As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

Lozan ya da Devletin Tapusu

MAKALELER

Lozan Barış Antlaşması’nın doksan dördüncü yıldönümündeyiz. Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmesinden sonra, 10 Ağustos 1920 de, Sevr Antlaşması imzalanmıştı. Sevr Antlaşması’na dayanarak, Anadolu emperyalist devletlerin orduları tarafından işgal edilmişti.

Gazi Mustafa Kemal önderliğinde 19 Mayıs 1919 da başlatılan Ulusal Bağımsızlık Savaşımız, iç ve dış düşmanlara karşı, dört yıl sürmüş ve 30 Ağustos 1922 de zaferle sonuçlanmıştı.

Zaferden sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’yle yenilen İtilaf Devletleri ( İngiltere, Fransa, İtalya ) ve Yunanistan arasında, 24 Temmuz 1923 de, Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştı. Türk heyetine İsmet Paşa başkanlık etmişti. Görüşmelerde “tam bağımsızlık” ve “ulusal egemenlik” ilkelerinden hiç ödün verilmemişti.

İngiltere delegesi Lord Curzon İsmet Paşa’ya: “Hiçbir dediğimizi kabul etmiyorsunuz. Biz de neyi reddederseniz hepsini şimdilik cebimize koyuyoruz. Savaş sonrası ülkeniz harap durumda ve paranız da yok. Yarın para istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüzde bu gün reddettiklerinizi cebimizden birer birer çıkarıp size göstereceğiz” demişti.

Lozan Barış Antlaşmasıyla vatanımızın sınırları çizilmiş, Türkiye ve Yunanistan arasındaki sorunlar çözümlenmiş, kapitülasyonlar kaldırılmış, kabotaj hakkı kazanılmış ve Boğazlar, Osmanlı borçları, İstanbul’un ve Boğazların boşaltılması konusunda anlaşma sağlanmıştı.

Bu antlaşma, Atatürk’ün dediği gibi, “Türk Milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşmasıyla tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın yıkılışını gösteren bir belgedir.”

Lozan Barış Antlaşması, Türk Milleti’nin başarılı bir bağımsızlık savaşından sonra haklarını aldığı ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uluslar arası alandaki saygın yerini kazandığı bir başlangıç noktasıdır. Lozan Barış Antlaşması ulus devletimizin temelidir, başka bir deyişle, ulus devletimizin tapusudur, ulusal onurumuzdur.

Türkiye Cumhuriyeti, İkinci Dünya Savaşı sonrasına kadar kendi öz kaynaklarıyla, kendi insanının emeği ve üretimiyle kalkınmış ve bağımsızlığından asla ödün vermemiştir. Ama sonrasındaki siyasal iktidarlar, günümüze kadar izledikleri Kemalizm’den sapmış yanlış politikalarla ülkeyi ekonomik ve siyasal bakımdan bağımlı duruma getirmiştir.

Emperyalizmin Türkiye için niyeti ve amacı dünden bugüne hiç değişmedi. Hele “küreselleşme” dönemi başladıktan sonra ulus devletimizi ve onun ideolojisi olan Kemalizm’i ortadan kaldırmak emperyalizmin vazgeçilmezi oldu. Emperyalizm, içimizdeki işbirlikçileriyle, günümüzde Ortadoğu’yu,  bulunduğumuz coğrafyayı kendi çıkarlarına göre yeniden yapılandırmaya, Lozan yerine yeniden Sevr’i getirmeye, vatanımızı ve milletimizi bölmeye soyundu.

7 Haziran 2015 genel seçimiyle son bulan on üç yıllık siyasal iktidar döneminde, demokrasi ve hukuk kullanılarak, emperyalizmin Türkiye için tasarladığı “Ilımlı İslam Devleti”  ve “bölünme” yolunda oldukça mesafe alındı. Yaşadığımız bu günlerde Lozan kahramanı İsmet İnönü ders kitaplarından çıkartıldı, yakın tarihimizin yeniden yazılmasına başlandı.

Ama Türk Milleti geç de olsa, 7 Haziran 2015 genel seçimiyle, bu büyük “değişim ve dönüşüm“ü durdurmuştur. Demokrasi yaşamına katılan siyasal partilerimizin seçim sonucunu bir uyarı olarak değerlendirmesi gerekir. Türk Milleti, ülke bütünlüğünden ve çağdaşlıktan yana olduğunu göstermiştir. Ülkenin muhteşem saraylardan ve tüm “erk”leri eline geçiren “tek adam”la yönetilmesine karşıdır. Seçim sonucu, geçmişin hesabının görüleceği, hukuk ve adaletin yeniden temel alınacağı bir devlet düzeninde demokrasiye devam edilmesinin yolunu açmıştır.

Doksan iki yıllık Atatürk Cumhuriyet’ini koruma ve kollama mücadelesinin bu aşamadan sonra daha güçlenerek devam edeceği şüphesizdir. Artık anlaşılmalıdır ki Türk Milleti ulus devletten, ülkenin “kurtuluş” ve “kuruluş” değerlerine bağlı siyasal iktidarlar ve cumhurbaşkanlarınca yönetilmesinden yana taraftır.

Bu inanç ve kararlılıkla: Yaşasın Lozan! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Türkiye!

GÜNGÖR BERK

ADD Genel Merkez

Bilim Danışma Kurulu Üyesi