As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

Güngör Berk: Atatürk Cumhuriyeti

MAKALELER

    Türkiye Cumhuriyeti’nin doksan dördüncü yıldönümündeyiz. Emperyalizme karşı verilen Ulusal Bağımsızlık Savaşı 30 Ağustos 1922’de kazanıldıktan sonra 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılmıştı. 24 Temmuz 1923’de Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasından sonra da, 9 Eylül 1923’de Anadolu Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Halk Fırkası’na dönüştürülmüş, 13 Ekim 1923’de Ankara Başkent olmuştu.

     Gazi Mustafa Kemal, 28 Ekim 1923 günü Çankaya’daki akşam yemeğinde, “Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz” demiş ve bu düşüncesi arkadaşlarınca da benimsenmişti. Mustafa Kemal, yapılacak işler için hemen bir program düzenlemiş ve arkadaşlarını görevlendirmişti. O gece Çankaya’da konuk kalan İsmet Paşa ile birlikte bir yasa tasarısı hazırladılar. 1921 Anayasası’nın ilk maddesinin sonuna, “Türkiye Devleti’nin hükümet biçimi Cumhuriyettir” cümlesi eklendi.

   Yasa tasarısı, 29 Ekim 1923 pazartesi günü öğleden önce Halk Partisi gurubunda,   öğleden sonra da Meclis’te ivedilikle görüşüldü. Birçok milletvekilinin “Yaşasın Cumhuriyet” diye alkışlanan söylevleriyle kabul edildi. Aynı oturumda Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçildi.    

   Zaten ulus, Cumhuriyet adı konmasa da, egemenliğine sınırsız koşulsuz el koymuş, Bağımsızlık Savaşı’nı demokratik yöntemlerle yapmıştı. Bundan sonra da demokrasi temeline dayalı devletin siyasal organları seçimle oluşturulacak, “halk idaresi”nin önü açılacaktı. Mustafa Kemal’in belirttiği gibi: “Böylece Türkiye Devleti’nin öteden beri dünyaca bilinen, bilinmesi gereken niteliği, uluslar arası belli adıyla adlandırılmış oluyordu.”

     Mustafa Kemal Paşa yaptığı konuşmada diyordu ki: “Ulusumuz kendisinde bulunan nitelikleri ve değeri, hükümetin yeni adıyla, uygarlık dünyasına çok daha kolay gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünya devletleri arasındaki yerine yaraşır olduğunu, başaracağı işlerle ispat edecektir. Her zaman ulusun sevgisine dayanarak hep birlikte ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve muzaffer olacaktır.”

     1923’de başlatılan “Aydınlanma Devrimleri” ile akla, bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal, laik, demokratik ve çağdaş Cumhuriyet’imizin temelleri atıldı. Bu açıdan Cumhuriyet’imiz Türk Devleti ve Türk Devrimi’yle özdeşleşmiştir.

     Mustafa Kemal Atatürk, tam bağımsızlık ve sınırsız koşulsuz ulusal egemenlik temeline dayanan Cumhuriyet’imizi, Türk Gençliği’ne, kutsal bir armağan olarak bırakmıştır. “Kan ve irfan”la kurulmuş Atatürk Cumhuriyet’ini sonsuzluğa kadar korumak ve savunmak, Türk Gençliği’nin birinci ödevidir. 

     Atatürk Cumhuriyeti’nin doksan dördüncü yıldönümündeyiz. Cumhuriyet’in erken döneminde Atatürk, Cumhuriyet’e saldıran karşıdevrimcileri uyarıyordu. “Cumhuriyetimiz öyle sanıldığı gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu kazanmak için bol miktarda kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. Gerektiğinde kurumlarımızı savunmak için gerekeni yapmaya hazırız”, diyordu. İşte bu yüzden geçmişte ve günümüzde “darbe”ler nedeniyle demokrasi birçok kez askıya alınmış olsa da Cumhuriyet’imiz bu güne kadar kesintisiz varlığını sürdürebilmiştir.                                                              

     Doksan dördüncü yıldönümünde: Yaşasın Atatürk Cumhuriyeti! Yaşasın Türkiye!

 

     

 

GÜNGÖR BERK

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ 

BİLİM DANIŞMA KURULU ÜYESİ