As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

Atatürkçü Düşünce Derneği Konak Şubesi İzmir

ŞUBELERDEN HABERLER

BASIN AÇIKLAMASI

Değerli basın mensupları, Atatürk’ün temellerini attığı Türkiye Cumhuriyeti’nin sevdalıları, değerli İzmirliler!...

Sözlerime, 05 Ocak 2017 tarihinde İzmir Adliyesi’ndeki terör saldırısında şehit verdiğimiz polis memuru Fethi Sekin ve adliye çalışanı Musa Can’ı rahmetle anıp, manevi anıları önünde saygı ile eğildiğimizi belirterek başlamak istiyorum. Işıklar içinde uyusunlar.

Teröre karşı verdiği mücadelede nice Fethi Sekin’leri bağrından çıkaracağına inandığımız polisimizin ve emniyet güçlerimizin yanında olduğumuzu, desteklediğimizi belirtiyoruz.

Devletimizin, şehit olduğu yere heykelini dikerek Fethi Sekin’i ölümsüzleştirmesini de memnuniyetle karşılıyoruz.

Diğer taraftan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “okul önlerinde uyuşturucu satanların bacaklarını kırın, suçu bana atın” şeklindeki talimatını, polisimize yapılmış büyük bir haksızlık olarak görüyor, Türk Polisini bacak kıran, kafa göz patlatan kişiler olarak gösteren talihsiz ifadeler olarak değerlendiriyoruz; kınıyoruz. Bu ifadenin Türkiye Cumhuriyetine, devlet geleneğimize uymadığını, yakışmadığını; beyan ediyoruz. Yine bu sözlerin, Türkiye düşmanlarını sevindirmekten başka bir işlevi olmayacağını, polisimizi suç işlemeye yönlendiremeyeceğini; çünkü Türk Polisinin bu kanunsuz talimatı ciddiye almayacağını biliyoruz!…

Değerli basın mensupları, değerli İzmirliler

Son 15 yıldır AKP İktidarı tarafından yönetilen ülkemizde 16 Nisan Halk oylamasında gerçekleştirilen hukuka aykırı anayasa değişikliği sonucunda, 1920’den bu yana millet egemenliğinin temsilcisi olan Meclisimiz etkisiz kılınmış; otoriter ve siyasal İslamcı bir parti devletinin temelleri atılmıştır.

Yine bu dönem, devletin tarikatlar ve cemaatler tarafından paylaşıldığı; toplumun kutuplaştırıldığı; milli, laik, bilimsel eğitimin gericileştirildiği; Cumhuriyetin kazanımlarının birer birer yok edildiği; emek mücadelesinin ve emekçilerin hırpalandığı; dış politikada saygınlığımızın sıfırlandığı bir dönem olmuştur.

Basın açıklamamızın ana konusu olan ve kısa bir süre önce müftülüklere resmi nikah yetkisi verilmesinin devamı niteliğinde bir adım olarak değerlendirdiğimiz, Diyanet İşleri Başkanlığının resmi internet sitesinde, kız çocuklarının 9, erkek çocuklarının 12 yaşında evlenebileceklerine ilişkin bilgiler, toplumda oluşan tepkiler üzerine (sözlük sayfası) kaldırılmış olsa da, Başbakan durumu düzelten bir açıklama yapmış bulunsa da Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Erbaş, söz konusu ifadeleri, yalanlamış olsa da tüm bunlar bize samimi ve inandırıcı gelmemektedir. Çünkü AKP’nin; “Adım at; tepki büyük olursa geri çekil. Uygun zamanı kolla; yeniden girişimde bulun…” şeklindeki artık klasikleşmiş taktiği ve Diyanet İşleri Başkanlığının son 10 yılda tartışma yaratan fetva ve açıklamaları bize bu konuda iyimser olma imkanı bırakmamaktadır:

Bildiğiniz gibi, Ocak/2016’da Diyanete bağlı fetva sitesinde, “Bir babanın öz kızına duyduğu şehvet, karısıyla olan nikahını düşürür mü?” sorusuna, “Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil…” yollu yanıt verilmiştir.  06 Aralık 2017 günü Diyanet’e bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu, gelen bir soruya, “Telefon, Faks, SMS ve İnternet ile eşinizden boşanabilirsiniz…” yanıtı vermiştir. Yine, kendileriyle evlenilmesi caiz olmayan kişilerin ayet ve hadislerde belirtildiği; bunların dışında kalanlarla evlenmenin helal olduğu belirtilen bir fetvada, Diyanet, “Alevi olan kişiyle evlilik caiz midir?” sorusuna, “…evlenirken aranan nokta, kişinin Müslüman olup olmadığının tespitidir. Müslüman olanla evlenilir, olmayanla evlenilmez…” yanıtını vermiştir. 21 Aralık 2017’de, “Yılbaşı bileti almak günah mıdır?” sorusuna, Diyanet İşleri Başkanlığı, “Piyango bileti almak kumardır, haramdır…” şeklinde cevap vermiştir. 08 Mart 2008, Dünya Kadınlar Gününde Diyanet İşleri Başkanlığı,  resmi web sitesine, TDV’nin iki cilt halinde yayınladığı İlmihal 1-2 adlı eserin “Kadın Hakları” başlıklı 14 sayfalık bölümünü koymuştur. Söz konusu 14 sayfalık yazıda Feminizm ile ilgili bölüm, “Feminizm Ahlaksızlıktır” başlığıyla yer almıştır.

Yine, küçük yaşlardaki çocukların tarikat yurtlarında, kuran kurslarında tecavüze uğraması; kadın cinayetlerinin her geçen gün artması; genç kızlarımızın tecavüzcüsü ile evlendirilmesi; tesettür anlayışının anaokullarına kadar inmesi ve bütün bunların siyasal iktidarca “hoşgörü” ile karşılanıp, “bir kereden bir şey olmaz” mantığı ile yaklaşılması işi kız çocuklarının 9 yaşında evlendirilmesinin önünün açılmasına kadar getirmiştir.

Buradaki amaç, çocuklarımızı fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür olarak değil; kindar ve dindar gençler olarak yetiştirmektir!...

İktidarının ilk günlerinden beri, okullarda “Andımız” ın okunmasını kaldırmayı hedefine koyan siyasal irade, sonunda bunu başarmış (!) ve ülkemiz, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren “küçüklerini korumak” ilkesini, “büyüklerini saymak” ilkesinden öne koyup, yasa olarak ilan eden bir anlayıştan, 9 yaşındaki kız çocuklarının evlenmesinin önünü, -dinen- açan bir anlayışa getirilmiştir.

Dokuz yaşındaki çocukların reşit olmasını bırakın, bedenen, zihnen ve ruhsal gelişim olarak korunmaya muhtaç olduğunu bilmek için, anne ve baba olmaya gerek yok; insan olmak yeterlidir!...

Değerli basın mensupları, değerli İzmirliler

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın, 08.01.2018 tarihli Sabah gazetesinden İsa Tatlıcan’a verdiği söyleşide, söz konusu ifadeleri “yalan haber, iftira” olarak değerlendirerek, adı geçen gazetecinin, “Peki evlilik yaşı ile ilgili Diyanet’ in bir görüşü var mı?” sorusuna, “Diyanet İşleri Başkanlığı olarak, esasında yürürlükte olan kanuna göre de, 1917 yılında Osmanlı Döneminde çıkarılan kanuna göre de belirlenen 17-18 yaşın uygun olduğunu düşünmekteyiz…” yanıtında bile, hukuksal ve mantıksal geçerliliği olmayan geçmişi, Osmanlı Dönemini de referans gösterme ihtiyacı duyması, baştan beri ifade etmeye çalıştığımız kuşkularımızı güçlendirmektedir.

Son olarak, ADD Genel Merkezinin, “Anayasamızın Laiklik İlkesini, Yasaları, İnsan ve Çocuk Haklarını Ayaklar altına alan bu açıklamalar “zırva” sözcüğü ile geçiştirilemez. Bu bir toplumsal cinnet halidir…” ifadelerini içeren basın açıklamasına aynen katıldığımızı beyan ediyoruz. (add.org.tr 03.01.2018 tarihli basın açıklaması)

Gerek Diyanet İşleri Başkanlığından ve gerekse şimdiye kadar bu konuda sessizliğini koruyan Sn. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan, “Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir ve dolayısıyla, evlenme ehliyeti de yürürlükteki Medeni Kanun hükümlerine tabidir…” şeklinde net bir açıklama bekliyoruz.

Değerli basın mensupları, değerli İzmirliler

Mustafa Kemal Atatürk’ün ışıklı yolunda yürüyen Türk halkı; Diyanet İşleri Başkanlığının son fetvasına karşı gerekli tepkiyi vermiş ve benzeri konulardaki fetvalarına da geçit vermeyecektir. ADD Konak şubesi olarak da bu tür çağdışı ve Cumhuriyet karşıtı girişimlere sessiz kalmayacağımızı beyan ediyoruz.

Hiçbir güç bizi geri götüremeyecektir. Ancak, bunun için birlik olacağız, daha çok çalışacağız ve Cumhuriyetimizin değerlerini savunan ADD ve benzeri demokratik kitle örgütlerinde örgütleneceğiz. Hepinizi birlik olmaya daha çok çalışmaya ve örgütlemeye davet ediyoruz.

Gelecek Cumhuriyet düşmanlarının değil, Cumhuriyet sevdalılarının olacaktır.

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!...

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

Konak Şubesi

 

 

10 Ocak 2018, Çarşamba, Saat 13:00 İzmir, Konak YKM önü