As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

2017 Yılının Değerlendirilmesi, 2018 için Öneri Yazıları: Lütfü KIRAYOĞLU

MAKALELER

 

Gerçek ve Sanal Bombalarla Geçen 2017

Lütfü KIRAYOĞLU

ADD Genel Sekreter Yardımcısı

 

2015 ve 2016 yılını meydanlarda kitlelerin üzerine atılan bombalar ve Amerikancı-Fetöcü darbe girişimi ile geçiren ülkemiz, 2017 yılını ise bir kısmı gerçek, bir kısmı sanal bombalarla geçirdi.

2016 yılı sonlarında Türkiye-Rusya ilişkileri düzelmeye yüz tutmuşken yılın son günlerinde Rusya Federasyonu Büyükelçisi Karlov’un öldürülmesinin şaşkınlığını üzerimizden atamamışken, yılbaşı gecesi İstanbul’daki bir gece kulübünde eğlenen insanların üzerine önce bomba atılıp ardından silahla taranması olayı bir kez daha toplumda panik havasının yayılmasına neden oldu. IŞİD militanlarınca düzenlenen bu saldırıda yerli ve yabancı 39 kişi yaşamını yitirdi.

Bu olayın hemen ardından bu kez İzmir’de, 5 Ocak’ta PKK militanlarının İzmir adliyesine yapmak istediği bombalı saldırı bir trafik polisimizin şehit olma pahasına kahramanlığı sayesinde katliama dönüşmeden önlendi.

Aynı günlerde siyasetin ve rejimin üzerine atılan sanal bomba ülke gündemini daha da gerdi. AKP iktidarının MHP desteği ile hazırladığı, başkanlık sistemini getirerek parlamenter sistemi yok edecek 18 maddelik anayasa değişikliği teklifi tamamlandı. Hızla meclisten geçirilerek yasalaştı. Türkiye Şubat ve Mart aylarını 16 Nisan’da yapılacak halkoylaması tartışmaları ile geçirirken, tartışmalar yurt dışına da taştı ve Hollanda ile Almanya hükümetleri ile büyük kriz yaşandı.

Nisan ayı başlarında Suriye’de sürmekte olan Esad rejimini devirme girişimine karşı Esad güçlerinin ilerlemesini sabote etmek üzere, İdlib kentine kimyasal gaz atıldı. ABD kimler tarafından atıldığı belirlenemeyen bu provokasyon bombalarını gerekçe göstererek Suriye’de hava üssünü füzelerle vurdu. Şaşkına dönen pek çok siyasetçi ABD’nin bu saldırganlığını destekledi. Hatta alkışladı.

16 Nisan’da yapılan anayasa oylamasında şaibeli bir şekilde evet oylarının yüzde 48,59’a karşı yüzde 51,41 ile kazandığı söylendi. Milyonlarca mühürsüz oy pusulasının kullanıldığı bu seçim üzerinde tartışmalar halen sürüyor.

Mayıs ayı başında RTE anayasa değişikliği uyarınca yeniden AKP üyesi oldu. Ardından da Genel Başkan seçildi.

Nisan ayı ortalarında Pülümür’de düşen polis helikopterinde 12 polisin şehit olmasının ardından, Mayıs ayının son günü bu kez Şırnak’ta askeri helikopter düştü ve 13 rütbeli asker şehit oldu.

Haziran ayının 14. günü MİT tırlarının durdurulması ve tırların içindeki silahların fotoğraflarının yayınlanması davasında CHP Milletvekili Enis Berberoğlu için mahkûmiyet kararı çıktı. Berberoğlu tutuklandı. Bu olay ile siyasetin altına bomba kondu. Tutuklama kararının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’dan İstanbul’a doğru yürüyüşe geçti

9 Temmuz günü Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet yürüyüşü İstanbul Maltepe’de bir mitingle sona ererken, İzmit yakınlarında HDP vekillerinin yürüyüşe katılması ve bazı CHP’li vekillerin “hapisteki Selahattin Demirtaş için yürüyoruz” demesi bu yürüyüşün altına konan bir sabotaj bombası oldu.

Eylül ayında Rusya’dan alınacak S-400 füzelerinin anlaşmasının imzalandığı söylendi. Bu füzelerin alınması tartışması NATO ile tartışmaları tırmandırdı. Bu tırmanış daha sonra Oslo’da yapılan NATO Plan Seminerinde Atatürk ve RTE’nin düşman kuvvetler olarak gösterilmesi ile tam bir krize dönüştü.

Eylül ayında HDP Milletvekili Aysel Tuğluk’un annesinin cenaze töreninden sonra çıkan olaylarda Hatun Tuğluk’un cenazesinin bir grup provokatör tarafından mezardan çıkarılması bir başka tehlikeli girişim ve siyasal bomba idi.

Okulların açılması öncesi Milli Eğitim Bakanlığınca müfredat programının tamamen değiştirilerek Atatürk’ün programdan çıkarılması, evrim teorilerinin kaldırılması bir başka bomba etkisi yarattı. Bu tartışmalar sona ermeden Cumhurbaşkanının bir sözü üzerine eğitim sisteminde TEOG sınavının kaldırılacağı ilan edildi. Bu da bir başka bomba oldu. Sistem belirsizliğini sürdürüyor.

Yine aynı günlerde Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin “bağımsız Kürdistan” ilanına yönelik halkoylaması yapacağını açıklaması ve bu halkoylamasının yapılması, bölgede gerginliği iyice tırmandırdı. Sonuçta bu oylama yapıldı. Ancak bu halkoylaması Barzani’nin sonunu getirdi. Irak merkezi hükümeti bölgeye yeniden egemen oldu.

Eylül ayının son günlerinde ülkemizdeki büyükşehirlerin belediye başkanlarının istifaları tartışması siyasi deprem yarattı. AKP’li İstanbul, Büyükşehir Belediye Başkanı istifa etti. Ekim ayı sonlarında da Bursa, Ankara ve Balıkesir belediye başkanları kamuoyunu tatmin eden hiçbir açıklama yapılmadan, ancak büyük tartışmalar sonucu istifa ettirildi. Bu istifalara paralel olarak AKP teşkilatında yoğun istifalar yaşandı.

Ekim ayı başında Ankara Valiliği Ankara’da yapılacak toplu etkinlikleri yasakladı. Yaklaşan Cumhuriyet Bayramı ve 10 Kasım Atatürk’ü Anma etkinlikleri öncesi bu önlemler ters tepti. Bu önemli günlerde milyonlarca yurttaş Anıtkabir’e aktı.

Yine Ekim ayı başında ABD ile vize krizi başladı. ABD büyükelçisi resmi tören yapılmadan ülkemizi terk etmek zorunda kaldı. Ancak giderayak yaptığı açıklamada son bir yılda ülkemiz içinde bomba patlamasını kendilerinin engellediğini söyleyerek bir anlamda Türkiye’yi tehdit etti.

Ekim ayının ortasında Somali’nin başkenti Mogadişu’da patlayan bomba ile 276 kişi öldü. 275 kişi de yaralandı.

Ekim ayının son günlerinde İspanya’da Katalonya bölgesinde yapılan halkoylamasında bağımsızlık yanlıları kazandı. Katalan yerel hükümeti bağımsızlık ilan etti. Bizim gibi ülkelerde bu tür girişimlere her türlü desteği veren Batılı ülkeler bu girişimi şiddetle mahkûm etti. Yerel Hükümet Başkanı ülkesinden kaçmak zorunda kaldı.

10 Kasım Atatürk’ü Anma törenlerinde büyük katılım görüldü. AKP önderleri kamuoyunu şaşkına çeviren bir tavırla Atatürk adını kullanarak Büyük Önder’e saygı ve bağlılıklarını ifade ettiler. Bu olay da büyük tartışmalara yol açsa da Batı kaynaklarında iktidarın Atatürk’e teslim olması olarak yorumlandı.

Kasım ayı sonunda ABD’de başlayacak Rıza Sarraf davasında Sarraf’ın itirafçı tanık durumuna geçmesi bomba etkisi yaratırken aynı günlerde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun iki hafta üst üste mecliste Man adası belgelerini açıklaması bir başka bomba etkisi idi. Bu olaylar karşısında alınan tutum siyasette yeni tartışmaları getirdi.

Mısır’ın Aniş kentinde 24 Kasım günü bir camiye önce bomba atılıp ardından silahla taranması üzerine 305 kişi öldü. Yüzden fazla insan yaralandı.

Aralık ayının ilk haftasında ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etmesini tanıyarak, büyükelçiliklerini bu kente taşıyacaklarını açıklaması, Ortadoğu’da patlayan yeni bir bomba oldu. O günden bu yana özellikle cuma günleri Kudüs ve pek çok İslam ülkesinde olaylar durulmuyor.

ADD Bu olaylar karşısında ne yaptı?

Yukarıda kısaca özetlediğimiz ve her biri başlı başına büyük olan bu olaylar karşısında ADD hemen hepsinde bir tavır belirledi. Bu bir yıl içinde iki kez Küçük Kurultay toplayarak örgüt yöneticilerinin düşüncelerini alarak yol haritası belirledi. Hemen her konuya ilişkin kamuoyunu aydınlatıcı, siyasileri uyarıcı açıklamalar yaptı.

Türkiye şimdi 2019 sonbaharına kadar sürmesi muhtemel zorlu bir sürece giriyor. Bölgemizde devam eden çatışmalar ve Türkiye’nin bu çatışmaların içinde yer alması yanında yaşanan savrulmalara ek olarak, iç politikada da istikrarsızlık sürmektedir. Türkiye bu süreçte 3 önemli seçim yaşayacaktır. Mevcut iktidarın bütün tutarsızlıklarına rağmen güçlü bir muhalefet yaratılamamış ve o cephede de savrulmalar yaşanmaktadır. Muhalefet cephesinde yeni bir partinin nasıl bir etki yaratacağı bilinmemektedir

Yolsuzluk tartışmaları henüz doğru bir eksene oturmamıştır.

Türkiye’de iktidar artık yüzde 50+1 oyla belirlenecektir. Mevcut iktidarın bu oyu alma olasılığı az olsa da muhalefetin de böyle bir bilinç ve birikimi gözlenmemektedir. Bu durumda yurtseverler, Atatürkçüler, cumhuriyete bağlı yurttaşlar gözlerini ADD’ye dikmiş beklemektedir. Bu süreçte bazı siyasi partilerin ADD’yi etkilemek isteyeceğini, bazı üye ve yöneticilerimizin bu girişimlere kapıyı açık tutacağını yaşanmış deneyimlerimizden de biliyoruz. Bu girişimlere karşı örgütsel bağımsızlığımızı tirizlikle koruyacağımız gibi hiçbir siyasi partiye de ayar verme çabasında olmayacağız. Ancak Atatürk ilke ve devrimlerine, cumhuriyet değerlerine bağlılığın siyasi partiler içinde yükselmesine gayret edeceğiz. Bu yöndeki gelişmeler bizi sevindirecektir.

Bu zorlu süreçten ADD olarak alnımızın akıyla çıkacağız. Büyük mücadeleyi nihayetinde bizim kazanacağımıza inanıyor umutların yükseldiği başarılarla dolu bir yıl diliyorum.

 

20.12.2017