As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

Lütfü Kırayoğlu: Atatürk’ü Sevmeyenler…

MAKALELER

Ülkemizin kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 79. yılında sevgi, saygı ve sonsuz minnetle anıyoruz. Ölümünün üzerinden geçen bunca zamana rağmen hâlâ bize yol göstermeye devam ediyor. Yıllardır adını bile anmak istemeyenler, devrimlerini ve eserlerini yok etmek isteyenler, başları sıkışınca Atatürk’ün emanetine sarılmak zorunda kalıyor.

 

Emperyalizme karşı mücadele veren ezilen uluslar bu büyük devrimcinin yol göstericiliğinden yararlanıyor, heykellerini dikiyor, caddelerine, parklarına Atatürk adı veriyor. Tam da, yoktan var ettiği ülkesinde eserlerine, heykellerine saldırıldığı dönemde…

 

Ne acıdır ki son dönemlerde siyasal iktidarın aymaz tutumundan cesaret alarak bazı gençler, hatta, “bilim adamı” sıfatı taşıyan bazı aymazlar Atatürk’ün anısına hakaret boyutunda saldırdılar. 

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün tarih sahnesine çıktığı günden bu yana düşmanları oldu. Ancak düşmanları bile O’nun dehası karşısında saygı sınırlarını hiç aşmadı. O dönemin en azgın emperyalistleri saygı sınırında davranırken, İstanbul’daki mütareke basını ve etrafındakiler dışında O’na saldırma cesaretini gösterebilen yoktu. Bugün aynı küstahlığı gösterenler o günün işgal işbirlikçilerinin düşünsel takipçilerinden başka bir şey değil. 

 

İşgalcilerin gizli yazışmalarında bile Mustafa Kemal Atatürk hakkında saygılı ifadeleri dikkat çekicidir. Erol Ulubelen’in “İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye” adlı eserinin 1919 sonrası yazışmalarında bu durum açıkça görülebilir.

 

Aynı dönemde, “mütareke basını” adı verilen işgal altındaki İstanbul basınının sözcüsü Ali Kemal, Büyük Millet Meclisinin Kuruluşundan 2 gün sonra 23 Nisan 1920 günü Peyam-ı Sabah gazetesinde “İdam, idam, idam… Mustafa kemal cezasını bulacak” diyecek, 6 Mayıs 1920 günü aynı gazetede “Kemal’in maskaralıkları…” diyebilecektir. Ali Kemal 9 Eylül 1922 günü “Bugün Türk’ün bayramı”  10 Eylül günü “ Gayeler bir idi ve birdir.” demek zorunda kaldığı halde günümüz Ali Kemalleri “Keşke Yunanlılar kazansaydı” diyebilecektir. 

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük zaferinden sonra, Türkiye Cumhuriyetine düşmanlığı elden bırakmayanlar Atatürk’e olan hayranlık ve saygılarını ifade etmekten geri durmamışlardır. Örnek vermek gerekirse Mustafa Kemal Paşa’nın can düşmanı Lloyd George 1922 yılında şunları söylüyor:

 

“Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk Milleti'ne nasip oldu.”

 

Atatürk’ün sağlığında ve ölümünden sonra söylenen sözler içimizdeki yeminli Atatürk düşmanları için bir ibret belgesidir.

 

Lozan Antlaşmasını halen tanımayan ABD’nin o zamanki Başkanı Franklin Roosevelt şöyle söylüyor:

   

“Beyaz Saray'daki görevim tamamlanınca ilk yapmak istediğim şey, zamanımızın bu en dikkate değer şahsiyetini ülkesinde ziyaret etmekti. Kader buna izin vermedi. Bu çapta insanlar dünyaya sık gelmezler.”

 

Yine Atatürk’ün can düşmanı Winston Churchill büyük insanın ölümünden sonra şunları söylüyor:

 

“Savaşta Türkiye'yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu'nu yeniden dirilten Atatürk'ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır. Her sınıf halkın O'nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramana ve modern Türkiye'nin Ata'sına layık bir tezahürden başka bir şey değildir.”

 

İngiliz emperyalizminin kışkırtması ile ülkemizi işgale girişen Yunanistan’ın Başbakanı Venizelos Atatürk’ün sağlığında, 1933 yılında şunları söyleyecektir:

 

“Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek seyrek gerçekleşir... Bu olağanüstü işleri yapanlar, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmışlardır. Ve bundan dolayı Türkiye övünebilir.”

 

Atatürk’ün dostları tarafından sağlığında ve ölümünden sonra söylenmiş övgü dolu sözler tarih kitaplarında ve internet sayfalarında bolca yer alıyor. Atatürk’le boğaz boğaza gelenlerin bu sözlerine karşı, Atatürk devrimleri ve Cumhuriyet’in nimetleri ile belirli makamlara gelenlerin hakaret dolu sözlerini “nankörlük” olarak nitelemek yeterli midir?

 

Büyük Atatürk… Devrimlerini ve bize armağan olan Cumhuriyetini sonsuza dek yaşatacağız. Anın önünde sevgi, saygı ve sonsuz minnetle eğiliyoruz.

 

Lütfü Kırayoğlu

 

08.11.2017