Dr. Halil Özcan: EĞİTİM

 

Eğitim, insan yetiştirme sanatı olarak tanımlanır ve bireyleri yetkinleştirip olgunlaştırdığı gibi toplumları ve devletleri de doğrudan etkiler. Onun için denir ki;”bir milletin geleceği o milletin vereceği eğitime bağlıdır.” Türkiye’nin Atatürk sonrası kırılmaları ve günümüzdeki siyasi çalkantıları da aynı dönemde uygulanmaya başlanan eğitim politikalarının oluşturduğu söylenebilir.

Hatta günümüz siyasetçilerinin uyguladıkları proje okullar ile vakıf ve cemaat okulları ile Türkiye sadece bugünü değil, geleceğini de kaybetmek tehlikesiyle karşı karşıyadır. 1950’lerde başlayan Tevhid-i Tedrisat Yasası’na aykırılık nasıl bugün siyaseti şekillendirdi ise bugünkü uygulamalarda hiç şüphesiz gelecek kuşakları şekillendirecektir.

Atatürk döneminde olduğu gibi eğitim akıl ve bilim temelinde her türlü doğmadan uzak olarak fikri hür, irfanı hür ve vicdanı hür nesiller yetiştirmelidir. Aksi takdirde eğitim olanağı bulamayan zeki ama yoksul çocuklar, cemaat ve tarikatların kucaklarına itilerek onların yönlendirmelerine açık hale gelebilmektedir. Onun için rüştünü ispat etmiş olan okulları proje okul kapsamına alarak onları bağlarından koparmak yerine diğer okulları proje okul seviyesine getirmek gerekir.Eğitim, bizim gibi gelir dağılımı adil olmayan ve gelişmekte olan ülkelerde olabildiğince ücretsiz ve devletin denetiminde olmalıdır.

Unutulmamalıdır ki; Osmanlı Devleti’nde eğitimin devletin denetimi dışında da verilmesi birbirini anlamayan ve birbiriyle çatışan kuşakları yetiştirmişti.  Bunun önüne geçebilmek için de Tevhid-i Tedrisat Yasası ile tüm eğitim ve öğretim hizmetleri Milli Eğitim Bakanlığı denetimine verilmişti. Bakanlık denetimi kalktığında ne olur diye soracak olursanız Osmanlı Devleti’nde ne olmuştu diye cevap verilebilir.