As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

ADD İzmir Şubeleri Eşgüdüm Toplantısı Sonuç Bildirgesi

ŞUBELERDEN HABERLER

DEĞERLİ İZMİRLİLER!

AKP iktidarında, yönetenlerin taassubundan cesaret alan sokaklardaki cehaletin, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN kişiliğine ve manevi hatırasına karşı her gün biraz daha artan saldırıların, iktidar yetkililerince basiretsiz ve zoraki yapılan açıklamalardan sonra daha da arttığı, gemi azıya alan hainlerin, hayatları boyunca cüret edemeyecekleri beyan ve tavırlarla açıktan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerini yıkmaya yönelik faaliyetlerine hız verdikleri görülmektedir.

Milli Eğitim politikasındaki sapmalara paralel olarak, adım adım okul müfredatlarında yaptıkları değişikliklerle, yeni bir tarih ve kültür yaratma çabasındaki iktidar, “En gerçek yol gösterici, ilimdir, fendir “ diyen Atatürk’ün aksine geleceğimiz olan gençlerimizi dini eğitim ağırlıklı, medeniyetin gerektirdiklerinden uzak, asla sorgulamayan ve biat eden bir toplum yaratmak için yetiştirmeye çalışmaktadır.

Tarih Kitaplarında, Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal’i Çanakkale’den, Kurtuluş Savaşı’nı, Sakarya’yı, Dumlupınar’ı hafızalardan silmeye kalkan, Ata’sının Anıtı’na çelenk koymayı ve milli bayramlarını kutlamayı milletine çok gören zihniyetin, emperyalizme karşı verdiği savaşla esaret altındaki bütün milletlere örnek olmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN yattığı yer olan Anıtkabir’e dahi göz dikmesi, o büyük önderin Türk Milleti’ne hediyesi olan Atatürk Orman Çiftliği arazisine bu milletin parasıyla saray yaptırması yetmiyormuş gibi, şimdi de o arazinin büyük bir bölümünü emperyalizmin en büyük aktörü olan ABD’ye peşkeş çekerek bu işten sıyrılması mümkün değildir.

“Yurtta sulh, cihan’da sulh diyen” bir Atatürk’ten çok uzakta, başından beri sürdürülen yanlış politikalarla, bütün komşularımızla kavgalı olan, Lozan Antlaşması’na sahip çıkmayarak adalarımızın işgal edilmesine göz yuman, sınırlarımızın dibinde bir Kürt devleti kurulmasına zemin hazırlayan, Kıbrıs’ı satmak için planlar yapan, Türk Halkının en büyük güvencesi olan Türk Ordusu’nu itibarsızlaştırmak için, komutanlarına yapılan kumpaslara ses çıkarmayan, 15 Temmuz’u bahane ederek askeri okulları kapatan, ordunun yüz yıllık geleneklerini hiçe sayan teşkilat değişiklikleri, terfi, atama ve yanlış uygulamalarla içini boşaltan iktidar, bu ülkeyi FETÖ gibi eli kanlı bir örgütün darbesinden yine ordu içindeki vatansever Türk Subay ve Astsubaylarının kurtardığını unutmuş gözükmektedir.

Çağ atlıyoruz, uçuyoruz derken inşaat ve hizmet sektörü ile kaynağı meçhul sıcak para girişlerine bağlı Türk Ekonomisi her geçen gün daha kötüye gitmekte, yatırımların durma noktasına gelmesi, yabancı yatırımcıların artık ülkemizi güvenli bulmaması, her gün binlerce gencimizin işsizler ordusuna katılmasına sebep olmaktadır. Halinden memnun, dışarıya borcu olmayan bir tane esnaf, işçi, köylü ve memur yoktur. Şahsi menfaatler uğruna ve tek başına alınan siyasi kararlarla milyonlarca Suriyeli göçmeni besleyerek, oy kazanma telaşı ile T.C. vatandaşı yapma planları, kendi vatandaşlarının yarıdan fazlasının yoksulluk sınırı altında kaldığı bir ülkede  kabul edilebilir gibi değildir. 

Yirmi gün önce Türk Vatandaşlığını iade ederek büyükelçi yaptığı ABD vatandaşlığı devam eden Merve Kavakçı’ya, geçmiş dönemlerin maaşlarını vermek için yasa çıkartan, milletvekillerine iki maaş bayram ikramiyesi veren, TRT’deki borazanlarına yüz milyarlarca ödemeler yapan hükümet, kendi memuruna utanmadan %3 maaş artışı teklif etmekte, TRT için elektrik faturalarımızdan gasp edilen payları artırmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiçbir döneminde Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından bu kadar büyük miktarlarda örtülü ödenek kullanılmamış, devlet kademelerinde bu kadar israf yaşanmamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kazanımları yok olmuş, devletin elindeki bütün fabrika, arazi, tesis, liman, maden ve gayrimenkuller değerlerinin çok altında bir bir satılmış, yer üstü ve yer altı kaynaklarımız yabancılara devredilerek ülkemizin geleceğine ipotek konulmuştur. Ormanlarımız, akarsularımız, denizlerimizdeki en güzel koylar, dünyanın baş tacı yaptığı doğa harikaları borçlarımızın faizini ödeyebilmek için satılarak birer birer yok olmaya başlamıştır.

Sosyal devlet anlayışını makarna kömür dağıtmak olarak gören, bağlı zenginlerini yaratan, devletin arazilerini ve mülklerini tarikatlara, yandaş vakıflara devretmekten çekinmeyen, kendisine el açan ve biat edeni maaşa bağlayan iktidar, haklarını savunanlara göz açtırmamakta, kendi kurdurduğu sendikalara üye olmayanlara acımasızca davranmakta, elindeki bütün kadrolara yandaşlarını yerleştirirken mülakatlardaki sudan sebeplerle halkının yarısını yok saymaktadır. İşçinin, memurun, yaşlının, emeklinin, dulun, yetimin, malüllerin, engellilerin hakları her geçen gün geriye gitmektedir. Sağlıkta devrim, paralı muayeneye dönmüş, artık en hayati tedavilerin alınamaz, ilaçların bulunamaz olduğu ülkemizde devlet kendi sağlık çalışanlarının bile hayatlarını koruyamaz olmuştur.

Anayasa değişikliklerinin oylanarak, son derece şaibeli ve kanunsuz bir şekilde sonuçlandığı referandumdan aldıkları yeterli gelmemiş, milletvekillerinin yetkisiz hale getirildiği sembolik bir mecliste bile iç tüzük değişiklikleri yapılarak muhalefetin sesine üç dakikadan fazla dayanamayan bir iktidar olduklarını ortaya koymuşlardır. Türk Milleti, Türk Ordusu, Türk Bayrağı ve Türk Halkı demekten korkanlar, tek millet, tek devlet, tek bayrak derken, aslında söylemek istediklerinin “Tek adam rejimi” olduğunu saklayamamışlardır. 15 Temmuz bahanesiyle, olağanüstü şartlara sebep olan faaliyet alanlarının dışına çıkılarak tek adamın önerdiği kanun hükmünde kararnamelerle idare edilen güzel ülkemiz, ne yazık ki bütün dünyanın gözleri önünde, her geçen gün biraz daha demokrasiden uzaklaşmaktadır.

Ve nihayetinde Atatürk’ün “Bir ülkede o ortadan kalkarsa, artık o ülkede namustan, şereften ve haysiyetten söz edilemez” dediği adalet; tek adamın kıskacında, iktidarın gücüne ve siyasi iradesine bağlı hale gelmiş, demokrasilerin olmazsa olmaz kalesi yerle bir olmuştur. Suçlu suçsuz on binlerce kişinin göz altına alındığı, tutuklandığı, mallarına el konulduğu, meslekten men edildiği, görev yaptığı kurumlardan atıldığı, ihbar, ispiyon ve itirafçı dehşetinin yaşandığı bir ülkede korku hükümranlığı hüküm sürmektedir.  

Evet derseniz bitecek dedikleri terör iyice azmış, milletimiz, bir zamanlar ya masaya oturdukları, yada el altından besledikleri şeriatçı, bölücü hain örgütlerin kanlı saldırılarıyla her gün en az bir veya daha fazla şehit vermeye devam etmektedir. Ne yazıktır ki çizdiğimiz tablo karanlıktır, bu zihniyet ve anlayışla her geçen gün daha da karanlığa doğru sürüklenmektedir. Ancak referandum sonuçları göstermiştir ki, her türlü güç kullanımına, kanunsuzluğa ve harcanan paralara rağmen direnen bir Türkiye vardır. Ülkenin gerçekte yarıdan fazlası, birlik ve beraberlik sağlandığında bu direnişte yer alabildiğini ve bundan sonra da alacağını göstermiştir.

Cumhuriyetin yüz akı, yüz yılın projesi Köy Enstitüsü mezunlarının söylediği gibi, Atatürk’ün Anadolu’da bu topraklara çaldığı maya tutmuştur. Bunu bu ülkenin topraklarından sökmeye, ne şimdi ne de bundan sonra da hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Bizi zafere götürecek yolun örgütlü mücadele olduğuna inanan ve Türkiye’nin her yerinde Atatürk’ün vizyonunu hakim kılmak ve Türk Bayrağını dalgalandırmak için mücadelesini sürdüren, bağrında yüz binlerce Atatürkçü ve vatansever gönüllüyü barındıran Atatürkçü Düşünce Derneği’nin İzmir’deki Şubeleri olarak son nefesimize kadar Atatürk İlke ve Devrimlerini toplumun her kesiminde hakim kılacak savaşımıza devam edeceğimizin, hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmadan meydanları hainlere bırakmayarak var gücümüzle çalışacağımızın bilinmesini istiyor, halkımızı derneğimizin çatısı altında birlikte olmaya çağırıyoruz.

Atatürkçü Düşünce Derneği, Genel Merkezimizin de ifade ettiği gibi, her türlü hainliğin karşısında eylemsel ve hukuksal mücadelesini devam ettirecek ve bu ihanet sürecinin yakın takipçisi olacaktır. 

Ne mutlu Atatürk’ün çizdiği yoldan gidenlere, Ne mutlu Türküm diyene!

 

                                                                                          ADD İzmir Şubeleri