As soon as you open an account Bet365 will send you a 10 digit Offer Code via email. Receive Your £200 bet365 Welcome Promo Bonus plus £50 Mobile Promo

ADD AYDIN ŞUBESİ ATATÜRK’E KARŞI YAPILAN SALDIRILARI PROTESTO EDEREK, SALDIRILARI KINAYAN İMZA KAMPANYASI BAŞLATTI.

ŞUBELERDEN HABERLER

ADD Aydın Şubesi 19 Mayıs 1919’un 98. Yıldönümünde dernek binasında gerçekleştirdiği bir toplantı ile Yönetim kurulu tarafından hazırlanmış protesto ve kınama bildirisi ile son zamanlarda Atatürk’e ailesine karşı yürütülen iftira hakaret kampanyası lanetlenmiştir. Dernek Başkanı Günver Güneş tarafından yapılan açıklama da Mustafa Kemal Atatürk’ün, sadece Türk Milletinin değil, tüm mazlum milletlerin de kahramanı olduğu, Atatürk’ü küçültmeye, aşağılamaya, tarihten silmeye hiç kimsenin gücünün yetmeyeceği,  Derin tarih diyerek sığ tarih anlatanların da bunu çok iyi bilmeleri gerektiği belirtilmiş, Atatürk’e ve ailesine karşı saldırılarla ilgili bir bildiri hazırladıklarını bu bildiriye imza koyarak Atatürk’e ve ailesine karşı yapılan kara propagandayı geniş halk kitlelerine ulaşarak kırmak istediklerini Atatürk’e saldırının bilinçli sistematik olduğunu Cumhuriyet’e ve Atatürk’e sahip çıkarak bu kirli oyunu bozacaklarını ifade etmiştir.

 

ADD Aydın Şubesinin Bildirisi     

21. yy da Türkiye Emperyalist devletlerin tek ve ortak hedefi haline dönüşmüştür. Bu nedenle geçmiş dönemlerde gösterdikleri çabadan çok daha yoğun ve çok daha sinsi bir saldırı ile Cumhuriyet devrimlerini aşındırma, Atatürk’ü ortadan kaldırmanın planlarını yapmaktadırlar.  Ortadoğu’da tek laik ve ulus devlet olan Türkiye’nin Atatürk ile olan bağları koparılabilirse Bir şekilde Ortadoğu’nun kontrolü de denetimleri altına alınmış olacaktır. Atatürk’e Türk Devrimine ait kurumlara saldırıların asıl amacı budur. Bunun için Ulusal Bayramların kutlanması engellenmekte, 10 Kasımlarda Devlet yöneticilerinin Atatürk’ün huzuruna çıkması türlü mazeretler, bahanelerle gözden kaçırılmakta, Atatürk imajı okullarda, toplumsal yaşamda değersizleştirilmeye çalışılmaktadır. Ulus Devlet’e karşı küresel güçler tarafından açılan ve karşı devrimci işbirlikçiler tarafından hayata geçirilen mücadele de amaç Ulus devlet’i, Atatürk’ü yok edip çok kimlikli, çok dinli, çok ırklı, Ilımlı İslam modeli ile kökten dinciliği dönüştürme projesi uygulamaya konulmuştur.        

Türkiye bugün dinsel ve etnik sömürünün terör ve kargaşa ile dayatılan tehlikeleriyle boğuşuyor. Her alanda yaşanan kirlenme laik hukuk devletini ve cumhuriyetin tüm kurum ve kuruluşlarını sarıp sarmalamaktadır. Atatürk’e ve Cumhuriyet’e muhalif olanlar bu başarısızlığı onu ve eserini yıkmanın bir bahanesi olarak kullanıyorlar. Atatürk’ün manevi şahsına eserlerine yapılan saldırıları da bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor.  

Ülkeyi kuran büyük insana yapılan hakaretlere karşı duyarsız kalan bir toplumda, artık çürüme ve kokuşma başlamıştır. Sinmiş, korkmuş, soluğu kesilmiş, teslim olmuş bir toplum, Atatürk’ünü, Atasını koruyamıyorsa, koruyacak bir şeyi kalmamış demektir. Bu sinmişliğin varacağı en son nokta, Atatürk’e karşı yapılacak yeni saldırılara yol açması, bu saldırılara niyetlenenleri cesaretlendirmesidir.  Emperyalizme karşı ilk kez zafer kazanan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’e karşı yapılan saldırılara karşı asıl tepki vermesi gereken kurumlar, ne yazık ki, sessiz kalarak, görevlerini savsaklayarak ya da yerine getirmekten kaçınarak tarihimize karşı en büyük suçu işlemektedirler.

Söylenen sözlerin ve yapılanların amacı, ulusumuzu, yavaş yavaş Atatürk’ten uzaklaştırmak, ulusumuza Atatürk’ü unutturmaktır. Çünkü Atatürkçülüğün temelinde tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığı vardır. Kemalizm’in Altı Ok’u, ülke sınırları içinde herkesin barış ortamında, eşit olarak yaşamasını ve paylaşmasını sağlamak amacının sistemleşmesidir. Bu ilkeler olduğu sürece ve bu ilkelere sahip çıkan toplum varken, ülkenin sömürülmesi olanaksızdır. Sömüremeyecekleri ülkeyi bölüp, parçalamak da kolay değildir. Bu nedenle emperyalizm, kendisine içimizden, Atatürk’ü ‘itibarsızlaştırmayı’ onların yerine yapacak  –işbirlikçiler aramış ve bulmuştur. Bu işbirlikçiler, kendi varlıklarını bile borçlu oldukları yüce kurucumuza sözde özgür düşünce adına ‘Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığını’ anıtlarına büstlerine saldırarak, adını kurumlardan kaldırarak, Eğitim Öğretim de yer vermeyerek kin ve nefrete dönüştürmüşlerdir.  O’nun temiz ve yüce adının onun sağladığı bağımsız, özgür ortamda hakarete, saldırıya maruz kalması ancak ‘vicdan sefaleti’ ve ‘utanmaz bir ikiyüzlülükle’ açıklanabilir.

Son zamanlarda giderek artış gösteren, eşsiz liderimiz, büyük kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk'e saldırıların uzun süre önce başladığı ve zemin yoklanarak ağır ağır yol alındığı bilinmektedir. Atatürk’e, dincilerin, şeriatçıların, yobazların yanında ikinci cumhuriyetçiler de yazılarında, kitaplarında, filmlerinde ve konuşmalarında hakaret etmektedirler. Yeterli tepki verilmeyince de, bir sonraki saldırı daha şiddetli yapılmaktadır.  Özellikle Küresel güçlerin görevlileri, yazdıkları kitaplarla, verdikleri konferanslarla, Türk toplumunu Atatürk’ten soğutmak ve devlet ideolojisinin Kemalizm’i terk etmesini istemeye çalışmaktadırlar.

 

Mustafa Kemal demek, emperyalizme başkaldırmak ve yenmek demektir. Atatürk demek, özgürlüktür, bilim ve akıldır. Atatürk demek, kulların birey olmasıdır, çağdaşlıktır, aydınlanmadır. Atatürk demek, devrimciliktir, yurtseverliktir, Kemalizm’dir, Altı Ok’tur. Atatürk demek, Türkiye Cumhuriyeti demektir. Kısaca Atatürk Türkiye’dir, Türkiye Atatürk’tür.

 

Atatürk'e hakaretlerin arkasında, bütün bunlara düşmanlık vardır. Türkiye'yi bölmenin yolu, Atatürk ve onun düşüncesini yok etmekten geçmektedir. İşte emperyalizmin yaptığı da aynen budur. Bugün özgürce yaşadıkları ülkede varlıklarını, Atatürk’e ve silah arkadaşlarına borçlu oldukları halde, kurucusuna hakaret eden kişi ya cahildir, ya da haindir. Eğer kişilerin tahsilleri varsa, bunlar vatan haini sınıfına girerler.

 

“10 Kasım’da sap gibi ayakta durmaya gerek yok” söylemi, bugün Atatürk’e ağır hakaret düzeyine gelmiştir. Anadolu topraklarında yaşayan, bu ülkenin nimetlerinden yararlanan yurttaşların yapılan bu saygısızlıklara, hakaretlere karşı tepki vermemesi kabul edilemez. Bu saygısızlıklara, bu hakaretlere karşı durmak, her şeyden önce insanın kendine duyduğu saygının gereği olduğu kadar, büyük kurtarıcımıza da minnet duygusunun ifadesidir. Bugün Atatürk’e karşı iğrenç iftiralar atılırken, başta Genelkurmay olmak üzere sessiz kalanlar, bunların hesabını da vereceklerdir. Tarihi derinleştiriyoruz diye, ülkemizin kurucusuna hakaret eden soysuzlar da, yaptıkları hakaretlerde boğulacaklardır..

 

Bugün bu kadar Atatürk’e açıktan saldıracak kadar cüretkar olmaları içinde bulunduğumuz siyasal koşullardan kaynaklanmaktadır. Sömürge döneminin işbirlikçileri, Ulusal Savaşı sırasında emperyalistlerin destekleri ile Atatürk’e fütursuzca saldırmışlar saldırmaktadırlar. Atatürkçü Düşünce Derneği olarak Bizler Cumhuriyet'in kazanımları ve devrimlerinin yaşatılmasında büyük önderimizin görev verdiği asıl unsurlar olarak Atamızın mirasını her daim koruyacağız kimsenin kuşkusu olmasın. Tüm yurtseverleri demokratik yollarla Atamızı korumaya davet ediyorum Türkiye bugün tam bağımsızlığı yeniden kazanmak, kırılıp dökülen cumhuriyeti yeniden kurmak göreviyle karşı karşıyadır. Bunu da Cumhuriyetin kurucusu M. Kemal Atatürk’e sahip çıkarak sağlayabilir.