As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

Güngör Berk: Yazı Devrimi ve Millet Mektepleri

MAKALELER

Türkler tarihsel süreç içinde Köktürk Alfabesi, Uygur Alfabesi başta olmak üzere kendi alfabelerini kullana gelmişlerdir. Arap harfleriyle okuyup yazma ise Müslümanlığın kabul edilmesinden sonra başlamıştır.

 

Arap Alfabesi’nin kullanıldığı bin yıllık süreçte Türkçe giderek zayıflamış, Arap ve Fars dillerinin etkisi altına girmiştir. Böylece Arapça – Farsça – Türkçe karması bir dil ortaya çıkmıştır. Osmanlıca olarak adlandırılan bu dil halka inmemiş, saray dili olarak kalmıştır.. Halkla buluşmayan Osmanlıca, toplumun cahil bırakılmasının bir aracı olmuştur.

 

Zaman içinde Arap harflerinin Türkçeye uygun olmadığı anlaşılmış ve Osmanlı Devleti’nin çöküş yıllarında yeniden Türkçeye dönülmesi yolunda tartışmalar başlamıştır. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra ise Türkçe konusu, bir siyasal devrimle kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gündemine girmiştir.

 

Cumhuriyetin “kuruluş” yıllarında, Türk Alfabesinin kabul edilmesinden önce, 1927 – 1928 yıllarında açılan 3.304 Halk Dershanesinde 64.302 kişi okuma ve yazma öğrenmiştir. Ama Arap harfleriyle yaygın bir eğitim yapılamayacağı bir kez daha görülmüştür. 

 

1 Kasım 1928 de, “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” yürürlüğe girmiş,  halkın beklediği Yazı Devrimi gerçekleşmiştir. 

 

Bundan sonra Latin temeline dayanan Türk Alfabesi’nin halka en kısa sürede öğretilmesi amacıyla bir eğitim seferberliği başlatılmıştır. İlk aşamada mevcut Halk Dershaneleri “Millet Mektepleri” adı altında yeniden düzenlenmiş ve 24 Kasım 1928 de yasallaşmıştır.            

 

1 Ocak 1929 da Millet Mektepleri açılmıştır.

 

Bir halk eğitim kurumu olan Millet Mektepleri’nin Genel Başkanlığını ve Başöğretmenliğini Atatürk üstlenmiştir. 

 

Atatürk: “Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır” diyordu.

 

Dil Devrimi, dünyanın ekonomi bunalımına girdiği yıllarda gerçekleştirilmiş ve başarılı olmuştur. Millet Mektepleri sabit, gezici ve özel olmak üzere hizmet vermiştir. Millet Mektepleri’nde dörder aylık iki eğitim programı uygulanmıştır.  Zorunlu olan İlkinde okuma ve yazma öğretilmiş, ilk programı bitirenler için açılan ikincisinde ise yaşam dersleri verilmiştir. Halk Millet Mektepleri’ne devrim coşkusuyla ve şölen havasında katılmıştır. 

 

Halkın eğitilmesine, 1932 yılından başlayarak Türk Devriminin diğer önemli bir eğitim kurumu olan Halk Evleri’ndeki kurslarla devam edilmiştir. 

 

Bunun yanı sıra Atatürk’ün talimatıyla ve maddi desteğiyle iki önemli devrim kurumu daha yaşama geçirilmiştir: Türk Tarih Kurumu ve Türk Dili Tetkik Cemiyeti. 12 Temmuz 1932’de kurulan Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin amacı: “Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmektir.” Dernek 1936 yılından başlayarak Türk Dil Kurumu adıyla çalışmalarını sürdürecektir. 

 

1929 – 1935 sürecinde hizmet veren Millet Mektepleri’nde, 16 – 30 yaş arasındaki her Türk vatandaşı zorunlu olarak kurs görmüştür. Bu sürede 50.690 öğretmen görev yapmış, 2.546.051 kişi diploma almıştır.

 

Ne yazık ki yaşadığımız bu karanlık günlerde devrim karşıtı siyasal iktidarlar Cumhuriyetle hesaplaşmasına Türkçe’ yi de kattı. Yazı Devrimi’nin seksen dokuzuncu yılında, “Türkçenin mevcut kelime hazinesiyle felsefe bile yapılamayan bir dil olduğu” ama “Osmanlıcanın son derece zengin ve bilim yapmaya müsait bir dil olduğu” söylenmeye başladı. Osmanlıca okullarda, “isteseler de istemeseler de öğretilecek ve öğrenilecek” bir dil olarak, zorunlu ders yapıldı. Bununla da yetinmeyen Milli Eğitim Bakanlığı, 2016 -2017 eğitim ve öğretim döneminde,  yabancı dil dersi programına Arapça’ yı da ekledi. Artık yeni kuşakların ilkokul ikinci sınıftan başlayarak Arapça öğrenmesi ve toplumun yeniden özlemi duyulan Arap kültürünün egemenliği altına girmesi hedefe konulmuştur.    

 

Bilinmelidir ki: Türk Devrimi’nden geriye dönüş yoktur.

 

GÜNGÖR BERK 

ADD / BDK ÜYESİ