğünün 8. maddesi amir hükümdür. Şube Yönetim Kurulunca bu hükmün uygulanmaması kesinlikle disiplin soruşturmasına nedendir.

Bu yönerge ADD Tüzüğünün 8. maddesinin uygulanması esasına dayanır.

I. ÜYELİK
A- ÜYELERDE ARANAN NİTELİKLER
Atatürkçülüğü bir davranış ve yaşam biçimi olarak benimsemiş her yurttaş, üye olmak için başvurabilir.

B- ÜYELİK İŞLEMLERİ
Üyeliğe başvuru Şubeye yapılır. Üyelik, Şube Yönetim Kurulunun alacağı kararı Genel Yönetim Kurulunun onamasıyla başlar.
Üyelik başvuruları üyenin ikametgahında (ev-işyeri) bulunan şubeye yoksa en yakın şubeye yapılır.
Üye olma süreci, son üç ayda çekilmiş üç adet başı açık fotoğraf ile yükümlülüklerini yerine getiren en az iki dernek üyesinin kişi hakkındaki görüşlerini içeren üye başvuru formunun Şube Başkanlığına verilmesi ile başlar. Üyelik Başvuru formu Şube Yazmanınca incelenir, varsa eksiklikler başvuru sahibine tamamlattırılır. Üyelik başvurusu Şube Yönetim Kurulu kararı ile kabul edilir. Kararın bir örneği ile birlikte, üyelik başvurusu kabul edilmeyenler dahil tüm başvurular Genel Merkeze gönderilir. Genel Yönetim Kurulu gerekli incelemeleri yaparak üyelik başvurularını onaylar veya gerekçesiz reddeder. Üyeliğe kabul edilenlere bir defaya mahsus olmak üzere Genel Merkez Üye Kayıt Numarası verilerek başvuru formları şubesine gönderilir. Üyelik Genel Merkezin üye numarası vermesiyle başlar.
Üye, Genel Merkezce verilen kayıt numarası ile birlikte Şube Üye Kayıt Defterine yazılarak kaydedilir. Başvurusu kabul edilmeyenlerin formları istekleri halinde iade edilir. Başvuru Formları ilgili Şubede saklanır.
Genel Merkezce düzenlenen Üye Kimlik kartları Şube Yönetim Kurulu tarafından üyelere verilir.

C- ÜYELERİN AİDAT ÖDENTİLERİ
a) Üye bir defaya mahsus olmak üzere 10 TL üye giriş ödentisi öder. Üyeler, şubelerine aylık 2 TL’den yıllık 24 TL aidat öderler. Şubenin Banka hesabına aidat ödeyenlere dernek alındı belgesi verilmez. Çünkü banka dekontu alındı belgesi yerine geçer. Üyeler Mobil aidat sistemini kullanarak ödeme yapabilirler.
b) Banka dekontu veya alındı belgesi karşılığında aidat ödeyenlerin Genel Merkez katkı payları, yılı içerisinde Şube Saymanı tarafından Genel Merkez hesabına aktarılır.
c) Üyelerin bankaya veya alındı belgesi karşılığında yapmış oldukları bağış gelirlerinden Genel Merkez Katkı payı ayrılmaz.

D- ÜYELİKTEN AYRILMA ÇIKARILMA VE ÜYELİĞİN DÜŞMESİ
Her üye yazılı olarak bildirmek kaydı ile üyelikten ayrılabilir.
Tüzüğe göre suçu sabit görülenler ile üyelik için gerekli yasal koşulları yitirenler Genel Yönetim Kurulu kararıyla üyelikten çıkartılırlar.
Genel Yönetim Kurulu kararıyla üyelikten çıkarma işlemi Genel Merkez Genel Kurul kararı ile kesinleşir. Ancak kesinleşen bu karardan sonra yargı süreci başlar.
31 Aralık itibari ile üyelik ödentisini ödemeyenlerin üyelikleri, Şube Yönetim Kurulu kararıyla düşürülür ve düşme kararı 15 gün içerisinde Genel Merkeze gönderilir.

E- ÜYELİĞİN NAKLİ
Naklini isteyen üye şubesinden tasdik ettirdiği “ borcu yoktur” belgesi ve son üç ayda çekilmiş üç adet başı açık fotoğraf ile yeni ikametgah adresindeki ( ev-işyeri) şubeye, yoksa en yakın şubeye başvurur.
Üyenin eski Şubesindeki kaydı “borcu yoktur” belgesinin onaylanması ile düşülür.
Şube, “borcu yoktur” belgesini inceleyerek üyeliği Şube Üye Kayıt Defterine işler ve “borcu yoktur” belge fotokopisi ile üye kayıt bilgilerini bir yazı ile Genel Merkeze bildirir.
Üyenin nakil işlemi Genel Merkez kayıtlarında düzeltilerek tamamlanır.
Üyenin varsa üyelik dosyası yeni şubesince talep edilir.

II. ŞUBE GENEL KURULU

A- SEÇME SEÇİLME VE OY KULLANMA HAKKI
Şube Genel Kurulu hazirunu aidatını ödeyen üyelerden oluşur. Üyeler başkaları adına vekaleten oy kullanamazlar. Seçimlerde her üyenin bir oy hakkı vardır.

B- GENEL KURULA HAZIRLIK
a) Genel Kurula katılma hakkı bulunan üyelerin listeleri hazırlanarak altına “Şube kayıtlarına uygundur” ibaresi yazılarak Genel Merkeze gönderilir. Genel Sekreterlik tarafından liste Genel Merkez kayıtları ile karşılaştırılıp uygunluğu sağlandıktan sonra altına “Genel Merkez Kayıtlarına Uygundur” ibaresi yazılarak şubeye geri gönderilir ve liste Şube yönetim Kurulu tarafından imzalanıp mühürlenir ve şubede askıya çıkartılır.
b) Şube Yönetim Kurulu Genel Kurulun günü, saati, yeri ve gündemini karar altına alır. Bu kararda ilk toplantıda çoğunluk sağlanamaması durumunda ikinci toplantının günü, saati ve yeri ayrıca belirtilir. İkinci toplantının tarihi ilk toplantı tarihinden 60 günden fazla bir haftadan az olamaz.
c) Genel Kurul Kararı ilk toplantı tarihinden en az onbeş gün önce yerel gazetede yayınlanabileceği gibi Genel Kurul Üye Listesinde yer alan üyelerin tamamına (elektronik posta, mesaj veya telefonla) duyurulur.
d) Kongreye; Genel Merkez yöneticileri, bölgedeki Şube yöneticileri, il Eşgüdüm şubeleri, şubenin bulunduğu yereldeki kitle örgütleri, siyasi parti yöneticileri, basın ve uygun görülen kurum ve kuruluşların temsilcileri davet edilebilir.
Örnek: Şube Kongresi Gündemi:
1-Yoklama ve açılış
2-Saygı duruşu ve İstiklal Marşı
3-Divan Kurulunun belirlenmesi
4-Konukların konuşması.
5-Yönetim Kurulu Raporu (İdari-Mali)
6-Denetim Kurulu Raporu
7-Raporlar üzerine görüşmeler
8-Yönetim Kurulu Raporunun ibrası
9-Denetim Kurulu raporunun ibrası
10-Tahmini Bütçenin okunup oylanması
11-Yönetim Kurulu-Denetim Kurulu-Disiplin Kurulu ve Delegelerin seçimi
12-Dilek ve öneriler- Kapanış
e) Şube Genel Kurul salonlarında görülecek şekilde Türk Bayrağı ve Atatürk resmi, konuşma kürsüsüne ise ADD logolu flama asılır.

C – GENEL KURUL
a) Olağan Genel Kurul:
Şube Genel Kurulu kuruluş tarihi itibarıyla ilk Olağan Genel Kurul tarihi baz alınarak, iki yılda bir Şube Yönetim Kurulunun çağrısıyla şubenin bulunduğu yerleşim yerinde şubeye kayıtlı üyelerden aidat borcu bulunmayan üyelerin katılımıyla toplanır. Genel Merkez Genel Kurulunun yapılacağı çiftli yılların Şubat ayı sonuna kadar Şubeler Olağan Genel kurullarını tamamlarlar. Genel Kurula katılan tüm üyeler eşit hakka sahiptir.
Şube Olağan Genel Kurulunda Şube Yönetim Kurulu, Şube Denetleme Kurulu, Şube disiplin Kurulu asil ve yedek üyeleri ile Genel Merkez Genel Kurulu Delegeleri seçilmesi zorunludur.
Olağan Genel Kurul Yönetim Kurulu tarafından toplantıya çağrılır. Yönetim Kurulunun Olağan genel Kurulu zamanında toplantıya çağırmaması durumunda üyelerden birinin başvurusu üzerine Sulh Hukuk Hakimi üç üyeyi Olağan Genel Kurulu toplantıya çağırmakla görevlendirir.

b- Olağanüstü Genel Kurul:
1)Olağanüstü Genel Kurul şubenin bulunduğu yerleşim yerinde şubeye kayıtlı üyelerden aidat borcu bulunmayan üyelerin katılımıyla toplanır. Genel Kurula katılan tüm üyeler eşit hakka sahiptir.
2) Şube Olağanüstü Genel Kurulu Şube Yönetim veya Denetleme Kurulunun gerek gördüğü hallerde, (mali ve idari işlemleri yerine getirmede zafiyete düşmesi) Yönetim veya Denetleme Kurulu tarafından,
3) Yedeklerin de çağrılmasından sonra üye tam sayısının yarısının altına düşmesi durumunda Yönetim Kurulunun görevde kalan üyeleri veya Denetleme Kurulu tarafından,
4) Üyelerin beşte birinin yazılı başvurusu üzerine Yönetim Kurulu tarafından bir ay içerisinde toplantıya çağrılır.
5) Üyelerin başvurusuna rağmen Yönetim Kurulu Olağanüstü Genel Kurul çağrısı yapmaz ise üyelerden birinin başvurusu üzerine Sulh Hukuk hâkimi üç üyeyi Olağanüstü Genel Kurulu toplantıya çağırmakla görevlendirir.
Olağanüstü Genel Kurullarda Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Disiplin Kurulu asıl ve yedek üyeleri yeniden seçilir. Genel Merkez Genel Kurul delegelerinin seçimi yapılmaz. Olağanüstü Genel Kurullarda seçilen organların görev süreleri Şubenin Olağan Genel Kuruluna kadardır.

D- GENEL KURULUN TOPLANMASI
Genel Kurul ilk toplantıda salt çoğunlukla (Genel Kurul Üye Listesinin yarısından bir fazla) toplanır. İlk toplantıda çoğunluk sağlanamazsa İkinci toplantıda çoğunluk aranmaz. Ancak ikinci toplantıya katılan üyelerin sayısı Yönetim, Denetim ve Disiplin kurulları asıl ve yedek üyelerin sayısından (30) az olamaz. Şubeler, olağan genel kurul toplantılarını, merkez olağan genel kurulu toplantısından en az iki ay önce (Şubat ayı sonuna dek) tamamlamak ve genel kurul sonuç bildiriminin bir örneğini toplantının yapıldığı tarihi izleyen otuz gün içinde mülki idare amirliğine ve Genel Merkeze bildirmek zorundadırlar.

E- TOPLANTININ AÇILMASI TOPLANTI USULÜ VE GÖRÜŞMELER
a)Üyeler Genel Kurul Üye listesinde isimlerinin karşısını imzalayarak toplantıya katılırlar. Toplantı yeter sayısının sağlandığı şube yönetim kurulundan üç üye imzalı bir tutanakla tespit edilir.
1- Genel Kurul Şube Başkanı veya bir Yönetim Kurulu Üyesi tarafından açılır ve Saygı Duruşu yapılarak İstiklal Marşı okunur.
2- Açılışı yapan üye veya Genel Merkez görevlisi tarafından, Genel Kurulu yönetmek üzere Başkan, Başkan Yardımcısı ve Yazman üyeden oluşan Aday Divan Kurulu/Kurulları oluşturulur, oylama yapılır ve en çok oy alan liste Divan’a seçilmiş sayılır. Divan Atatürkçü Düşünce Derneği üyelerinden oluşur ancak; siyasi parti karar organlarında görev alan üyeler divan kuruluna aday gösterilemezler.
3- Genel Kurulu Divan Başkanı yönetir. Tutanaklar yazman üye tarafından düzenlenir ve Divan Kurulu tarafından imzalanır. Şube Genel Kurulunda gündemdeki konular görüşülür. Toplantıda hazır bulunanların en az onda biri tarafından görüşülmesi istenen konular gündeme alınır. Ancak fesih konusu gündeme eklenemez. Olağanüstü Genel Kurullarda sadece duyurulan gündem maddeleri görüşülür.
4- Her üyenin bir oy hakkı vardır. Üyeler vekâleten oy kullanamazlar. Kararlar oy çokluğuyla alınır.

F- ADAYLIK
Üyeler arasında;
1-İdeolojik bilinç birikimi ile temsil gücü yüksek, yaşamı ve davranışları ile toplumda saygınlık kazanmış,
2-Bürokrasi ve idari işlerde deneyimli,
3-Muhasebe ve mali iş ve işlemleri yapabilen veya bu konularda tecrübeli,
4-Hukuki işleyiş ve dernek mevzuatında, bilgi işlem ve internet kullanımında,
5-Toplum kuruluşları ve kamu kuruluşları ile ilişkilerde,
Yetkinlik kazanmış üyelerin, Şube organlarına ve Genel Merkez Genel Kurul Delegeliklerine aday olmaları sağlanır.
6- Siyasi Partilerin karar organlarında görev alan üyeler ile Genel Kurul Üye Listesinde yazılı bulunmayan üyeler aday olamazlar.

G- SEÇİM İŞLEMLERİ
Üye sayısı 500 ün üstünde olan şubelerde 9 asil 9 yedek olmak üzere diğer tüm şubelerde 7 asil 7 yedek Yönetim Kurulu, 3 asil 3 yedek Denetleme Kurulu ve 3 asil 3 yedek Disiplin Kurulu üyesi seçilir.Şube Genel Kurullarında üye sayısı 50’ye (elli) kadar 1 (Bir), 100 (yüz) üyeye kadar 2 (İki), 200 (İki yüz) üyeye kadar 3 (Üç), 300 (üç yüz) üyeye kadar 4 (dört), 400 (dört yüz) üyeye kadar 5 (beş), 500 (beş yüz) üyeye kadar 6 (altı) devamında gelen her 150 (yüz elli) üye için 1 (bir ) olmak üzere Genel Merkez Genel Kurul Delegeleri seçilir. Genel Merkez Genel Kurulu delegelerinin görev süresi Şube Olağan Genel Kuruluna kadardır. Genel Merkez Genel Kurulu delegelerinin yedeği yoktur.

1- Seçimler çarşaf liste usulü ile yapılır. Blok liste ile yapılması oylanamaz.
2- Seçimler gizli oy ve açık tasnif yöntemi ile Divan Kurulu tarafından yapılır.
3- Divan, Kurullara ve Genel Merkez Delegeliğine adaylık başvurularını, oy kullanma ve bitiş işlemlerini belirler ve açıklar.
4- Başvurular Divan Başkanlığına yazılı olarak ve şahsen yapılır.
5- Üyeler sadece bir kurula aday olabilir. Ancak şube kurul adaylığı ile birlikte Genel Merkez Genel Kurul Delegeliğine de aday olabilir.
6- Başvuruların toplanmasından sonra adaylar, aday oldukları kurul belirtilmek suretiyle divan tarafından okunarak duyurulur.
7- Her kurul için ayrı ayrı çarşaf liste düzenlenir. Ancak tamamı tek listede yer alabilir ise ayrı liste düzenlenmez. Çarşaf listeler Genel Kurul Üye Listesinde bulunan üye sayısı kadar çoğaltılır.
8- Yeterli sayıda hazırlanan çarşaf listeler ve içine konulacak zarflara Divan Kurulu tarafından şube kaşesi vurulur.
9- Oy kullanacak üye şube kaşeli oy pusulalarında yarıdan çok asil üyenin ismini işaretler ve şube kaşeli zarfa koyarak oyunu kullanır ve listedeki isminin karşısını imzalar.
10- Oy verme işlemi tamamlandıktan sonra listedeki imza sayısı ile zarfların sayısının uygunluğu saptanır, sayıma geçilir.
11- Kaşesiz oy pusulası ile kurulun asil üye sayısından fazla isim işaretlenmiş oy pusulaları geçerli sayılmaz.
12- Adayların aldığı oylar hazırlanan listede adlarının karşısındaki bölüme her oy için bir çarpı işareti konulmak sureti ile sayım çetelesi düzenlenir, Divan Kurulu tarafından imzalanır.
13- Düzenlenen çeteleye göre adaylar en çok oy alandan başlamak üzere alt alta yazılarak kurulların asil ve yedek üyeleri belirlenir. Eşit oy almış adayların sıralaması kura ile belirlenir ve sonuç Divan Kurulu tarafından bir tutanakla imza altına alınarak duyurulur.
14- Sonuçların duyurulmasından sonra Divan Kurulu Başkanı tarafından Genel Kurul kapatılır ve Genel Kurul evrakları seçilen en yaşlı Yönetim Kurulu üyesine teslim edilir.

 

Bu Yönerge GYK’nın 29.06.2013 tarih ve 14 sayılı toplantısında yürürlüğe girmiştir.

Eğitim, insanoğlunun zaman içindeki yolculuğunu hızlandıran ve geliştiren bir yapıdır. Çağdaş devletlerde, devlet olmanın temel faktörlerinden en önemli üçü, fertlerine sağlık, eğitim ve güvenlik hizmetini sunabilmesidir. Günümüzün gelişmiş ülkeleri bu üç hizmeti doğru ve sürekli verebilen devletlerdir.

 

Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başarılmasından sonra, Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerinin en önemlileri de vatandaşına aş yanında sağlık, eğitim ve güvenlik sağlamak ile ilgili olanlarıdır. Yanmış yıkılmış bir ülkede, özellikle eğitim alanında, bütün yoksunluklara rağmen elde edilen başarı dünyaya parmak ısırtacak ölçektedir.

 

Bu büyük başarı karşısında şaşkına dönen emperyalist sistem, gelişimi durdurmak için 1946 yılından itibaren her türlü önlemi almaya girişmiş, en büyük “başarıları” da Köy Enstitülerinin kapatılması olmuştur.

 

Daha sonraki en büyük darbe, 12 Eylül faşist cuntasının yaptıklarıdır. Eğitim sisteminin cumhuriyet dönemi atılımlarından tamamen koparılarak çağ dışı hale getirilmesi “başarısı” ise AKP iktidarı döneminde olmuştur.

 

AKP iktidarı, eğitim sistemimizdeki derin tahribat ile Türk toplumunu, gelecek nesillerin önünü keserek, tarih içinde tersine ve geriye doğru bir yolculuğa zorlamaktadır. “Kindar ve dindar nesil”, bu niyetin açık söylemidir.

 

Bu durumu kanıtlamak için vereceğimiz örneğin ismini ve yerini vermesek bile, örneğimizi ülkenin her bölgesinde görmek olasıdır. Örneğimizdeki köy, cumhuriyetin ilk yıllarında ağalığın egemen olduğu, yoksul bir bölgede küçük sayılacak bir ilçeye bağlıdır. Cumhuriyetten kısa süre sonra, köy bir ilkokula kavuşmuş, ortaokul ve sonrası için bütün olumsuzluklara rağmen ilçe yollarına düşülmüştür. Yoksul köy çocukları o yıllarda adını yeni duydukları Köy Enstitüsünü kurtuluş olarak görmüş, buralardan yetişen çok sayıda öğretmen sonraki nesilleri tek kurtuluş çaresi olarak okumaya yönlendirmişlerdir.

 

Başarılı çocuklar, ilkokuldan sonra, uzak diyarlardaki parasız yatılı okullara yönlendirilmiş, yaklaşık 50 yıl önce köyde açılan Ortaokul sayesinde, buradan mezun olanlar yeteneklerine göre, askeri okullara, sağlık okullarına, öğretmen okullarına, polis okullarına yönelmiş ve bir tek kuşak içinde hemen her evin çocuğu bir şekilde eğitimini tamamlayarak iş başı yapmışlar, ülkelerine ve ailelerine yararlı birer yurttaş haline gelmişlerdir.

 

Yakın zamanlarda ilçe belediyesi, ilçeden yetişerek önemli görevlerde bulunanlarla ilgili bir albüm düzenlemiştir. Düzenlenen albümün en çarpıcı yönü, yüksek görevlere kadar gelen bu köy çocuklarının büyük kısmının örneğimizdeki köyden yetişenlerden çıkmasıdır.

 

Ne acıdır ki, 12 Eylül darbesi, örneğimizdeki köyün ortaokulunu kapatmış, bu durum karşısında okul çağında çocukları bulunanlar hızla göç etmeye başlamış, göç sonucu azalan öğrenci sayısı gerekçe gösterilerek köydeki ilkokul birleştirilmiş sınıflı tek öğretmenli ve dördüncü sınıfa kadar eğitim veren okul haline dönüşmüştür.

 

Elli yıl önce var olan ortaokuldan yetişen köy çocuklarının içinden profesörler, genel müdürler, generaller, yazarlar, sanatçılar, şair ve ressamlar, müzisyenler yetişmiştir. Neredeyse köydeki her aileden ünlü biri çıkmıştır.

 

Köydeki ortaokulun kapatılmasından sonra, ilkokul da körelmiş, öretmenler köyde oturmaz olmuş, köyün önderliği köy imamına geçmiş ve ne yazık ki ortaokulun kapatıldığı 12 Eylül darbesinden sonra yetişen gençler hiçbir şekilde sağlıklı eğitim alamamışlardır. Son 35 yılda köyde yetişen gençler herhangi bir memuriyete bile girememişler, taş ocaklarında, ya da maden ocaklarında işçi, özel güvenlik şirketlerinde güvenlikçi, temizlikçi vb. işlerde çalışabilmişlerdir. Yakın geçmişte köy çocuklarından onlarca öğretmen yetişmiş ve önemli görevler üstlenmişken son 35 yıl içinde köyden bir tek öğretmen yetişmemiştir.

 

Köyün tek sınıflı okuluna gelen öğretmenler, burada çok kısa sürelerle görev yapmakta 4 yıl öğrenim gören öğrenciler bu süre zarfında en az 5-6 öğretmen ile karşılaşmakta, ne çocuklar öğretmeni, ne öğretmen çocukları tanıyabilmektedir. Bu tek sınıflı, tek öğretmenli okulun 4. sınıfını bitiren öğrenciler 5. sınıftan itibaren taşımalı eğitim sistemi ile ilçenin en uzaktaki ve eğitim kalitesi en düşük okulda toplanmakta, öğle tatillerinde yenmeyecek derecede kötü yemeklerle beslenmeye çalışmaktadırlar.

 

Bu durum karşısında çocukları eğitim çağına gelen aileler, ilçeye ya da il merkezine göç etmekte, ilkokul ise, giderek azalan öğrenci sayısı karşısında mevcut okul da kapanma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Olay tam bir kısır döngü haline gelmiştir.

 

Yakın geçmişte önemli değerler yetiştiren böylesi bir köy, şimdilerde işsizler ordusuna niteliksiz işçi yetiştirir duruma düşürülmüştür. Bu tabloya ülkenin her yerinde rastlamak olasıdır. Eğitimde tam bir tersine yolculuk başlamıştır. 12 Eylül sonrası başlayan yıkım AKP döneminde yok oluşa doğru hızla savrulmaktadır. TEOG tartışması bu yok oluş içinde küçük bir ayrıntıdır.

 

Lütfü Kırayoğlu

 

21.09.2017    

 

Atatürk’ün dil ülküsüne gönül veren yazar, dilbilimci Emin Özdemir’i 1 Eylül 2017 günü yitirdik. O, 46 yıl üç ay, köy öğretmenliğinden üniversite öğretmenliğine değin, eğitimin her aşamasında çalışıyor, yüzlerce genç yetiştiriyor. “Seçenek”, “sözel”, “düşlem”, “alıntı”, “alıntılama”; Özdemir’in dilimize kazandırdığı sözcüklerdendir. 

On beş yıl boyunca Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nda (TDK) yöneticilik görevini yürütüyor, TÜBİTAK’ta yayın danışmanlığı yapıyor. Türkçenin özleştirilmesi, geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi savaşımında yüzlerce yazı yazıyor, bunlardan bir kısmı kitaplarında yer alıyor. Pek çok televizyon ve radyo programıyla toplumu aydınlatma görevini severek, heyecanla üstleniyor. 

Emin Özdemir, geçtiğimiz Mart ayında, emekliye ayrılmasından 21 yıl sonra alkışlarla son dersini vermiş… Bu son dersinde öğrencilerine şöyle seslenmiş: "Testle eğitilip, tostla beslenen bir kuşak yetişti. İnsanı insana edebiyat taşır. İnsanı insan kılan da edebiyattır. Öğrencilerime bunu vermeye çalıştım. Ülkemiz alacakaranlık kuşağında. Her şey çocuklarımıza okumayı sevdirmekle başlayacak." 

Bir söyleşimizde Emin Özdemir’e, “edebiyat bize ne katar” diye sormuştum. Yanıtı gençlere seslenişinin açıklaması gibiydi: “Niye sinemaya gidiyor? Niye tiyatroya gidiyor? Niye sergileri geziyoruz? Bütün bunların özünde insanın başka insanlarla bütünleşmesi yatıyor. Bu işlevi edebiyat yerine getirir. Nurullah Ataç’ın güzel bir sözü vardır: ‘Edebiyattan geçmemiş insanın, hayali gelişmez ki başka insanların acılarına, sevinçlerine ortak olsun.’ Edebiyattan geçmek demek; romanlarla, öykülerle, oyunlarla, şiirlerle tanışmak demektir. Onların içerisinde soluk alıp vermektir. Edebiyatla beslenen bir bilim adamı, edebiyatla beslenen okuyucu, tam insan olma yolunda önemli adımlar atacaktır.” 

“Bizim toplumumuzun, insanımızın en büyük dramı tek boyutlu oluşudur. Ben tek boyutlulukla şunu anlatmak istiyorum: Hekimse, hasta kavramından başka bir şeye yönelmiyor, mühendisse, kendi mühendislik alanıyla uğraşıyor. Benim kanımca, hem kendi alanıyla hem de edebiyatın değişik alalarında soluk alıp verecek... Şimdi, romanla, şiirle, öyküyle, masalla tanışmış bir hekimin hastasıyla ilişkisini düşünün, bir de tek boyutlu bir hekimi düşünün... Okurlara bu gerçeği göz önünde bulundurmalarını öneririm. Bilime inandıkları kadar, ütopyaya da inansınlar, çünkü gelecek ütopyalardan doğacaktır. Ben buna inanıyorum. Öbür taraftan edebiyatın ürünlerini de sofralarından eksik etmesinler.” 

Emin Özdemir’le yanlış anımsamıyorsam 2 ya da 3 kez evinde görüştük. Gülümsemesi, sert görünümünü yumuşatıyordu. İlkeli, dürüst, mücadeleci, çok çalışkan, disiplinli bir kişiliğe sahip olduğu hemen anlaşılıyor. İnsanla, umutla, erinçle ve direnmekle ilgili açıklamaları, acısıyla tatlısıyla yıllardan süzülüp gelen sözler... İlk söyleşimizde kendimi konuşmasının büyüsüne öylesine kaptırıyorum ki kasetin dolmuş olduğunu ve teybin durduğunu fark etmiyorum. Emin Özdemir, hiç yüksünmeden o bölümü yeniden anlatıyor. Güzel konuşuyor, yaşamını anlatırken öğreniyoruz ki çocukluktan beri sahip olduğu bir özellik bu. Tartışmacı, vurgulu bir anlatımı var. Yazar, düşünür ve ozanlardan sözler, dizeler aktarıyor, atasözleri, halk deyişleri ile konuşmasını hem güzelleştiriyor hem de vurgusunu güçlendiriyor. Söz dağarcığı çok zengin… İlk kez duyduğum sözcükler kulağımı tırmalamıyor. Bu sözcükler, cümle içindeki yerlerine oturuyorlar, kendilerini yadırgatmıyorlar. Emin Özdemir’in deyimiyle “takır tukur sesler” çıkarmıyorlar. 

Ali Püsküllüoğlu’nun anlatımıyla, yazı, dil, yazma, okuma, öğrenme, öğretme! Emin Özdemir, belki de düşlerinde bile bunlarla düşüp kalkmıştı yıllarca… Türkçemizi zenginleştiren, güzelleştiren pek çok kıymetli eser bırakarak ne yazık ki o da ölümsüz değerlerimiz arasına katıldı. O’nu saygı ve sevgiyle anıyorum.

 10 Eylül 2017

Feyziye Özberk,

 

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Sekreter Yardımcısı

12 Eylül faşist darbesinin üzerinden 37 yıl geçti. Darbeyi yaşamayanlar için sadece rakamlarla ifade edildiğinde bile ülkenin üzerinden bir silindir  geçtiği apaçık görülüyor. Ancak 12 Eylül darbesinin açtığı yaralar ve kalıcı hasarlar çarpıcı rakamların çok daha ötesinde anlam taşıyor.

 

Ülkemizin bugün içinde bulunduğu içinden çıkılmaz durumun esas sorumlusunun, 12 Eylül darbecileri olduğunu söylemek gerçeğin özetini oluşturuyor. 

 

12 Eylülde çekilen acılar, evlerine ateş düşen aileler dışında unutuldu. Yaralar kabuk bağladı, eski acılar yenileriyle yer değiştirdi. İlk bakışta, hepimizin yaşamından en az 10 yıl çalınmış gibi oldu. Ancak, çalınan  10 yılı yaşanmamış 10 yıl olarak ifade etmek acı gerçeği inkar etmekle eşdeğer. Eğer bu 10 yıl sadece yaşanmamış 10 yıl olsa, sessizce sineye çeker, yaralarımıza tuz basardık. Acı gerçek bunun çok ötesinde. 

 

Franko’nun İspanya’sı, Salazar’ın Portekiz’inde çekilen acılar unutuldu. İspanya ve Portekiz yaklaşık 40 yıl süren bu diktatörlük yıllarını yaşanmamış sayarak yollarına kaldıkları yerden devam edebildiler. Hitler faşizmini yaşamış Almanya, Hitleri kesin şekilde mahkûm ederek faşist dönemin ve savaşın açtığı yaraları sardı ve yoluna çok daha güçlü olarak devam ediyor. Komşumuz Yunanistan, 7 yıl süren Albaylar Cuntası döneminden sonra, darbecileri adil bir şekilde yargılayarak yaralarını sardı.

 

Güzel ülkemiz Türkiye ise, ne darbecileri yargılayabildi, ne darbe döneminde değiştirilen anayasa ve hukuk sistemini geri getirebildi, ne 12 Eylül’ün karanlık yüzünü aydınlatabildi. Tam tersine 12 Eylül sonrası iktidar olanlar, 12 Eylül faşizmini açtığı yoldan ilerleyerek iktidarlarını güçlendirdiler. Siyasi Partiler yasası, seçim yasaları, Üniversiteler Yasası, Sendikalar Yasası, Üniversite ve TRT’nin özerkliği, Senatonun kaldırılması, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası en tipik örneklerdir.

 

Daha önemlisi, Atatürk adını kullanan 12 Eylül darbecilerinin, Cumhuriyet kazanımlarına ve Atatürk devrimlerine indirdiği kalıcı darbelerdir. Bu durumun dünyada eşi benzeri görülmeyen örneği ise ülkemizin kurtarıcısı ve kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel ve manevi vasiyetinin yok sayılmasıdır. 

 

12 Eylül öncesinin kanlı ortamını kışkırtıp, sessizce kenarda bekleyen darbeciler, sonraki açıklamalarında darbe ortamının “olgunlaşmasını” beklediklerini açıklayacak kadar pervasız, ABD gizli servis yetkililerinin “bizim oğlanlar başardı” sözünü yalayıp yutacak kadar utanmazdılar.

 

12 Eylül faşist darbe döneminde: 

• 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

• 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

• 7 bin kişi için idam cezası istendi.

• 517 kişiye idam cezası verildi. Bu cezaların ellisi uygulandı.

• 30 binden fazla çalışan “sakıncalı” raporu ile işten atıldı.

• TBMM lağvedildi. Tüm siyasi partiler, dernekler kapatıldı. 

• Anayasa Mahkemesi ve sendikalar askıya alındı.

• Yasama, yürütme ve yargı tek kişi elinde toplandı.

• 14 bin kişi yurttaşlıktan atıldı.

• 30 bin kişi mülteci olarak yurtdışına kaçmak zorunda kaldı.

• 300 kişi gözaltında kuşkulu şekilde öldü.

• 171 kişinin işkencede öldüğü belgelendi.

• 3 bin 854 öğretmen, 120 öğretim üyesi ve 47 hakimin işine son verildi.

• 400 gazeteci için 4 bin yıldan fazla ceza istendi. 3 bin 315 yıl ceza verildi. 

• Cezaevlerinde 299 kişi yaşamını yitirdi.

• 14 kişi açlık grevlerinde öldü. 16 kişi kaçarken, 95 kişi çatışmada vuruldu.

• 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi. 43 kişinin intihar ettiği söylendi.

• Zorunlu din dersi ve siyasal yasaklar getirildi.

• 388 bin kişiye pasaport yasağı getirildi.

Listeye, yasaklamalar, sansür, gazete kapatma, toplatma gibi pek çok çarpıcı rakam daha eklenebilir.

 

Bugün, sabah akşam darbelerden şikayet edenler ve onların siyasal öncüleri, yukarıda sıraladığımız olaylardan çok sınırlı şekilde etkilendiler ya da hiç etkilenmediler. Bu kadrolar 12 Eylül döneminin elverişli koşullarında sinsi şekilde özellikle yargı, polis ve asker içinde örgütlendiler. Sonraki dönemlerde de bugünkü siyasal iktidarın kanatları altında siyasal kadroları elde ederek 15 Temmuz 2016 günü ABD destekli yeni bir darbe girişiminde bulundular.

 

12 Eylül darbesinin “nimetleri” ile iktidara gelip iktidarlarını sürdürenler bu darbenin hesabını sormadıkları sürece darbelere karşı olduklarını söyleyemezler.

 

12 Eylül darbesinin geçmişimizden ve geleceğimizden çaldıkları, bu saatten sonra geri verilse bile, Türk halkından ve ülkemizden çalınan değerler asla geri gelemez.

 

Lütfü Kırayoğlu

 

08.09.2017     

 

Genel Başkanımız Tansel Çölaşan Saygın Yazar Muzaffer İzgü'nün evinde ailesine taziyelerini sundu.