GÜNGÖR BERK: YENİ REJİME DOĞRU

Olağanüstü Hal ortamında, 16 Nisan 2017’de yapılan ve meşruiyet tartışması devam eden halkoylaması sonucunda, “Anayasa değişikliği”, kıl payı farkla kabul edildi. Bu halkoylamasıyla Parlamenter rejimden Başkanlık rejimine geçildi. Egemenlik kayıtsız, şartsız Milletin iken, doksan yedi yıl sonra, kayıtsız, şartsız “tek adam”a verildi. Toplumsal uzlaşma sağlanmadan telaşla yapılan, başlangıcı ve sonu tartışmalı bu “Anayasa değişikliği” ile toplumun ortadan ikiye bölündüğü de ortaya çıktı.

 
          Şimdilik adı “Partili Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi” olarak dillendirilse de bu düzenin asıl adının Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü yılında, 2023’de, konulacağı anlaşılıyor.
 
          Başkanlık rejimini getiren “Anayasa değişikliği” 3 Kasım 2019’da yürürlüğe girecektir. Ama iki önemli değişiklik ise hemen yapılacaktır. Bu geçiş sürecinde “Yeni rejim”in hukuk düzeni oluşturulacak, tepkiler yatıştırılacak, toplum alıştırılacak, toplumsal muhalefet yumuşatılacaktır.
 
          Hemen yürürlüğe girecek değişikliklerin ilki, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) halkoylaması sonucunu açıklamasından sonra, acele ile gerçekleştirildi. Sayın Cumhurbaşkanı 2 Mayıs’ta AKP Genel Merkezi’ne giderek partiye üye oldu. Tam 979 gün sonra, mevzuat gereği yaşanan ayrılığa son verdi ve gözyaşları içinde yuvasına, sevdasına, aşkına yeniden döndüğünü açıkladı. Değişiklik gereğince, “Cumhurbaşkanının partili olması” gerçekleştirildi. Sayın Cumhurbaşkanı bundan böyle AKP’ nin Cumhurbaşkanı oldu, taraftar gömleğini giydi. 21 Mayıs’ta AKP Genel Başkanlığı’na seçildikten sonra da “Eski rejim”in organları Meclis ve Hükümet’in devreden çıkarılacağı görülüyor.
 
          Hemen yürürlüğe girecek diğer değişiklik ise “Partili Cumhurbaşkanının Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu (HSK) oluşturmasıdır”. Yargıyı bağımlı kılacak bu yeni oluşumun beklendiği günlerde, Adalet Bakanlığı’nda yaşananlar, “Yeni Rejim”e ait hukuk düzeninin kurulmaya başladığını göstermektedir. Adalet Bakanlığı’na Avukatlıktan Hakimliğe Geçiş Sınavı ile alınan hakimlerin çoğu AKP üyelerinden seçilmiş ve “partili hakimlik” kapısı da açılmıştır.
 
          Halkoylamasında “Başkanlığa Hayır” diyen Cumhuriyetçiler, Başkanlık Rejimi’ne geçişin ilk adımlarını şimdi kaygıyla izlemektedir. Toplum, içte ve dışta çözüm bekleyen ülke sorunlarını bir yana bırakmış; Cumhuriyet, Demokrasi, hukuk, temel hak ve özgürlükler konusunda endişe duymaya başlamıştır. Şimdiden “Kimse ikinci sınıf vatandaş olmayacak” gibi sözler edilmektedir. Sırada, 1920’den beri Türk Milleti’ne ait olan egemenlik hakkının anayasal olarak ortadan kaldırılması vardır. Türk vatandaşlığı ve Türk Milleti’nin egemenliği hedefe konulmuştur. Ülkenin bölünmesi ve federatif bir yapıya dönüştürülmesi gündemdedir.
 
          Halk oylaması günlerinde bu tarihsel geriye dönüşe, Başkanlığa karşı, hep birlikte söyledikleri marşları ve önlerindeki Mustafa Kemal Paşa’sıyla “Hayır” diyenler, Cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkma kararlılığını göstermişlerdir. Bu halk hareketi, cephesini genişleterek ve sesini yükselterek, heyecanla 2019’a doğru yürüyüşe geçmiştir.
 
          Halk oylamasında yaşanmış kanunsuzluk ve yolsuzluklar nedeniyle, 2019 seçimleri için doğan güvensizlik ve sandıktan uzaklaşma duygusu, “Demokrasi Cephesi”ni etkilemeyecektir. Demokrasi Cephesi bileşenleri önümüzdeki süreçte uzlaşmayla, ortak akılla, partisiz, ortak, doğru bir Başkan adayını belirleyecektir. Bu ortak aday demokrasi mücadelesinin ve yarınların umudu olacaktır. Erkene de alınsa, 2019’da da yapılsa, seçimlerde demokrasi kazanacak, yeniden aydınlığa çıkılacaktır.
 
          2019’a doğru yürürken önümüzdeki demokratik ve örgütlü mücadele, demokrasi mücadelesidir. Mücadeleye, bu amaçta birleşen tüm demokratik kitle örgütleriyle birlikte devam edilecektir. Mücadelenin başarısı, yeniden güçlü parlamenter rejime dönüşü sağlayacak bir anayasa olacaktır.
          Türk Milleti umutsuz değildir ve ulus devletinden, Atatürk’ten, onun ilkelerinden, çağdaşlık ülküsünden asla vazgeçmeyecektir.
 
GÜNGÖR BERK
ADD BDK ÜYESİ